İçeriğe geç

Angel Boy / Lee Felix

Bölüm 6 · 9 dk okuma

Angel Boy / Lee Felix

Bölüm 6

6

Felix'in gözünün içine bakıyordum. O'da her zamanki güneş kadar sıcak gülümsemesini bize sunuyordu. Chan oppa Felix'e odaklanmış bir şekilde bakıyordu. 'Bizi tanıştırmayı düşünüyor musun Byeol?' diye sormuştu Minho oppa.'Evet' anlamında kafamı sallamıştım. Felix'in yanına geçtim.

"Tanıştırayım. Chan oppa'nın merak ettiği Lee Felix. Felix bunlar da sırasıyla..." demem ile en başta olan Jeongin söze atladı 'Ben biricik ve en iyi kuzeni Yang Jeongin.' ardından küçükten büyüğe doğru sıralandıkları için devam ettiler. 'Ben ilk arkadaşı vebiricik kuzeninin ev arkadaşı Kim Seungmin.' 'Ben en en en yakın arkadaşı ve en sevdiği ama açılmadığı Han Jisung.' demiş ve benden kafasına bir tokat yememek için aegyo yapmıştı. Kabul edelim bu kişi sincapa benziyo ve aegyo yapınca o yanakları çok sevimli oluyordu. Kabul vurmayacağım. 'Ben ofis prensi Hwang Hyunjin.' 'Ben kas ve kalp adamı Seo Changbin.' Bunu demesi ile hepimiz gülmüştük. Felix'te hafif kıkırdamıştı. 'Ben Byeol'un en sevdiği ve ikinci babası Lee Minho.' 'Bende Bang Chan.' demişti ve hepimizin ağzından üzüntü sesleri çıktı. Minho oppa minik bir şekilde Chan oppanın omuzuna vurdu. 'Hadi be dedoş. Sırayı bozma.' dedi Seungmin. 'Tamam. Bende Byeol'un ve hepsinin babası ve en büyüğü Bang Chan.' demiş ve Felix'in elini sıkmıştı. Ortamın gergin olduğunu herkes fark etmişti. 'Hadi o zama bilet alma vakti. Byeol ver kartını.' Jisung yine harika bir fikir sunmuştu. Ona bir yemek veya istediği bir şey almalıydım.

Jisung ilk önce benden kartı almıştı sonra ise Chan oppanın koluna girdi ve bilet gişesine doğru yürümeye başlamıştı. Diğerleri de onların arkasından yürümeye devam etmeye başlamışlardı. Ben ,Felix ve Minho oppa arkada kalmıştık. 'Chan yeni tanıştığı herkese soğuk davranır. Sana alışsın gör bak ne kadar sevgi dolu davaranacak. Aynı baba gibi.' Felix gülümsemişti. Minho oppada bana bakıp göz kırpmıştı.'Hadi gidelim yoksa tüm paranı bitirecek bunlar.' diyip kolunun birini benim boynuma, diğer kolunuda Felix'in boynuna atmış ve yürümeye başlamıştık .

Yanlarına gittiğimizde cidden tüm paralarımı yemek üzerelerdi. 'Hepimize yetecek kadar bilet aldılar. Daha hâlâ bir şeyler alma peşindeler.' Chan oppa en sonunda kartımı ellerinden almış ve bana uzatmıştı. ' Hepimiz burada olduğumuza göre ilk önce hafif şeylere binebiliriz. Hadi buna binelim.' demişti. Bizde Jisung'un elini uzattığı yere dönmüştük. Çarpışan arabaları gösteriyordu. Ne zamandır binmiyorduk eğlenceli olacaktı.

Binmek için kişi seçmeliydik. Hyunjin - Changbin, Minho - Jisung, Jeongin tek başına binmek istediğini söylemişti. Ben , Felix, Chan oppa ve Seungmin kalmıştık. Seungmin Chan oppayı çekimişti. Ve beraber binmişlerdi. Felix ve bende bir arabaya binmiştik. Felix sürücü tarafına geçmişti bende yanına oturmuştum. Kemerlerimizi takmıştık düzeltmem gerekirse Felix benim için takmıştı. Aslında onla konuşmak istiyordum. Ama arabaların hareket etmesi ile Changbin ve Hyunjin ikilisi bize çarpmıştı. Bide kıkırdıyorlardı benim kalbim sökülüyormuş gibi olmuştu. 'Sanırım bizim de birilerine çarpmamız lazım ne dersin?' Felix'in bana bakıp göz kırpmıştı. Bende olumlu anlamda sallamıştım. Bizde Jeongin'e çarpmıştık. 'Kuzenim tarafından hançerlendim.' demiş ve gülmeye başlamıştı. Biz gülerken Jeongin'e arkadan Jisung ve Minho oppa çarpmıştı. Felix ve benim arkamdan ise Chan oppa ve Seungmin çarpmıştı. Hepimiz zincirleme kaza gibi ortada durmuş gülüyorduk ve sonunda süre bitmişti.

