Nefessiz kaldığımda,gözlerim aralanmıştı.Derin derin nefes almaya çalıştım ama başaramadım. Nefessiz kaldığımda canım yandı.Ama ne olduğunu anlayamadan dudaklarımın üzerinde başka bir dudak hissettiğimde, o dudağın sahibi bana nefesini vermişti.Geri çekildiğinde,derin nefesler aldım.Nefesim yerine geldiğinde, kısılmış gözlerimle bakmaya çalıştım ve o tanıdık simayı seçtim. Karnes… Az önce bana nefesini veren Karnes miydi? Ona bakmaya çalıştım ama başarılı olamadım.Lakin yine gözlerim yavaşça kapanmış, bilincim ellerimden gitmişti. İnsana nefesini veren bazen sevdikleri değil, nefret ettikleri olurdu…
_________________________________________
Gözlerim aralandığında,Kendimi yine o uçurumun ucunda buldum.Bu kez yanımda bir erkek çocuğu vardı.Saçları kumral, gözleri elaydı.Çocuğun yüzü bana doğru döndü.Elini bana uzatmıştı. “Tut abla” elimi uzatıp elini tuttum.Çocuk başını çevirip tekrar bana baktığında, bende ona bakmıştım.Uzun bir süre birbirimize baktık.O an anladım.O bir çocuk değildi.Çocukluğunda kalmış bir yetişkindi.Önüne döndüğünde benimle birlikte kendini uçurumdan atmıştı.İkimizde düşmüştük ama bir tek o ölmüştü.Kanla kaplı cansız bedenini gördüğümde, Ona doğru ilerledim. “Ben neden ölmedim” diye sorduğumda, çocuğun ruhu konuştu. “Çünkü sen hala yaşıyorsun.Ben ise senin için ölüyüm” Çocuğun cansız bedeni ruhuyla birlikte yok olduğunda bir kız çocuğunun sesini duydum. “Ona büyük haksızlık ettin.Ben olsam onu yaşatırdım.Ama sen onu içinde öldürdün.” Etraf yavaş yavaş karardı.Yüzüme kan sıçradı.İlk kez kandan ürktüm.Göğsüm korkuyla kalkıp inmeye başladı. Ne olduğunu anlamadan rüya ve gerçek arasında kaldım.Aslında rüyadaydım ama gerçekten nefes alamıyordum.Nefes alışlarım azaldığında rüyadan sıyrılıp gerçekliğe döndüm. Gözlerimi gerçekliğe açtığımda, dudaklarımda yine o dudak vardı.Neden yaptığını bilmiyordum ama yine nefesini bana vermişti.O dudakların hissiyatı gittiğinde gözlerim tamamen açıldı.Nefes alıp verirken, yattığım yerden doğrulmaya çalıştım.Azda olsa doğrulduğumda,gözlerim onu buldu. Karnes de.Konuşmaya çalıştım ve bunu başardım. “Bana ne oldu?” diye sorduğumda bakışları bana döndü.Göz göze geldiğimizde konuştu. “Şekerdeki maddelerden dolayı hastalandın.Solunum zorluğu ve kalp durması dediler” Bunların hepsi bir şeker yüzünden mi olmuştu? “Basit bir şeker yüzünden mi buradayım?” “Basit bir şeker yüzünden değil, inadın yüzünden buradasın.” Gözlerimi devirdim. “İnat değildi o.Sadece Düşmanıma güvenmedim.” Tek kaşı havalanmıştı. “Düşman? Sen az önce liderine düşman mı dedin?” Gözlerinin içine baktım. “Düşmanımsın Karnes.Düşmanımsın…” Gözlerini gözlerimden çekti ve duvara baktı. Hiçbir şey demeden sustum.Bende gözlerimi ondan çektim ve önüme baktım.Bir süre ikimizde konuşmadık sessizliği bölen oydu. “Haklısın Gürsoy düşmanız.Ve, eğer o şifreyi vermezsen bu düşmanlık daha da büyür.” Kapıya doğru ilerlediğinde konuştum. “Neden düşmanına nefesini verdin Karnes?” kapıya doğru ilerleyen adımları durdu. “Çünkü o düşmana nefesimi vermezsem kaybeden ben olacaktım ve şifreyi asla bulamayacaktım.” Kapıyı açıp odadan çıktığında, kendimle yalnızdım. Hala bir şeker yüzünden burada olduğuma inanmıyor, inanmak istemiyordum. Niye inat edip o şekeri yedin ki Saye?
Bunu henüz bende bilmiyordum.Ama bunu yaptığım için fazlasıyla pişmandım.Yatakta biraz daha doğruldum.Boş boş duvara bakarken ne yapacağımı bilmiyordum.Kolumdaki serumu çıkarmayı denerken derimi kesmiştim.Kısıkça inlediğim sırada, Karnes içeri girmişti.Kolumun üzerindeki elimi çektim.Ve duvara bakmaya devam ettim.Karnes yerine oturduğunda, bakışları bir an için kolumda durdu.Tam o sırada kolumdan sızan kanı fark etmişti.Derin bir nefes aldım. “Koluna ne yaptın?” diye sordu. “Serumu çıkarmayı denedim ama olmadı.” “Serumu çıkarıp ne yapacaksın?” diye sordu.Kaşlarım çatıldı. “Sonsuza kadar burada mı duracağım?” “Kendini sonsuza kadar burada durmaya zorunlu bıraktıysan duracaksın.” Başını duvara yasladı ve gözlerini kapadı.Bende aynısını yapmak istemiştim ama gözümü kapadığım an, babamın yüzünü görmüş öksürerek nefes almaya çalışmıştım.Gözlerimi açıp nefes aldım.Karnes de gözlerini aralayıp bana bakmış, sonra tekrar gözlerini kapamıştı.Bense sadece duvara bakmıştım.Bir süre sonra tekrar gözlerimi kapamış, kendimi uykuya bırakmıştım.Uyku beni kendine çekti ve bilincim kapandı.
________________________________________________
Arız gözlerini Gürsoyun çığlığı ile araladı.Bakışları Gürsoya döndüğünde, kabusun etkisi ile hareket ettiğini ve nefes almakta zorlandığını görmüştü.Yerinden kalktı ve Gürsoyun yanına doğru ilerledi.Ellerini tuttu ve dudaklarını onunkiyle birleştirdi.Nefesini ona verdikten sonra geri çekildi. Gürsoya nefesini verirken Gürsoy sakindi ama kendisi uzaklaştıkça kadın kabusların etkisiyle adeta çırpınmıştı.O an fark etti Arız.O varken kabus görmüyordu Uzun bir süre olduğu yerde kaldı Arız.Ama sonra Gürsoya doğru ilerledi.Gürsoyun yanına uzandığında ona değmemeye özen göstermişti.kasılmış bir şekilde öylece durdu.Ne hareket etti ne de uyudu.Sadece durdu.
___________________________________________
Almanya
Feray uyanmış, kahvaltı sofrasını kızı için hazırlamıştı.Kızı Alkım’ı uyandırmak için onun odasına doğru ilerledi ve kızını dürttü. “Alkım, Güzelim uyan hadi.” Alkım zar zor da olsa gözlerini aralamıştı.Annesini gördüğünde yavaşça doğruldu. “Günaydın.” Dedi Alkım.Yataktan kalkıp lavaboya yöneldiğinde, Feray’da Kendi odasına yönelmiş, kendine işte giymek için kıyafet bulmuştu.Üzerine beyaz mini göğüs dekolteli bir elbise giymiş, onun üzerine de blazer bir ceket giymiş, kombinine uygun beyaz topukluları da ayağına geçirmişti.Bir kaç takı taktıktan sonra, saçını düzleştirip makyaj yapmış, sonrasında ise kızının yanına gitmişti.Alkım hazırlanmış, sofra da annesini bekliyordu.Feray kızının karşısına oturduğunda birlikte sohbet ederek yemek yediler. “Anne.” Demişti Alkım. “Türkiyeye ne zaman döneceğiz?”Alkım doğduğunan beri Almanyada olmasına rağmen, burayı sevmiyor, inatla sürekli Türkiyeye gitmek istiyordu. Feray bu soruyu sıkça duyduğundan alışmıştı. “Bilmiyorum güzelim.Sabret biraz.Bir gün gideceğiz.” Alkım somurtmuştu.Türkiyeye gitmek istiyordu.Almanca konuşmak zorunda kalmaktan sıkılmıştı.Fazlasıyla.Feray ve Alkım kahvaltıdan sonra arabaya bindiler.Feray kızını Üniversiteye bırakmış, kendisi de adliyeye gitmişti.İkili mutluydu.Feray artı o eski günlerden sıyrılmıştı.Kızıyla yeni bir hayat kurmuştu.Burada mutluydu Agire teşekkür edeceğini hiç düşünmezdi.İlk kez etmişti.Kızının varlığı için ona olmayan bir borcu vardı.Ama içten içe de kahroluyordu.Yiğeni Saye Türkiyedeydi.Annesi yoktu onun.Feray annelik yapmıştı Sayeye.Annem derdi Sayeye.Bazen de Feza.Saye da ona Anne derdi.Severdi Sayeyi.
Bazen Alkımdan bile çok.Buraya geldiğinden beri canı çok yanıyordu.Onu o şeytanla bırakmıştı. Sahi neden Sayeyi da almamıştı yanına? Ne kadar pişman olursa olsun, bu hiçbir şeyi değiştirmedi. Saye o şeytanla büyürken, kendisi kızıyla mutlu bir şekilde yaşıyordu…
_________________________________________
Gözlerim aralandığında, yavaşça doğruldum.Sağ yanıma baktığımda ise neredeyse dilimi yutacaktım.Gözlerim açıldı.Serumu sertçe çıkardım.Canım yansa da ses çıkarmadım ve hızla ayağa kalktım.Karnesin gözleri açıldığında gözleri bende durdu.Yavaşça doğrulduğunda; “Ne oldu?” diye sorduğunda, “Yuh!” diye bağırdım.Ne olduğunu anlamaya çalıştı. “Düşmanım yanımda uyumuş! Sen kimseyle düşman olmamalısın” bunu söylerken gözlerim açmış, bağırmıştım. “Ben mi uyudum? Ben uyuduysam bu senin yüzünden.” “Bir de bana mı suç atıyorsun.Gerçekten yuh sana Karnes.Yuh!” Arkamı döndüm ve odadan çıktım.Karnes arkamdan sinirli bir şekilde geliyordu. “Nereye gidiyorsun Gürsoy? Yine başıma kalacaksın! Sonra da yüzsüzce sen yaptın diyorsun.” Onu umursamadım.Evde de yatabilirdim.Hastaneye ne gerek vardı? “Evet diyorum çünkü senin yüzünden!” daha hızlı ilerlerken ayağım takıldığında yüz üstü yere doğru düştüm.Ya da öyle sandım çünkü Karnes beni tutmuştu.Kolları omzumdayken,gözleri gözlerimdeydi.Bir süre gözleri gözlerimde kaldı.Bu bakışmayı sonlandıran ben olmuştum. Doğrulup omzuna sertçe vurdum ve ilerlemeye devam ettim.Ama yine yapamadım.Çünkü bu kez de kolumu tutmuştu.Sinirle ona doğru döndüm. “Bırak beni!” Yüzüne bakılırsa o da benim gibi sinirliydi. “Gürsoy! Kes şunu artık.Yanına kendi rızamla mı yattığımı sanıyorsun? Eğer öyle düşünüyorsan şunu aklına yaz, benim senin gibi biriyle işim olmaz!” sertçe konuştuğunda ona belli etmesem de içimden irkilmiştim. Benim senin gibi biriyle işim olmaz… Benim gibi biriyle kimsenin işi olamazdı.Olmamalıydı zaten. Gözlerine sinirle baktım. “Benim gibi biriyle zaten kimsenin işi olmaz.Olamaz.Ve Karnes.Kendi rızanla yatmadığını biliyorum.Öyle olsaydı şu an ölüydün zaten.Ama…Sende şunu bir düşün bence.Ben istesem bile sen bunu kabul etmek zorunda değildin.” Kolumu silkeledim.Odama doğru ilerlerken o bir süre durup sert adımlarla arkamdan gelmişti.Yatağıma doğru ilerleyip uzandım.Koluma baktığımda kanadığını görmüştüm.Ama umurumda olmamıştı.Karnes koltuğa oturmuştu.Bense yanımdaki tuşa bastım serumumun takılması gerekiyordu.Ne o konuştu ne de ben.Böyle daha iyiydi.Bir süre sonra kadın bir hemşire yanıma geldiğinde, Koluma dikkatlice serumu yeniden takmıştı.Serumu doldurup odadan çıkmak üzere iken kolundan tutup onu durdurdum.Kulağına yaklaşıp fısıldadım. “ Rica etsem telefonunuzu kısa bir süreliğine kullanabilir miyim lütfen.” Kadın bana, daha sonra ise Karnese baktı.Gizlice telefonu bana verdi ve gitti. Geri geldiğinde alacağını biliyordum.Sürem azdı.Karnes bana baktı.Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.Telefondan halamın numarasını tuşladım ve arayıp telefonu kulağıma götürdüm.Telefon ilk çalışta açtı. “Alo?” dedi halam. “Teyze.” Dedim.Bu aramızda bir sırdı.Ben kötü bir durumdaysam ona Teyze derdim o da bana ablacım derdi. “Sayem.Nasılsın bir sorun mu var?”Karnese baktım.Beni inceliyordu. “Yok Teyze.Sadece Saye demen hoşuma gitmedi.Hani ben senin kızın gibiydim?” Saye kelimesini söylersem, şifre tehlike de demekti.Anlamış olmasını umdum. “Öylesin Sayem.İyi misin?” “Evet evet daha iyiyim şimdi.Kızım dedin ya daha iyiyim.” “Saye.Kızım.Ne zaman oldu bu?”
“Ben mi? Birkaç gün önce başladım.Beni kabul ettiler.” “Hangisi seni kabul eden kadın” dedi. “Akça” dedim. “Akça beni kabul etti.” Karnes hala dikkatle beni dinliyordu. “Senden ne istedi çalışman için” “Saye deme Teyze.Kızım de.Ayrıca seni özledim.Ne zaman döneceksin İzmirden? Benden onlarla olama mı istedi.Artık Akçanın yanındayım.” Halam sinirlenmişti. “Gelmeme gerek var mı?” diye sordu. “Yok ben iyiyim.Daha fazla oyalanma.Görüşürüz.” “Görüşürüz kızım” derken özlem doluydu.Telefonu kapadığında, telefonu yanımdaki komodine bıraktım.Karnes hala beni inceliyordu. “Kimdi o?” diye sordu. “Seni ilgilendirmez.Ayrıca Teyze dediysem kim olabilir? Babam mı?”Somurttu ve geri yaslandı. Gözlerini kapattığında, uyuduğundan emin olana kadar bekledim.Tamamen uyuduğunda ise, Serumu dikkatlice çıkardım ve ayağa kalktım yavaş adımlara ilerledim.Kapıyı sesizce açıp odadan çıktım ve kapıyı ardımdan sessizce kapadım.Acil çıkışa doğru hızla koştum.Nefessiz kaldığımda ise, durup dinlendim.Sonra tekrar koştuğumda acil çıkıla varmıştım.Merdivenlerden hızla indim.En alt kata geldiğimde,acil çıkıştan çıktım.Dışarıdaki soğuk bedenimi üşütmüştü ama buna rağmen koştum.Beklediğimin aksine,adamları yoktu.İşime yarardı.Bir an önce halamla konuşmalıydım.Bir taksiyi durdurup bindiğimde arkamdan birkaç hemşire seslenmişti ama umursamadım.Taksiye adresi verdim.Bir süre camdan dışarı baktım.Arabaları saymaya başladığımda ise evime varmıştım.Taksiciye parasını verip taksiden indim. Koşarak merdivenlerden çıktım.Daireme vardığımda kilidi hızla açtım.İçeri koşar adımlarla girdiğimde, hızla telefonumu aramaya başladım.Evime özel bir telefonum daha vardı.Hızlı olmalıydım aksi takdirde boğulabilirdim.Aradığımı bulduğumda rehberden halamı bulup aradım.Arama açıldığında telefonu kulağıma götürdüm. “Alo Anne.” Dediğimde halamdan rahatlayan bir ses çıktı. “Annem.Ne oldu? Neden tehlikedeydin? İyi misin?” “Sorun yok iyiyim.Bu kim olduğunu bilmediğim bir Karnes beni buldu.Benden şifreyi istedi.Ama ben şifreyi yaktım.Bu yüzden benim peşimde.Onun örgütüne üye oldum ve ona şifreyi neden istediğini söylediğinde vereceğimi söyledim ama vermeyeceğim.Sadece örgütüne sızdım Anne.” “Bravo sana Fezam.Benlik bir şey var mı?” “Yok Anne.Sen nasılsın? Alkım nasıl?” “İkimizde iyiyiz.Sen iyi olduğuna emin misin? Sesin iyi gelmiyor.” “İyiyim Anne.Sorun yok.Benim kapatmam lazım.” “Tamam annem görüşürüz” telefonu kapadım ve koltuğun üstüne atıp hızlı adımlarla evden çıktım.Merdivenlerden indiğimde, apartmanın önünde durdum.Nefesim kesiliyordu ama biraz daha dayanabilirdim.Taksiye beni beklemesi için para vermiştim.Tekrar taksiye bindiğimde, derin derin nefes aldım. Hadi Saye dayan kızım.Az kaldı birkaç dakika.Sadece bir kaç dakika. Derin derin nefes aldım ve verdim.Gözlerim kaymaya başlasa da dayandım.Bir süre sonra, taksi hastanenin önünde durduğunda,kapıyı açıp indim.Acil çıkışa doğru ilerledim.Son nefesimle koşarak çıktım.Nefesim neredeyse bitmişti ama derin bir soluk almamla biraz olsun artmıştı. Odamın bulunduğu kata vardığımda, koştum.Son gücümle son nefesimle odama doğru koştum. Nefesim bittiğinde odanın kapısını açtım.Kapıya tutunarak içeri girdiğimde daha fazla nefes alamadım gözlerim kaydı ve bilincim kapandı.
_________________________________________________
Arız düşen kadını gördüğünde hızla ona doğru koştu.Gürsoy düştüğünde onu tutmuştu.Yer çökmüş, Gürsoyu kucaklamıştı.
