İçeriğe geç

Andan Bihaber

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Andan Bihaber

Bölüm 1

GİRİŞ

Hayatta sadece bir gölge olarak kalanlara… Ailesi tarafından sevilmeyen çocuklara… Gölge ardındaki sırdaşındır.Her ne kadar karanlıktan oluşsa da, en büyük ışıktır…

2006, 9 Ağustos.

Bir gün, bir ay, bir tarihti ama anlamı çoktu. Bir hikayenin başlangıcıydı belki de. Sevdiği kadın ile üniversiteden beri aşk yaşayan Agir Karnes, bir ay önce mezun olmuş, bugün sevdiği kadın ile evlenmişti.Dilmen ve Agir düğünden sonra gece evlerine gelmiş, evlerindeki ilk gününde yan yana uzanmış, film izliyorlardı. Agir filmi pürdikkat izleyen karısına sokulmuş, onu izliyordu. Canından çok sevdiği bu kadın onun tek ve en güzel filmiydi. Dilmen kocasına döndüğünde onu izlediğini fark etti. “Agir! Sana filmi izlemeni söylemiştim.” Ona tatlı bir sinirle kızan karısının gözlerine baktı. “Zaten filmi izliyorum. Karşımdaki bu kadın benim hayatımın ilk ve son filmi.” Derken aşkı gözlerinden akıyordu. Dilmen bu sözler karşısında bakakaldı. Bu adamı çok seviyordu. Ve ölene kadar bırakmaya niyeti yoktu. Kocasına sıkıca sarıldı Dilmen. Kolları sanki kaçacakmış gibi sıkıyordu kocasını. Agir güldü. “Korkma karıcım kaçmayacağım. Bu güzellikten kim kaçabilir?” Dilmen kocasını çok sıktığının farkına varıp uzaklaştı. Başını kocasının omzuna yasladı ve filmi izlemeye devam etti. Gece sadece Dilmen filmi, Agir ise Dilmeni izledi. Kendi filmi olan karısını…

15 Ağustos

Dilmen ve Agir birkaç gün önce balayına çıkmış, ve bugün ise geri dönmüşlerdi. Agir mutfakta hizmetçiler olmasına rağmen inatla yemek yapan karısını büyük bir sevgiyle izliyordu. Dilmen hizmetçileri olmasına rağmen çoğu işi yapmaya devam ediyordu. Asla elindekilerle övünmezdi. Elindekilerle yetinen birisiydi. Agir en çok bu özelliğini seviyordu. Dilmen yaprak sarıyordu. Zaten çoğu zaman canı sıkılınca mutfağa girer, ya yaprak sarar ya da hamur açardı. Zor yemekleri yapmak daha çok hoşuna gidiyordu. Yemekleri hep lezzetli ve özenli olurdu. Büyük bir özenle yapardı yemeklerini. Agir sessizce karısının arkasında durdu ve kollarını karısının beline sardı. Dilmen elindeki sardığı sarmayı tezgaha düşürdü. Kocasının bu ani hareketleri onu heyecanlandırıyordu. Dilmen oflayarak kızgın bakışlarını kocasına çevirdi. “Agir! Her şeyi aniden yapmak zorunda mısın?” Agir gülerek eliyle karısının yanağını okşadı. “Tatlı kızgınlıkların hoşuma gidiyor karıcım.” Dilmen daha fazla direnemeyip hafifçe gülümsedi. “Ama ben aniden olunca fazlasıyla utanıyorum kocacım” Agir de gülümsedi. Karısının ona bu şekilde hitap etmesini seviyordu. Alnını karısının alnına yasladı ve kahve gözlerini, kehribar gözlere dikti. Karısının dudaklarına küçük bir buse kondurup geri çekildi. Karısı hala boş boş bakıyordu. “Kolay gelsin karıcığım” dedi hala duran kadına. içeri geçerken arkasından bir ses duydu. “Agir çok fenasın!” güldü. Bu ses alışık olduğu tek sesti. Dilmen sarma sararken, Agir içeride oturmuş, karısını izliyordu. Her şey hayal gibi ama bir o kadar da gerçekti.

20 Ağustos

Agir karısını alışverişe çıkarmıştı. Karısı elinden tutmuş onu çekiştirerek hevesle bir yerlere götürüyor eşya seçiyordu. Sonundan bir mağazaya girdiklerinde Dilmen Agirin elini bırakıp hızlı adımlarla lafları incelemeye başlamıştı.

