İçeriğe geç

Anıl Abi

Bölüm 28 · 3 dk okuma

Anıl Abi

Bölüm 28

Mert in İzmir

---

Parla'nın gözünden

Tatilden dönerken Sema arabayı kullanıyordu. Kuşadası’nın sakin yolları yerini İzmir’e bırakmıştı. Yol boyunca çalan şarkılara eşlik ettik ara sıra tatildeki komik anılarımızı hatırlayıp güldük. Sema’nın neşesi gözümden kaçmıyordu. Tatil ona iyi gelmişti. Tabii, dönüş yolunda okulların açılacak olması biraz gerse de durumu fazla belli etmiyordu.

Eve vardığımızda kapıyı Mete açtı. “Ablalarım, hoş geldiniz! Nerelerdeydiniz, özledik!” diyerek bizi karşılayıp abartılı bir şekilde sarıldı. Sema ters bakıp "Mete balım Mert'in neden abiye takıldığını daha iyi anlıyorum."

“Ne kadar özlediğini mutfağa haline bakarak mı anlayacağız?” dedim, şakayla karışık. Çünkü bizim yokluğumuzda mutfakta bir savaş çıkmış gibiydi. Dahası annem bunu görse Mete'nin halini düşünemiyordum.

“Uf, tamam ya. Hemen trip atmayın. Abimle sahil maçına çıktık. Biraz dağınık kalmış olabilir.”

Sema gülerek “Biraz mı? Mete, burası yemek değil sanki performans sanatı olmuş” dedi. Evden çıkarken anahtarı almaya girmişti.

Valizlerimi bırakıp kendimi koltuğa attığımızda kapı çaldı. Annem "Parla, aç kızım, ellerim dolu!" diye seslendi. Kapıyı açtığımda karşımda Mert’i buldum. Üzerinde parlak mor bir tişört, elinde bir kutu tatlı vardı. “Sürpriiiz!” diyerek elindeki kutuyu uzattı.

“Mert!” diyerek ona sarıldım. “Ne ara geldin? İstanbul’dan buraya jetle mi uçtun?”

“Jet değil ama özel bir enerjiyle geldim. Seni çok özledim. Hadi anlat bakalım, tatil nasıldı?”

O gün evde büyük bir telaş vardı. Akşam için annem teyze Selma teyzelerin de katılacağı bir yemek planlanmıştı. Annem mutfakta harıl harıl hazırlık yapıyordu. Selma Teyze de gelip yardım etmeye başlamıştı. Sofranın neredeyse bir düğün yemeği kadar kalabalık olacağı kesindi.

Kahvaltıdan sonra Sema’yla mutfağa yardım etmeye çalışırken Mert mutfak kapısında belirdi. Elinde bir fincan kahve vardı ve rahat bir şekilde sandalyeye oturdu. “Ah, bu misafirlik işlerini özlemişim. Parla, kahveyi de ben mi yapayım? Bari biraz hizmet et.”

“Bu kolunuzu affedin efendim, köleniz akşam yemeğini hazırlamaktan kahvenizi unuttu” diyerek kahkahalarla karşılık verdim. Herkes kahkaha attı.

Akşam olduğunda sofrada herkes bir aradaydı. Selma Teyze’nin yanına oturan Mert, şıklığı ve muzip bakışlarıyla ortamın neşesini artırıyordu. Yemekler masaya dizildikçe sohbet de koyulaştı. Mete her zamanki gibi komik hikayeler anlatıyor, Gökhan araya girip şakalar yapıyordu.

Bir ara Selma Teyze, “Bu arada mahalleden bir kız seni çok beğenmiş Mert” dedi gözleri parlayarak.

Mert bir an afalladı ama hemen toparlandı. “Öyle mi? Kimmiş bu şanslı kişi?” dedi, alaycı bir tonda.

“İsmini vermeyeyim şimdi ama çok tatlı bir kız. Seni bir ara görücüye bile gönderebilirim” diye devam etti Selma Teyze.

Mete kahkahalara boğulmuştu. “Mert vallahi mahallede popülersin. Düşün bir ihtimal.”

Mert’in yanıtı daha da eğlenceliydi: “Ah Selma Teyzeciğim, ben zaten popülerim ama mahalle kızları beni biraz zor kabullenir.”

Herkes bıyık altından bu du duruma gülüyordu, daha ilk günde kısmeti çıkmıştı Mert kuşumun.

Sema, sessizce kahkahasını gizlemeye çalışıyordu. Ben de bu tatlı kaosun içinde, Mert’in nasıl da rahatça her durumu kurtardığına hayran kalıyordum.

Misafirler gittikten sonra telefonuma bir mesaj düştü "Ayıcıklı pijaman hâlâ favorim ama bugün beyaz elbise de hoştu."

Anıl’dı. Bir anlık gülümsemeyle cevap yazdım: "Senden stil tüyoları almalıymışım demek."

"Sen o işi çözmüşsün zaten. Yarın kahve içelim mi?"

"Belki," diye yanıtladım küçük bir oyun olsun diye.

Anıl, bu mesajla beni tekrar düşündürmeye başladı. Ama bu kalabalık ev, dostlar ve aile arasında bu düşüncelerin bir an için kaybolması hoşuma gitmişti.

---

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.