“Hemşire!” diye bağırdığında, kadının yanaklarına vurdu. “Gürsoy! Gürsoy uyan.” Kadın hemşire koşarak odaya girdiğinde, Arız Gürsoyu kucakladı ve yatağına yatırdı. “Ne oldu?” diye sordu Hemşire.Arız bilmiyordu. “Bilmiyorum.Nefessiz kaldı ve bayıldı.” Hemşire koşarak bir doktor çağırmaya gittiğinde, Arız Gürsoyun boynuna parmağını koydu.Hala yaşıyordu.Birsüre sonra odaya doktor girdi.Gürsoya Solunum maskesi taktığında,Gürsoy nefes almaya başlamıştı.Hemşire de Gürsoy’a serumu taktı. “Gayet iyi.Ama siz sakın yanından ayrılmayın.” Doktor ve Hemşire çıktığında,Arız koltuğa oturdu. Onun bir yere gittiği yoktu.Asıl kaçan Gürsoydu.Arız uyandığında onu bulamayınca endişelenmiş, kendine kızmıştı.O gitseydi,Şifreyi bulamazdı.Gürsoya baktı bir süre.Çok uzun bir süre.Bakışlarını çektiğinde içinden konuştu. Sen gerçekte kimsin Gürsoy? Sen gerçekte kimsin Saye? Gözlerini kapadığında kendini uykuya teslim etti.Aslında ikisi de rüyasında birbirlerini görüyorlardı ama ikisi de bunu bilemedi…
_______________________________________
Kolumun ağrısıyla gözlerim aralandığında,ağzımın üzerinde bir şey hissetmiştim.Derin bir nefes aldığımda, bunun solunum maskesi olduğunu anlamıştım.Etrafıma baktım.Karnes yine aynı yerindeydi.Gözleri kapalıydı.Uyuyordu.Hafifçe doğruldum.Bedenim fazlasıyla yorgundu.Hareket edecek halim yoktu.Bunların hepsi benim yüzümdendi ama pişman değildim.Yapmam gerekeni yapmıştım.Karnes uyurken,onu incelemiştim. Düşmanım olan bu adam nasıl bu kadar rahattı? Ona zarar vermemden hiç mi korkmuyordu? Bir süre sonra,gözleri yavaş yavaş açılmaya başladığında,gözlerimi kaçırdım. “Ben uyurken kaçarsın sanmıştım.” Dediğinde.Kaşlarımı çatarak ona doğru döndüm. “Önemli bir işim vardı.Gitmeliydim.Sana haber versem ne olacaktı? Sanki izin verecektin.Ayrıca bir düşmandan sana haber vermesini beklemen hata” güldü. “Bunu beklemiyorum.Sadece senin için söyledim.Söylediklerin normal bir şey ama bunu bu halde yapman.Fazlasıyla aptalca.” Tıpkı onun gibi güldüm. “Senin başımda beklemende.Emin ol seninki daha aptalca.” Hala gülüyordu. “Benim kendime zararım yok.Eğer seni bırakırsam şifreyi alamam.Sen söyle.Kimin ki aptalca?” gülmeyi bıraktım.Kaşlarım daha çok çatıldı.Ruhsuzca baktım ona. “Sen önce bir düşün,acaba sana gerçekten şifreyi verir miyim?” artık o da gülmüyordu.Tıpkı benim gibi kaşları çatıldı. “Artık kaçış yok Gürsoy.”ayağa kalktı ve bana doğru ilerledi.Tam yanımda durduğunda konuştu; “O şifreyi eninde sonunda vereceksin.” Arkasına döndü ve kapıya doğru ilerleyip odadan çıktı. Kapıyı ardından sertçe kapadığında somurttum. “Fazla emin olma.” Dedim.O şifreyi ona asla vermeyecektim.Sonucunda ne olursa olsun.
_____________________________________________
Yaklaşık bir saat sonra Karnes odaya geri döndüğünde, yüzüne bakmadım.Sadece önüme baktım. O da aynısını yapmıştı.Emindim.Sert adımlarla koltuğa oturduğunda,bakışlarım ister istemez ona kaydı.Bir süre sadece önüne baktı.Bakışları beni bulduğunda, kaşlarımı çattım ve bakışlarımı ondan çektim.Umursamaz bir tavır takındım.Yan dönerek uzandım.Cenin pozisyonu alarak duvarı izledim.Yapacak daha iyi bir şey yoktu.Burada durmaktan sıkılmıştım.Tek çözüm uyumaktı ama sürekli uyumak da istemiyordum.Bunaltmaya başladığı için solunum maskesini çıkarıp öneme koydum.Duvarı izledim.Yalnızca cansız boş bir duvarı izledim.Oysa şuan bu durumda olmasam klinikte hastamla konuşuyor olurdum.Keşke bu durumda olmasaydım ve hastalarımla konuşabilseydim.Duvara boş boş bakarken, bir hastam düşmüştü aklıma.
“Bazen insan der ya,Keşke bunun yerine başka bir şey yapsaydım.İşte tam olarak bu durumdayım Saye hanım.” Şuan bende tam olarak bu durumdaydım.Gözlerimi kapadım.Uyumaktan başka bir çözüm yolu yoktu çünkü.Ama uyuyamadım.Çünkü gözlerimin önünde o siluet belirmişti. Kadını ve bebeği öldüren o adamdı. Neden olduğunu bilmiyordum ama o adam gözlerimin önüne geldiğinde nefesim kesiliyor, rüyam kabusa dönüyordu. Rüyama girip beni bu denli panik eden o adam kimdi? Gözlerimi açtım.Öksürürken solunum maskesini yeniden taktım.Derin nefesler alırken, nihayet nefesim yerine gelmişti.Cenin pozisyonundayken gözlerimi kapatamadım.Duvara dönük olmaktan sıkılmıştım.Sağa doğru dönüp cenin pozisyonu aldığımda, gözlerim Karnesin üzerinde durmuştu. Düşmanını iyi tanı.Yoksa yenilen sen olacaksın. Gözlerimi ondan çektim ve kapadım.Ama olmadı.Silueti görmek üzereyken gözlerimi hızla açtım. Solunum maskesinden yardım alarak nefes aldım.Ne yapacaktım? Ne uyuyabiliyordum,ne de başka bir şey yapabiliyordum.Cenin pozisyonumu bozup düz bir şekilde yattım ve doğruldum. Etrafımı incelemeye başladım.Burada lavabo vardı.Gidip yüzümü yıkamam lazımdı.En azında uykumdan kurtulurdum ve sıkılmam biraz olsun azalırdı.Serumu çıkarmadım.Yalnızca solunum maskesini çıkardım ve yatakta oturdum.Serumun takılı olduğu yeri tutum ve ayağa kalktım. Lavaboya ilerlerken,onu da kendimle ilerlettim.Kapıyı açıp içeri girdiğimde musluğa doğru ilerledim.Suyu açıp yüzümü yıkadığımda rahatlamıştım.Suyu geri kapattım ve kapıyı açıp odaya geri döndüm.Kapıyı ardımdan kapayıp yatağa doğru ilerledim.Serum direğini olduğu yere bırakıp geri yattığımda, solunum maskesini geri taktım.Sola dönüp yeniden cenin pozisyonu aldığımda gözlerimi kapadım.O silueti görmediğimde rahatlamıştım.Kendimi uykunun kollarına bıraktım ve beni çekmesine izin verdim.
_______________________________________________
Arız koltukta otururken uyanmıştı.Uykusu derin değildi.Bu yüzden Gürsoy lavaboya gittiğinde uyanmıştı.Doğruldu.Bir süre sonra Gürsoy geri dönmüş,serumu yerine bırakıp Arıza arkasını dönerek yatmıştı.Arız Gürsoyun her hareketini dikkatlice inceledi.İyi olduğundan emin olduktan sonra ayağa kalktı.Örgütle konuşması gerekiyordu.Gürsoyun uyanmaması için kapının önünde konuşmak üzere kapıya doğru ilerlemişti ama kapıyı açamamıştı.Çünkü Gürsoyun çığlığı yükselmişti.Arkasına döndü ve Gürsoyun yanına doğru ilerledi.Kabus görüyordu.Arız sinirle somurttu. “Yine seninle mi uğraşacağım?” diyerek sinirle ona doğru ilerledi.Ona değmeden yavaşça yanına uzandı.Gürsoy varlığını hissetmiş olacaktı ki susmuştu.Gürsoyun bunu isteyerek mi istemeyerek mi yaptığını bilmese de bir şeyi çok iyi biliyordu.O yalnızca yanında birini istiyordu.Konunun kendisiyle bir alakası yoktu.Yapacak bir şeyi olmadığından telefonun çıkardı ve örgüte mesaj yazdı.Ve uyumadan, Gürsoy uyanana kadar bekledi.Çünkü biliyordu.Bunu bir de Gürsoyun boş sinirini çekmesi vardı.
________________________________________________
Rüyalardan sıyrılıp uyandığımda, gözlerimi aralamadım.Çünkü yanımda bir sıcaklık vardı. Kim olduğunu anlamam uzun sürmese de kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Sakin ol Saye.Sakin ol. Yüzümdeki maskeyi çıkarıp gözlerimi araladım.Arkamı dönüp baktığımda,yanımda Karnesin olduğunu gördüm.Sakince doğruldum ve yüzüne baktım.Onunda gözleri bana döndüğünde konuştum;
“Yine neden buradasın Karnes?” gözlerime emin bir şekilde baktı ve konuştu. “Kabus gördün.Yanında birisini istediğin için bende ölme diye yanına yattım.Başka sorun yoksa da biriyle konuşmalıyım Gürsoy.” Ayağa kalkıp ilerlerken arkasında bağırdım. “Karnes! Dur bir dakika.” Durdu ve bana doğru döndü.Serumu alıp ayağa kalktım ve ilerleyip tam önünde durdum. “Öncelikle benim kimseye ihtiyacım yok.” Diyerek söze başladım. “Örgüt.” Dedim sonra. “Örgütünle tanışmak istiyorum.Tanımadığım kimseyle çalışmayacağım.” Aslında bu yüzden tanışmak istemiyordum.Sadece bir planım vardı. “Tanıştırsam bile çalışmaya başlayamayacaksın Gürsoy.”İnatla gözlerine baktım. “Ben istersem her zaman her şeyi yaparım.Ve istersem neler olacağını bilemezsin.” “Fazla kesin konuşma Gürsoy.Her an her şey olabilir.” Arkasına döndüğünde kolunu tuttum. Tekrar bana doğru döndüğünde kolundaki elime baktı.Hızla elimi çekip konuştum. “Bundan sonra bana adımla hitap et.Örgütünün bir üyesiyim ve sende liderimsin.Ayrıca soyadımı sevmem” Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. “Ne güzel işte.Düşmanıma sevmediği bir şekilde hitap ediyorum.” Arkasına dönüp ilerledi ve odadan çıktı.Sinirlerimle oynuyordu.Duvara sert bir yumruk geçirdim.Bu tavrına karşılık verecektim.En kötüsüyle.Serumla birlikte ilerleyip bende odadan çıktım.Biraz hastanenin içinde dolaşacaktım.Yavaş adımlarla ilerledim.Ama çok uzun sürmemişti.Çünkü biraz ilerideki Karnes beni görmüştü.Onunla daha fazla uğraşmak istemediğim için arkamı döndüm ve odama doğru ilerledim.Odama geri döndüğümde hızlı adımlarla ilerleyip koltuğa oturdum.Tam o sırada kapı açılmıştı.Karnes sinirle içeri girmişti. “Uyarıları dinlemeyi ne zaman öğreneceksin Gürsoy?” hiçbir zaman çünkü uyarılara ihtiyacım yok Karnes“ koltuktan kalktım ve yatağıma doğru ilerleyip yattım.Gözlerimi kapatıp uyuyacakken bir anda nefesimin kesildiğini hissettim.Yattığım yerde çırpınırken bir yandan da nefes almaya çalışıyordum.Bana neler oluyordu? “Gürsoy!”diye bağırarak yanıma geldi Karnes.Dudakları dudaklarımla birleştirdiğinde nefesini bana verdi ve geri çekildi.Ama o geri çekildiğinde bilincim kapandı.Başım Karnesin göğsüne düştü ve bilincim kapandı.
__________________________________________________
Arız ne olduğunu anlamadan nefessiz kalan Gürsoya çevirmişti bakışlarını.Gürsoy yatakta çırpınırken, aynı zamanda nefes almaya çalışıyordu.Arız hızla yanına doğru ilerledi.Gürsoyun üzerine eğildi ve dudaklarını Gürsoyun dudaklar ile birleştirdi.Kendi nefesini yavaşça ona verdi. Ama Gürsoy nefes almaya başlamamış, aksine bilinci kapanmış, başı Arızın göğsüne düşmüştü. Arız elini Gürsoyun boynuna koydu ve nabzını kontrol etti. Nabız yoktu. “Gürsoy!” diye bağırmıştı Arız.Hemen yanı başındaki butona basmış,Gürsoyu dürtmüştü.Ama Gürsoy hareket etmemişti.Bir süre sonra odaya bir doktor geldiğinde,Gürsoyu bırakıp geri çekildi Arız.Doktor Gürsoy’a kalp masajı yaparken, monitörden yavaş yavaş kalp atış sesleri duyuldu. Yaşıyordu. Hemşire kadınlardan birisi Gürsoyun serumuna başka bir madde katmıştı.Doktor Arızın tam karşısında durduğunda konuştu “Serumuna sakinleştirici koydum.Durumu şuan iyi ama siz yinede dikkatli olun.Ayrıca Saye hanımın hastalığı ilerlemiş.Artık durduk yere aniden de nefesi kesilebiliyor.Dikkatli olun bir sorun olursa geleceğim.” Doktor arkasına dönüp odadan çıkarken, Arız koltuğa doğru ilerledi.Koltuğa varmadan adımları olduğu yerde durdu.Gürsoy’a baktı.Bu kadın ona lazımdı.O olmazsa şifreyi alamazdı ve şifreyi alamazsa neler olabileceğini sadece kendisi biliyordu.Bu yüzden otluk yerine Gürsoyun yanına uzandı.Yine ona değmemeye özen göstererek uzanmıştı.Ama bir anda başını göğsüne yaslayan gözleri ile tek kaşı havalandı.Onu uyandırmak için hareket edemedi ama içten
İçe sorguladı. Gürsoyun başı göğsüne yaslıydı! Hareket etmeden Gürsoy uyanana kadar öylece beklemişti.Biliyordu.Sakinleştiricinin etkisindeydi. Ve böyle olmasını umuyordu.
___________________________________________
Gözlerim yavaşça aralanırken,üstümde bir rahatlama vardı.Bana ne olduğunu hatırlamaya çalıştım. Nefessiz kaldığımı ve bayıldığımı hatırlıyordum.Bu yüzden mi hiç halim yoktu.Gözlerim zorla da olsa aralandığında,bir çift göz ile karşılaştım.Karnesin yüzü ile yüzüm arasında neredeyse hiç mesafe yoktu.Bir süre gözlerine baktım.
Neler oluyordu? Hızla doğruldum. “Ne yapıyorsun?!” diye bağırdım. “Bunu yapan sensin! Hala bana mı bağırıyorsun?” sinirle ona döndüm. “Kes sesini! Bu senin suçunun olmadığı anlamına gelmiyor!” bana doğru sert adımlarla yürüdü ve önümde durdu. “Senin gibi biriyle işim olmayacağını sana söyledim.Tekrar söylüyorum.Benim senin gibi biriyle işim olmaz!Eğer işi olacak varsa o ben değilim!”Yüzüme adata kükrediğinde, kalbimde bir şeyler kırılmış, bir anı ortaya çıkmıştı.
2013
Küçük Saye odasında oyuncaklarıyla oynuyordu.Henüz 4 yaşında, tatlı bir kız çocuğuydu.Elindeki oyuncakları oynatırken, odanın dışından sesler gelmeye başlamıştı.Saye merak ettiği için odanın kapısına kulağını yaslamıştı. “Senin kardeşim olmandan nefret ediyorum, senden ise daha çok nefret ediyorum Feray!”babanın sesiydi bu.Saye kapıdan uzaklaşarak, küçük bedeniyle odanın köşesine çöktü.Gözlerinden yaşlar akmaya başladığında,odasının kapısı sertçe açılmıştı.Baba içeri girdiğinde,küçük Sayeye doğru ilerlemiş,bacaklarına sert bir tekme atmıştı. Küçük Sayenin ağlamaları yükseldiğinde baba bağırmıştı. “Dikkat çekmek için ağlıyorsan çekmiyorsun! Boşuna uğraşma ben seni sevmiyorum! Babanda değilim! Git annenin yanına o annelik yapsın sana! Tabi yaşıyorsa! Umarım cehennemin dibindedir.Boşuna uğraşma seni kimse sevmeyecek!”Sayenin yüzüne sert yumruğunu geçirip odadan çıktığında, henüz dört yaşında olan Saye çığlıklar içinde ağlamaya başlamıştı. Anne. Neredesin?Gel anne. Gel. Babası yeniden gelmesin diye sustu Saye.Ama yaraları derindi. Hem içinde, hem de dışında…
Şimdiki zaman…
Gözlerim o anım yüzünden istemsizce dolduğunda, bir damla yaş süzülmüştü gözümden.Karnes yüzüme hala sinirle bakarken bende bağırarak konuştum. “Olmasın! Seninde benle işin olmasın, kimsenin de olmasın! Benim sizin gibilere ihtiyacım yok! Duydun mu beni? Beni oyununuza alet ettiniz! Yeter! Beni kullanmaktan vazgeçin artık!”ağlarken bağırmıştım.Karnes beni izliyordu.Hala sinirli olsa da konuşmadı. “Ona da, sana da soracağım.Sadece bekle Karnes.Bekle ve asıl şovu gör” gidecek başka bir yer olmadığından lavaboya doğru ilerleyip kapıyı sertçe kapadım.
Sırtım kapıya yaslı bir şekilde ayakta durdum.Yavaşça yere çökerken,kendime bir söz verdim. Ne olursa olsun Karnesin yakınımda olmasına izin vermeyeceğim. Bir süre ağladıktan sonra,gözlerimi silip ayağa kalktım.Kapıyı açıp odaya döndüğümde, Karnes odada değildi.Umursamadan yatağa ilerledim ve uzanıp cenin pozisyonu aldım.Kapı açılıp Karnes odaya girdiğinde ise gözlerimi kapayım uykunun beni çekmesine izin verdim.