“Karıcım biraz yavaş ol.” Ama Dilmen onu hiçbir şekilde duymuyordu. Agir onun yanına giderken Dilmen hızla bağırdı. “Gelme! Sana hediye bakıyorum.” Agir olduğu yerde durdu ve karısını bekledi. Karısı bir süre sonra bir şeyler satın alıp yanına dönmüştü. Agir ne olduğunu merak etse de sormamıştı. Karısı ne zaman isterse verirdi. Bir süre sonra Agir ve Dilmen, baş başa yemek yemek için restorana gelmişlerdi. Romantik bir şekilde mumlar eşliğinde yemek yiyorlardı. Dilmen çatalını bırakıp yerinde dikleşti. Agir bunu fark etmiş, ilgiyle ona bakıyordu. Dilmen öksürdü. “Kocacım.” “Karıcım?” Dilmen lafı toparladı. “Sana bir hediyem vardı ya hani.” cebinden küçük bir kutu çıkardı ve kocasının önüne bıraktı. Agir bıçağını ve çatalını masaya bırakıp kutuyu eline aldı. Bir süre inceleyip kutuyu açtı. Ve gördüğü şeyle dondu. dondu. Bir test.Çift çizgi. Agir refleksle ayağa kalktı. Sandalye geriye düşerken, Agir testi atıp bakışlarını karısına çevirdi. “Gerçek mi bu?” karısına doğru ilerleyip onu kollarının arasına sardı. Bu kadın onun her şeyiydi. Yıllar geçti. İlk çocukları Arız, sonra ise Armen doğdu. Ama geçen yıllar mutluluğun azalmasına neden olacaktı.

2011 , 11 Kasım

Agir sabah uyandığında yanında yatan, Armeni sallarken uyuya kalan karısının bacağından Armeni aldı ve beşiğe bıraktı. Karısının üzerini örtüp su içmek için mutfağa girdi.Su içtikten sonra ise telefonu çalmıştı. Agir telefona baktı ve babasının aradığını görünce hızlıca açtı. “Baba? Bir sorun mu var?” babasının sesi kızgın geliyordu. “Var! Hemde çok büyük bir sorun var! Sen nasıl kumar oynarsın! Borcunu nasıl ödemezsin?" Agir!” "Baba kumar oynadım fakat fazla borcum yo -" “Var Agir! Tam 900.000.000 euro! Euro Agir. Bu kadar borcu nasıl yaptın?” “Bir şekilde ödenir baba" “Oğlum. Bende o kadar euro yok ki! Neyle ödeyeceksin?” Agir bir an öylece kaldı. Nasıl yani? O kadar para yok muydu?" “Baba ne demek yok?" “Yok işte lan yok!” Agir konuyu daha fazla uzatmak istemedi. “Baba sonra yüz yüze konuşur, çözüm buluruz ben kapatıyo-” “Çözüm var oğlum. Bunun için aradım.” Agir merakla babasını dinledi. “Neymiş o çözüm?" “Benim ortaklarımdan birisinin kızı Feray Gürsoy ile evleneceksin. Karşılığında da senin borcunu ödeyecekler” Agir dondu.Ona Dilmeni boşamasını mı söylüyordu Canından çok sevdiği kadını? “Baba sen ne diyorsun! Bu mümkün değil, ben evliyim ve iki çocuğum var!" “Mümkün oğlum. Eğer o aileni düşünseydin kumar oynamazdın.” Agir bunu kabul etmeyecekti. “Asla o karıyla evlenmeyeceğim!”dedi önce sert bir şekilde. “Evlenmek zorundasın. Duydun mu? Benim itibarımı da mı zedeleyeceksin?" “Eğer evlenmemek için mecbursam zedelerim. Duydun mu beni?" “Mantıklı ol oğlum. O evli olduğun kadını her şekilde kaybedeceksin. Borcu ödemezsen de, ödersen de. Bunu o aklına sok.” Agir bir süre düşündü ve direnmeyi bıraktı. Babası haklıydı onu her türlü kaybedecekti eğer ailesini düşünseydi kumar oynamazdı. Sessizce kabul ederken canının yandığını hissetmişti. Ama bir süre sonra o da bitti. Ömürlük aşkını birkaç saniyede bıraktı .O aşk sessizce yitip gitti... “Tamam.” Dedi ve telefonu kapattı. Artık her şey değişecekti. Sevdiği o kadın, artık yoktu.

12 Kasım

Agir bugün hem Ferayla tanışacak hem de karısı ile konuşacaktı. Eski karısı. Bugün her şey değişecekti .Ve yeni kanlı bir sayfaya giriş yapılacaktı.

