İçeriğe geç

Anıl Abi

Bölüm 35 · 3 dk okuma

Anıl Abi

Bölüm 35

İlk İş Günü

----

Parla'nın gözünden

Sabah erkenden uyanmıştım. Heyecandan geceden beri içim kıpır kıpırdı. İlk iş günüme hazırlanırken dolabımın önünde epey vakit harcadım. Çok resmi olmamalıydım ama fazla rahat da görünmek istemiyordum. Sonunda beyaz bir gömlek ve bej tonlarında rahat bir pantolon tercih ettim. Hafif bir makyaj yapıp saçlarımı düzgünce topladım. Aslında çocuklar için riskli renklerdi bu hafta kotlara dönerdim.

Mete mutfakta kahvaltısını yaparken beni görünce kaşlarını kaldırdı. Bu aralar erken uyanıyordu?

“Bir işe başlaman için illa dergi kapağı gibi mi görünmen gerekiyor?” diye sırıttı.

Gözlerimi devirdim. “İlk gün ya iyi bir izlenim bırakmak lazım” dedim kahvemi alırken.

Gökhan da mutfağa gelip yanıma oturdu “Heyecan var mı? Bak olmazsa endişe etme dükkana tezgahtar lazım hem ata işi”

“Abi yaaaa. Biraz heyecanlıyım...”

Mete hemen lafa atladı. “Bence çok fazla.”

Erkek kardeşler işte.

Annem kahvaltı yaparken sık sık “Her şeyin en iyisini yapacağına inanıyorum” diyerek moral verdi. Babamsa daha sakindi ama gözlerindeki gururu görebiliyordum. Yıllardır gerçekten emek vererek okumuştum. Tüm stajlarım ve ekstra eğitimlerim tamamdı.

Sonunda evden çıkıp kreşe vardım. Küçük bir yerdi ama sıcak ve sevimli bir havası vardı. Müdür hanım beni güler yüzle karşıladı sonra da sınıfımı gösterdi. Üç yaş grubuyla ilgilenecektim. Küçük, afacan suratlı çocuklar bana merakla bakıyordu. İçlerinden biri, kocaman gözleriyle bana yaklaşıp “Sen kimsin?” diye sordu.

Gülümsedim. “Ben öğretmeniniz Parla.”

“Hmmm... Oyun oynayacak mıyız?”

İşte en önemli soru buydu. Eğilerek cevap verdim. “Tabii ki!”

İlk dersimiz oyunlar ve şarkılarla geçti. Zaman nasıl geçti anlamadım. Çocuklarla vakit geçirirken mutluluğum arttıkça arttı.

Öğle arasında telefonumu açtım ve Anıl’dan gelen mesajı gördüm. Hala rüya gibiydi.

Anıl: “İlk gün nasıl gidiyor öğretmen hanım?”

Gülümseyerek cevap yazdım.

Ben: “Beklediğimden çok daha güzel! Çocuklar harika. Ama inanılmaz hareketliler.”

Anıl: “Tahmin edebiliyorum. Seni yordular mı?”

Ben: “Henüz değil ama gün bitmeden pilim tükenebilir.”

O sırada sekreter gelip masama büyük bir çiçek bıraktı. Üzerinde adım yazıyordu. Merakla baktı muhteşem bir beyaz orkideydi. Küçük bir kart iliştirilmişti:

‘İlk günün güzel geçsin. Eminim harika bir öğretmen olacaksın. – A.’

Telefonu tekrar açıp hemen mesaj attım.

Ben: “Bunu sen mi yaptın?”

Yaptın ne Parla? Yaptın nee?

Anıl: “Ne yaptım?”

Kendi kendime gülerek başımı salladım.

Ben: “Çok güzeller, teşekkür ederim.”

Anıl: “Senin kadar değil.”

Neeeeeeeee? Lan bu adam bu kadar tatlı mıydı?

İş çıkışı eve döndüğümde annem çoktan mutfağa girmişti. İlk iş günüm şerefine ailecek güzel bir yemek hazırlıyorduk.

Tam bu sırada telefonum çaldı. Anıl’dı.

“Alo?”

“Seni yemeğe çıkarmak istiyorum” dedi direkt. Kesinlikle mühendis kafasıydı. Bi nasılsın iyi misin yoktu.

Gülümsedim ama üzgün bir sesle cevapladım. “Ah çok isterdim ama annemler ailece kutlama yapıyor.”

“Anladım” dedi. “O zaman başka zaman.”

“Mutlaka.”

O sırada Mete telefonu elimden aldı. “Alo, enişte? Merhaba!”

“METE!” Telefonu geri çekmeye çalıştım ama kahkahayla kaçtı.

Anıl’ın gülerek bir şeyler söylediğini duydum ama telefonu geri almak mümkün olmadı. Sonunda Mete, “Tamam tamam, ablamı geri veriyorum. Hadi görüşürüz enişte!” diyerek telefonu bana uzattı.

Yanaklarım kıpkırmızı oldu. “Özür dilerim...”

Anıl sadece güldü. “Mete var ya cin gibi ama şu enişte olayını bayağı sevdim." Dedi

Göz devirdim. “Neyse, görüşürüz.”

Masada annem, babam, Gökhan ve Mete vardı. Yemekler sofraya dizildiğinde annem gözleri dolu dolu bana baktı. “Parla, seni böyle mutlu görmek o kadar güzel ki...”

Gökhan bana gülerek döndü. “Öyleyse ilk iş günün şerefine bir konuşma yap.”

“Hadi bakalım örtmenim” diye ekledi Mete.

Kahkaha attım özellikle örtmenime, omuz silktim. “Ne diyeyim ki? Benim için çok güzel bir gündü. Çocuklarla çalışmak tam hayal ettiğim gibi.”

Babam başını salladı. “Önemli olan sevdiğin işi yapman.”

Sohbet derinleşti, kahkahalar yükseldi. Yemekten sonra mutfağa gidip çay koymaya hazırlanırken telefonum bir kez daha titredi.

Anıl: “Eminim akşam yemeği harikaydı ama seni kaçırdığım için biraz kıskanıyorum.”

Ben: “Beni kıskanıyor musun?”

Anıl: “Sen olsan kıskanmaz mıydın?”

Gülümsedim. O anda içimde tarifsiz bir mutluluk vardı. Hayatımda her şey yavaş yavaş yoluna giriyordu. Ve Anıl’la aramızda, küçük ama değerli bir şeyler filizleniyordu.

----

Hellööö yeni bölüm ısrarlar üzerine bir iki gün erken geldi. 💓Yorumlarınız için teşekkürleer. Burda daha büyük dramalar dönmeyecek baştan diyeyim. Bir de en çok okunanlarda 1. sıradayız 🙌😻

Bölüm sonu

4 yorum