_______________________________
Gözlerim aralandığında,hala cenin pozisyonunda olduğumu gördüm.Hafifçe doğrulduğumda, Karnesin odada olmadığını fark etmiştim.Nerede olduğunu sorgulamadan.Etrafıma baktım.Aradan bir süre geçtikten sonra,odanın dışından adım sesleri duyulmuş, sonrasında ise kapı açılmış, içeri Karnes girmişti.Bana doğru ilerlediğinde ne olduğunu anlamamıştım.Elindeki telefonu bana doğru uzattığında yavaşça aldım. “Ne oldu?” diye sordum. “Örgütten olup olmadığını test edeceğiz sadece.” Dediğinde, bakışlarım elimdeki telefona döndü. Görüntülü konuşmada,ekranın diğer ucunda,Filiz vardı.Başına bir silah yaslıydı. “Neler oluyor? Filiz! Onu neden aldınız?”telefonu elimde hızla aldığında bağırdım. “Ne yaptığını sanıyorsun! Filizin orada ne işi var?”ne kadar bağırsam da beni dinlememişti. “Tek bir seçim hakkın var.Söyle bana.Arkadaşın Filizi serbest mi bırakalım, yoksa bize yaptığı kötülükleri ödetelim mi?” ne yapmaya çalıştığını anlamıştım.Beni yalnızca test ediyordu.Ne seçersem seçeyim onu öldürmeyecekti.Gözlerim gözlerine diktim. “Öldür.”dedim acımasızca.Aslında içten içe canım yanıyordu ama hiçbir şey söylemedim. “Örgütü seçiyorsun yani.” Olumlu anlamda başımı salladım.Elini bana uzattı. “Aramıza hoş geldin Saye.” Dediğinde şaşkındım.Bana ismimle hitap etmişti.Elimi uzatıp elini sıktım.Elini çektiğinde güldü. “Bu arada, eğer seninle oyun oynadığımızı sanıyorsan yanılıyorsun” acımasızca, “Öldürün” dediğinde şaşkındım.Silahı tutan adam silahı Filizin başına daha da yasladığında, eli tetiğe gitti.Bakışları bana döndü.İtiraz etmemim bekliyordu.Etmedim.Canım yandı, içten içe kahroldum ama itiraz etmedim.Telefonun diğer ucundan silahın tetiğinin çekildiğini duyduğumda gözümden bir damla yaş süzüldü.Telefonu kapatıp cebine attı. “Senin de dediğin gibi.Artık bana ismimle hitap edebilirsin.Çünkü artık tamamen liderinim.” Yavaş adımlarla odadan çıktığında, acımla ve pişmanlığımla yalnız kalmıştım.Bunun olmasına izin vermek hataydı.Ama yapmıştım.Ve bu ilk hatam değildi.
_______________________________________________
Son hastası gittikten sonra,toparlanıp evine dönmüştü Filiz.Evinde kendine yemek hazırlarken, kapısı kırılmış, içeri eli silahlı adamlar girmişti.Filiz sesleri duymuş,saklanmaya çalışmıştı ama bunu yapamadan adamlar mutfağa girişti.Filiz korkuyla ellerini kaldırdığında, adamlar silahlarını ona doğru uzatmış, zorla koluna girip onu evinden çıkartmışlardı.Filiz Arızın malikanesine geldiğinde, onu bir odada, sandalyeye bağlamış, ağzını kapatmışlardı.Filiz çırpınmış, kaçmaya çalışmış, ama başaramamıştı.Eli silahlı adamlar başında dikilirken bu imkansız olmuştu. Adamlardan biri telefonla birini görüntülü aramış, silahını başına yaslamıştı.Silahın tetiği çekilecek gibi olduğunda Filiz korkmuştu.Ama adam ona sıkmak yerine silahın tetiğini havaya sıkmıştı.Filiz silahın mermisinin isabet ettiği yerin tavan olduğunu fark ettiğinde rahatlamıştı.Bir adam ona doğru ilerledi ve tam önünde durduğunda konuştu. “Sana zarar vermeyeceği ama bize lazımsın.Patron seni bir süre burada tutmamızı istedi.Her ne kadar sana zarar vermeyecek olsak da, seni serbest bırakamayız.Çünkü kaçarsın.” Adam arkasını dönüp odadan çıktığında, Filiz yalnız kalmıştı.Kaçma planları kuruyordu ama başaramayacağını bildiği için daha fazla düşünmedi ve beklemeye başladı.Sadece gitmeyi bekledi.
______________________________________________
Gözlerim aralandığında,Arız yanımda uzanıyordu.Artık alışmıştım.Ama yine de bu durumdan hiç hoşnut değildim.Doğrulduğumda,ayağa kalktım.Serumu da sürerek ilerlerken, arkamdan konuşmuştu. “Nereye Saye?”Başımı ona doğru çevirdim. “Biraz dışarıda dolaşacağım.” Arız ayağa kalktığında, kollarını önünde birleştirmiş, bana doğru ilerleyip tam önümde durmuştu. “Olmaz.Sonra bayılıp başıma kalıyorsun.” Derin bir nefes verdim. “Başına kalmam.Çünkü şuan oldukça iyiyim.Ayrıca serumum var.” “Bu kadar çok gitmek istiyorsan bende gelirim.Orada bayılır kalırsın haberim olmaz.” Somurttum ama bir şey söylemeden kapıyı açıp odadan çıktım.Koridorda ilerlerken, onun adım seslerini duyuyordum.merdivenlere doğru ilerledim.Basamakları yavaşça inerken, ayağım merdivene takıldı ve serumla birlikte öne doğru düştüm.Belimde bir el hissettiğimde, bedenim düşmekten son anda kurtulmuştu.Gözlerim gözleriyle buluştuğunda, beni doğrultmuştu.Kolumda kanın sıcaklığını hissettiğimde,koluma bir acı kurulmuştu.Serum düştüğü için kolumdaki serumda kopmuştu. Kısıkça inlediğimde, bakışları bana döndü.Kolumu gördüğünde, yavaş adımlarla merdivenden indi ve serum direğini alıp yanıma bıraktı.Daha sonra bana doğru ilerledi.Kolumu tuttuğunda, boynundaki kravatı çıkardı ve dikkatlice serumun yaraladığı yere sarıp bağladı.Uzaklaştıktan sonra konuştu. “Tam olarak bunun için geldim.Serumu yok.Fazla duramazsın.” Merdivenden inmeye devam ettiğimde, arkamdaydı.Bir süre sonra dışarı çıktığımızda, temiz havayı içime çektim.Biraz ilerleyip etrafı incelerken, kolumun sızısını artık hissetmiyordum.Bir süre sonra, Arız konuştu. “Daha fazla kalamazsın.Serumun yok.” Dediğinde umursamadan ilerlemeye devam ettim.Arız bana doğru ilerlediğinde ise adımlarım hızlandı.Biraz daha durmak,hemen gitmek istemiyordum. Arız bana yetiştiğinde, sertçe kolumu tuttu.Seslice inlediğimde elini geri çekmişti.Bağladığı yerden tekrar kan akarken kolum sızlamaya başlamıştı.Arkamı döndüğümde gözlerine bakarak bağırdım. “Ne yaptığını sanıyorsun?!” diye bağırdım.Tekrar önüme döndüğümde,hızlı adımlarla hastaneye doğru ilerledim.Koşar adımlarla merdivenden çıkmış, odama doğru hızlı adımlarla ilerleyip girmiş, kapıyı kapatmıştım.Kapıyı sıkıca tuttum.Buraya girmesine izin vermeyecektim.Adım sesleri duyulduğunda, kapıyı zorladı ama güçlü bir şekilde tuttum ve bırakmadım. “Ne yapmaya çalışıyorsun?” cevap vermedim.Sert bir şekilde zorladığında ise, kapıyı açtım ve geri çekildim.Öne doğru düşüp yere yapıştığında, ister istemez gülmüştüm.Sinirle ayağa kalktığına karşımda durdu. “Liderine yaptığın hiç hoş değil Saye.” İmalı bir bakış attım. “Liderimin bana yaptığı da hiç hoş değildi.” Arkamı dönüp yatağa ilerledim.Arız hemşire çağırmak için odadan çıktığında ise, kravatı kolumdan söküp çarşafın altına saklamıştım. Birazda o uğraşmalıydı.Bir kadın hemşireyle geri döndüğünde,hemşire bana doğru yaklaştı.Koluma iğne yaptığında serumu taktı ve odadan ayrıldı.İğne yüzünden gözlerimi açık tutmakta zorlanmıştım. Ama uyumadım.Uyuyamadım.Çünkü yine kabus görüp nefessiz kalacağımı biliyordum.Böyle olunca ona muhtaç oluyordum.Oysa şifreyi yaktığımda ona muhtaç olmayı bırakacağımı sanıyordum.Beklediğim gibi olmamıştı.Onun bana muhtaç olduğu gibi, bende ona muhtaç olmuştum.Arız koltuğa kurulmuş, bana bakıyordu.Gözlerim kayıyor, sersemce bakıyordum.Ama uyumayacaktım.Uyursam ona muhtaç olurdum ve bunu istemiyordum. “Neden direniyorsun?Uyusana” dediğinde cevap vermedim. Çünkü sana muhtaç olmak istemiyorum. “Uyumaktan sıkıldım.Uyumak istemiyorum.”sırıttı. “Yanlış cevap Saye.Kabus görüyorsun ve nefessiz kalacağından korkuyorsun.Bana muhtaç olmaktan korkuyorsun.”Göz devirdim. Ama o susmadı.
“O kağıdı yaktığında, bana hiç muhtaç olmayacağını mı sanmıştın?” ayağa kalkıp bana doğru ilerledi.Bana değmemeye özen göstererek yanıma uzandığında kaşlarım havalandı.Ne kadar şaşırdıysam bir anda gülmeye başlamıştı. “Kalk çabuk! Ne yapıyorsun sen!?” gülmeyi kesip bana meydan okurca baktı. “Kalkarsam uyuyamazsın.Konuşmada uyu.Bunu ilk ve son kez yapıyorum.Seninle uğraşmak bundan daha kötü.”Sinirle ona sırtım döndüm.Cenin pozisyonuna geçtiğimde, gözlerimi kapadım. Ama burnuma dolan yoğun nane kokusuyla, elim kokunun geldiği yere doğru ilerledi.Bu kokunun geldiği yer kravattı. Arızın kravatı. Hızla elimi çektiğimde,elimi yastığın altına koydum ve gözlerimi kapadım.
Yeşillik bir alandaydım.Çimenlerle kaplı bir alandı.Aynı zamanda çimenleri süsleyen şeker tabağı çiçekleri vardı.Elimi uzatıp birini koparttığımda kokusunu içime çektim. Çok güzel kokuyordu. Çiçeği saçıma taktığımda,bana doğru aklaşan iki kadını fark etmiştim.Üstlerinde bembeyaz zarif elbiseler vardı.El ele ilerleyip önümde durdular.Yüzlerinde tebessüm vardı.Kim olduklarını anlamamıştım.çünkü yüzleri tanıdık değildi.içlerinde saçları koyu kahve olan kadın, bir elini bana doğru uzattı.Saçımdaki çiçeği alıp onu daha sağlam bir şekilde takıp geri çekilmişti. “Böylesine güzel bir çiçeği sağlam takmak gerekir Sayem.Çünkü eğer sağlam takmazsan düşer ve zarar görür.” Yanındaki kadında başıyla onaylamıştı.Bana ellerini uzattıklarında, tam ortalarına geçip ikisinin de elini tuttum.Birlikte yeşil çimlerin ve çiçeklerin arasında ilerledik.Bir süre sonra bir uçuruma, vardığımızda durduk.Onlar uçurumdan aşağı baktılar.Ama ben burayı tanımıştım. Uçurumun ucunun bir kısmında ağaçların arasında bir salıncak vardı.Onlar uçurumdan aşağı bakarken gökyüzünde bir şimşek çaktı.Gökyüzü bir anda karardığında ve yağmur üzerimize yağdığında,çimenler ve çiçekler yanmaya başladı.Kumral saçlı kadının eli hala elimin içindeyken, Kahve saçlı kadının eli elimden ayrıldı.Uçurumdan aşağı düştüğünde,ne olduğunu anlamamıştım. Kumral saçlı kadın yanaklarımı okşarken konuşmuştu. “Bazı insanların kaderi temiz değildir.İçinde bazı lekeler saklar.Ama senin kaderin temiz kızım. Dilerim mutlu olursun.Şuan yanında olan adam iyidir.Güven ona.” Eli elimden ayrıldığında, o uçurumdan düşmemişti ama göğsünden oluk oluk kan akmaya başlamıştı.Cansız bedeni yere düştüğünde orada yalnız kalmıştım.Kulağımdaki çiçek solup düşmüştü.Etraf karardığında uyanmaya başlamıştım.
Rüyadan sıyrılmayı nihayet başardığımda,gözlerim açılmıştı.Başımın altında sıcak bir ten hissetmemle hızla doğrulmuştum.Başımın altındaki ten Arızdı.Gözleri kapalıydı.Uyuyordu. O an rüyamı anımsadım. Şuan yanında olan adam iyidir.Güven ona… Aksini yaptım.Rüyama inanmadım.Ona ölsem güvenmez, ona gülmezdim.Başımı yastığa geri yasladığımda,nefes alamadığımı fark ettim.Ona muhtaç olmak istemedim.Onu uyandırmadım.Yapmadım yapamadım.Sadece nefes almayı denedim.Derin bir nefes çektim ama olmadı.Neredeyse nefessiz kaldığımda iç sesim konuştu. O kadın güvenmeni söylerken bunu kastediyordu! Uyandır onu!Gururun yüzünden öleceksin. Ölüp de meydanı ona mı bırakacaksın!Daha ondan intikam alacaksın! İç sesim daha basık geldi.Haklıydı.Ona ortalığı bırakamazdım.Hafifçe dürttüm onu.Gözleri açıldığında, bakışları bana dönmüştü.Önce onu dürten elime, sonra bana baktığında nefessiz kaldığımı görmüştü.Ama daha fazla dayanamayıp yatağa düştüm. “Saye dayan sakın bayılma.” Dediğinde üzerime eğildiğini hissettim.Dudakları dudaklarıma değdiğinde,nefesini hissettim.Nefesini verirken, burnuma yine o koku dolmuştu. Nane…
Geri çekildiğinde derin derin nefes aldığımda,bakışlarım ona döndü.Şanslıydım ki o bana bakmıyordu.Başımı yastığa yasladığımda, derin nefesler aldım.Arız yine bana değmeden yanıma uzandığında, gözlerimi kapadım.Uyumaya çalıştım ama yapamadım.Hafifçe arkamı döndüğümde, Arızın uyuduğunu gördüm.O an aklıma gizlice dışarıda dolaşmak gelmişti.Temiz havaya ihtiyacım vardı.Sessizce ayağa kalktım.Serumu sürüyerek ilerledim.Ama kapının önüne vardığımda,sırtım bir anda duvara yapışmıştı.Yüzümün iki yanında kol varken, önümdeki bedeni gördüm. Arızdı.Ve yakalanmıştım.Beni duvarla arasına almıştı.Kaçmak istesem de yapamazdım. “Nereye gidiyordun?” “Seni ilgilendirmez.” Somurttu. “Yakında görevimi başkasına vereceğim.” Dedi. “İzinsiz bir yere gidemezsin.Sana bir şey olsa şifreyi kimden bulacağım!”kolunun altından sıyrılıp geçtim.Yatağa doğru ilerledim.Sinirle serumu bırakıp yatağa yattım.Cenin pozisyonu alıp gözlerimi kapadım.Yanımda bir beden hissettiğimde gözlerimi kapadım.Yanımdaydı.Uyumadan önce son gördüğüm onun yüzü olmuştu.