Karşısındaki sandalye çekildiğinde başını kaldırdı Agir. Feray gelmişti. Baştan aşağı süzmüştü onu. Güzeldi. Hem de fazlasıyla güzeldi. Pespembe dudakları, Masmavi gözleri, kahve saçları ve harikulade bir fiziğe sahipti. Agir bu kadını fazlasıyla sevmişti. Sessizliği bozan kendisi oldu. “Agir Karnes.” Dedi elini uzatarak. Kadında elini uzattı ve onun elini sıktı. “Feray Gürsoy.”dedi kadın. Ellerini geri çektiler. “Umarım bana öfkeli değilsindir.”dedi Feray. Agir başını iki yana salladı. “Değilim. Zaten yeni bir başlangıç lazımdı. Tam tesri sizin gibi bir güzelle evlenmekten onur duyarım.” Feray gülümsedi. “Sizde fena değilsiniz.” Mavi ve kahve gözler uzun bir süre buluştu. Bakışları birbirinden ayrıldığında, Agir Feraya yavaşça yaklaştı ve nefesini yüzüne verdi. “Seni karım yapacağım” dedi tutkuyla. Feray ise sadece susarak onu izliyordu. Agir masadan kalktı ve oradan ayrıldı. Evine geri döndü. Armen ve Arız uyumuş, Dilmen ile baş başa kalmıştı. uzatmak istemeyerek konuşmuştu Agir. “Dilmen ben boşanmak istiyorum” Dilmen duyduğu şeyi bir süre idrak edemedi. Canından çok severdi bu adımı. Ne olmuştu da gönlündeki aşkı yitirmişti? Bir süre sonra dudaklarından; “Ne?” döküldü kısıkça. Duyduğu şeye inanmak istemiyor, kabus olduğuna inanmak istiyordu. Agir ona bunu diyor olamazdı. Yani olamazdı değil mi? “Duydun Dilmen. Boşanmak istiyorum.” dedi Agir acımasızca. Dilmenin bunun kabus değil, gerçek olduğunu anlaması kısa sürmüştü. Ona eskisi gibi karım demiyordu…Artık sadece Dilmendi. Canından çok sevdiği bu adam yüreğini söküp atmıştı. Bu kadar kolay mı vazgeçmişti ondan? Bu kadar değersiz miydi? “N-Neden? Bunu neden istiyorsun Agir?”Artık eski hitaplar yoktu. Şu dakikadan itibaren resmi konuşacaklardı. “Aşık oldum Dilmen. Aşık oldum. Çok güzel birine, senden de güzel" güzel.” Senden de güzel… Sevdiği adam gözüne baka baka başkasına aşık olduğunu söylemişti. Bunu nasıl yapmıştı? Karşısındaki adam ve sevdiği adam aynı değildi. Agir değişmişti. Ama Dilmen bunu kabul etmeyecekti. Evlenirken bir ömür sözü vermişti. Agir vazgeçse de o vazgeçmezdi. “Öyle kolay değil Agir. Ben ne olursa olsun evlenirken bir ömür sözü verdim. Boşanmıyorum.” Agirin kaşları çatıldı. Dilmen ise kararlı bir şekilde ayağa kakıp balkondan ayrıldı. Agir yalnız kalmıştı. Gelecekteki gibi…

15 Kasım

Feray, bir zamanlar Dilmen ve Agirin aşkına şahit olan o eve yerleşmişti. Feray ve Agir birlikte yatıyordu. Dilmen ise farklı bir odada, ne kadar canı yansa da oğullarıyla kalıyordu. Feray Agiri öptükçe kalbi ikiye ayrılıyordu. En çok acıtanı ise, Agirin ona para bırakması olmuştu. Sanki bunca şey bir aşk değilmiş gibi ona fahişe muamelesi yapmıştı. Ama Dilmen kararlıydı Vazgeçmeyecekti. Odasında Oğlu Arızın, kardeşiyle oynayışını büyük bir sevgiyle izliyordu. her fırsatta gözleri doluyordu. Aşk en büyük göz yaşıydı. Ve o, bu göz yaşında esir kalmıştı. Odanın kapısı açılınca düşüncelerinden sıyrıldı ve oraya döndü. Agirdi. İçeri girdi ve kolunu tuttu.Dilmen ise yine dövüleceğini biliyordu.Armene ve Arıza sarıldı.Sonra ise odadan çıktı.Agir onu yere fırlattı.Dilmen yüzüstü yere yapıştı.Burnu kanamaya başladığında hızla koluna sildi.Yaşadığı günlerin bir rüya olduğunu, uyanmaya başladığını fark ediyordu. Agir sessizce,

