İçeriğe geç

Anıl Abi

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Anıl Abi

Bölüm 8

Makarna Gecesi

----

Anıl'ın gözünden

O akşam karşı eve vardığımda, içerideki sohbet dolu sesler bana hoş bir sıcaklık verdi eski günlerdeki gibiydi. Sema, Gökhan ve Mete masanın etrafında oturmuş, Parla mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. İçeri adım attığımda Sema beni fark edip seslendi.

"Abi! Gel hadi, herkes burada," dedi gülerek. Sema, elindeki tabağı masaya koyduktan sonra yanıma geldi. "Parla iş görüşmesinin nasıl gittiğini anlattı mı? Onunla yolculuk keyifliydi herhalde." Kimseye çaktırmadan göz kırpmıştı hatta, Çin gibiydi kardeşi.

Kafamı hafifçe salladım. "Sordum ancak pek iyi değildi sanırım o yüzden üstüne gitmek istemedim" diye cevap verdim, bakışlarımı Parla’ya yöneltirken. O an göz göze geldik. Parla’nın yüzünde biraz yorgun, ama memnun bir ifade vardı. Görüşme hakkında daha fazla konuşmak istemediğini hissettim, ama yine de sormadan edemedim.

"İş görüşmesi nasıl geçti Parla?" dedim, merakımı saklamaya çalışarak.

Parla kısa bir an duraksadı, sonra başını hafifçe eğip gülümsedi. "Fena değildi Anıl abi. Henüz sonuç yok ama umutluyum." Abi kadar taş düşsün başına

Gökhan araya girdi. "Yani kardeşim girdi sonuçta mülakata kesinlikle iyi geçmiştir!" dedi kardeşine yürürlüğe bakarak.

Mete de hemen onayladı. Parla’nın kardeşleriyle olan ilişkisi hep çok yakın olmuştu. Onlarla olan bu samimiyetine bir yandan imreniyordum, ama diğer yandan bu sıcaklığa dahil olmak da güzeldi. Semayla arası iyiydi ancak, belki de kişiliğinden, her yerde otorite kurmayı severdi. Buna kardeşlik ilişkisi de dahildi.

Parla vs Sema sofrayı hazırlamış makarnayı getirmişlerdi. Petso soslu makarnaları servis etmişlerdi. Yemek bittikten sonra da sofrayı bize toplattırmışlardı. Mete itiraz etmek gibi bir hataya düştü ki Parla'nın onu ısırmasıyla yaptığı yanlışı farketti. Evet, yaptı bunu. "Ya biz senin dişli bir insan olduğundan bahsederken bunu kastedmiyorduk ablacım." Dedi. Hızlıca masayı ve bulaşıkları toplayıp salona geçtik.

Sohbet hızla başka konulara kayarken şakalaşmalarını dinledim. Herkes neşeliydi, ama ben o an Parla’nın bana neden böyle bir uzaklık koyduğunu sorguluyordum. Mezuniyet gününden beri içimde bir şeyler değişmişti. O günden bu yana Parla’nın gülümsemesi, ses tonu, hatta gözlerindeki ifade bile farklı bir anlam kazanmıştı.

Herkes bir koltuğa yığılmış, tatlıları yerken dördüne birden mesaj geldi. Ortak gruplarına gelmiş olmalıydı kimden geldiği de belliydi, Mert.

Mahşerin Dört Katlısı

Mert: Bebekleeer kendime yeni bir pijama aldım

Mert: Baksanıza

Mert:

Parla: Mert balım nutkum tutuldu. Umarım bununla dışarı çıkmaya çalışmıyorsundur. 🥰

Mete: Mert abi 1.80 dev gibi bir adamsın bir kere de normal bir gaffur pijamasıyla görelim seni

Mert: Mete kuşum, canım arkadaşımın canısı kardeşi. Ben sana sabah abi dediğin için trip atmadım mı?

Gökhan: Bizim dükkana da alsak bunlardan satar mı acaba? 🤔

Sema: Ben olsam alırım Gökhan abi, hatta sen bize telatabili getir. 😂🙄

Parla: Abi aslında bayağı mantıklı, satabilir. 👍🤔

Mert: Arkadaşlar bu çorak topraklara stil getirmekten mutluyum ama dikkatinizi cezbederim. Beni över misiniz?

Mert:

---

Herkes birbirine bakıp gülüşüyordu, Mete gülerken kendine vurmaya başladı bir noktada.

"Nerden buluyo bu çocuk bu kıyafetleri? Her gün farklı bir şey" dedi Gökhan. Bana da durumu anlattılar, farklı koşullarda tanısam ben de komik bulabilirdim çocuğu ama kıl olmuştum. Özellikle Parla karşımda içten bir şekilde gülerken ve birlikte yaşadıkları saçma anıları anlatırken.

----

Bölüm sonu

4 yorum