_______________________________________________
Gözlerim açıldığında,başımın altındaki teni hissetmiştim.Yarı açık gözlerimle baktığımda,başımın Arızın göğsüne yaslı olduğunu gördüm.Ne yapıyordum? Bunu kimin yaptığını bilmiyordum ama yine de kendimi suçladım.Onu isteyerek ya da istemeyerek yanıma çeken bendim. Lütfen şu hastalık bir an önce bitsin. Başımı göğsünden çektiğimde, sertçe dürttüm. “Arız. Arız. Arız!” bağırdığımda gözleri yavaşça aralanmıştı. “Ne var?” diye sorduğunda yüksek bir sesle cevap verdim. “Daha ne olsun! Yanımdasın ve bana yaklaşmışsın!” doğrulduğunda bulunduğu konuma baktı. “Siktir.” Dediğinde kaşlarım çatıldı. “Küfür etme!” diye bağırdığımda, ağzından bir küfür daha yuvarlandı. “Ağzımdan çıkanlara bir daha karışma, karşında liderin var.” Göz devirdim. “Ayrıca bu konumda olmamızın sebebi sensin Saye.” Kaşlarımı daha da çattım. “Ben değilim! İstemiş olsam da umursamayıp izin vermeme hakkın vardı! Senin de suçun var!” cevap vermeden ayağa kalktı.İlerleyip odadan çıktığında derin bir nefes verdim.Umarım bir daha gelmezdi.Gittiğinden emin olmak için kapıya baktım.Daha sonra doğrulup çarşafın altına sakladığım kravatı çıkardım.Kravatı elime aldığıma da,bakarak güldüm.Her yerde bunu arıyorsa gerçekten keyfim yerine gelirdi.Bunu ona asla vermeyecektim.Kravatı çarşafın altına yerleştirip, cama doğru ilerledim.Hastaneye doğru sedyeyle hamile bir kadını getirdiklerini gördüm.Kadının karnında yoğun bir kan vardı.Bakışlarım arkasındaki ambulansa döndüğünde, oradan da karnı yara bere içinde olan bir adam indirmişlerdi.Acaba ikisi evlimiydi? Birlikte bir kaza geçirmiş olabilirlerdi.Sertçe çarpılan kapının sesiyle irkilerek arkamı dönmüştüm.İri bir adam bana doğru ilerliyordu.Arızın adamlarından biri olmalıydı.Yanıma geldiğinde konuşmuştu. “Patron bir süreliğine yok.Önemli bir işi var.Bir kaç gün başınızda ben bekleyeceğim.” İstemsizce canım sıkılmıştı.Arız en azından biraz da olsa dışarı çıkmama izin veriyordu.Bir kaç gün bu odada hapis miydim? Başımı aşağı yukarı sallayıp yatağa doğru ilerledim.Yorganı üstüme çekerken yapacak bir şeyim olmadığını biliyordum.Gözümü kapadım.Uyumaya çalıştım ama olmadı.Kabus önüme bir şimşek gibi düştü.Hızla gözlerimi araladığımda, yatakta doğrulmuştum. “Bana herhangi bir keman getirmen mümkün mü?” diye sordum.Bana dönmeden sorumu cevapladı. “Diğerlerine söylerim getirir.” Dediğinde biraz da olsa rahatlamıştım.En azından yapacak bir şeyim olurdu.Üniversite yıllarımda kemanla fazlasıyla ilgilenirdim.mezun olduktan sonra arada vaktim olunca çalmaya başlamıştım ama uzun bir süredir çalamıyordum.Çalmayı özlemiştim.Uzun bir süre etrafıma bakarak uyumamaya çalışmıştım.Uyumak istememiştim.Ama odanın kapısı açıldığında, başımda bekleyen adama benzeyen biri, elinde bir kemanla odaya girmişti.Yanıma
geldiğinde, kemanı bana doğru uzattı. “Buyurun Saye hanım.” Uzattığı kemanı aldığımda, arkasına dönüp odadan çıkmıştı.Kemanı elime aldığımda, başımı yaslamış,elimi yerleştirip çalmaya başlamıştım.Notalar havada uçuşurken, içimden şarkının sözlerini tekrar etmiştim. Bir fırtınadayım. Gözümün gördüğü, Göğsümün bildiği ile, Bir değil. Bir süre çalmaya devam ettim.Şarkı bittiğinde ise, kemanı yanıma yere yerleştirip,yatağa uzandım cenin pozisyonundayken, gözlerimi kapadım. Ve başıma gelecekleri bile bile uyudum…
_____________________________________________
Saye uyurken titremişti.Gözlerinden birkaç damla yaş süzülmüş, canı yanmıştı.Ama uyuduğu için hissetmemişti.Başında bekleyen adam ise, odadan çıkıp bir hemşire çağırmıştı.Hemşire odaya girdiğinde Sayeye doğru ilerlemiş,ona sakinleştirici bir iğne vurup, serumunu yenileyerek odadan çıkmıştı.Saye bilinçaltındaki kabusla savaşırken,kesik kesik nefesler veriyordu.Birkaç saat sonra, sakinleştiricinin etkisi sona erdiğinde,Saye nefessiz kalmıştı.Boğulmamak için derin derin nefesler alıyordu ama başaramıyordu.Adam yine odadan çıktığında bu kez doktoru çağırmıştı.Doktor odaya girmiş,Sayeye müdahale ettikten sonra geri çıkmıştı.Saye sakince uyumaya devam ettiğinde, adam odadan çıkmıştı.
___________________________________________
2 gün sonra…
Günlerdir cehennemi yaşamıştım.Her yerim ağrıyor,nefesim artık sürekli olarak kesiliyor,titriyordum. Uyuyamıyordum.Uyuduğumda daha fazlasını yaşıyordum.Tek yaptığım yatmaktı.Ama yatarken de iyi sayılmazdım.Sadece o da değil, kasıklarımda sızlıyordu.Bu birkaç günde şunu anlamıştım. Ben Arıza gerçekten muhtaçtım.Fazlasıyla.Meğer ona bağırmam bile onun sayesindeymiş… Ne yapacağımı bilmiyordum.Arızdan nefret etmeme, onu görmek istemememe rağmen, ruhumun ona ihtiyacı vardı.Ne kadar istemesem de.Gözlerimi günlerdir yaptığım gibi açıp kapadım.Uykum vardı.Fazlasıyla.Bayılmamak için kendimi zor tutuyordum.Birkaç gündür bedenim canlı,ben cansızdım.Yaşadığımı bile hissetmiyordum.Doktorlardan birinin, durumumun ciddi bir şekilde kötüleştiğini söylediğini duymuştum.Gerçekten yaşıyor muydum? Yoksa her şey bir rüyamıydı? Kapının sesiyle bakışlarım o tarafa döndü.Tanıdık silueti gördüğümde biraz olsun yaşadığımı hissetmiştim.Bana doğru yavaş adımlarla ilerleyen Arızdı.Birkaç gündür başımda bekleyen adam odadan çıktığında, Arız yanımda durmuş,eğilip yüzüme bakmıştı.Bir şeyler söylemişti, ama anlamamıştım.Kulaklarım zor duyuyor çınlıyordu. “Saye, ne oldu sana?” dediğini seçebildim.Dudaklarımı oynatmayı denedim. “Sadece sana gerçekten muhtaç olduğumu öğrendim.”dudaklarım titrediğinde bir süre durdum. “Sen kazandın.” Devamını getirememiştim.Başım yana doğru düşmüş.Bilincim kapanmıştı.
__________________________________________________
Arız kapıyı açıp odaya girdiğinde,Bakışları Sayeyi buldu.Gördüklerine inanmamıştı Arız.Saye gözleri yarı açık.Bedeni titreyerek yatıyordu.Bedeni bembeyaz olmuştu.Arız arkasındaki kapıyı kapadığında, Sayeye doğru ilerledi.Yanına vardığında eğildi. “Saye?” dedi ama Saye onu duymuyor gibiydi. “Nasıl oldu?” Sayeden yine cevap gelmemişti. “Saye ne oldu sana?” dediğinde Saye yavaşça dudaklarını aralamıştı. “Sadece sana gerçekten muhtaç olduğumu öğrendim.” Demişti Saye titrek bir sesle.Dudakları titrediği için bir süre durmuştu.Zar zor “Sen kazandın.” Dediğinde, gözleri kapanmış, bedeni Arıza doğru devrilmişti.Arız “Saye?” diye seslendiğinde yavaşça doğrulup ayağa kalktı.Sayenin yanına uzandığında,Sayenin başını kendi göğsüne yasladı.Saye nefes alıp verirken,Arız konuşmuştu. “İnan imkanım olsa senden hemen kurtulurdum Saye.Ama o şifreyi almam lazım.” Sayeye baktığında, onu duymadığını bilerek konuştu. “Sadece örgütün bir aletisin.Fazlası istesen de olamazsın.”Başını geriye yaslayıp gözlerini kapadığında, tek dileği bu kadının ondan şifreyi alana kadar ölmemesiydi.
_______________________________________________
Gözlerim saatler sonra aralandığında, kendimi belki de günler sonra ilk kez iyi hissetmiştim. Kendimi kış uykusundan uyanmış gibi hissediyordum.Bedenimde ki ve kasıklarımdaki ağrı hala varlığını sürdürüyordu ama diğer yaşadığım tüm sorunlar bitmiş gibiydi.Kulaklarım çınlamıyor, bedenim titremiyor, başım dönmüyordu.Başımın altındaki teni hissetmiştim.Tanıdıktı.Başımı ağır ağır kaldırdığımda,Arızın uyuduğunu gördüm.Tereddütle başımı tekrar göğsüne yasladığımda artarda uyanık olmaması için dua ettim.Bunu yapmak istemiyor,ondan nefret ediyordum ama ona ihtiyacım olduğunu biliyordum.Bu yüzden tereddüt etsem de bunu yapmıştım.Gözlerimi kapamaya çalıştığımda,Arızın derin bir nefes vererek uyandığını fark ettim.Yeni uyanmış gibi yaparak gözlerimi yavaş yavaş araladım.Bakışlarım yukarı yüzüne doğru çevrildiğinde,onun bakışlarının da aşağı bana doğru çevrildiğini gördüm.Bir süre birbirimize baktığımızda, bakışlarını kaçıran o oldu. “Doktor ciddi anlamda kötüleştiğini söyledi.” Durdu ve konuştu. “Neyin var?” bunu sormasına biraz şaşırmıştım ama belli etmedim. “Her yerimde ciddi bir ağrı var.Ayrıca nefesim sürekli kesilmeye başladı.” Başını salladığında, doğrulmuştu.Bende aynını yapıp doğrulduğumda, yataktan kalkmıştı. “Kantinden bir şeyler alıp geliyorum.” Dediğinde arkasına dönüp, odadan çıkmıştı.O gittiğinde, hemen yatağın yanında duran kemanımı almıştım.Bir süre ne çalacağımı düşündükten sonra, başımı kemana yasladım ve çalmaya başladım.Melodi havada uçuşurken şarkıya giriş yaptım ve söylemeye başladım. “Nerden esti aklıma kim bilir,gezdim dün gece şehri şöyle bir...” söylemeye devam ettim. “Herkes kendi evinde, kendi halinde.Her yerde huzur,her yerde neşe.” “Bir ben uykusuz, bir ben huzursuz, bir ben çaresiz, bir ben sensiz…” derken melodiyi biraz daha yükseltip söylemeye devam ettim. “Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor,nerde nasıl yaşarım, bir de bana sor…”melodiyi biraz hızlandırıp yüksek sesle söylemiştim. “Evlerin ışıkları bir bir yanarken, bende karanlığı bir de bana sor.Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor, nerde nasıl yaşarım bir de bana sor…” kapı açıldığında, ellerim durmuştu.Başımı kemandan çektiğimde, kemanı yerine geri bırakmıştım.Hiç bir şey söylemeden,bana doğru ilerleyip, elindeki poşeti bana uzatmıştı.Poşeti aldığımda, ilerleyip koltuğa oturmuştu.Elindeki sigara paketinden bir dal sigarayı çıkarıp dudaklarının arasına yerleştirdiğinde, paketi yanına koyup cebinden bir çakmak çıkardı.Sigarayı yakarken, çakmağı cebine geri koymuştu. Bakışları beni bulduğunda konuştu. “Rahatsız olursan dışarıda içerim.” Aslında rahatsız olurdum ama bir şey demedim. “Olmam.” Dedim.Bakışlarını benden çekmeden., “Sende rahatsız olma çal.”dediğinde.Bakışlarım kemana döndü.Kemana uzandım.Tekrar
Aldığımda, başımı yasladım.Ellerimi yavaşça oynatmaya başladığımda melodiyi çaldım.Söyleyip söylememek arasında kaldığımda,iç sesim konuştu. Saçmalama Saye! Düşmanın yüzünden söylemekten vazgeçme! Melodi yine havada uçuşurken, en sevdiğim şarkılardan birini söylemeye başladım. “Beni yak kendini yak, her şeyi yak.Bir kıvılcım yeter, ben hazırım bak.İster öp okşa, istersen öldür.Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk.Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk…”durdum.Melodiyi çalmaya devam ederken bakışlarım ona dönmüştü.Beni izliyordu.Önüme geri döndüm.Söylemeye devam ettim. “Seni içime çektim, bir nefeste.Yüreğim tutuklu, göğsüm kafeste.Yanacağız ikimizde ateşte.Bir kıvılcım yeter ,hazırım bak.Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk.” Melodiyi yavaştan yükseğe taşıdım. “Allah’ım.Allah’ım.Ateşlere yürüyorum.Allah’ım acı ile.Aşk ile büyüyorum.” Uzun bir süre melodiyi çalmaya devam ettim.Gözlerim kapalıydı.Melodiyle oradan oraya kuş gibi süzülüyordum.Bir süre sonra söylemeye devam ettim.Bu defa sesim biraz daha kısıktı.Melodi kadar yavaştı sesim. “Beni yor hasretinle, sevginle yor.Sevgisizlik ayrılıktan daha zor.Dilediğin kadar acıt canımı,Varlığında,yokluğunda yetmiyor, varlığında,yokluğunda yetmiyor…” melodiyi hızlandırıp sesimle yükselttim. “Allah’ım.Allah’ım.Ateşlere yürüyorum.Allah’ım acı ile.Aşk ile büyüyorum…” melodiyi yavaşlatıp durdum.Gözlerimi aralayıp,başımı kemandan çektiğimde, gözlerim Arızın gözleriyle buluştu.Bir süre o bana, ben ona baktım.Bakışlarını kaçıran yine oydu. Bende gözlerimi kaçırdığımda, kemanı yerine geri bıraktım.Yatağa uzandığımda,şarkı söylediğim için nefessiz kaldığımı fark etmiştim.Derin nefes aldım.Nefesimi düzene soktuğumda, onun getirdiği poşete uzandım.Bir bardak kahve, birkaç tane çubuk ve su vardı. “Ne seversin bilemedim.Latte aldım.” Latte de severdim.Bu yüzden bir şey demedim. “Sağ ol.” Demekle yetindim.Çubuklardan birini açıp yemeye başladığımda,ne kadar acıktığımı yeni fark etmiştim.Yavaş yavaş yedim.Bitirdikten sonra, çöpü yanımdaki küçük çöpe attım.Poşeti yanımdaki komodinin üzerine bırakıp cenin pozisyonu aldım.Arız sigarasını söndürüp yanımdaki çöpe attı.Yatak çöktüğünde, yanıma uzandığını anladım.Gözlerim yavaşça kapandı.Ve uykunun beni çekmesine izin verdim.
______________________________________________
Gözlerim yavaşça aralandığında, nefes alamadığımı hissettim.derin nefes alsam da olmadı o an anladım.Yine nefessiz kalmıştım.Yanımda uzanan Arız’a döndü bakışlarım.yine onu uyandırıp uyandırmamak arasında kaldım.Ve yine kendimi düşündüm.Ama elimi kaldıramadım.Lakin bedenim titriyordu.Ellerimi kaldıramadım.Ama istemeden de olsa Arızın dizlerine düştü başım. Kalkmak istesem de olmadı.Bedenim titredi kasıldı ve nefesim gittikçe azaldı.Derin derin nefes almaya çalışırken öksürdüm.Tam o sırada Arız uyanmış, dizlerinde çırpınan beni fark etmişti. “Saye? Ne yapıyorsun?” diye sorduğunda cevap veremedim.Arız beni kaldırmayı denese de olmadı.Bedenim kasılmıştı.Sadece başıma yüzüne çevirip dudaklarını dudaklarımla birleştirmişti. Nefesini hızla bana verirken geri çekildi.Nefesim geri geldiğinde derin derin nefes aldım.Ama dizlerinden kalkamadım.Aynı zamanda bir anda kasıklarıma vuran ağrıyla, yüksek sesle inlemiştim.Arız bir an ne olduğunu anlamamıştı. “Sikiyim! Bedenin kasılmış.Kalkamıyorum,yadım çağıramıyorum!” Ben ne olduğunu anlayamadan,kasıklarımdan süzülen kanlarla ağrım daha da arttı.Daha çok inlediğimde, Arız endişeyle bana baktı.Yüzümü avuçladığında, bakışlarım bakışlarındaydı. “Konuşmaya çalış.Neren kanıyor?” ağzımı açmayı denedim.Başardığımda konuşmuştum. “Ka-Kasıklarım…” dedim acıyla.Arız ne yapacağını bilemeden, bir şey aradı.Aradığını bulamadığında ise, tişörtünün bir kısmını yırtıp elime bıraktı.Ama elimi kıpırdatamadım. “Siktir.” Dediğinde bağırdı. “Doktor! Doktor Lazım!Acil Doktor gönderin!” beni kıpırdatmamaya çalışarak, butona uzanmaya çalıştı.Ama yapamadı.Görmüştüm.Bir anda kasıklarıma şiddetli bir ağrı vurduğunda gözümden yaş gelmişti.Çaresizce inledim.Niye bu onun yanındayken oluyordu? Onun yanında fazlasıyla güçsüz duruyordum.Bu olmamalıydı! Düşmanımın gözünde çaresiz
Görünmemeliydim. “Sikeyim böyle işi! Duyan da yok!” yanındaki butona uzanmayı bir kez daha denediğinde parmağı biraz olsun yaklaşmış, butona değmişti.Buton yandığında derin bir nefes almıştım. “Dayan.Gelirler şimdi.”güldüm.Neden güldüğümü anlamadığında ise konuştum “Düşmanımdan gelecek yardıma muhtaç kalmak.Gerçekten sinir bozucu.” “İnan benim içinde fazlasıyla sinir bozucu.” Bir süre sonra odaya bir hemşire girdiğinde Arız, “çabuk doktor çağırın acil!” diye adeta hemşireye bağırmıştı.Kapı kapanma sesi geldiğinde, doktor çağırmaya gittiğini anlamıştım. “Sana şifre için muhtaç olup tüm hayatımı mahvetmem daha kötü.” Dediğinde güldüm. “Benim içinde öyle.” Durdum.bir süre bekledim ve konuştum. “Neden hala buradasın Arız? İstersen gidebileceğini biliyorsun.Adamaların var.Sen neden hala buradasın?” kesindi. “Örgüt için.Sen örgüt için bir aletsin.Şifre için buradayım.Ve aldıktan sonra gideceğim Saye.” Kapı açıldığında birisi bana doğru ilerlemişti.Bir süre ona baktım.Ama koluma değen sızıyla bilincim kapandı.Son gördüğüm gözleri oldu.