“Senden kurtuluş yok mu?” dedi sinirle.Artık o eski Agir yoktu.Dilmen buna üzülüyordu.Artık hep sinirliydi.Gözlerinde ne aşk vardı, ne de mutluluk. “Yok! Duydun mu?” diye bağırdı. Agir üzerine eğildi.Elindeki bıçağı ortaya çıkardı. “Merak etme.Zaten bugün sonsuza kadar senden kurtulacağım.” Dilmen bakışlarını bıçağa kilitledi.Bunu da mı yapacaktı? Sevdiği adam neye dönüşmüştü? Gözünden bir damla yaş aktı.Eski Agiri özlemişti.Hem de çok. “Sanırım…Benden artık nefret ediyorsun.”dedi önce Dilmen. “Söylesene, aşık olduğun kadına olan nefretin neden? Sevilmeyi hak etmiyor mu yoksa?” “Her sevilen sürekli sevilmez.Ben artık seni değil, bir başkasını seviyorum.” Dilmen kendini sıktı. “Şimdi, iki seçeneğin var.Ya benimle boşan, ya da öl.”Dilmenin gözleri daha da dolmuştu. “Sen bana kıyamazsın.Yani kıymazsın değil mi Agir?” Artık bundan bile emin değildi. “Kıyarım.”dedi sertçe.Dilmen yine de vazgeçmedi.O aşkını satmazdı. “Öldür ama sonra arkamdan ağlama Agir.” Son gördüğü şeyin kahve gözler olması için sevdiği adamın gözlerine baktı.Onu ne olursa olsun sevecekti.Bu kalbe başkası sığmazdı.Agir ise tereddüt etmedi.Bıçağı kaldırdı ve sevdiği kadının kalbinin tam üzerine sapladı.Dilmen acıyla bir kez inledi ve kahvelere baktı.Bunu da yapmıştı. Canından çok sevdiği adam canını almıştı… “Ne…Olursa…Olsun…Seni seve…ceğim..” son sözü buydu Dilmenin gözleri kapandığında Agir geri çekildi. O gün en büyük ihanetin yaşandığı gündü…Bir adam sevdiği kadına ihanet etmişti…

1 Ağustos

Dilmenin ölümünden bir kaç ay geçmişti.Kimse Dilmenin neden öldüğünü bilmiyordu.Feray kızı Alkımı bugün doğurmuştu.Ve dikişlerine rağmen hastaneden bebeğiyle birlikte kaçmıştı.Çünkü Agir Dilemini öldürdükten sonra, çocuklarına sürekli olarak şiddet uygulamıştı.Feray ise aynı şeylerin kendisinin de başına gelmemesi için kaçmıştı.Kızı içindi her şey.Abisinin yanındaydı.Burada da güvende sayılmazdı ama yine de ondan uzaktı.Bebeğini nihayet uyuttuğunda, çalan kapıyı açmaya gitmişti Feray ama karşısında duran kişi yüzünden çığlık attı.Agir gelmişti.Sinirle Ferayı yere fırlattı ve ona vurmaya başladı.Feray kaçamaya çalışsa da başaramadı.önce gözünde, sonra ise karnında yoğun bir acı hissetti.Tam inleyecekken içeri abisi girdi. Sargın Gürsoy. Feray dikişlerine gelen ağır yumruk yüzünden acısını sıkarken abisi Agirin yüzüne bir yumruk savurdu.Ama buna sevinemedi çünkü abisi onu korumuyordu aslında. İtibarını koruyordu.Lakin önceki haftalarda, Feray fahişe olarak anılmıştı.İnanması güçken bu şekilde anılmıştı Feray.Abisi Agiri ölesiye döverken Feray karnın tutarak ayağa kalktı.İnlememek için dudağını sertçe ısırdı.Dudağı kanamıştı.Ama o kendini sıktı ve beşikte uyuyan bebeğini alıp yavaş adımlarla yeğeni Fezanın odasına ilerledi.O bu şekilde hitap ederdi yeğenine. Severdi onu.Güveneceği tek can bundan sonra sadece oydu.Odasına vardığında yere çöktü ve soluklandı. “Feza…” dedi kısıkça.Küçük kızın bakışları ona döndü.Feray cebinden bir kağıt çıkarıp onun avucuna bıraktı. “Feza.Bu aramızda özel.Bunu sana verdiğimi kimse bilmesin.Bunu hep sakla ve kimsenin eline geçmesine izin verme anlaştık mı?” dedi Feray.Küçük kız anlamasa da onayladı ve halası ile bebeğe sıkıca sarıldı.Halası daha fazla beklemeden hızlı ve acı dolu adımlarla oradan da kaçtı. Ve yurtdışına çıktı…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.