İçeriğe geç

Anlaşmalı Evlilik

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Anlaşmalı Evlilik

Bölüm 2

Evlenme ve ilk gün

~Ertesi gün olmuştu. Uyandım, elimi yüzümü yıkayıp kahvaltımı yaptım. Üzerimi değiştirdim. Saçımı ve makyajımı yaptım. Çantamı hazırladım ve evet artık hazırdım. Nikah dairesine gitmek için yola çıktım. Vardığımda konuştuğumuz saati 5 dakika geçmişti. Ama Aras hâlâ ortalıkta yoktu. Mesaj attım. Görüldü bile atmadı. Sonra arkamda bi ses duydum, kafamı çevirdim bu Aras'tı.

• Çok geç kalmıştım. Mesajlara bile bakacak vaktim olmadı. Umarım bekletmemişimdir. Umarım bi aksilik çıkmaz.

-Hoş geldin.

+Hoş buldum Defne Hanım.

-Eğer hazırsanız girelim içeriye.

+Tamam.

~ İçeri girmiştik. Önce bir şeyler imzaladık. Sonra fotoğrafımız çekildi ve evlilik cüzdanlarımız verildi. İçimde bi his vardı ama bu hissin ne olduğunu çözemedim. Heyecan mıydı stres miydi? Yoksa! Aşk mıydı? Hadi canım ordan adamı daha ikinci görüşüm aşık olmuş olamam ya. Yani değil mi? Olamam, olmamalıyım. Bunları düşünürken çok uzun dalmış olacağım ki Aras bi anda seslendi.

+Defne Hanım. İyi misiniz?

-Evet evet. Bi de artık hanımlı beyli konuşmamıza gerek yok bence, değil mi? Sonuçta artık karı kocayız.

+Evet haklısın Defne. Bu arada artık aynı evde kalacağız malum evlendiğimiz için.

~ Ne! Hemen mi? Aynı evde mi kalacaktık? Nasıl yani? Şaşırmıştım ve bu durum yüzüme yansımış olacak ki Aras tekrardan kendini açıklamaya başladı.

• Acaba yanlış bir şey mi söylemiştim? Ama olması gereken bu değil miydi zaten?

+Yani aynı evde kalmamız daha uygun olur çünkü iş için de daha rahat olur.

-Evet sorun yok zaten. Olması gereken bu.

~ Olması gereken bu mu? Düpedüz kendimi kandırıyordum. Olması gereken bu ne demekti. Niye ağzımdan bu çıkmıştı ki.

+Hadi o zaman evimize gidelim.

-Tamam.

+Benim arabamla gidelim.

-Ama benim arabam ne olacak?

+Onu benim şoförüme söylerim bırakır evin önüne.

-Peki, tamam.

~ Arabaya doğru gittik. Ön koltuğa bindim. O ise sürücü koltuğuna. Tam yola çıkacaktık ki durdu bi an da. Üzerime gelmeye başladı. Ne olduğunu anlayamadan kemere elini uzattı ve taktı.

• Arabaya bindiğimizde onun kemeri takmasını bekledim fakat takmadı. Üzerine doğru eğilip kemere doğru uzandım. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Biraz tırsmıştı. Yüzüne çok yakındım. Cildi ne kadar da güzeldi.

+Takmayı unutmuşsun.

-Ha evet teşekkür ederim.( Söyleseydin kendim takardım zaten, kendini romantik sanıyor.)

• Sırıtarak ona baktım. Sonra önüme dönüp arabayı sürmeye devam ettim. Eve varmamıza çok az kalmıştı.

~ Hafif sırıtarak bana baktı. Sanki benim bilmediğim bir şey biliyormuş gibi. Yola çıktık ve eve vardık içeri girdiğimizde ferah bi oturma odası bizi karşılıyordu. Açık pembe ve krem, beyaz tonlarında eşyalar vardı. Benim bu renkleri sevdiğimi nereden ögrenmişti? Demek ki araştırmıştı. E bi zahmet kendisi teklif etmişti zaten evlenmeyi. Ben niye bu kadar salak şeyler düşünüyordum. Aklımı normal çalıştıramıyor gibi hissediyordum.

+Bak burası da yatak odası. İki tane yatak odası var benimle aynı yerde yatmak istemezsen diye misafir odasını da güzelce dizayn ettirdim.

-Teşekkürler. Çok düşüncelisin. ( Niye böyle dedim ki zaten olması gereken bu değil miydi? Birbirimizi tanımıyoruz bile bir de üstüne aynı odada hatta aynı yatakta mı kalacaktık.)

+Rica ederim. Benim şimdi şirkete gitmem gerek sen evde değiştirmek veya eklemek istediğin bir şey varsa çalışanlara söyleyebilirsin.

-Peki teşekkürler. Görüşürüz.

+Görüşürüz.

~ Evde beğenmediğim ya da eklemek istediğim bir şey yoktu bu yüzden kanepeye oturup televizyonu açtım. Bugün izin günüm olduğu için şirkete de gitmedim. Öylece haberlere bakıyordum. Sonra da film seyretmeye başladım. Saat 18.00'ya geliyordu. Kalktım ve mutfağa girdim. Akşam yemeği hazırlamak için. En basitinden patates kızartması ve köfte yaptım. Çünkü aklıma ilk bu gelmişti. Aras'ın da beğeneceğini düşünerek hazırladım ve sofrayi kurdum. Tam ben Aras'ı arayacakken kapı sesi geldi ve Aras geldi.