_____________________________________________
2013
Küçük Saye,esir olduğu odasında, oyuncak bebekleriyle oynuyordu.Henüz Anne diye bir şey olduğunu bile bilmiyordu.O yaşlarda anne diyeceği birisi olmadığı için bilmezdi.Babayı bilirdi yalnızca.Onu da iyi bilmezdi.Aile kavramı ise hiçbir zaman olmamıştı.Annesiz,Ailesiz, onu sevmeyen bir babayla büyümüştü Saye.Oyuncaklarıyla oynarken fazlasıyla masumdu ama Baba onu öyle görmüyordu.Bunu bu yaşına rağmen o da biliyordu.Anaokulundaki arkadaşları, bir kadınla gelirdi okula.Ne olduğunu merak ederdi.Ama bilemezdi.Bir gün hocasına sorduğunda hocası ona “Anne” demişti.Neydi Anne?Odasında arabaları sürerken,içeri Annesi girmişti. Onun olabilecek tek annesi.Kapıyı kapatıp kilitlemişti Feray.Sargının girmesini istemiyordu.Küçük Sayenin yanına çöktüğünde, Saye koşarak ona sarıldı. “Anne!” diye bağırdı.Biliyordu.Bağırırsa baba kızardı.Feray sımsıkı sarıldı kızına.Onun için kızı olan yeğenine.Onu hiçbir zaman yeğen olarak görmemişti.Saye onun kızıydı.Ama onu doğurmakta isterdi Feray.Bu kız onun tek evladıydı.Saçlarını okşadı, öptü kokladı.Kim ne derse desin.Sayenin annesi oydu.Ölene kadar da o olacaktı.Annesi sahip çıkmamıştı Sayeye.O çıkacaktı.Ne zaman olacağını bilmese de, bir gün ona cenneti vaat edecekti Feray.Saye geri çekildiğinde, Feray onun yüzünü okşadı.Bal yanaklarından öptü. “Anne.Sen yokken bana yine pat pat yaptı.”Ellerini sallayarak anlatmıştı Saye.Feray’ın kalbinin ortasına bir bıçak saplandı. “Arkanı döner misin Kızım?”dediğinde,Saye yavaşça arkasına dönmüştü.Feray küçük kızın elbisesinin fermuarını açtı.Sanki kırılganmış gibi dikkatlice yapmıştı bunu.Fermuarı bıraktığında gözleri dolmuştu Feray’ın.Kızın sırtında yer yer morluklar, yer yer yaralar, ve kan lekeleri vardı.Üstü kirlenmişti.Ne zamandır bu elbiseyi giyiyordu? Kızı duyup üzülmesin diye sessizce ağladı Feray.Canı yanıyordu.Yüzü yaşlarla dolduğunda,gözlerini sildi Feray.Titreyen sesini titretmemeye özen göstererek,Fermuarı geri çekti Feray.Saye tekrar ona doğru döndüğünde, Kızının ellerinden tutup öptü, okşadı ve derin bir nefes çekip kokladı.Şeker kokardı Saye.Kendisi gibi.Ama bu hayat o kokuyu kana çevirmişti. “Kızım.Banyo yapmak ister misin?” sessizce güldü Saye.Güldüğünde, her yer aydınlanır,parlardı yüzü. “Bıc bıc mı?” “Evet Sayem.Bıc bıc.” Dedi yüzünü okşarken.AyağakalktığındaSayenin elinden tuttu.Sayenin odasında bulunan banyonun kilidini açıp, küçük kızı içeri soktu.Kendiside girdiğinde, kapıyı tekrar kilitledi.
Anahtarı yere bıraktı.Sayeyi kucağına alıp sıkıca sarıldığında,saçlarından öptü.Sayeyi kuru küvete bıraktığında,Sayenin üzerindekileri çıkardı.Gördükleriyle gözü daha da doldu.Kızın her yerinde yara vardı.Ama ağlamadı.Dayandı Feray.Çok sıcak olmayacak şekilde suyu ayarladı.Kızın üzerine lifi,çok yavaş, ve dikkatlice sürttü.Saye sessizce inlediğinde Feray saçından öptü. “Çok acıdı mı annem?” “Acımadı” Feray yavaş yavaş lifi sürmeye devam ederken “Keşke o da sorsa” dedi Saye.Feray gözleri dolsada, odağını Sayeye verdi.Vücudunu bitirdikten sonra,narin saçlarını yıkadı.Şekerli şampuanla, daha da şeker kokarken, Saye köpükleri havaya atıp güldü.Feray saçını yıkamayı da bitirdiğinde,büyük bir havluyu alıp Sayeye sardı.Suyu kapatıp Sayenin önünde eğildi. “Mutlu musun şeker kız?” dediğinde Saye güldü. “Mutluyum.” Kollarını iki yana açtı. “Bu kadar.” Feray küveti temizledikten sonra, yerdeki anahtarı aldı ve kilidi açtı.Kapıyı geri kilitlediğinde, Sayeyi yatağına bıraktı.Saye arkasından sessizce kıkırdarken, ona birkaç kıyafet bulup yanına ilerledi.Havluyu alıp,üstünü giydirdiğinde, saçını kuruladı. “Mis kokulum” dedi Sayenin saçlarını koklayıp.Sayenin saçını kuruladığında, havluyu yere bıraktı. “Arkanı döner misin annem?” Saye arkasına döndüğünde,Feray elindeki kremi yaralarına ve morluklarına sürüp, kıyafetini düzeltti. “Dön bakalım” Saye ona döndüğünde, Feray Sayeyi kucakladığı gibi saçlarını kokladı.Saçlarını örmeye başladığında, Saye gülmüştü. “Bitirdim.Şimdi yemek zamanı!” dedi Feray sessizce.Saye güldü.Feray getirdiği poşetten kendi yaptığı, ahududulu kek ile domates çorbasını çıkardı.Çok severdi kızı.Özenle yapmıştı.Saye karşısına kurulduğunda,çorbadan bir kaşık aldı.Kıza yedirirken,Saye ona gülmüştü.Sayekekide yedikten sonra, Feray Sayeyle uzun bir süre oynamıştı.Akşam olduğunda ise, kızının başını kendi göğsüne koymuş,Bir elyle saçını okşarken, ona masal okumuştu.Saye uyanınca annesinin gideceğini biliyordu.Bu yüzden uyumadan önce ona sıkıca sarılmış, “Seni çok seviyorum annem.” Demişti.Feray Saye uyuduğunda onu yavaşça yatırdı.Yorganı üzerine örtüp kalktığında,ayakta bir süre onu izledi.Canından çok seviyordu bu kızı.İmkanı olsa ruhunu ruhuna saklar,onu her şeyden korurdu.Gözlerinde tutuğu yaşları serbest bıraktı.Sessizce ağladı.Kızının çektiği acılara yandı. Gözlerini sildiğinde, poşeti alıp odadan çıktı.Kapıyı artarda birkaç kez kilitledi.Anahtarı boş yemek kaplarından birine koyduğunda, kapıya doğru ilerledi.Ama eli kapıda kaldı. “Güzel kardeşim! Nereye böyle? Selam bile vermeden?” arkasına döndüğünde abisine doğru ilerledi.Tam karşısında durduğunda, “Sayeyi gördüm.Ve şimdi de gidiyorum.”güldü Sargın. “O şeytanın neyini görmeye ge-” derken lafını tamamlayamadan Feray, abisinin yüzüne tokadı indirdi.Sargının başı yana düşerken düşlerini sıktı. “Sen fazla oldun artık! O kızın sırtına ne yaptın!”başını kaldırdığında güldü Sargın. “Oo! Büyüdün de bana hesap mı soruyorsun Feray?”sinirle nefes verdi Feray. “Sana yemin ediyorum, Sayeyi senden alacağım.Andım olsun! Alacağım onu senden!Ne pahasına olursa olsun!” güldü Sargın. “Sen önce kocanı-” konuşmasına yine izin vermedi Feray.Bir tokadı daha abisinin yüzüne indirdi. Sargının başı yine yana düşerken dişlerini daha da sıktı. “Kes sesini! Bugün Saye yanındaysa, o aptal annesi yüzünden! Yoksa onu sana bırakmazdım.” Durdu Feray ve konuştu. “Bir de, Emin ol annem senden nefret ediyor” güldü Sargın. “Babamda sen-” konuşturmadı Feray. “Sus! Duydun mu beni? Sus!O baba mı oldu da benden nefret ediyor!Gitsin karı bulsun kendine! Ona mı kalmış beni sevmek!” durdu Feray. “Ama senden, bunu asla beklemezdim.Sende o piçe çektin! Annem senden nefret ediyor!” güldü Feray. “İkimiz Sargın.İkimiz! Babam bize vurmasın, Anneme zarar vermesin diye bir masanın altında dua ederdik! Meğer sende onun gibiymişsin!” Daha da yaklaştı Feray.Sargının yüzüne tükürdüğünde geri çekildi. “Allah belanı versin inşallah!” güldü. “Öyle bir çocuğu buna çevirerek fazlasıyla vermiş zaten!” işaret parmağını tehdit ederce kaldırdı Feray.
“Bana bak.Bak! O kıza ben gelene kadar el sürersen,seni de o piç adamı da yaşatmam! Duydun mu?” güldü Sargın. “Nereden buluyorsun o gücü? Ko-” Feray bu kez en sert tokadı yüzüne geçirdiğinde Sargın sinirle bağırdı ama bir şey yapmadı. “Evet! Senin zorla bana aşık ettirdiğin,Sayeden uzaklaşayım diye beni evlendirdiğin kocamdan!” güldü Feray. “Planın işe yaramadı.Benden kurtulamadın, ondan da kurtulamayacaksın.Kendi kanında boğulursun inşallah! Ve gör Sargın! Sayeye dokunursan, seni cehenneme göndermem zamanımı almayacak.Duydun mu! O kıza dokunmayacaksın!” Arkasına döndüğünde kapıyı açtı ve evden çıkıp kapıyı sertçe kapadı.Çaresizce evi olmayan o eve giderken,Sargın kapıya bakıp güldü. “O kızı kim sever Feray? Şeytan o! Ömrü boyunca da kimse sevmeyecek.O yalnızca bir alet.Ayrıca sen benim yapacaklarımı gör, sonra öldürürsün.” Güldü. “yeni başlıyoruz.O tokatları da ödeteceğim.” Sargın vahşet düşünürken,Feray sevmediği o eve gitmişti.Saye ise yalnızdı.Annesi gitmiş, gölgesiyle yalnız kalmıştı.
_______________________________________________
Şimdiki Zaman… Gözlerim ağır ağır aralandığında,görüş açıma doktor girmişti.Karşısındaki Arızla konuşuyordu. Kasıklarımdaki ağrı neredeyse geçmiş, vücudumun kasılması bitmişti.Yavaşça doğrulduğumda, doktor kapıya doğru ilerlemiş, odadan çıkmıştı.Arız bana doğru ilerlerken, bana olabildiğince uzak bir şekilde uzandı. “Ne dedi?” diye sorduğumda bakışları bana döndü ve gözlerimde durdu. “Kasıklarında sorun varmış.Geçip geçmeyeceğini bilmiyorlarmış.onun dışında iyiymişsin.” Aklıma takılan soruyu sordum. “Eğer,geçmezse ne olurmuş?”gözleri gözlerimden ayrılmadı. “Bilmiyorum.Söylemedi.” dedi.Gözleri gözlerimden ayrıldığında, yanımdan kalktı ve koltuğa ilerledi.Oturduğunda paketten bir dal sigara alıp cebinden çıkardığı çakmakla yaktı.Çakmak ve sigarayı cebine geri koyduğunda,sıkıldığım için kemanı elime aldım.Başımı yasladığımda, bu kez yalnızca çaldım.Melodiler içimde çaldı.Bir süre çaldıktan sonra kemanı yerine bıraktım.Keman çalmayı severdim ama sürekli çalınca da sıkılıyordum.Yatakta yatarken,cenin pozisyonu aldım. Baskın bir Nane kokusu burnuma dolduğunda, bu kokunun çarşafın altındaki kravattan geldiğini anlamıştım.Kravatı daha da çarşafın altına ittirdim ve gözlerimi kapadım.Ama Arız’ın “Bir süre uyumaman lazımmış.” Demesiyle gözlerim tekrar aralandı.Cenin pozisyonundan doğrulup bakışlarımı onda sabitledim. “Neden?” “Ne bileyim neden.Doktor öyle dedi.” Güldüm. “Seni kendime muhtaç edeceğim derken yalan söylemiyordum.”kaşları çatıldı. “Bende öyle.” Kaşlarım çatıldığında “Ne yazık ki.” Demekle yetindim.Boş boş etrafa bakarken,gözlerim Arızda durdu. Bana bakıyordu.O an bu bakışları birinin bakışlarına benzetmiştim.Ama anlayamamıştım. “Ayrıca.” Dedim. “Bana şifreyi neden istediğini söylemediğin sürece vermeyeceğim.Bu yüzden başımda beklemene gerek yok.” Tek kaşı havalandı. “Seninle tartışmayacağım.” Telefonun çıkarıp saate baktı.Ve sigarasını söndürüp yanıma doğru ilerledi.Yanıma uzandığında, “Uyuyabilirsin.Doktorun söylediği süre geçti.” Tam ona sırtımı dönecekken geriye doğru savruldum.Kolunu belime sarıp tuttuğunda, benimde bir elim omzuna tutunmuştu.Bir süre gözlerim gözlerinde kaldı.Gerçekten bu bakışı tanıdığım birinde anımsıyordum.Bakışlarını kaçırıp belimi bıraktığında, ona tamamen sırtımı dönüp cenin pozisyonu aldım.Yine o koku geldi burnuma. Nane…
Daha fazla oyalanmadan gözlerimi kapadım.Ama gözümün önüne gelen siluetle irkildim. Gözlerimi tekrar araladığımda, “Başını yaslayabilirsin ama onun dışında temas etme” dediğini duydum.Ben neler yaşıyordum? Doğrulup yüzümü ona döndüğümde, ağır ağır tereddütle başımı göğsüne yasladım.İçimde pişmanlık, sinir ve utanç oluşmuştu.Ama kendim için susmuştum.Gözlerim yavaşça kapandığında, uyku beni kollarına çekmişti…
_______________________________________________
Gözlerim aralandığında,bakışlarım elime düştü.Baktığımda gördüğüm tek şey kandı. Ellerimde kimin kanı vardı? Bakışlarım ellerimden çekip kaldırdığımda,önümdeki iki mezarı gördüm.Ve o an hatırladım.BU mezarlar o iki kadının mezarıydı.Kim olduğunu bilmediğim o kadınların.Yerde biriken kanı gördüm.Benim elimdeki kan yere damlıyordu.Mezarların taşlarında da kan vardı.Odağım mezarlardayken, arkamdan gelen sesle irkildim. “Onları da sen öldürdün.Tıpkı beni öldürdüğün gibi.”bir çocuğun sesiydi.Yavaşça arkamı döndüğümde,yine o çocuğu gördüm.Başını yana eğip bana baktı. “Sende ölmüştün.” Dediğimde bana doğru ilerleyip ellerimi tuttu. “Ölen benim.Ama gelecekteki ben hala yaşıyor.” “Sen neden öldün?” “Sen unuttun.” Dediğinde tam olarak ne anlatmak istediğini anlamadım. “Şuan da anlamıyorsun. İşte tam bu yüzden öldüm.”çocuk ellerini çektiğinde, bedeni yavaşça yok oldu.Ve tamamen ortadan kayboldu.Ben arkasından bakarken, gözlerime ışık dolmuştu.Rüya ve gerçek arasındaydım. Kısa bir süre sonra, gözlerim gerçekliğe aralandığında,pişmanlığım ve sinirim bünyeme geri gelmişti.Hızla başımı çektiğimde, Arızın uyuduğunu gördüm. Neden yanımdaydı? Bir şifre için neden bunları yapıyordu? O şifre ne kadar değerliydi? Yavaşça doğrulduğumda,bakışlarımı etrafta gezdirdim.Artık kendi evimi bile unutmaya başlamıştım.Buradan ne zaman kurtulacaktım? Ya da kurtulabilecek miydim? Bakışlarım serumdayken,damlaların düşmesini izledim.Artık alışmıştım.Her gün kolumda serum vardı. Bir an önce buradan çıkmak istiyordum.Yanımdaki kıpırdanmayla, Arıza döndüm.Gözleri yavaşça aralanırken, bakışlarımız yine denk düştü.Bakışlarını kaçırdığında, bende önüme döndüm. Doğrulup yanımdan kalktığında, koltuğa doğru ilerledi.Ben yine yataktaydım. Bir hastane odasında hapsi yaşıyordum… “Dışarı çıkacağım.” Dediğimde, dudağındaki sigarayı üfleyerek cevap verdi. “Olmaz.” Tek kaşım havalandı. “Neden?” bakışları yüzümde durdu. “Bir süre yataktan kalkmamalıymışsın.” Dediğinde göz devirdim.Ne zaman bitecekti? Başımı geriye doğru yasladığımda, tavanı izledim. Bir hastane odasında hapistim ve düşmanım yanımdaydı. Hayatımda yaşadığım en saçma olaydı.Gözlerimi kapamayı denedim ama olmadı.Kasıklarıma vuran ağrı ile vücudum kasıldı.Hareket etmeye çalıştım ama olmadı.Ne yapacağımı bilemedim. Boynum bile hareket etmiyordu. “Arız…” dediğimde.Bakışlarımı yanıma çevirdim.Görebildiğim kadarıyla bana baktı. “Ka- kası…” konuşamadım.Çünkü dudaklarımda kasılmıştı.Öylece kaldığımda, kemiklerim acımıştı. Yanımdan adım sesleri duyuldu. “Yardım çağırdım.Hareket etme.”Dalga mı geçiyordu? Zaten hareket edemiyordum! Bakışlarım tavanda bir süre bekledim.Bir süre sonra, bir doktor gelip bana iğne vurduğunda, bedenimdeki kasılma son buldu.
Kadın odadan çıktığında, yavaşça arkamı döndüm ve gözlerimi kapadım.Uykuya kendimi teslim ettim ve bilincim kapandı.
________________________________________________
Telefonu çaldığında Feray, hızla masaya doğru ilerlemişti.Telefonu alıp kimin aradığına baktığında, gizli numara olduğunu gördü.Açıp açmamak arasında kaldığında, tereddüt etmeden açtı.Telefonu kulağına yerleştirdiğinde, o sesi duydu. “Feray.Karıcım.” Agir Karnes. “Sen bu numarayı nereden buldun?” güldü Agir. “Öyle söyleme bebeğim.Kırılıyorum.Ben seni her zaman bulurum.Kızımı da alıp nereye gittin?” “Seni ilgilendirmez.Ayrıca o senin hiçbir şeyin değil! Kızım demeyi kes!” daha da güldü Agir. “Öyle mi sanıyorsun Feray?” Feray kendini kontrol etti. “Seni geberteceğim! Duydun mu beni? Seni geberteceğim!” Agir gülmeye devam etti. “Kusura bakma.Seni bulmadan asla ölmem Feray.” Sinirle güldü Feray. “Öyle mi? Sen anca cesedini bulursun.Gel de gör.” Agir kahkaha attı. “Ceset olmaya razıyım.yıllarca karımdan uzağım bebeğim.” Feray bağırdı. “Kes sesini! Git karının mezarında sabahla.Ben senin hiçbir zaman karın olmadım.Ölsem de olmam!” Agirin gülmesi durdu. “Öyle söyleme Feray. Öldüresim geliyor.” Feray sinirle nefes adı. “Ayrıca, şifreyi değiştirmişsin. Onu bana vereceksin bebeğim.Sana 3 gün veriyorum.Düşün, ve kızını seviyorsan şifreyi bana ver.” Güldü Feray. “Kızım dediğin insanı mı öldüreceksin?” güldü Agir. “Yanlış.Yalnızca senin kızım dediğini öldüreceğim Feray.” Telefon kapandığında, Feray öylece kalmıştı.Sayeden bahsediyordu. Kızından… Sinirle soluduğunda, göz bebekleri titredi.Ne yapacağını bilemedi.Kulakları çınladı.Beyninde bir silah patladı.Bir yanda kızı Alkım, bir yanda kızı Saye vardı.Bir silahın ortasında kaldı.Hiç bir şey yapamadı.Ama emindi. Şifreyi alamayacaktı.
