Ne Söylesem Boş,Beni Göremezsin
Bir insandan uzaklaşmak iki kelimeyle mümkündür aslında. Bu uzaklık gerçek nicelikten daha çok acıtır.
Psikolojik olarak görünmez olmak kadar zor şey yoktur bence. Karşıdakine kör bir kuyudan seslenmek kadar umufsuzdur artık incelmekte olan gönül bağı. Ulaşmaya çalışırken öleceğini bildiğin bir dağ yamacı misali. Öyle ki kelime dağarcığımı bütün bunları anlatmaya çalışırken beğenmemişimdir, fakat içimde kalsın istemem. O dağ yamacına çıkmamdan önce yarım yarım da olsa sizinde haberiniz olsun diye.
Karşıdaki ulaşılmazdır artık. İstediğin kadar seviş,içine sokul. Dokunuşlarını,parmağının ve zihninin zarif çıkışlarını hissetmez artık. Çok melankolik ve mazoşist bir çaresizliktir bu. Çünkü bir yandan neden kendinize acı çektirip kalmaya devam ettiğinizi bilmezken diğer yandan aşkın yaranıza tuz basması ince ince hoşunuza gider,kopamazsınız. Gitmeniz gerektiğini bilir, fakat korkarsınız giderken topuklarınızdan çıkacak o tok sesden. Fakat kabul etsende etmesende aslında çoktan o seslerle uzaklaşıp kulağındaki yankıyı unutman gerekir.
Çünkü kalmak karşıdakinin içindeki dipsiz çukurun sonunu görmek için içeriye seslenmek gibidir. Ama asla sesinin nereye vardığını bilemezsin,anlamazsın.
ve muhtemelen hiç bilemeyeceksin.
Duyu organlarınızı duygularınızı sindirmek için kullanırsanız canınız yanar. Gözleriniz karşıdakinin zihninin uzaklığını göremez,kulaklarınız kalp ritmini duyamaz. Kahrolup küserler hayata,itrk işlevlerini yerine getiremediklerini düşünerek.
Sonra gözlük takmaya başlarsın
Tekrara düşen seslenişlerde duyarsın insanları
Bu taraftan bakmak bir yerde kolaydır,asıl gizem karşıdakindedir. Çünkü bir insan duygusal olarak ulaşılamaz bir durumdaysa o da bilmiyordur içindeki fırtınada hangi çatıların uçtuğunu,hangi renk tavşanların zihnindeki kurttan nasıl hoplayarak kaçtığını. O yanlızca karşıdakini değil,kendisini de göremez. Ayna bile işlemez bu körlüğüne. Karanlıktan çıkamadığı için bir süre sonra alışır o loş ortama ve çıkmak için,görmek ve duymak için çıkmaya çabalamaz artık.
Ama belki de hala tavşanların rengini tahmin etmeye calışıyor olabilir.
Maalesef ki o karanlık gecenin karanlığı gibi değildir. Gecenin sonu vardır elbet. Ama içine gömülen karanlığı hiç bilemez,tahmin edemezsin. Nasıl ve neden orda olduğunu da anlamlandıramazsın.
Fakat bütün bunları karşıdaki göremeyebilir. Kavanozundaki son empati ve sabır kırıntılarını harcamış,kalbi çoktan törpülenmiş, duyguları çoktan toz tutmuştur. Bu durum çukurun daha da deşilmesine,derinleşmesine sebep olur.
Eğer gözlüğünüzü unutmuşsanız bu çukura düşmeniz olasıdır.
Karanlıktan çıkılmadıkça gönlündeki perde inmez, gömüldüğü balçıktan sıyrılmak gerek.Bütün bunları atlatmak olgunluk ister. Yanlış anlaşılmasın, yıllara ve göz etrafında çizgilere gerek yoktur bunun için. Soyut bir olgunluk lazımdır aslen.
Ne zaman gideceğini bilmek, hicbir dalı çürütmeden ağacı yetiştirmek, kirli sarısı delik deşik kaldırım taşlarını okumak amacıyla tekrar bakmak
...