İçeriğe geç

Anıl Abi

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Anıl Abi

Bölüm 2

Mezuniyet

----

Parla'nın gözünden

Mezuniyet günü nihayet gelmişti ve sabahın erken saatlerinde, balkonda hafif esen rüzgarını yüzümde hissederek derin bir nefes aldım. Gece heyecandan uyuyamamıştım. Dört yılın sonunda üzerimden büyük bir yük kalkıyordu. Bugün, sadece bir mezuniyet değil bir vedaydı. Beyaz dantel detaylı elbisemi yatağımın üstüne serip saçlarımı dalgalı bırakmaya karar verdim. Yüzüme hafif bir makyaj yaparken aynaya baktım, kendimi güçlü ve özgür hissetmeliydim ama içimde tarif edemediğim bir boşluk vardı.

Her son bir başlangıç ve her başlangıç beraberinde bir sonu da getirir.

Salonda toplanan ailem ve Sema’nın neşesi biraz olsun gerginliğimi azalttı. Annem ve babam ben içeri girdiğimde dolu gözlerle bana bakıyorlardı, Gökhan ve Mete bu hissi ortamı bozmasalardı ağlayabilirdim. Mete erken (12) kalktığı için huysuzlanıyor abimde onu uyandırmak adına çeşitli şiddet içeren eylemlerde bulunuyordu. Sema onları izlerken anneme dönüp "Canan abla valla işin zor ben abimin üzerine evde bir erkek daha düşünemiyorum" dedi. Annem de ona hak verircesine kafasını salladı, gezmiştir kadın. Sonra Sema her zamanki neşesiyle bana gülümsedi "Bugün senin günün, ışıldıyorsun canikom" dedi. O an, onun her zaman yanımda olduğunu ve ne olursa olsun beni desteklediğini bir kez daha anladım. O benim sahip olmadığım kız kardeşimdir. Bu güvenle mezuniyet alanına doğru yola çıktık.

Tören sırasında sahneye çıktığımda, gözlerim kalabalığın arasında birilerini arar gibiydi. İstanbul'da olduğunu bildiğim Anıl’ın gelme ihtimali aklımın bir köşesindeydi. Kendime engel olmaya çalışsam da içimde bir yerde, onu görmek istediğimi biliyordum. Diplomamı alıp ailemin gururlu bakışları arasında sahneden indim. Bir süre davetlilerin arasında dolandım, derken o an geldi.

Kalabalığın içinde, Sema’nın yanında Anıl’ı gördüm. Dört yıl önceki Anıl değildi bu. Gözleri daha yumuşak, duruşu daha olgundu. Zaman ona çok şey kazandırmış gibi görünüyordu. Kumral saçları, omuzlarında küçük bir ağırlık gibi duran beyazlarla karışmıştı. Eskiden daha sert hatlara sahip olan yüzü şimdi daha dingin ve oturaklıydı. Birkaç yıl önceki o soğuk bakışları yerine derin ama anlaşılmaz bir ifade taşıyordu. Geçmişte beni kıran o adam şimdi başka biri gibi görünüyordu. İçimden bir ses “Zaman ona yaramış” dedi ama aynı anda kendime şu cümleyi hatırlattım, O seni sadece bir kardeş olarak görüyor.

Onların yanına doğru ilerlediğimde Anıl sadece kısa bir "Tebrik ederim" dedi. Sesi tamamen duygusuzdu sanki aramızdaki yıllar hiç yaşanmamış gibiydi. Sema ise her zamanki gibi coşkuluydu beni İzmir’e dönüyorum diye şakayla karışık azarlar gibi güldü. Gözleri ikimizin arasında mekik döküyordu. Tam o sırada arkamdan biri beni sıkıca sarmaladı. Şaşkınlıkla başımı çevirdiğimde, ki görmeme de gerek yoktu bu kontrolsüz güç yakınımda bir kişide vardı, hani ayı da yavrusunu severken öldürürmüş ya o hesap, o kolların Mert’e ait olduğunu gördüm.

Mert abartılı bir üzüntüyle bakıp, bir yere kadar içtenliği ne inanıyorum ama show must go on, bana doğru eğilip “Yetişemedim değil mi? Özür dilerim ballı çöğreğim” dedi. Gülerek karşılık verdim: "Çok kırıldım Mert balım nasıl yaparsın bunu? En önemli günümde seni sahnede aradım yoktun!" dedim.

Mert, bana elini uzatıp, "Dans etme şerefini bana verir misiniz?" diye sordu. Elini tutup kalabalığın arasına doğru ilerlerken, Anıl’ın gözlerinin üzerimizde olduğunu hissettim. Bakışları önce ellerimize, sonra yüzüme kaydı. Bir an için içimde bir umut kırıntısı belirdi ama çabucak kendime gelerek düşüncelerimi bastırdım. O seni abisi olarak görüyor dedim kendi kendim, ve bu gerçeği kabul etmeye çalıştım.

----

Yeni kitabıma da bakabilirsiniiz ✨

Bölüm sonu

4 yorum