İçeriğe geç

Anhedoni

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Anhedoni

Bölüm 2

Zaten sarıyı hep ölüme yakıştırmışımdır.Öldüren ishalin,sıtma sıcağının, Azrail'in dişlerinin sarısı

Zaten sarıyı hep ölüme yakıştırmışımdır. Öldüren ishalin, sıtma sıcağının, Azrail'in dişlerinin sarısı

Gökyüzüyle oyun oynarken bile en son akla gelen renklerden,sade ve kendiliğinden fakat bir yandan da canlı ve eğlenceli.gerçekten hic sürtüşmemişmiydi kirle? Hiç mi alakası olamazdı kalbin emekliliğiyle?

Kaldırım taşlarının rengine siyahla eşlik eden,hayatı için mücadele veren arının ölümü olacak iğnesini kullanmadan hemen önceki sarı vızıldaşmasında rol alan sarıyı neden hep ikinci plana atmışızdır? Favori rengi sarı olan pek insanla tanışmadım, sarının güzel tonlarını avuçlayıp tutabilen çok az şey gördüm. Sarının hep karanlık yani göz ardı edilmiştir sanırım, zaten sarının karanlık tarafı mı olurmuş? -muzun kararmış yanı falan herhalde- Sarı diyince akla yaz gelir.Canlılık,ritim gelir. Ne diye aklımıza idrar gibi pislikler gelsin ki zaten?

Ya da mevzu sarı değil galiba

Bütün bu sarı pollyanacılığı bir yana, renklerin belirli bir kalıpta olması ve birşeylerin temsili olması insan beyninin anlama ve amaç sussuzluğunun güzel bir örneğidir. Öyle ki beynimiz kırmızı görünce aklına elma getirmeyi,maviyle koklaşınca kafasını havaya yöneltmeyi hiç ihmal etmemiştir. Fakat isteseniz de aklınıza son günlerindeki hastanın mavi çarşafındaki kan damlaları gelmez aklınıza. Ne gerek var ki? Orda kan kusan siz değilseniz,yapabileceğiniz bir şey yok.

Değil mi?

Gökyüzüne bakarak elma yemeye devam edin ve keyfini çıkarın,sedyedeki siz olana kadar.

İnsanların koyu renkleri hem kasvet hem de asalet olarak görmesi de ilginçtir. Kasvetin, felaketin -ya da damınıza damlayan olumsuzlukların- sorumlusu tutulan siyahın en çok rastlanılan renk olması gibi. Ya da suyun nefesinizle ebelemece oynarken görebileceğiniz son şey olan lacivertin birilerinin odasının boyası olabileceği gibi.

Gerçi koyu renkler pencereyi ağlatan yağmurun kirini temsil ediyorsa kim odasını laciverte boyar ki?

Beyazla siyah küsmüdür? Bence siyahla beyaz da olsa birbirine zıt olanlar birbirleriyle en barışık olanlardır. Siyah olmasa beyazın duruluğuna ışık tutacak kim vardır başka? Olsa bile siyahın karanlık ışıltısını kendisinden başka yerini tutabilecek kadar yetenekli kim vardır? Beyaz hep sakınır siyahı gözler önünden,hep yanı başındadır.Fakat siyahın üstlendiği kir hiç bulaşmamıştır beyaza. Birbirlerine muhtaçtırlar ve bu durumdan hiç rahatsızlık duymamışlardır.

Griyi atlamak istemedim.Sigara dumanında karşıma çıktı,hapsetti beni. Bence grinin kirlenen bir beyaz mı yoksa temizlenmeye çalışan bir siyah mı olduğunu tartışmak ahmaklıktır. Beyazın ya da siyahın böyle dertleri yoktur-zaten gri cok hazetmez ikisinden de-. Kendisini imtihana tutmak için anarşizmi uydurmuştur gri. Belli bir kalıba uymak istemez, hatırlatmak ya da ilgi çekmek? Geçerken uğramaz bile. Ama kaçamamıştır gece gizlice içilen sigaranın dumanındaki özgürlük olmaktan, bir yerde belki o da bir yere ait olmak,bakıldığında birşeyi anımsatmak ister.Kendisini dumana yansıtarak iç çeker. Fakat yanlış anlaşılmasın,bu bir çaresizlik ya da bir yakarış değildir.Burnundan kıl aldırmayan gri memnundur bu iç çekişten,sigaranın dumanında anarşizmini yaşatır.

Ama acı çekiyor mudur bilemem, çünkü bütün bu anarşik ve nihilist düşüncelerle sessizce hayatımızın arkasından geçip giden gri bütün bunların yanında duygularından bahsedemeyecek kadar da ürkektir.

Belkide bu yüzden böyle gürültülü fikirleri olmasına rağmen sessiz sedasız geçer aklımızın gölgelerinde.

Bölüm sonu

2 yorum