___________________________________________________
Gözlerim aralandığında,Arızın yanımda olmadığını gördüm.Nerede olduğunu sorgulamadım. Geleceğini biliyordum.Yavaşça doğrulduğumda,yan dönerek bacaklarımı yataktan sarkıttım. Bir süre bekleyip bir yerimin acımadığından emin oldum.Sonrasında ayağa kalktım ve serumla birlikte ilerledim.Ama kapının biraz gerisindeyken.Kasıklarıma saplanan ağrıyla,canımın yandığını hissettim.Bu ağrının tek sebebi ölüyor olduğumdu.Gözlerim yaşlarla dolduğunda, bacaklarımdan süzülen kanı gördüm.Bacaklarımdan süzülen kanın sıcaklığını hissettim.Yer kan olduğunda, ağrım şiddetlendi.Kanamam gittikçe arttı.Ağrı daha da artarken ayakta duramadım.Yana doğru düştüğümde, başım sert zemine çarptı.Başımın döndüğünü hissettim.Yerde yana dönük bir şekilde yatarken,kanamamın arttığını hissettim.Sıcak kanım her yerimdeydi.Benimle birlikte serumda devrildiği için kolumdaki serum kopmuş, damarlarımda şiddetli bir acı hissetmeye başlamıştım. Kasıklarımda ki acı şiddetini koruduğunda şu an içinde bulunduğum durumun tek açıklaması ölüyor oluşumdu.Gözlerim yavaş yavaş kaydı ama direndim. Gözünü kapama Saye.Gözünü kapama… Gözlerimden yaşlar süzülürken,başımın da kanadığını hissettim.Her yerim kan olmuştu.Gözlerimi kapamamak için direndim.Art arda kırptım gözlerimi.Ama başaramadım.Gözlerim kontrolümde olmadan kapandığında, bilincimin ellerimden kaydığını hissettim.
___________________________________________________
Arız uyandığında, Sayenin uyuduğunu görmüş, odadan çıkarak dışarıya gelmişti.Sigarasını içtikten sonra odaya ilerlerken, doktora rastlamıştı.Doktor ona Sayenin durumunun kötüleştiğini, ani bir harekette büyük sorunlar yaşayabileceğini söylemişti.Arız sessizce kadını dinlemişti.Kadın konuşmasını bitirdiğinde arkasından geçip gitmişti.Arız yavaş adımlarla odaya ilerledi.Sayeyi uyandırmak istemiyordu.Sessizce kapıyı açıp içeri girdiğinde, gördüğü manzara karşısında, şaşırdı. Saye başından,kasıklarından ve kolundan kanlar süzülürken, gözleri kapalı bir şekilde öylece yatıyordu.Zemindeki kan gölünü gördüğünde hızla ona doğru ilerledi.Yanağına vurduğunda konuştu. “Saye.Saye uyan.Saye nasıl oldu?” Sayenin arkasında, yerde devrilmiş bir şekilde duran serum direğini gördü.Saye odadan çıkmaya mı çalışmıştı? Arız kadından cevap alamadığında, hızlı adımlarla odadan çıktı.Asansöre binmek üzer olan doktora bağırdı. “Doktor hanım! Doktor hanım! Acil durum lütfen gelin!”diye bağırdığında, kadın doktor hızlı adımlarla Arıza doğru ilerledi.Odaya girdiğinde ise gördüğü manzara karşısında hızla Sayeye doğru ilerledi.Kadın doktor hemşirelere doğru bağırdı. “Çabuk, çabuk ameliyathaneyi hazırlayın!” diye bağırdığında ekledi. “Sedye,sedye getirin çabuk olun!”Arız odaya girdiğinde doktorun biraz gerisinde bekledi.Bir hemşire sedye getirdiğinde, doktor dikkatlice Sayeyi yatırdı. “Ameliyathaneye götür, bir doktor daha çağır ameliyata alıyoruz.”doktor odadan çıkacakken, Arız kadının kolunu tutup onu durdurmuştu. “Neler oluyor?” “Arız bey bırakmazsanız, Saye hanımın rahmi hasar alacak.” Kolunu çekip hızlı adımlarla ilerledi. Arız odada yalnız kaldığında ne olduğunu anlamasa da üzerine düşünmemişti. Koltuğa ilerleyip oturduğunda, bir dal sigara yakıp dudağının arasına koydu.Yavaş yavaş içti. Sayeye bir şey olursa ne yapacaktı? Şifreye nasıl ulaşacaktı? “O yalnızca örgütün aleti Arız.Ona bu yüzden yardım ediyorsun.” Dediğinde sigarasını içmeye devam etti.Dediğinin doğru olup olmadığını bilmese de, yalnızca örgüt aleti olduğunu tekrar etti. O yalnızca örgütün bir aleti. ..
_________________________________________________
2009
Karnını okşadı Birgen.Kızı oradaydı.Bu dünyadaki tek yaşama sebebiydi kızı.Hayatı onun için yaşıyordu.Bir tek onun için.Tutsak kaldığı odada yaşamaya çalışıyordu.Ama Sargın varken bu daha da zor oluyordu.Odanın kapısı açıldığında,Birgen onun geldiğini anlamıştı. Sargındı. Birgen iki koluyla karnını sardığında, Sargın elindeki bıçakla Birgen’e yaklaştı.Birgen kaçmadı. Kaçamadı.Sargın üzerine doğru geldikçe, iki koluyla karnını sarıp kızını korumaktan ve geri geri gitmekten başka bir şey yapamadı.Sargın Birge’nin saçını tuttuğunda, var gücüyle kendine doğru çekti.Birgen savrulsa da dengede durdu.Sargı bıçağı kadının bir bacağına sapladığında, Birgen acısını yutmuştu.Sargın bundan memnun olmamış, bıçağı bu kez de kadının omzuna saplamıştı. Birge’nin ağzından bir inleme döküldü.Geri geri gitti.Ama sırtı duvara çarptığında, gidecek yeri kalmamıştı. Çaresizce karnını daha da korudu.Sargın ona yaklaştığında,bıçağı kadının diz kapağına sapladı.Birge’nin gözünden yaşlar akarken, zar zor da olsa dik durdu.Sargın bu kez bıçağı kadının diğer omzuna, sonrada diğer bacağına sapladığında,Birgen ayakta duramadı ve yere devrildi.Yan bir şekilde, kollarıyla karnını sarmış, yerde yatıyordu. Sargın bıçağı son kez kadının sırtına sapladığında, Birgen kesik kesik nefes aldı.Sargın bıçağı cebine koyup odadan çıkarken, Birgen yalnızca karnını sardı.Kendi kanının sıcaklığını hissetti.Ama acıya dayanamadı
Ve gözleri kapandı.
___________________________________________________
Sayenin ameliyatı bittiğinde,Arız onun odaya geri döneceğini düşünmüştü ama Saye odaya alınmamıştı.Bunun yerine yoğun bakıma alınmıştı.Arız o an durumun ciddiyetini anlamıştı.Saye yoğun bakıma alınmadan önce durumun ciddiyetini kavrayamamış, umursamadan oturup sigara içmişti.Şuan ise, yoğun bakımın önünde, sandalyeye oturmuş, koridorda bekliyordu.Üstelik daha ne kadar bekleyeceğini bilmeden.Uzun bir süredir bu sandalyede oturmuş,Sayenin uyanmasını bekliyordu.Bu kadın ona lazımdı.Ne olursa olsun ölmesine izin vermezdi.Sayenin inip kalkan göğsünden başka bir şey görmedi.Saye hala uyanmıyordu.Baygın bir şekilde,kolunda serum, ağzında solunum maskesiyle uzanıyordu.Kalp ritminden ve inip kalkan göğsünden başka hiçbir yaşam belirtisi yoktu.Arız bir süre sonra ayağa kalktı.Yoğun bakımın camının tam önünde durup Sayeye baktı. “Ne kadar acı çekersen çek ama ölme.Çünkü ölürsen, şifreyi sonsuza denk kaybederim.” Arkasını döndüğünde,hemşire yanından geçip yoğun bakıma doğru ilerledi.Arız tekrar yoğun bakıma doğru döndü. “Ne oluyor?” diye sordu hemşireye. “Endişelenmenizi gerektirecek bir durum yok Arız bey.Sadece onu odaya geri alıyoruz.” Arız başını salladığında arkasını geri döndü.Koridorda ilerleyip asansöre bindiğinde dışarı çıktı.Sırtını duvara yasladığında, bir dal sigarayı dudaklarının arasına koydu.Çakmakla yaktığında içmeye başladı.Sayenin odaya alındığını öğrendiğinde rahatlamıştı. Şifreyi kaybetmemişti. Arız sigarasından bir nefes daha alıp üfledi.O sırada, hemşireler Sayeyi odaya geri getirmişlerdi.Saye bilinci kapalı bir şekilde yatarken, bir şeyi kaybettiğini bilemedi.Sadece yattı. Bilinci kapalı bir şekilde uyudu.
___________________________________________
Başıma şiddetli bir ağrı vurduğunda,bedenim yavaş yavaş kendine geldi.Kolumda şiddetli bir ağrı hissetmiştim.Bana neler olduğunu bilmiyordum.Tek hatırladığım kafamın şiddetlice ağrımaya başlaması ve bilincimin kapandığıydı.Gözlerimi aralamaya çalıştığımda, zor da olsa başardım. Gözlerim kısık bir şekilde aralandığında, görüşüm eskisine göre biraz daha bulanıktı.Ağır ağır gözlerimi kapatıp açtığımda, görüşüm netleşti.Bakışlarım görebildiğim kadar etrafta gezdiğinde, hastane odasında olduğumu gördüm.Başımı yavaşça hareket ettirdiğimde, bakışlarım ağrıyan koluma döndü.Kolumda bandaj sarılıydı.Ve bandajın ortasında serum takılıydı.Önüme geri döndüğümde, serum takılı olmayan kolumu yavaşça kaldırdım.Elim başımdayken, orada da bandaj olduğunu gördüm.Elimi geri çekip yatakta yavaşça doğruldum.Etrafıma boş boş bakıp bana ne olduğunu hatırlamaya çalışırken,kapının açılmasıyla,bakışlarım oraya döndü.Doktordu.Yanıma doğru ilerlediğinde,biraz ötemde durdu. “Bana ne oldu?”diye sordum. “Bir kaza geçirdiniz Saye hanım.Şuan iyisiniz.Ama…” devam etmesi için baktım ama devam etmedi. “Ama?” diye sorduğumda yutkunup konuşmuştu. “Rahminizde bir hasar oluştu.Anne olamayacaksınız.” Bir süre idrak edemedim.Öylece durup yüzüne baktım.Gülen yüzüm yavaşça solduğunda, arkasına dönüp odadan çıkmıştı.Bense acımla geride kalmıştım. Her zaman olduğu gibi. Gözümden bir damla yaş süzülürken,öylece kalakalmıştım.Hala ne dediğini idrak etmeye çalışıyordum.Ama başaramıyordum.
O bana az önce anne olamayacağımı söylemişti. Gözlerimden yaşlar süzülmeye devam ederken,ağlamaya başladım.Durmadım, kaçmadım.Sadece ağladım.Kolumdaki serumu sertçe çekip çıkardığımda, kolumdan kanlar süzüldü, ama onu da umursamadım.Ayağa kalktım.Öylece bakarak ağlamaya devam ederken, dizlerimin üzerine düştüm.Gözlerimden yaşlar dökülmeye devam ederken hıçkırarak ağladım.Boğazım yırtarcasına bağırıp ağlarken, sinirle ayağa kalktım.Serumu itip yere devirdiğimde sertçe düştü.Yatakta ki yastığı alıp yere fırlattım.Sonrasında ise elime geçen komodinin üzerindeki vazoyu alıp yere sertçe fırlattım.Kırılma sesi odayı doldururken,yere çöktüm.Ellerimi kırılan camların üzerine sertçe vururken, canımın acısı umurumda olmadı.Sadece ağladım ve ellerimi kırık camlara vurdum. Artık benim de onlardan bir farkım yoktu. Ellerimden kanlar süzüldü ama umursamadım.Vurmaya devam ettim.Bir süre sonra durduğumda, gözlerimden yaşlar akmaya devam etti. Sadece annemin yapamadığı anneliği kendi çocuğuma hissettirmek istemiştim ama bu bile bana layık görülmemişti… Ellerimi tekrar camlara vurmaya devam ettiğimde, daha da haykırdım.Arkamdaki açılan kapıyı umursamadan ellerimi vurmaya devam ettim.Kapı geri kapandığında ayak seslerini işittim. “Saye! Saye ne yapıyorsun?” gözlerimden yaşlar akmaya devam ederken onu duymazdan geldim. Ama yanıma çöktüğünde, bileklerimi tuttu ve kırık camlara vurmama izin vermedi.Başımı çevirdiğimde, ağlamaktan şişmiş ve bulanık görmeye başlamış bakışlarım gözlerinde durdu. Ama hiçbir şey yapmadım sadece ağladım.O hala bileklerimi tutarken, tereddüt etmeden, başımı göğsüne yaslayıp ona sarıldım.Göğsünde ağlamaya devam ederken, ona sıkıca sarıldım. Çünkü ondan başka derdimi anlatacağım, acımı dökeceğim kimse kalmamıştı. Ellerimin acısını hissettim ama umursamadım.Sadece ağladım.Acımı döktüm.Zira bu acı, içimde saklayamayacağım kadar büyüktü.Arız bir süre sonra, boş kalan ellerini bana doladı.Tereddütle beni sardığında, daha çok ağladım.Hiç bir şey yapmadı.Öylece durdu.Hıçkırıklarım artarken, içten içe yandım. Her şeyin hesabını ödememe yandım.Anne olamamama yandım. Ellerimdeki acı gittikçe büyüdü.Ama hissetmedim hissedemedim.Arızın bir eli belimden ayrıldığında, saçımı okşadı.Onu ilk defa bu kadar nazik gördüm.Acıma kayıtsız kalamamıştı. Kendisinin de bir yarası olmalıydı.Yoksa bunu yapmazdı.İkimizde konuşmadık.Odadaki tek ses hıçkırıklarımdı.Bir süre sustum.Ağlayışlarım daha da şiddetlendiğinde,acımı azaltmaya çalıştım. Ama imkansızdı.Bu acı ölsem de dinmezdi. Herkes hayatını sürer,acıların hepsini Saye omuzlar. Arız beni kendinden uzaklaştırdığında,ellerim düştü.Başımı kaldırıp ona baktığımda,elleri omzumdaydı.Hıçkırıklarım dindiğinde, gözlerimden yaşlar sessizce akmaya devam etti. “Ne oldu Saye? Canını bu denli ne yaktı?” diyerek sessizliği bozdu.Sessizce akan yaşlarım durmadı.Konuşmadım, konuşmadım.Arız zorlamadı.Beni kendine çekip sarıldığında, başım yine göğsündeydi.Ağlamam devam ettiğinde,kolumu kaldıramadım.O da sarılmamıştı zaten. Bir süre onun göğsünde sessizce ağladıktan sonra, Arız beni kucağına alıp yatağa yatırmıştı.Hızla geri çekilip, kapıya doğru ilerledi.Odadan çıktığında, ellerimi kaldırıp gözümün önünde tuttum. Kan vardı.O an rüyamı anımsadım.Demek rüyamdaki kanın sebebi buydu.Ellerimi geri indirdiğimde, Canım yanmıştı.Ağlamam yavaş yavaş durduğunda, gözlerim boşluğa daldı.Odanın kapısı açıldı, yanıma birileri geldi ama bakışlarımı çekmedim.Ama bir süre sonra, “Saye” diyen Arızı duyduğumda,bakışlarım kontrolümde olmadan ona döndü.Yanında kadın bir hemşire vardı.Hemşire ellerime pansuman yapıyordu.Hissetmemiştim.Hemşire ellerime pansumanı yaptıktan sonra, bandajla sarıp, odadan çıkmıştı.Arız hemşire gittikten sonra yanıma uzanmıştı.Acımı anlamak ister gibi bakmıştı bana.İlk ve son kez beni düşündüğü gerçeği ile konuştum. “Anne olamayacakmışım.” Dedim gözlerine bakarken.Bakışlarını kaçırdığında,bir eliyle omzumu tutup, başımı omzuna yasladı.Başım omzuna değdiğinde, gözlerim yorgun bir şekilde kapandı. Uyku beni çektiğinde, karşı çıkmadım ve beni çekmesine izin verdim.
____________________________________________________
Arız, omzunda uyuyan kadına baktı.Neden olduğunu bilmiyordu ama onda kendi acısına denk bir acı hissetmiş,acısıyla ağlarken onu sarmış, ona alet gözüyle değil, kendisiyle aynı acıları çekmiş biri olarak görmüştü.Sonrasında pişman olacağını biliyordu ama, kendi yarasına eş bir yara gördüğünde, dayanamazdı.Çünkü bilirdi.O acıyı çekmek çok zordu.Sayeyi uyandırmamaya çalışarak, uzandığı yerde doğruldu.Sayenin başı yastığa düştüğünde, uyumaya devam etti. Kış uykusuna dalmış gibiydi.Çünkü fazlasıyla yorulmuştu.Arız yataktan kalkıp koltuğa oturdu.Başını geriye yaslayıp,gözlerini kapadı.Kafasındaki sesleri susturmanın tek yolu buydu.
