İçeriğe geç

Angel (Omegaverse)

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Angel (Omegaverse)

Bölüm 8

★★★★★ (5-STAR)

İyi okumalar 🦋

_________

C: "Kimse yok mu siktiğimin sarayında?"

Chan bir saatten fazladır yardım etmeleri için bağırıyordu ama kimse sesini duymuyordu. İlk olarak zaten sarayda elin parmağını geçmeyecek sayıda işçi vardı. Ve ikinci olarak kim zindan katına inerdi ki?

S: "Ben"

Seungmin oturduğu yerden kalktı ve artık bıkmış ses tonuyla konuşmaya başladı. Buradan çıktıktan sonra ilk işi tuvalete gitmek olacaktı ve tabii sonrasında da Jisung'u öldürecekti.

S: "Ben... benim tuvalete gitmem gerekiyor."

Chan derin bir nefes aldı ve omegaya taraf döndü.

C: "5 yıldızlı (★★★★★), mükemmel zindanımızda sizin tuvalet ihtiyacınızı karşılayamadığımız için üzgünüz efendim."

Seungmin zaten gergindi ve alfanın böyle yayık konuşması onu daha da germişti. Ve yavru köpek bakışları gibi olan gözlerini yaşartmıştı.

S: "Özür dilerim"

Titrek sesiyle konuşmuş ve tekrar yere çökerek oturmuştu omega.

C: "Sikerim böyle sarayı"

M: "Sen niye her sinirlendiğinde bir şeyleri sikiyorsun ya?"

Minho'nun sesini duyduğunda rahat bir nefes aşmıştı Chan. Seungmin de hemen ayağa kalkmış ve demirlere tutunmuştu.

S: "Buradayız lütfen açın kapıyı"

Seungmin lafını bitirir bitirmez tutunduğu demirler havaya kalkmış ve kapı tamamen açılmıştı. Önüne baktığında onlara bu işi emanet eden alfanın onalara doğru geldiğini görmüştü. Sonunda tanıdığı biriyle karşılaştığı için rahattı.

M: "Ne yapıyorsunuz burada?"

C: "Zindancılık oynuyorduk katılmak ister misin?"

M: "Cellât ben olacaksam oynarım"

S: "Konuşmanız bittiyse tuvalete gidebilir miyim?"

Omega dişleri arasından konuşmuş ve hızlı adımlarla oradan uzaklaşmıştı. Hemen tuvalet bulması gerekiyordu. İki alfa ise boş boş birbirine bakıyordu.

C: "Sen neden buradasın?"

M: "Omegayı kontrol etmeye gelmiştim"

C: "Tanıyor musun?"

M: "Kısmen. Ceza olarak sarayı temizleyeceklerdi. Ama burası onlar için iyi bir yer değil. Cezalarını bitirip evlerine yollayacağım."

Chan, başını aşağı ve yukarı sallayarak anladığını belli etmişti.

C: "Gidelim"

...

Akşam olmuştu, Felix, peşini asla bırakmayan iki betayla neredeyse tüm sarayı gezmişti. Bir tek bahçeye çıkmasına izin vermemişlerdi. Bu minik gammayı üzmüştü, çünkü pencereden gördüğü kadarıyla sarayın bahçesi çok güzeldi.

Her tür ağaçlar, rengarenk çiçekler küçük heykeller ile süslüydü. Gamma bahçeye gitmek, bulduğu her çiçeği koklamak istiyordu.

Ama tabii bundan önce dün geceden beri göremediği deltayı görmek istiyor, okyanus kokusuyla doldurmak istiyordu ciğerlerini.

Sabah uyanmış, duş almış, ona sunulan sınırsız kıyafetler içinden siyah bir eşorfman ve beyaz düz bir tişört seçip giyinmiş, hayatı boyunca bu kadar yemeği bir arada görmediği kahvaltısını etmiş ve akşama kadar sarayı gezmişti.

Acaba şu peşini asla bırakmayan betalara deltanın nerede olduğunu sormalı mıydı? Onu deltaya götürürler miydi? Ne de olsa o kraldı ve kralı herkes istediği zaman göremez değil mi?

Felix, bıkkınlıkla nefes vermiş ve altın işlemelerle kaplı olan salonun, gri, yatağından bile rahat olan koltuğundan kalkmıştı. O ayağa kalktığı gibi betalar da ayağa kalkmış ve Felix'in önünde hazır vaziyette beklemişlerdi.

F: "Hyunjin nerede?"

Gamma tüm cesaretini toplamış ve sabahtan beri sormak istediği sorusunu sormuştu sonunda. Ama betalar dik başlarını öne eğmiş sanki bir şey duymamış gibi davranmıştılar.

F: "Beni onun yanına götürür müsünüz?"

"Üzgünüm efendim ama kral akşam saatlerinde rahatsız edilmeyi sevmez. Yarın sabah onunla görüşmek istediğinizi iletirim"

Felix, aldığı cevapla kendini boşlukta hissetmişti. Onu görmek istiyordu ama sabaha kadar beklemesi gerekecekti ve sabah görüp, göremeyeceği bile kesin değildi. İşte şimdi kendini kocaman sarayda yapayalnız hissediyordu.