-Hoş geldin

+Hoş buldum

-Gel hadi içeriye. Yemek hazırladım soğumasın.

+A ne hazırladın?

-Patates kızartması ve köfte. Biraz klasik ve kolay ama aklıma ilk bu geldi.

+Önemli olan zorluğu değil tadı. Ki muhtemelen çok güzeldir.

• Aras ne diyorsun sen? Anlayacak şimdi senin aslında ondan hoşlandığını. Sus ve saçmalama lütfen.

~ Gülümsedim. Masaya oturduk yemeye başladık. Yüz ifadesinden beğendiği belli oluyordu. Tabaklarda hiçbir şey kalmamıştı. Hepsini yiyip bitirmiştik.

+Eline sağlık. Çok güzel olmuş.

-Teşekkür ederim, afiyet olsun.

+Ben bi duşa gireyim en iyisi dışarıda çok terledim.

-Tamam sen gir bende burayı toplayayım.

~ Aras duşa girmişti bende mutfağı toplamaya başlamıştım. Mutfağı topladıktan sonra odaya gittim. Üzerime giyinmek için tam kiyafet alıyordum ki Aras duştan çıktı. Tam arkamı döndüğümde onun yarı çıplak halini gördüm. Hemen kafamı geri çevirdim.

-Haber etseydin çıktığını iyi olurdu.

+Neden ki? Biz sonuçta evliyiz. Benim vücudumu görmenin neresi yanlış?

-Ben yanlış demedim zaten ama yani hani sence de çok erken değil mi biz sevgili bile değildik hani bu seni ikinci görüşüm falan.

~ Üzerime gelmeye başladı. Bende geri çekilmeye başladım. Ayağım yatağa takıldı ve sırt üstü yatağa düştüm. O da sanki avını yakalamış bi aslan gibi üzerime geldi. Gülümsedi.

•Onun üzerine gittikçe hissedilen o korku ve panik karışımı şaşkınlık çok tatlıydı. Hatta o kadar tatlıydı ki onu orada hemen öpmek, ona sarılmak istiyordum. Ama bunu yapamazdım. Çünkü o daha beni tanımıyordu. Önce hem beni tanımasını sağlamalı hem de bana güvenmesini sağlamalıydım.

+Sakin olsana biraz seni yemeyeceğim.

-Ben sakinim zaten. Gereğinden fazla yakın davranan sensin.

+Öyle mi?

~ Yüzüme daha da yaklaştı. Nefeslerimiz birbirimize değiyordu. Sonra geri çekildi. Hemen ayağa kalktım. Tam pijamalarımı alıp çıkacaktım ki arkamdan bi ses geldi.

+İyi geceler Defne.

-İyi geceler Aras.

~ Odama geldim ve yatağıma yattım. Tam o sırada şiddetli bi yağmur başladı. Tam uykuya dalacakken gök gürledi. Korkuyla yerimden sıçradım. Ben gök gürlemesinden çok korkardım. Hemen kalktım yatağımdan. Aras'ın yanına doğru gittim. Odanın kapısını tıklattım.

• Bi an da gök gürledi. Umarım Defne korkmuyordur. Acaba yanına mi gitsem? Ama olmaz o zaman kesin anlar. Nereden bildiğimi falan sorgular. Bence zaten yanıma gelecektir o. En iyisi bekleyeyim.

-Girebilir miyim?

+Evet. Ne oldu?

-E şey gök gürlüyor ya bende çok korkarım yanına yatabilir miyim? Hatta istersen koltukta da yatabilirim yani yeter ki yanımda birisi olsun.

• Güvene bu kadar aç bi insanı ilk defa görüyordum. Herkes benim yanımda yatmaya can atarken o ise beni rahatsız etmemek için koltukta yatmayı bile kabul ediyordu.

+Yanıma gelebilirsin.

-Teşekkür ederim.

~ Battaniyeyi kaldırdı ben yanına yattıktan sonra geri uzerimi örttü. Aramızda biraz mesafe vardı tam o an da gök gürledi ve hızlıca ona sokuldum. Gülümsedi ve elini omzuma koydu, bana sarıldı.

• Defne'nin o korkmuş hali çok çocuksuydu. Sanki 5 yaşındaki bir çocuk babasına sarılıyor gibiydi. Bi yandan da çok tatlıydı.

+Tamam, sakin ol, korkma! Ben yanındayım. Tek değilsin şu an.

~Ona baktım. Gerçekten de bana şefkatle bakıyordu. Bu adamdan bunu beklemiyordum açıkcası. Yani kötü birine benzemiyordu fakat bu kadar da iyi birine benzemiyordu. Tam bunları düşünürken çok dalmış olacağım ki sabah gözlerimi açtım.

•Bana yaslanırken uyuya kaldığını fark ettim. Hemen kafasına yastığa rahat bir pozisyonda yatırdım. Bende yanına yattım. Her gök gürlediğinde bana sarılıp bir şeyler sayıklıyordu. "Beni bırakma,lütfen" gibi şeyler o bana sarıldıkça ben ona teselli veriyordum. O sırada ikimizde dalmış olacağız ki sabah olmuştu çoktan ben kalkıp hazırlanıp şirkete gittim. Onu uyandırmadım çünkü o bugün izinliydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.