İçeriğe geç

Anıl Abi

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Anıl Abi

Bölüm 1

Yeni Başlangıçlar ve Eski Anılar

---

Parla'nın gözünden

Sınıfın kapısından adımımı atar atmaz bütün yorgunluğumu unutuyordum. Küçücük ellerin sıcaklığı, kahkahalarla dolu o masum yüzler, rengarenk bir dünyanın içinde kaybolmak... Hayatım boyunca verdiğim en doğru karar bu mesleği seçmekti, buna eminim. Kendimi bildim bileli bebekleri, çocukları severdim. Stajımı okulumuza bağlı bir kurumda yapıyordum tamamlanamadı çok az kalmıştı. Stajdan çıkınca denizin kıyısında oturup dalgaları izlerken içimde garip bir ağırlık vardı. İstanbul’daki son günlerim olduğunu bilmek, bu kadar alışılagelmiş bir manzarayı bile farklı hissettirdi.

Buraya okumak için gelmiştim. Aslında başta her şey planlıydı: Üniversite, mezuniyet, ardından iş. Ben doğup büyüdüğüm yerden ayrılmayı hiç düşünmemiştim. Ama hayatın planlarla pek ilgilenmediğini o gün öğrendim. O gün kalbim öyle bir kırıldı ki İzmir’de kalmak imkânsız hale geldi. Herkes ve her şeyden kaçmak istedim. Kaçtım da. Dört yıl boyunca bir kez bile geri dönmedim. Ailem ve Sema birkaç ayda bir ziyarete gelir oldu. Bir ara altı ay Erasmus’a gidip daha da uzaklaştım. Buralardan, ondan… Aslında kaçmak da çözüm olmuyor. Hem kaçmak istediğin içindeyse nereye gitsen beraberinde götürmez misin?

Şimdi mezuniyetime bir hafta kaldı. Bu akşam ailem ve Sema geliyor. Düşüncesi beni hem heyecanlandırıyor hem hüzünlendiriyor. Bu küçük (İzmir'de büyüdüğüm ev müstakil 6 odalı bir evdi) 2+1 öğrenci evi, yıllardır benim yuvam oldu. Taşınacak olmak garip hissettiriyor... Düşüncelerimi bir kenara bırakıp mutfağa geçtim. Dolabı açıp ne varsa elime aldım. Taşınmadan önce hiçbir şeyin ziyan olmasını istemiyorum. Hoş benden sonra eve Mert taşınacaktı ama ağız tadımız pek uymuyor benim sebze ağırlıklı dolabımı kullanır mıydı? Sanmam.

Masanın son hazırlıklarını yaparken Sema içeri girdi, mutfağın kapısına yaslandı. Bir elinde çayı yüzünde o her zamanki alaycı hali.

“Bu arada” dedi çayından bir yudum alırken “Abim de bu hafta sonu İstanbul’a gelecek. Çalıştığı firma buradan bir firmayla anlaşma yapacakmış.”

Sözleri duyduğum anda elimdeki çatalı masaya bıraktım. Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı ama bir şey olmamış gibi davrandım. Kendimi toparlayıp sormaya çalıştım.

“Anıl abi mi?” Sesim kontrolümden bağımsız bir şekilde titredi. “Abi” kısmı boğazımdan zorlukla çıktı. Kafamın içinde bir ses yankılandı:

“Abinim ben senin.”

Anıl’la yüzleşmek için hazır olup olmadığından emin değildi. Dört yıl önceki o acı anıyı yeniden yaşamaktan korkuyordu. Dört yıldır bir kere bile görmemişti.

Sema çayını yudumlayarak başını salladı.

“Evet, abim. Biliyorsun, son zamanlarda buraya sık gelip gidiyor. İşinde bayağı yükseldi, şu sıralar da yeni bir projede çalışıyor. Söyleyeyim, kendini sık karşılaşmalar için hazırlasan iyi olur. Hem zaten geri taşınıyorsun, nereye kadar kaçacaksın?”

Bu duruma en çok Sema alınmıştı. Benim herkesten uzaklaşmam onu gücendirmişti, abisine kızıyordu.

Kaçmak. O kelime içime saplandı. Haklı mıydı? Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, dört yılın o gün yaşadığım utancı ve hayal kırıklığını silip silmediğiydi. Kendime güvenerek sevdiğimi söylemiştim, ama aldığım cevap... İçim ürperdi. “Kardeşim gibisin” demişti. Kardeşi. Uzun süre yüzüme bile bakmamıştı. Anıl'ı, Anıl abiyi küçüklüğümden beri çok severdim, hem karşı komşum hem abisimin arkadaşı hem de en yakın arkadaşımın abisiydi. Birbirimizin evine sık girer çıkar, her gün görüşürdük. Küçüklüğümde duyduğum bu sevgi büyüdükçe benim için aşka dönüşmüştü.

Sema’nın söyledikleri bir tokat gibi çınlarken kulağımda, masayı hazırlamayı bitirip oturdum. Konuyu düşünmeyeceğime kendime söz verdim. Ama Anıl’ın adı geçtikçe içimde kıpırdayan o duyguları nasıl bastıracağımı bilemiyordum.

----

Bölüm sonu

5 yorum