CB: "Bence kral onu görmek isteyecektir"

Gamma duyduğu kalın sesin sahibini görmek için arkasında dönmüştü. Neredeyse Felix'le aynı boydaydı ama iri vücudu onu kocaman gösteriyordu.

CB: "Benimle gel Gamma seni ona götüreceğim"

Felix, peşinden ayrılmayan betalara bakmıştı onay almak için ve onları baş eğmiş vaziyette gördüğünde iri yapılı adama doğru adımlamıştı. Artık deltasına kavuşmak istiyordu.

Hyunjin'in yanına gitmek için merdivenleri çıkarken iri yapılı olan gammaya doğru eğilmiş ve fısıltıyla konuşmuştu.

CB: "Burada ona ismiyle hitap etmek yasak"

Gamma anladığını belli etmek için başını sallamıştı ve sessizce yoluna devam etmişti.

Uzun uzun yürüdükten sonra mavi kapılı bir odanın önünde durdular.

CB: "Benim ismim Changbin. Sarayın siyasi işlerine bakıyorum. Kral bu tip şeylerle uğraşmayı sevmez. Bundan sonrası sana kalmış küçük gamma. İster girersin o odaya, ister de geri dönersin"

Sözünü bitirdikten sonra mükemmel gülümsemesini sunmuş ve oradan ayrılmıştı.

Felix bir kapının koluna bir de minik ellerine bakıyordu. Buraya kadar gelmişti ve artık içeri girmeliydi dimi?

Gamma kapının önünde düşünürken içerde onu bekleyen delta, Felix'in kokusu ne olduğunu çözemediği tatlı feromonlarıyla çıldırıyordu. Hyunjin kapının ardında kimin olduğunu biliyordu ve gereksiz kapıyı söküp küçük bedeni kolları arasına almamak için kendini zor tutuyordu.

Felix, sonunda omuzlarını dikleştirip elini kaldırmış ve kapıyı iki kere çaldıktan sonra azıcık açmıştı. Küçük kafasını aralık olan kısımdan çıkarmış ve etrafa bakınmıştı.

Oda baştan sona tablolarla, resimlerle ve resim çizmek için ihtiyacın olabilecek tüm eşyalarla doluydu.

F: "Gelebilir miyim?"

Hyunjin, gözlerini Felix'in sarı saçlarında gezdirmiş ve hafifçe gülümsemişti. Elinde tuttuğu boya fırçasını yerine bırakarak ayağa kalktı ve yarım açık olan kapıya doğru ilerledi.

Kapının önüne vardığında yarım açık olan kapıyı tamamen açmış ve gözlerini Felix'in boynunda gezdirmişti.

H: "İyileşmiş gibi. Acıyor mu?"

Felix başını iki yana sallamıştı. Varlığını bile unuttuğu yarasını Hyunjin hatırlamıştı.

H: "Resim yapmak ister misin?"

Gamma gözlerini bir süre daha odada gezdirmiş ve başını onaylar anlamda sallamıştı. Birkaç dakika önce buraya gelmek ve deltayla konuşmak için can atıyordu ama şimdi sanki küçük dilini kedi kaçırmıştı. Konuşamıyordu.

Hyunjin yarım bıraktığı tablosuna doğru ilerlediğinde Felix de onu takip etmişti. Yarım kalmış tabloya baktığında gözleri büyümüştü gammanın. Normal düz bir doğa resmiydi ama sanki gerçek gibiydi. Kusursuz ve mükemmel çizilmişti.

Delta sarı boyaya bulanmış fırçasını eline almış ve gammaya uzatmıştı.

H: "Güneşi çizmedim sen çizmek ister misin?"

Felix ilk başta tereddüt etmişti. Güzelim tabloyu mahvetmek istemiyordu. Ama denemek de istiyordu. Ona uzatılan fırçayı almış ve tablonun önüne geçmişti.

F: "Nereye çizeceğim"

Hyunjin, Felix'in arkasına geçmiş ve parmağıyla güneşi çizmesi gereken yeri işaret etmişti. Felix de fırçasını işaret edilen yere uzatmıştı.

F: "Şuraya mı?"

Felix'e güneşi çizmesi gereken yeri tam göstermek için elini, gammanın elinde tuttuğu fırçaya atmıştı ama Felix, elinde hissettiği temasla aniden geriye atılmış ve tablonun üstüne sarı leke salmıştı.

Gamma, elinde tuttuğu fırçaya sonra mahvettiği tabloya ve en sonunda da Hyunjin'e bakmıştı.

Hyunjin, gammanın dolu dolu olan gözlerini gördüğünde kendine kızmıştı. Daha dikkatli olması gerektiğini bilmesine rağmen onu üzmüştü.

Ağlamak üzere olan gammayı sakinleştirmek adına delta, okyanus kokan feromonlarını serbest bırakmıştı. Gamma, dün geceden beri özlemini çektiği kokuya kavuştuğunda kendini huzurun kollarındaymış gibi hissetmişti.

________

"CB"~ Changbin

"C"~ BangChan'ı simgeliyor.

Evet Come Back geliyor nasıl hissediyorsunuz?

Ben ayılıp bayıldığım için bölüm atmayı unutmuşum. Bölüm yarım bitti. Diğer bölümde devam edeceğim.

Bölüm sonu

10 yorum