İyi okumalar 🦋
_________
Felix, elinde boya paletini tutmuş, burnunu çekerek, Hyunjin'in resmi düzeltmesini izliyordu. Felix'in yanlışlıkla boya sıçrattığı yere Hyunjin güneş çiziyordu ve şimdi resim eskisinden bile daha güzel gözüküyordu.
Delta, arada sırada çizdiği resimden gözlerini alıp, onu dikkatlice izleyen gammaya dönüyor kırmızı burnuna dikkatlice bakıyordu.
Aynı o günkü gibiydi...19 yıl önce ilk doğduğunda gördüğü gibiydi. Küçücük burnu vardı. Acaba o burunla yeterince oksijen alabiliyor muydu?
H: "Günün nasıl geçti?"
Hyunjin, Felix'i konuşturmak adına soru sormuştu. Gamma saatlerce konuşsun, gülümsesin ve feromon salgılasın istiyordu, Delta.
F: "Sarayı gezmekten yoruldum."
Delta küçük bir kıkırtıyla gülümsemişti.
H: "Erken gelseydin yanıma."
F: "Betalar hiç peşimi bırakmadı ki"
Bu sefer Hyunjin sesli şekilde gülmüş ve elindeki fırçayı, Felix'in elinde tuttuğu boya paletine yaklaştırarak, sarı boyayla yeşil boyayı karıştırmıştı, daha canlı renkler elde etmek için.
H: "Peşini bırakmamalarını ben söylemiştim."
F: "Bahçeye çıkmama da izin vermediler."
H: "Yarın benimle birlikte çıkabilirsin bahçeye"
Felix'in asık olan yüzünde çiçekler açmıştı aniden. Çok güzel gülümsüyordu. Sanki yüz hatları hep gülsün diye yaratılmış gibiydi. Gülümsemesini indirmeden başını onaylar anlamda sallamıştı, gamma.
H: "Yalnız bir şartım var"
Kıvrılmış dudaklar, düz bir çizgi haline gelmişti Felix'in.
F: "Neymiş?"
Hyunjin, Felix'in yüzüne bakmadan, boyadığı tabloya odaklanarak konuştu.
H: "Kızgınlığa girdiğini hissettiğinde bana haber vereceksin"
Gamma duyduğu cümle karşısında kızarmış yanaklarını saklamak için başını önüne eğmiş ve elinde tuttuğu boya paletinin kenarlarıyla oynamaya başlamıştı.
Delta'nın kesinlikle kötü bir niyeti yoktu. Ne bileyim belki gamması kızgınlığa girdiğinde tüm sarayı boşaltır? Ya da tüm ülkeyi? Gerekirse dünyayı?
Felix'in cevap vermediğini gören Hyunjin, odaklandığı resimden gözlerini çekmiş ve sarışın gammaya dikkatlice bakmıştı.
H: "Yanlış anlamanı iste-"
F: "Ben hiç kızgınlığa girmedim"
H: "Nasıl yani?"
Gamma, kızarmış yüzünü umursamadan başını kaldırmış ve Hyunjin'in yıldızlarla dolu gözlerine dikmişti gözlerini.
F: "Amcam dedi ki en iyisi buymuş. Alfalardan korunmanın en iyi yolu hormon ilaçları alıp hiç kızgınlığa girmemekmiş"
Hyunjin elinde sıkıca tuttuğu fırçayı masanın üstüne bırakmış ve ıslak mendil alarak elini silmişti.
H: "Doktora gözükeceksin"
F: "İstemiyorum"
H: "İsteyip, istemediğini sormadım Felix. Sağlığın için ne kadar zararlı biliyor musun?"
Bu sefer Felix de elinde tuttuğu boya paletini masanın üzerine bırakmış ve odanın kenarında duran beyaz koltuğa oturmuştu.
F: "Ben iyiyim"
H: "Söz veriyorum doktor hiçbir türlü temas etmeyecek sana. Sadece kan tahlili yapılacak."
Gamma oturduğu koltukta, yatar pozisyona gelmiş ve ayaklarını karnına çekerek kedi gibi kıvrılmıştı.
F: "İstemiyorum Hyunjin. Uyumak istiyorum"
Delta kolundaki saati kontrol ettiğinde, saatin 11'e geldiğini görmüştü. Şimdi sarı saçlı küçük bedenin, beyaz koltukta melek gibi uyumasına izin verecekti. Ama yarın sabah ilk iş doktor getirmek olacaktı.
.....
Saat gece 11 olmuştu ve Seungmin, Jisung'un başında dakikaları sayarak uyanmasını bekliyordu. Jisung bir an önce uyanmalıydı ki artık bu saraydan gitsinler.
Ama omega öyle uyuyordu ki sanki haftalardır bir dakika bile uyumamıştı. Yastığa ve yorgana sarılmış mırıldanarak uyuyordu.
Zavallı Seungmin dün geceden beri uyumamıştı ve şimdi de Jisung beyfendisinin uyanmasını bekliyordu.
Seungmin'e de sıra gelecekti. Önce saraydan gideceklerdi, sonra annesine sarılacaktı, sonrasında güzel bir uyku çekip bol bol enerji toplayacaktı ve en sonda da topladığı tüm enerjiyi Jisung'u dövmek için kullanacaktı.