Hepimiz inmiştik. Ama ben arabalararın olduğu yerden çıkarken ayağım takılmıştı yine yeri boylayacak gibi duruyordum. Daha sonra koltuğunun altında iki el hissetmem ile gözümü açmıştım. Felix beni tutmuş ve onun toprakları benim elalarıma bakıyordu.'İyi misin?' Chan oppaya dönüp kafamı salladım. Toparlanıp kalkmıştım. Jeongin bana bakıp gülüyordu. Omuzuna hafif bir şekilde vurmuştum. 'Baba gördün mü? Kızın bana el kaldırıyor.' Bunu demesi üzerine Chan oppa yine Jeongin'e 'Ciddi misin?' bakışı atmıştı. Jeongin daha sonra koluma girip ' Alınmadın değil mi? Seni kırdıysam...' " Hayır kırmadın ve özür dilememeni kaç kere söylemem lazım? Asıl canını acıttıysam ben..." diyecekken Jeongin benim kafamı öpmüştü. Bende ona bakıp gülmeye başlamıştım. 'Kısasın ondan yanağına ulaşamıyorum pisicik.' "Tamam kısayım ama artık şu pisicik lafını duymamış gibi yapacağım." Bunu dememle daha fazla gülmüştü ve elini ayırıp bana döndü 'Arkadaşının yanına git artık ondan çok bizle ilgileniyorsun.' kafamı sallayıp Felix'in koluna girmiştim. Bana şaşkın bir şeklide bakıyordu ama ondan başka şaşkın olan biri daha vardı Chan oppa.

Minho oppa onu bizden ayırıp korku trenine doğru götürmüştü ve bizde arkasından gidiyorduk. Ama ben önünde durmuştum. Minho oppanın da sonradan aklına gelmişti. Evet benim en büyük fobim karanlıktı. Çocukluğumda en kötü anılarıma sebep olan o karanlık oda, o karanlık ev, o karanlık yer...... 'BYEOL! Sonunda. Binmek istemiyorsan binmeyelim.' " Hayır sorun değil. Siz binin olmazsa ben beklerim sizi." 'Bende pek sevmem korku trenlerini olmazsa bende Byeol ile sizi beklerim.' Felix bunları söylerken ciddi miydi yoksa beni yalnız mı bırakmak istemiyordu? 'Tamam o zaman hadi sıranın en önüne geçmeliyiz.' demişti Jisung ve Chan oppayı itmeye başlamıştı. "İyi eğlenceler!" 'Sizede ama sanırım yine karaoke yolu gözüktü bize. Neyse Changbin bizi sağır etmeden gidiyim yanlarına. Bir şey olursa mesaj atarsın.' Minho oppa bize bunları söyleyip koşarak Jisung'gile katılmıştı.

'Karaoke?' diye sorgular şekilde bana bakıyordu. "Bir yere oturalım anlatayım." Felix kafasını sallamış ve bir banka doğru beni çekmeye başlamıştı. Banka oturmuştuk. " Şimdi nerden başlasak. Ha buldum. Minho oppanın yükseklik korkusu olduğundan neredeyse hiçbir oyuncağa binemiyoruz. Benim karanlık korkumdan da çoğu yere bilemiyoruz bu yüzden bizde bir çözüm bulalım diyip karaokeye karar verdik. Sadece çarpışan arabalara biniyoruz yada ikiye ayrılıp yarımız dönme dolaba yarımız korku trenine biniyoruz. Daha sonra karaokeye gidip 2 veya 3 saat boyunca şarkı söylüyoruz. Bu kadar." Felix anlamış bir şekilde bana baktı. 'Senin bana anlatmak istediğin bir şey var gibi. 2 gündür o garip bakışı yapıyorsun.' " O kadar belli oluyor mu?" Yine kanım yanaklarıma doğru hücum etmişti. 'Evet ve teyitte etmiş oldum. Ne sormak veya anlatmak istiyorsan söyleye bilirsin.' " Felix ben karar verdim. Artık yeni bir sayfa açmak istiyorum. Şu sıralar onun için uğraşıyorum. Diğerlerini öyle görmek kalbimi çok paramparça etti. Hem kendi hayatımı hemde onların hayatını düzeltmek istiyorum. Bu yüzden bana yardım edermisin?" Bütün içimde olanları kimseye anlatmak istemesem bile onun ayrı bir güven havası vardı. Bunları söyledikten sonra Felix gözü parlamıştı. 'Tabiki sana yardım ederim.' Bunu söylemesinden sonra içimdeki bütün heyecanla ona sarılmıştım. Ona bana tepki verip sarılmıştı. Yine o sıcak ev hissiyatı doldurmuştu içimi.

