Uyuyamıyorum.
Bir sürü saçmalığa taş sallayarak içimdekileri, bütün nefretimi aynalara kussam mutlak mutluluğu çirkinliklerden çıkarıp günlerce uyuyabilirim aslında. Fakat uykumdaki nefes alış verişlerim zamanla tüketirdi kömürlerin arasından çıkardığım elmas gibi bulduğum mutluluğu. Fakat şimdilik yeni yeni düğümünü çözdüğüm yaşamı ve kendimi birbirinden ayırma örgüsüyle de yetinebilirim sanırım. Günlük hayatın zorunlu kıldığı zaman,mekan,yer,iş, insan ilişkileri, sevişmek ya da en basitinden nefes almak unutturuyor çünkü insana kendisini. Bir daha bağlanamayacak şekilde kopuyor insan kendisinden.
Artık yanlızca benim dışımda kimsenin göremediği zehirli ve küflenmiş siyah tarafımı duymak istiyorum ki aldatmaca temelli içi kararmaya başlamış beyaz tarafımı biraz olsun avutabileyim.
Ama unutmamak gerek, beyaz hep kirlenmek için vardır zaten. Beyazın saflığını tutabilecek tek bir varlık yoktur yeryüzünde kanımca.
Her ne yaparsan,ne anlatırsan,ne duyarsan ya da ne görürsen gör olan biten iğrenç zihninde şekil alır hep. Peki duyu organlarını kapatırsan dünyayı saniyelik de olsa güzel hissedebilir misin?
Kendine sahip çıkmak,kendini yetiştirmek lazım. Fakat kendin oluşturduğun olgun halinle bir zaman sonra düzelmeyi ve ya hayatı toz pembe görmeyi önemser misin? Birşeyler hissetmeyi önemser,zihninin duygu hormonlarıno kurcalar mısın? Sanmam. Peki kendinizi unutup çevrenizi hatırlarsanız ne olur? Herkesin göstermelik özendiği "biz daha medeni sevişiyoruz" diye sessizce haykıran insanlardan olursunuz. İğrenç yazarların kendilerini kapatmak için yazdıkları sayfalarca betimlemeleri -benim de yaptığım gibi- içselleştirmeden ve arkasındaki gizlenmeye çalışan iğrençliği göremeden okuyan insanlardan bahsediyorum. Ama belki de böyle olmak birinci seçeneklere değerdir. Gerçekten üzgün olmak yerine yalandan mutlu olmak az da olsa kafanızı dağıtır belki,seçim ellerinizde.
...