Jisung sıkıca sarıldığı yastığıyla birlikte arkasını Seungmin'e dönmüş ve yavaş yavaş gözlerini açmıştı. En son dinlenmek için birkaç dakikalığına yere oturduğunu hatırlıyordu ve şimdi yataktaydı.
Ne yani yaşadığı her şey rüya mıydı? Uzandığı yataktan aniden kalkmış ve oturur pozisyona gelmişti.
S: "Uyandın mı?"
J: "Seung bir rüya görmüşüm. O kadar korkunç ki anlatamam"
S: "Anlatma"
Seungmin kızgın olduğunu belli etmek için sert konuşmuştu. Ama bu Jisung'un umrunda değildi.
J: "Bak şimdi bir odayı temizlemek için girmiştim. Ama o oda şu yakışıklı suratı olan alfanın odasıymış. Ben de tabi korkusuz olduğum için ve o alfaya kızgın olduğum için bu paspas sana girsin demişim."
S: "E korkusuzsan rüyaya niye korkunç bir rüya gördüm diyorsun?"
J: "Korkunç olan kısım alfanın kaslarıydı. Benim yanaklarım kadar kasları vardı çüş yani"
M: "Rüya değildi"
Minho, açık kapı yüzünden duyduğu konuşmaya dahil etmişti kendini.
"Korkusuz" Jisung, duyduğu kalın ses yüzünden değil de "rüya değildi" kelimesi yüzünden irkilmişti. Gerçekten de o kaslar rüya değil miydi? Ay pardon gerçekten de alfaya sana paspas girsin mi demişti?
M: "Dışarıda arabada bekliyorum. Evinize bırakıcam sizi"
Omegalar, alfayı dinlemiş ve hızlı adımlarla sarayın bahçesinde onları bekleyen arabaya binmek için odadan çıkmışlardı.
Uzun süren kavga sonucunda tabii ki kazanan Jisung olmuş ve önde oturmuştu. Seungmin ise artık arkada oturduğu için üzgün değildi çünkü yol boyunca yaylanarak uyuyabilirdi. Öyle de yapmıştı.
İlk önce Jisung'un evine gelmişlerdi. Minho arabayı durdurduğunda yan koltukta oturan pofuduk yanaklı omegaya bakmıştı.
M: "İnmeyecek misin?"
Jisung yanındaki alfaya, sonra da arka koltukta mışıl mışıl uyuyan arkadaşına bakmıştı.
J: "Önce Seungmin'i bırakalım evine"
M: "Tamam onu da bırakıcam sen git evine"
J: "Hayır, önce Seungmin"
M: "Sen gerçekten psikopat mısın? Geldik ya evine. Sen ineceksin sonra da Seungmin'i bırakıcam evine."
Alfa, sesini yükselterek konuştuğu için Jisung, başını önüne eğmiş ve parmaklarıyla oynamaya başlamıştı.
J: "Onu bir alfayla yalnız bırakmak istemiyorum"
Minho, Jisung'un tüm bunları arkadaşını korumak için yaptığını anladığında tekrar arabayı harekete geçirmiş ve konumda gösterilen yere doğru hareket etmişlerdi.
Mesafe çok uzak olmadığı için 10 dakika sonra varmışlardı Seungmin'in evine. Jisung, bebek gibi uyuyan arkadaşını uyandırmış ve evine kadar götürmüştü. Geri döndüğünde ise Minho, arabanın önünde onu bekliyordu.
J: "Evim yakın kendim giderim"
M: "Sorumluluğunuz benim üstümde. Eve gittiğinden emin olmam gerekiyor bin şu arabaya."
Tabii ki sorumluluk falan Minho'nun üstünde değildi. Sadece onun eve sağ Salim vardığından emin olmak istiyordu. Ve bir de mükemmel kokulu omegayla son dakikalarıydı.
Bir daha ne zaman, nerede görebilecekti ki onu. En fazla 10 dakika boyunca evine götürürken görecek, bundan sonra belki de asla karşılaşmayacaklardı bile.
Alfa arabayı olabildiğince yavaş kullanmış ve 10 dakikalık yolu 15 dakikaya çıkarmıştı. Bu sefer vardıklarında omega beklemeden elini kapının koluna atmış ve açmıştı, arabadan inmek için.
M: "Jisung"
Omega, ismini duyduğunda alfaya doğru çevirmişti yüzünü.
M: "Numaranı alabilir miyim?"
Jisung duyduğu soru karşısında şaşırmış ama şaşırdığını belli etmemeye çalışmıştı.
J: "Neden?"
M: "Belki sarayın yine temizlenmesi gerekir ha?"
Minho gülümsediği için Jisung da gülmeye başlamıştı. Gerçekten de koskoca sarayı temizlemişlerdi ceza olarak.
M: "Alabilir miyim?"
J: "Üzgünüm veremem"
Minho'nun parlak gülüşü anında solmuştu, tabii Jisung'un da.
J: "Üzgünüm ama ben kimseye güvenmem. Bıraktığını için teşekkürler"
Jisung, lafını bitirir bitirmez arabadan inmiş ve hızlı adımlarla evine doğru yürümüştü. Minho ise omegaya karşı olan son şansını da kaybettiği için hüsrana uğramıştı.
Derin bir iç çekerek, tekrar arabayı harekete geçirdi alfa, saraya geri dönmek içini. İyi tarafından bakmalıydı en azından ev adresini biliyordu dimi?
_________