O andan sonra diğerlerinin gelemesini beklemiştik. Zaten gelmeleri çok uzun sürmemişti. Şu anda her zaman ki Jeongin'in parantez içinde yakın arkadaşı olan Bong Cha'nın çalıştığı karaokeye gidiyorduk. Bong Cha ile Jeongin ortaokuldan beri arkadaşlar. Benden sonra Chan oppanın ikinci kızı. Bizim eve çok sıklıkla geldiğinden yakın arkadaştık. Jeongin'den hoşlandığını söylemişti. Asla onu sıkıştırmamıştım. Jeongin'e aynı taktiği uygulamıştım ve sonunda oda itiraf etmişti. Bende ikisini yakıştırdığımdan onlara yardım etmeye başlamıştım. Tabi olayı elime yüzüme bulaştırdığımdan Minho oppa anlamıştı ve bana yardım etmeye başlamıştı.

Sonunda karaokeye gelmiştik. 'BYEOOOOOOOL!' Bong Cha'nın üstüme atlaması ile yeri boylamıştık. 'Aghhhhhhh!' Felix acı bir iniltide bulunmuştu. Sonrasında belini tutmuştu. Chan oppa babalık refleksi sanırım Felix'in beline elini koyup 'İyi misin?' diye sormuştu. Sonunda Bong Cha üstümden kalkmıştı. Kalkar kalkmaz Felix'in yanına gitmiştim. Kulağına eğilip " Özür dilerim." 'Önemli değil.' Chan oppa Felix'in koluna girip karaoke odasının birine girip otutturdu. Bende kartımı Changbin oppaya vermiş ve yanlarına ilerlemiştim. Kapının camından baktığımda ikisinin konuşup ardından güldüklerini görmüştüm ve içeri girmiştim.

Benden sonra geri kalan herkeste gelmişti yine her zamanki gruplar olarak şarkı söyleyelim demiştik. Aslında bu defa grupları Changbin oppanın isteği üzerine değiştirmiştik. Jisung ve Changbin oppa, Minho ve Jeongin, Hyunjin ve Seungmin, ben ve Chan oppa olarak ayarlamıştık.Felix'e sorduğumuzda sorun olmadığını kendisinin ayak uyduracağını söylemişti. İlk kişi taş, kağıt, makas oynayarak seçilecekti. Chan oppa beni itmişti. Ben, Minho oppa, Changbin oppa ve Seungmin oynayacaktık. İlk elenen kişi şarkı söyleyecek ve sıradaki kişiyi ve şarkıyı seçecekti.

*ai cover olarak şarkıları dinlerken okumanızı öneririm*

Ve ilk elenen kişi Seungmin olmuştu. House of Memories şarkısını açmışlardı. . Ben ağızı açık bir şekilde onları dinliyordum. Seslerinin bu kadar uyacağını hiçbirimiz bilmiyorduk. Tabi şu ana kadar böyle bir şeyden haberimiz yoktu. Ses uyumları harikaydı o ikisinin sesi her şeye mükemmel uyduğu için bu şarkıyıda zorlanmadan söylemeye başlamışlardı. Son yerde ikisinin sırayla söylemesi daha eşsiz bir ses olmuştu. Tüylerim diken dikendi. Şarkı bitmişti ve kişileri seçme sırası gelmişti. 'Sıradaki kişi Changbin oppa ve Jisung alalım sizi sahneye beyler.' demiş ve ikisini koraokeye makinesine geçmişti.

Seven şarkısını açmıştı. Changbin oppa ve Jisung bile şaşırmışlardı. Ama şarkı başladığından söylediler. Bu ikili ve Changbin oppa genelde rap söylerdi bu yüzden birazda olsa vokal söylemeleri hoşuma gitmişti. Ama vokal seslerinin de harika olduğunu söyleyebilirim. Arkadaşlarım diye demiyorum hayatımda rapten vokale bu kadar hızlı geçiş yapan görmedim. Sesleri biraz kaysada ve özellikle Changbin oppadan beklemediğim bir sesle söylüyordu. Jisung arada vokal söylediğinden alışıktım. Son kısımda ki rapi Changbin oppa sevinç ile söylemişti. 'Sanırım seçeceğim kişi prenses ve babamız karaoke sırası sizin hadi!'