__________________________________________________
2013
Feray,rutubet kokan bir odada,sandalyede elleri ve ayakları bağlı, ağzı bantlı bir şekilde duruyordu.Bir an önce buradan kurtulmak istiyordu.Ama bu imkansızdı.Malikanenin bodrumundaydı.Bağırsa kimse duymaz, kaçmaya çalışsa başarmazdı.Kapı açıldığında,içeri Agir girdi. “Nasılsın bebeğim? Umarım beni özlemişsindir.Senin için hızlıca geldim.” Cevap olarak sinirle çırpındı Feray.Agir güldü. “Tamam,sakin ol geldim.”Dediğinde Feraya doğru ilerledi.Kadının ağzındaki bandı aldığında, Feray hızla bağırdı. “Şerefsiz! Bırak beni! Çabuk bırak!” güldü Agir. “Deme öyle karıcım.Ben sensiz ne yaparım?” Feray; “Allahın belası!” diye bağırarak, Agirin yüzüne tükürdü.Agir gözlerini kapadığında,koluyla gözlerini sildi. “Bu şovlarından birisi mi karıcım?” diye sorduğunda, Feray bağırdı. “Senin utanman yok mu! Ben senin karın değilim! Asıl karın yukarıda! Ve sen beni buraya bağlamış, zorla tutuyorsun! Hadsiz!” güldü Agir. “Cık.O benim karım değil.Karım şuan karşımda duran kadın.” Sinirle güldü Feray. “Allah senin bin kere belanı versin! İnşallah işkencelerle geberirsin!” bir kere daha Agirin yüzüne tükürdüğünde, Agir bağırdı. “Yeter! Sus artık!” Feraya doğru ilerledi.Kadının saçlarını tutup geriye doğru çekti. “Bir kere daha ağzını açarsan-” “Ne yaparsan yap! Susmayacağım! Senden korkan ya senin gibi piçdir,ya da senin gibi kendini bir bok sanıyordur!Herkesi korkutabilirsin, ama beni asla! Daha sana yapacaklarımı bilmiyorsun!” kahkaha attı Agir. “Ne yaparsın? Tokat mı atarsın?” “Hayatının ağzına sıçar, ecelin olurum!” Agir kadının yüzüne bir tokat geçirecekken, Feray izin vermedi.Geriye doğru var gücüyle kendini itti ve düştü.Kendi canını kendi yakardı.Ama bir başkasına asla izin vermezdi. “Kendini ne sanıyorsun?Bana karşı koyabilecek kadar seni güçlü kılan ne ?” Güldü Feray. “En azından senin gibi parayla aldığım köpeklerle kendime güçlü demiyorum.Ne parayla, ne de birinin yardımıyla, sana kendim karşı çıkıyorum.Ama senin o parayla aldığın köpeklerin dışında ne gücün var ne de cesaretin.Zaten gücün ya da cesaretin olsa, o köpeklere güvenip, güçlüyüm demezdin” Agir sinirle sandalyeye tekme attı.Ama Feray ne korktu, ne de irkildi. “Yerinde olsam susardım Feray.” Güldü Feray. “Pardon.Ağzıma gerçekler kaçmış.Ne oldu? Gerçeğin ortaya çıkınca karşımda ezildin mi Agir?” Agir sinirle güldüğünde dişlerini sıktı. “Kendini öldü bil Feray.”diyerek kapıyı ardından sertçe kapatarak çıktı Agir.Feray sakladığı
Ellerini çıkardı.İpi çözmüştüm.Ayaklarını çözdükten sonra ayağa kalktı.İşte Agirin tek gücü buydu. Koca bir hiç. Odanın kapısını açıp çıktığında, merdivenlere doğru ilerledi.Merdivenlerdem çıktığında, başının üzerindeki kapağı açtı.Kendini yukarıçektiğinde, dışarıdaydı.Kapağı geri kapattığında etrafa baktı.Adamlar yoktu.İşte Agir bu kadar aptaldı.Ferayın kaçamayacağını düşünüp, başına adam dikme zahmetine bile girmemişti.Feray hızlı adımlarla ilerlediğinde, malikanenin büyük kapılarından çıktı.Agirin adamlarının arabalarından birine bindiğinde,arabayı çalıştırmayı denediğinde,araba çalışmıştı.Feray arabayı sürerek malikaneden ayrıldı ve Sayeyi görmek için Abisinin evine doğru sürdü.Sonsuza denk o bodrumda kalır,ses çıkarmazdı.Kaçmasının tek sebebi kızıydı.Kızını ondan başka seven yoktu zaten.O da gitmezse yalnız kalırdı.Ona verdiği bir sözü vardı; Asla onu bırakıp gitmemek…
_________________________________________________
Şimdiki zaman…
Gözlerim açıldığında,başımın altındaki teni hissedemedim.Gitmişti.Bunu zaten biliyordum.Bu yüzden umursamadım.Yatakta doğrulduğumda,başımı sağıma çevirdim.Arız koltukta uyuyordu. Yapacak bir şeyim yoktu.Kemanda çalamazdım.Çünkü ellerim yaraydı.Bakışlarım Arızdayken, Arız yavaşça kıpırdadı.Hızla bakışlarımı ondan çektiğimde,uyandığını hissettim. “Nasılsın?” diye sorduğunda yüzümde silik bir tebessüm oluştu. “Bilmem, sen?” bana baktığını hissetim. “Neden kötü olayım?” diye sorduğunda şaşırmadım. “Düşmanımın göğsünde derdime ağladım.Neden iyi olayım?” dediğimde bakışlarım ona döndü. Tahmin ettiğim gibi bana bakıyordu. “Yaşanmamış say.” Tebessümüm büyüdü. “Memnuniyetle.De, ben bana neden destek oldun, göğsünde ağlamama izin verdin, onu hiç anlamadım.” Derken tek kaşım usulca havalandı. “Acın acıma denkti.Düşmanımda olsan susup öylece duramazdım.” Güldüm. “Sen, bana acıdın yani?” güldüm. “Sen.Bana acıdın mı?” kaşlarım sinirle çatıldı. “Her ne kadar hasta da olsam, sırf bu yüzden sana muhtaç olsam ve her ne kadar güçsüz gözüksem de, sen bana acıyamazsın.Buna izin vermem.” “Acımadım.Empati kurdum.” “Umarım dediğin gibidir.Çünkü unutma ki, biz düşmanız.” Gözleri gözlerimi buldu. “Aynen öyle.Düşmanız.” bir süre gözleri gözlerimde kaldı.Bakışlarını kaçıran ben oldum. “Şayet bir gün seninle dost olursam, kıyamet kopmuş demektir.”güldü. “İlk defa haklısın Saye.” Gözlerine büyük bir nefretle baktım.Çünkü bazı şeyleri unutuyordum. Onunla düşmandık. Ve bunu unutmak istemedim.Unutmayacaktım. “Ben her zaman haklıyım.Ayrıca,bir daha mecbur kalmadıkça bana dokunma.Acısan bile.” Sırıttı. “Düzelt onu.Acın acıma denk olsa bile.” “Haklısın.” Dedim ve önüme geri döndüm.Ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın, bu onun düşmanım olduğu gerçeğini değiştiremezdi. O benim düşmanımdı.Ve bizden yalnızca düşman olurdu. Ona sırtımı döndüğümde,yatağın çöktüğünü hissettim.Kulağıma eğilip fısıldadı. “Ama bu sayılmaz.Ölmek istemezsin değil mi Saye?” cevap vermedim.uzaklaştığında kendi sorusunu kendisi cevapladı. “Bende öyle düşünmüştüm.” Cenin pozisyonuna geçtiğimde gözlerimi kapadım. “Elbet bir gün sende bana bu denli muhtaç olacaksın, ve o zaman beni anlayacaksın Arız.”
Uykunun beni çekmesine izin verdiğimde son duyduğum Arızın, “O kadar emin olma.Daha kötüsü seni bulur Saye.” Dediğini duydum sonrasında ise uyku beni tamamen çekti ve bilincim kapandı.
_____________________________________________
Gözlerim yavaşça aralanırken, nane kokusunu almıştım.Yanımdaydı. Olmaması gerekiyordu. Normalde olsa düşmanımı bana bu kadar yaklaşmasına izin vermezdim ama yapacak bir şeyim yoktu.Çünkü o bana bu kadar yaklaşmazsa, nefesim kesiliyor boğuluyordum. Yavaşça doğrulduğumda,bakışlarım sağıma döndü.Uyuyordu.Yavaşça ayağa kalkmayı denediğimde, kasıklarıma büyük bir ağrı girmiş,yerime geri uzanmak zorunda kalmıştım.Battaniyeyi üzerime çektiğimde,Arızın gözleri yavaşça aralandı ve açıldı.Bakışları bana döndüğünde, bakışlarımız buluştu.Gözlerimi kaçırarak bakışlarımı önüme çevirdiğimde, bakışlarının benden çekildiğini hissettim. “Keşke, eskisi gibi olsam da, sana muhtaç olmasam.” “Keşke öyle olsa da, düşmanıma yaklaşmasam.” Başımı ona doğu çevirip gözlerine baktım. “Dışarı çıkıp temiz hava almak istiyorum.Ama ayağa kalkınca canım yanıyor.” Bana bakmadan doğrulup ayağa kalktığında konuştu. “Tekerlekli sandalye isterim.”diyerek kapıya doğru ilerledi.Kapı kapama sesini duyduğumda odadan ayrıldığını anladım.Bakışlarım bir süre kapıda kaldı.Ve öylece baktı.Sanki orada Arız varmış gibi. İnsan düşmanım dediği ve nefret ettiği kişiyle birlikte aynı yatakta uyur muydu? Uyumazdı.Ama ben uyuyordum.Çünkü ona ölmemek için muhtaçtım.O da beni yaşatmaya çalışıyordu çünkü,ölürsem şifreyi alamazdı.Kapı açıldığında, düşünmeyi bıraktım. Görüş açıma,tekerlekli sandalyeyi ilerleten Arız girdi.Bana doğru ilerlediğinde,tekerlekli sandalyeyi yatağın biraz uzağına bırakıp.Bana doğru yaklaştı.Ama aniden durduğunda, gözlerimle gözleri buluştu.Sessiz bir cümlesi vardı.Söylemek istememişti. Kucağıma alabilir miyim? Başımla onayladım.Arız beni kucağına aldığında, hızla tekerlekli sandalyeye bıraktı.Geri çekilirken, arkama geçti ve beni ilerletti.Kapıyı açtığında, bakışlarım etrafta geziniyordu.Koridordan geçerken, istemsizce her yeri incelemiştim.Bir süre sonra, asansöre vardığımızda, Arız asansörü çağırdı.bir süre beklediğimizde, asansörün kapıları açılmıştı.İçeri girdiğimizde, ikimizde konuşmadık.O da, ben de sustum. “Dışarıda uzun kalamazsın.Kısa bir süreliğine çıkıp tekrar geri döneceğiz.” Başımla onayladım. Asansörün kapıları açıldığında, kısa bir süre koridordan geçtikten sonra dışarı çıktık.Bir anda yüzüme vuran soğukla, bedenimin titrediğini hissetsem de,belli etmedim.Dışarıda gezinirken, tek yaptığım temiz havayı defalarca kez içime çekmek oldu.Bu kokuyu özlemiştim.Fazlasıyla.Arız beni ilerletmeye devam ederken, yüzüme vuran havanın soğukluğu artmıştı.Bu kez gerçekte üşüdüğümü hissettiğimde, bedenim daha fazla titremişti.Arız durduğunda,önüme geçti.Üzerindeki montu hızla çıkardığında,omuzlarıma bıraktı.tekrar arkama geçtiğinde, beni ilerletmeye devam etti.Kısa bir süre sonra ise, tekrar hastaneye girmiş, odama doğru yol almıştık.Kapıya vardığımızı da, Arız kapıyı açtı ve beni içeri soktu.Kapıyı kapattığında kendiside içeri girmişti.Beni yatağın hemen yanına bıraktığında, önümde belirdi.Beni yine kucaklayıp hızla yatağa bıraktı.İlerleyip yanıma uzandığında,bana değmemeye özen göstermişti.Ona sırtımı dönüp cenin pozisyonu aldım. Gözlerimi kapadığımda, beliren siluetle, ellerim boğazıma gitti. “Bırak! Boğuluyorum!” yatakta hızla doğrulduğumda, omzuma yerleşip beni çeken eller yüzünden,sağa döndüm.Gözlerimi açtığımda,gözlerim onunkilerle buluştu.Nefesimin esildiğini hissettiğimde, göğsüm hızla kalkıp indi.Arız hızla benim üzerime eğildiğinde, dudaklarımız birleşti.Nefesini bana verdikten sonra üzerimden kalktı.Nefesim yavaşça yerine gelirken, gözlerimi ondan ayırmadım.
Bu denli hastayken, başımda bekleyen neden ailemden biri değil de düşmanımdı? Aslında cevap basitti.Bir ailem yoktu.Annem mezarda,babam şeytanın kendisiydi.Başımda bekleyen düşmanım değil de ailem nasıl olabilirdi? Yavaşça yataktan kalktığımda,monitörün yanındaki duvarın önüne çöktüm.Sırtımı duvara yasladığımda, dizlerimi yüzüme çektim.Bakışlarımı bir noktaya diktim ve düşündüm.Acaba benimde bir ailem olsaydı, aile ne demek bilseydim, şuan başımda bekleyen düşmanım değil de, annem olur muydu? Annem ölmese bir hayatımız olur muydu? Bunları yalnızca düşünmekle kalmıştım.Fazlası olmamıştı.Zaten o hayalini kurduğum annemin mezarını bile bilmiyordum.Öldü demişlerdi sadece.Annen öldü. Nerede, nasıl, neden öldü bilmiyordum.Mezarı var mı, ondan bile emin değildim.Bu yüzden onunla bir hayat düşünmem fazlasıyla saçmaydı.Belki de o da beni sevmemişti.Buna bile net bir cevabım yoktu.Arızın beni izlediğini fark ettiğimde hızla ayağa kalktım. “Canımın yanması seni bu kadar çok mu sevindiriyor?” diye sordum.Sırıttı. “Aksine Saye.Canının yanması,geçmişteki benin yarasını deşiyor.” Ondan bunu duymayı beklemiyordum.Tek kaşım havalanırken, boynum hafifçe yana büküldü. “İyi.En azından geçmişin şimdiki halinden daha duyguluymuş.” Sırıtmaya devam etti. “Ne kadar düşman olsak da,geçmişteki benin yarasını deştiğinde, senden nefret edemiyorum Saye.”durdum.İmalı bakışlarım yok olurken, şaşkındım.Konuşmamıştım.Susmayı tercih etmiş, yatağa geri uzanıp ona bakmıştım. “Deştiğim yarayı bilmeyi çok isterdim.Belki o zaman neden bu hale geldiğini anlardım.” Sırıtışını bozmadı. “Asla anlayamazsın.” Dediğinde, bir kolunu açmıştı.Ne yapmaya çalıştığını anlamadım.Gözlerine baktığımda yine sessiz bir cümlesi vardı. Gel. Tereddütle başımı göğsüne yasladım.Sıcaktı teni.Fazlasıyla.Kolunu omzumda hissettiğimde, “Emin ol Saye, yerinde kim olsa aynısını yapardım.İsterse ecelim olsun.Yine de yarama denk bir yara varsa, o kim olursa olsun aynısını yapardım.” Dediğinde sorgulamadım.Gözümden usulca bir damla yaş süzüldü sadece. “Yaramın.Yarana denk olduğunu nereden biliyorsun?”güldü. “İnsan kendi yarasını taşıyanı gözlerinden tanır.” Gözlerimi yavaşça kapattığımda, huzurluca uykuya daldım.
2013
Dilmen,evde kocasıyla beraber oturuyordu.Saat epey geç olmuş,Arız ve Armen uyumuştu.Dilmen ise, dizlerinde uyuyan kocasının saçlarını okşuyor, filmi izliyordu.Ama telefonuna gelen mesaj ile, bakışların filmden çekmişti.kocasını rahatsız etmeden yavaşça telefonuna uzandığında kimin yazdığına baktı.Üniversitedeyken arkadaşı olan Leyla yazmıştı.Bu saatte yazdığı şeyin ne olduğunu merak edip, hızla mesajı okumaya başlamıştı.Leyla,üniversitedeyken sınıf arkadaşları olan Sargının kızının,kötü olduğunu, ama nesi olduğunu anlayamadığını söylemişti.Dilmen n e olduğunu pek anlamasa da, küçük bir kızım zehirlendiğini duyduğu an yavaşça doğrulmuştu.Kendisi tıp okumak istese de başaramamıştı.Leyla’nın bu yüzden yazdığına da emindi. Saye, odasından kaçmış, uzun bir süre koştuktan sonra bir ormanda kaybolmuştu.Acıktığı için birkaç meyve yemişti.Ve bu yediği meyvelerden dolayı zehirlenmişti.Yeşillik bir alanda bayılmış, Leyla evine yakın olduğu için küçük kızı görmüş, hızla yardımına koşmuştu.Kızı evine getirdiğinde, bu kızın Sargının kızı olduğunu anlamıştı.Çünkü kısa bir süre önce, onunla bir konu hakkında konuşmaya gittiğinde bu kızı görmüştü.Kızın neyi olduğunu anlamayınca da Dilmene yazmıştı.Dilmen ağır hareketlerle kocasını dizinden ayırdığında, ayağa kalktı.Leyla’dan konum atmasını istediğinde, dış kapıya doğru koşuyordu.Kocası Sargını kızının yanına gittiğini duysaydı,
Muhtemelen kızacak, izin vermeyecekti.Bu yüzden üzerine ceketini geçirip, botlarını giydi ve malikaneden ayrıldı.Hızlı adımlarla bahçedeki kapıdan de çıktığında, bir arabaya doğru ilerleyip bindi.Çalıştırmayı denediğinde, çalışmadığını fark etti ve hızla o arabadan indi.Yanındaki arabaya bindiğinde, bu kez de o arabayı çalıştırmayı denedi.Bu kez araba çalıştığında, derin bir nefes verip arabayı Leyla’nın attığı konuma sürdü.O sırada Leyla,durmadan terleyen,gittikçe kızaran ve nefes almakta zorlanan küçük kızın alnındaki terleri siliyor, soğuk bez koyuyordu.Ama küçük kız gittikçe kötüleşiyordu.Bir süre sonra,Dilmen arabayı durdurduğunda, koşarak evin önünde durdu.Kapıyı çaldığında,Leyla hızla kapıyı açıp içeri girmişti.Dilmen telaşla içeri girdiğinde,terlerle kaplı kızarmış bir kız çocuğu görmüştü.Bir süredurup kıza baktığında,kızın zehirlendiğini anlamıştı.Ceketini adeta fırlatarak, Kızın yanında diz çöktü.Ellerini şefkatle yüzüne koyduğunda okşadı. “Pamuk kız.Nasıl zehirlendin sen?” Leyla şaşırmıştı. “Kız bu yavrucak zehirlenmiş mi?”Dilmen cevap vermedi.Yalnızca kıza yardım etmeye çalıştı.Yaklaşık bir saat sonra, küçük kız iyileşmiş, derin bir uykuya dalmıştı.Leyla küçük kızın başında uyuya kalan Dilmeni dürttüğünde,Dilmen ağır ağır gözlerini açmıştı.Bakışları yanında ki kıza döndüğünde Leyla rahatlatmak adına, “İyi” dedi.Dilmen huzur dolu bir nefes verirken, küçük kızın saçlarını okşadı.Yumuş yumuştu saçları.Ama bir o kadar da kirliydi. “Leyla.Sargın bu kızı dövüyor olmasın.” “Tövbe de Dilmen.Küçücük kıza ne şiddeti?” Dilmen kızın üzerindeki morlukları görmüştü. “Dün tedavi ederken gördüm.Vücudu morluk ve yaralarla dolu.Ayrıca üzerindeki kıyafetleri de ve saçları da pis.Sanki işkence görüyor.”Leyla burukça gülümseyerek izledi kızı. “Ne kadar da tatlı.” Güldü.Dilmen. “Öyle.Ömrü de öyle olsun.Umutla dolu.” Dilmen cebinden çıkardığı altın kadeh çiçeğini kızın avucuna bıraktı. “Pamuk kız.Bak, bu çiçek umudu temsil eder.Güzellik ve zarifliği çağrıştırır.Tıpkı senin gibi bir kıza verilmesi kadar doğru bir şey yok.” “Benimde iki oğlum var.Keşke seni de alabilsem yanıma ama olmaz.” Güldü Dilmen. “Gül güzeli Pamuk kızın,indi ömrüne güneş, açtı umut tarlası.”Dilmen yavaşça ayağa kalktığında kıza son kez baktı.Sonra ise oradan ayrıldı.