Bu zor bulunduğundan bırakıyorum



https://youtu.be/9j7v0trsIZM?si=VcRvmMBPaRyXmkAT

Bize seçilen şarkı Perfect Blue 'ydu. Ben bu şarkıyı bir-iki kere dinlemiştim. Şarkıyı söylemeye başlayacaktık. Chan oppa omuzuma elini koyup rahatlamamı sağlamıştı. Sakin bir şekilde Chan oppa şarkıyı söylemeye başlamıştı. Bende aynı sakinlikte şarkıyı söylemeye başlamıştım. Onun sesi kesinlikle benden daha iyidi. Ben onlar kadar harika şarkı söyleyemiyordum. Tabi onlar müzik ile ilgileniyorlardı ve Chan oppa arada şarkı yazardı sanırım bu yüzdendi. Bazen bende söylerdim. Ama sesimi beğenmezdim. Şu anda onlar sayesinde söyleyebiliyorum. Sonunda şarkı bitmişti. Taş, kağıt, makas oyununa ben katıldığım için sıradaki kişiyi Chan oppa seçecekti. 'Felix söylemek ister misin yoksa diğerleri mi söylesin?'. 'Söylemek isterim eğer sizin için sorun olmazsa.' " Tamam o zaman şarkıyı ben şeçebilir miyim?' Felix ve Chan oppa olumlu anlamda kafalarını sallamışlardı. Bense şarkı seçmeye gimiştim.

Love Story şarkısını seçmiştim. Bu şarkıyı bir arkadaşım sayesinde öğrenmiştim.( ssudw_0 )Bana her zaman destek olmuştu.... Bu şarkı benim için özeldi. Felix'in söylemesini istemiştim. Nedenini bilmiyordum? Felix karaoke makinesinin karşısına geçti ve eline mikrofonu alıp şarkıyı söylemeye başlamıştı. Şu anda hepimiz ağzı açık bir şekilde Felix'i dinliyorduk. O kalın sesi ince bir sese dönüşmüştü. Ama öyle tiz değil mükemmel bir sesti. Chan oppa bile ona hayran bir şekilde bakıyordu. En fazlada Changbin oppa heyecanlıydı. Sebebini bir ara sorarım yada elinde sonunda söyler. Daha sonrasında tekrar Felix'e döndüğümde bana karaoke makinesinin siyah ve yansıyan tarafından baktığını görmüştüm. Ve sonunda şarkıyı bitirmişti. 'Vay canına! Ben böyle birini ilk defa görüyorum. Byeol ile iyiki arkadaş olmuşsun.' Chan oppa araya girdi ve 'Son ikilide söylesin artık eve gitmeliyiz yarın iş var.' Tamam anlamında hepimiz elimizi '👍🏻' yapmıştık. Son ikilinin şarkısınıda Felix seçmiş ve Chan oppa ile benim arama oturmuştu.

Somewhere only we know şarkısını seçmişti. İkisi genellikle ben üzüldüğümde bu şarkıyı söylerlerdi. Ve ellerine anında mikrofonları alıp şarkıya başlamışlardı. Şimdi bir arada söylemeleri o kadar güzeldi ki ağlamak üzereydim ikisinin sesi bana her zaman huzur verirdi. Şu andada huzur vermişti. Jeongin'e yada Minho oppaya sarılıp dert anlattığım oturup ağladığım ve her zaman destek olacaklarını söyledikleri o anlar gelmişti gözümün önüne. Şimdi herkesin içinde ağlamak istemiyordum. Yine onların moralleri bozmak istemiyordum. Felix beni fark etmişti. Yavaşça bana sarılmıştı. Bende ona sarılmıştım. Onlarda şarkılarını bitirmişti.

Sonunda karaoke salonundan çıkmıştık. Bong Cha'da bizimle gelmişti. Ama Jeongin'nin yanındaydı beraber konuşarak yürüyorlardı. Bense onlara bakıyordum. 'Byeol.'. Sonrasında arkadan seslenen kişi ile arkama dönmüştüm. Hayır o-o-o-olamaz....

1751 kelime

En sevdiğiniz yer?

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

Hata varsa özür dilerim.

Bölüm sonu

6 yorum