________________________________________________________
Derin okyanus, beni içine çektiğinde, karaya ulaşmaya çalıştım.Ama yapamadım.Okyanus beni yuttuğunda boğulduğumu hissettim. Gözlerim aralandığında, nefes alamadım.Boğuluyordum.Derin derin nefesler alırken,başımın altında ki tene tutundum. “A…rız” zorlada olsa konuştuğumda, gözleri aralandı.Ağır ağır başını çevirdiğinde, kolunun altında çırpınan beni gördü. “Sakin ol” dediğinde dudakları dudaklarımla birleşti.Nefesini nefesime verdikten sonra geri çekildiğinde, monitörde hızlanan kalp atışlarım duyuldu.Arızın sorgularca tek kaşı havalandığında, hızlı hızlın nefes almaya çalıştım. “Ne…Bakıyorsun?” bakışlarını kaçırdığında, ayağa kalktı. “Sana değil, monitöre bakıyorum.Kalp ritmin neden hızlandı?”Güldüm. “Az kala öldüğüm için olabilir mi?” diye sordum.Tek kaşı inanmadığını belirterek kalktığında, “Sakın senin için attığını sanma.Bu dünya da değil, evrende bir tek kalsan yine kalbim sana bu denli hızlı atmaz Arız.” Kollarını önünde bağlayıp, ciddi bir ifade takındı. “Hızlı atmasını isteyen kim Saye?”dediğinde, gözleri gözlerime değmişti.Bir süre gözlerine baktım.Sonra ise karşılık vererek, “İsteyip istemediğini soran kim? Sonuçta düşmanız.Bunu sormak bile saçma.” “Aynen öyle.” Cebindeki telefonu çalmaya başladığında, elini cebine götürüp telefonu aldı.Kimin aradığına baktıktan sonra ise, bana sırtını dönüp kapıya doğru ilerlemiş, odadan çıkmıştı.O odadan
çıktığında,yanımdaki kemanı alıp çalmayı istemiştim.Ama ellerimdeki cam kırıklarının izleri ve acısı hala tazeydi.Bu yüzden bakışlarımı kemandan çektim.Ve yatakta doğruldum.Bakışlarım ellerimi bulduğunda, o an gözümün önüne serilmişti. Asla var olamayacak çocuğumu sonsuza denk kaybettiğim o an… Bakışlarımı hızla ellerimden çektiğimde, kapı açılmış, Arız içeri girmişti. Birkaç adım sesinden sonra görüş alanıma girdiğinde, tek yaptığım ona sırtımı dönmek ve gözlerimi kapamak olmuştu. Uyumak istediğimi anlamış olmalı ki, yatağın çökmesiyle yanıma uzandığını anlamıştım.
__________________________________________________
2014
Sargın, Dilmenin ölüm haberini aldığı gibi kendini burada bulmuştu. Dilmenin mezarında… Elindeki Nergisleri onun mezarının üzerine bıraktı.Ve eğilip mezarın yanına oturdu. “Görüşmeyeli nasılsın Dilmen? Gördüğüm kadarıyla hiç iyi değilsin.”bakışları mezardan ayrılmadı. “Eğer o adamı seçmeseydin, ne ben bu kadar kötü olurdum,ne de sen ölürdün.” Güldü. “Ama,bunlar keşkeler.Asıl gerçek son bu! Senin öldüğün, benimse kötü olduğum bir gerçek.” Güldü. “Sana ne kadar teşekkür etsem az. Eğer o adamı seçmeseydin, zaaflarımdan kurtulamaz, kendimi kaybederdim. Ama şuan yalnızca kendimi düşünüyorum. Diğerleri ölse de umursamam.”gülerken ayaklandı Sargın. Ama tam arkasına dönecekken durdu.Tekrar mezara döndüğünde konuştu; “Bu arada,hayat ne kadar da garip değil mi? Seçtiğin adam seni öldürüyor ve uğruna seni öldürdüğü kadın benim kardeşim. Yani bu durumda asıl katil benim kardeşim oluyor.” Gülüşü arttığında, adımları geriledi. “İlk ve son Nergislerin benden. Başka gelecek kimsen kalmadı, değerini bil.” Arkasına döndüğünde ilerleyip oradan uzaklaştı. Dilmen ise yalnızca uyudu.
______________________________________________________________
Gözlerim yavaşça aralandığında, başımın altında yine o sıcaklığı hissettim.Kabuslarımdan kaçmak için o sıcak tene başımı daha da yasladım.Derin bir nefes alırken,onun yatakta doğrulduğunu hissettim.Başım yastığa düşerken, gözlerim hafifçe aralanmıştı.Arızın yataktan kalktığını ve koltuğa ilerlediğini gördüğümde, gözlerim ağır ağır tamamen açıldı.Bakışlarım onun üzerinde durduğunda, koltuğa uzandığını, gözlerinin kapalı olduğunu gördüm. Ona daha çok yaslandığım için benden uzaklaşıp koltuğa gitmişti. Bitkin ve yorgun vücuduma rağmen yatakta doğruldum.Bakışlarım hala ondayken, sessizce mırıldandım. “Bakışların çok tanıdık.Neden bakışların bana bu kadar tanıdık geliyor?”bir süre ona baktıktan sonra bakışlarımı çekmiş, yavaşça yataktan ayaklarımı sarkıtıp, yer basmıştım.Duvara tutunarak ayağa kalktığımda, yavaş adımlarla lavaboya doğru ilerledim.Ama bir yerden sonra duvara tutunmayı bırakmak zorunda kaldığımda, ayakta duramamış, geriye doğru sarsılmıştım.Bedenimin zemine çarpmasını bekliyordum ama bu olmamıştı.Aksine iki kol bedenime sarılmış, beni düşmekten son anda kurtarmıştı.Ellerim refleks olarak ona tutunduğunda, gözlerim gözleriyle buluştu. “Ne diye ayağa kalkıyorsun?” “Ne yapayım? Ömrümün sonuna kadar orada mı yatayım?” beni doğrulttuğunda, elleri bedenimden ayrıldı.Yüzümü yüzüne yaklaştırıp gözlerine baktım. “Sürekli düşeceksen yat.” “Düşersem düşerim.Bundan bu kadar sıkıldıysan tutma.Bırak da düşeyim.” Bana doğru yaklaştığında, geriye doğru adımladım.Ama bir yerden sonra sırtım duvara çarptığında durdum.
Tek elini omzumun üzerinden duvara yasladığında sırıttı. “Gözlerime iyi bak.Belki de çıkarırsın.” Ne demek istediğini anlamadığım için boş boş yüzüne baktım. “Sana tanıdık geliyormuş ya,iyi bak diyorum.Belki çıkarırsın.” Tek kaşım havalandığında içten içe sövmüştüm. Duymuştu! “Sen beni mi dinledin?”güldü. “Seni dünya yansa duymam.Nefesini dinledim.Daha edecek kavgalarımız var.Düşmanım ölürse ne yaparım?” kaşlarım hafifçe çatıldı. “Yasımı tutarsın.Pardon.Dilim sürçtü.Şifrenin yasını tutarsın.” Gülüşü büyüdü. “İlk kez haklısın.” “Seninde şu ilklerin bitmiyor.” Gülüşü azaldığında konuştu. “Sana nereden tanıdık geliyorum Saye?” güldüm. “Ölsem söylemem.”kolunun altından geçtiğimde, hızlı adımlarla ilerleyip kendimi yatağa bıraktım. Uzanıp battaniyeyi üzerime çektiğimde, bakışlarım ona döndü. Bana yüzünü döndüğünde,yanıma doğru ilerledi.Sağ yanıma uzandığında, kolunu açtı. Gel. Sessiz cümlesini anladığımda.Başımı yine tereddütle ağır ağır göğsüne yasladım.Ama gözlerimi kapatmadan önce ona seslendim. “Arız.” “Ne var?” “Kabuslarıma giren bir çocuk var.Bakışların ona benziyor…” derken gözlerim kapanmış, uyku beni çekmişti.
_____________________________________________________________
Gözlerime değen ışığın parlaklığı devasaydı.Gözlerim fazlasıyla yanmaya başlamış, sulanmıştı. Ellerimle gözlerimi kapatmayı denesem de başaramamıştım.Saniyeler içinde o ışık bir patlamaya dönüşmüş,bedenim geriye sertçe savrulmuştu.Sırt üstü uçurumdan aşağı düşerken o çocuğun sesini duydum. “Sen beni unuttun.Ve unuttuğunda ben tıpkı bu şekilde defalarca o uçurumdan düştüm.Sıra sende.” Uçurumdan düşerken gözlerim kapanmıştı.Karanlık bir o kadar rüya, kulağıma değen monitör sesleri ise bir o kadar gerçekti.Geçeklik ve hayal arasındaydım. Monitör sesleri yükselirken, gerçeklik beni hayalden çıkarmıştı.Gözlerimi ağır ağır araladığımda, yanımın boş olduğunu görmüştüm.Yatakta yavaşça doğrulduğumda, bakışlarım koltuğa doğru dönmüştü.Onunda boş olduğunu gördüğümde rahatlamıştım.Kantine gitmiş, ya da sigara içmek için dışarı çıkmıştı.Ellerimi yüzüme doğru kaldırdığımda avuçlarıma baktım.Camın yaraları geçmeye başlıyordu.Bir kaç gün sonra keman çalabilecektim.Ellerimi geri indirdim. Arız burada olmamasına rağmen burnuma dolan nane kokusuyla, bu kokunun kravattan geldiğini anlamıştım. Çarşafı sıyırdığımda, siyah kravatı elime aldım.Hala buradaydı.Vermeyecektim zaten ama bulamamasına şaşırmıştım.Kravatı çarşafın altına geri koymak yerine, çarşafı kapatıp kravatı kucağıma bıraktım.Arız gelince ona verecektim.Burada durmak yerine takması daha iyiydi. Ayrıca ona yapacaklarım kravatını saklamaktan daha fazlası olacaktı.Uzun bir süre boyunca boş boş etrafıma bakmış, beklemiştim.Ama neredeyse bir saat olmasına rağmen Arız yoktu. Neredeydi? Beklemekten sıkıldığım için yataktan kalktım.Kravatı elimdeyken, odanın kapısına doğru ilerleyip açtı ve arkamdan kapatıp odadan çıktım.Merdivenlere doğru ilerlediğimde,inmeye başladım.Koridor boyunca ilerledikten sonra kantine ulaşmıştım.Oradan içeri girdiğimde ise, ne kadar bakarsam bakayım onu bulamamıştım.Oradan da çıktığımda,bu kez asansöre doğru ilerledim. Asansörü çağırdığımda bir süre bekledim.Asansör durup kapısı açıldığında,içeri girip katı tuşladım.Asansör aşağı inerken, asansörün aynasında ki kendime bakmıştım.rezil bir durumdaydım.Saçlarım biraz karışmış, gözlerimin altı mosmor, yüzüm bembeyazdı.Ayrıca gözlerim şişti.Bu duruma geldiğim için önce kendimden,sonra ise Arızdan nefret ettim. Gerçi ondan her türlü nefret ediyordum.Asansör bir süre sonra durduğunda,kapıları açıldı.Çıktığımda, hastanenin dış kapısına doğru ilerledim.Hızlı adımlarla ilerlerken, nefesim kesiliyor, gözlerim kararıyordu ama durmamıştım.Dışarı çıktığımda temiz havayı içime çekip derin nefesler alırken, aynı zamanda bakışlarımla etrafa göz gezdiriyordum.İlerlerken,önce sağa, sonra soluma baktım. Burada da yoktu. Çaresizce etrafımda dönerken anlamıştım bazı şeyleri. Terk edilmiştim.Arız gitmişti.Bana bunu yaşatan ilk kişi değildi... Etrafımda dönmeyi bıraktığımda,hastaneye sırtımı döndüm ve tek bir noktaya baktım.Arız gitmişti.Yaran yarama denk demesine rağmen yoktu.Gitmişti.Gözlerim bir noktaya odaklanmışken, sırtımı delip geçen kurşunla, sırtıma büyük bir acı yerleşti.Gözlerim hafifçe açılırken dudaklarım aralandı.Tam o sırada, göğsüme yediğim kurşunla,dudaklarım daha da arlandı ve kısık bir inleme çıktı.Bedenim hakimiyetini kaybettiğinde, dizlerim yere çarptı.Elim göğsüme yerleştiğinde, kanın sıcaklığını hissettim.Geriye doğru devrildiğimde,bedenim yere yığılmıştı.Kafam yere sertçe çarptığında,bilincim yavaşça kapanmıştı.
________________________________________________________________
Feray odasının içinde dolanıp duruyordu.Kızı Alkım okuldaydı.Kendisi ise işe gitmemişti. Çünkü Agirin kendisine verdiği süre dolmuştu.Bir o yana, bir o yana ilerlerken, ne yapabileceğini düşünüyordu. Kızını nasıl kurtarabilirdi? Gerginliği gittikçe artarken,telefonundan gelen bildirim sesi ile durmak zorunda kaldı Feray.Hızlı adımlarla ilerleyip yatağın üzerindeki telefonu eline alıp açtığında, mesaj atan kişinin ismiyle bütün bedeni kasıldı. Agir… Hızla bildirime tıkladığında, kendisine bir fotoğraf gönderdiğini gördü.Açtığında ise, gördüğü manzarayla telefon ellerinden kayıp düşmüştü.Feray bir süre şoku atlatmaya çalıştı. Kızı Saye, yerde kanlar içinde bilinçsizce yatıyordu… Derin nefesler alırken, telefonundan bir bildirim sesi daha yükselmişti.Feray titreyen elleriyle zorlada olsa telefonu aldığında, bulanık bir bakışla ne yazdığını okudu. Bu yaptığım, yapacaklarıma bakılırsa hiç bir şey. Eğer daha fazla kan dökülmesini istemiyorsan, o şifreyi ver. Feray göz yaşlarıyla, telefonu sertçe duvara fırlattı.Telefon yere düşerken, kendiside yere düşmüştü.Gözlerinden yaşlar ardı ardına akarken,yüksek bir çığlık attı.Yanındaki yatağın üzerindeki yastığı alıp yere attığında, göz yaşlarını silip doğruldu.Saye belirdi yine gözlerinin önünde. “Kızım…” diyerek ağlamaya devam ettiğinde hıçkırıyordu. “Affet.” Hıçkırıkları arttığında, telefonuna bir mesaj daha gelmişti.Göz yaşlarını silip, hıçkırıklarını yuttuğunda.Fırlattığı telefonunu alıp baktı. Ayrıca, yakında kızımı bulup alacağım.O bundan sonra benimde kızım.Sakın bir daha onunla kaçmaya kalkma! Ferayın ağlaması şiddetlendiğinde,telefonu bir kez daha fırlattı.Ne yapacaktı? Hangi kızını nasıl koruyacaktı? Ellerini sertçe yere vurmaya başladığında bağırıyordu.ayağa kalkıp odadaki vazoyu yere attığında daha da yüksek bir sesle bağırdı.Kendini yere attığında, derin nefesler aldı. Bir süre kendini sakinleştirdikten sonra,göz yaşlarını sildi.Ağlamayı bıraktığında telefonuna uzandı.Ekranı paramparçaydı ama hala çalışıyordu.Kızı Alkımın ismine tıkladığında,arayıp telefonu kulağından biraz uzakta tuttu. Telefon açıldığında kızının sesi duyuldu.
“Efendim anne?” içi gidiyordu her anne dediğinde. “Toparlan eve gel kızım.” “Neden anne?” Ferayın yapabilirse bir planı vardı.Bir süre durup düşündükten sonra konuştu. “Bu ülkeden gidiyoruz.” Kızı Alkım bi şeyler daha söylese da dinlemedi.Acelesi vardı.Telefonu kapattığında usulca yere bıraktı.Ve planını gözünden geçirip ayağa kalktı.Eşyalarını toplamaya başladığında, Kızları için her şeyi yapmaya hazırdı.Ve Agir bilmiyordu.Konu kızları olunca, onu bile tek başına öldürürdü.Ama bunu yapmamasının sebebi, şuan bunun riskli olmasıydı. Risk geçtiğinde onu alnının ortasından vurup öldürecekti.