İçeriğe geç

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 14 · 9 dk okuma

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 14

2.PERDE: OK, YAY VE DENGE

YIL:2007 YER:NEWYORK

Gözlerimi açtığımda nere olduğumu bilmiyordum bembeyaz bir odada yatakta uzanıyordum etrafa baktım oda safi beyaz renk vardı birde masanın üzerindeki pembe pudra rengi çiçekler ışıklandırma ve odanın beyazlığı aşırı rahatsız ediciydi. Kapıya yöneldim kulpu tutum açmaya çalıştım açamayınca biraz daha sert çektim. Köşedeki hoparlörden ses geldi

Coulson:boşuna deneme, o kapı 5 fili bile kaldıracak güçte ufaklık

Hoparlöre bakıp hafif güldüm kapıyı tek elimle kavrayıp çektim arkamdaki duvara fırlattım omuzlarını kaldırıp alt dudağımı büzüp "çok zormuş gerçekten " dercesine bakış attım koridora çıktığımda kapının önünde bir sürü ajan vardı. Derin bir nefes aldım

Lydia: size zarar vermek istemiyorum o yüzden uzak durun.

Ajanlar birbirine baktı ve omuz silkip silahlarını bana doğrultular.

Lydia: bir kerede söz dinleyin be

Duvardan sekip ajanlardan birinin üstüne atladım onu ters çevirip diğer ajana fırlattım diğerlerinde devirdikten sonra. Kafasını kaldırıp karşıya baktım karşısında bir kadın ajanın üstüne doğru saldırdı yumruk attı. Ajan yumruğumu tutup cevirdi. göz açıp kapamamla kendimi karşı duvara yapışmış halde bulmam bir oldu .Öfke ile yerden kalktım pençelerimi çıkartıp kadının üzerine koştum duvara yapıştırdım pençeleri çekip boynuna dayayacaktım ki karnıma kaç bin voltaj elektrik verdi . çarpılmanın etkisiyle. etkisiyle dizlerimin üstüne çöktüm. yüzüne baktım sırıtarak yüzüme baktı. Belindeki sopayı çıkarıp önce sırtıma, sonra boğazıma , sonrada karnıma vurdu. vurduğu yerler alelade yerler olmadığından bir kaç saniye nefessiz kalıp bayılmışım gözlerimi açtığımda odamdaydım.

....................

Dış ses

Fury: kim olduğunu buldunuz mu ?

Johnson: tüm bilgiler yüklendi?

Fury ve Coulson bilgisayara baktılar sonra kafalarını çevirip birbirlerine baktılar ikisi de şaşkındı Fury orta bölüme ilerleyip

Fury: kontrol ettiniz mi? emin misiniz!

Johnson: evet efendim DNA analizi sonuçları bunu gösteriyor

Coulson Fury'nin yanına gidip kulağına bir şeyler söyledi .

Fury: hayır şimdi olmaz ne yapabildiğini gördünüz kontrol altına almadan bunu yapamayız

.........

Yatakta belli bir süre doğrulamadım tekrar ayağa kalktığım. boynumu hareket ettirdim. sırtımı biraz düzeltmeyi dendim her yerim tutulmuştu. içimden "hadi bakalım" diyerek ayağa kalktım tekrar kapıya yöneldim.

Coulson: Bunu pek tavsiye etm......

Kapıyı çektim ve gelen elektrik akımı ile duvara fırladım

Coulson: Seni uyarmıştım.

Kapıya yaklaşıp kulpu inceledim kulpun bulunduğu alanı söküp içine baktım devredeki bir kaç şeyi kurcaladığımda kapı açıldı .

Lydia: şuraya gelecekmişsiniz yoksa aynı döngüyü tekrar yaşayalım mı

Dedikten sonra kafamı koridor tarafına çevirdim karşısında tek gözü bantlı siyahi kel bir adam vardı onu görünce korkup geriye doğru sıçradım .adam içeri doğru yürüdü. bilekliğindeki tuşa bastı oda bir anda karardı ışıklar bir noktaya çevrildi o noktadan iki sandalye ve bir masa çıktı.

Fury: geç otur

Lydia: hop hop bu öyle bir film değil.

Fury: "ciddi ve korkunç bir bakış attı" sadece geç ve otur.

Lydia: oturacağım ama senin sözünü dinlediğim için değil çok korkunç bakıyorsun.

koltuğa oturdum göz bantlı adam da kaşıma oturdu. elindeki dosyayı masaya koydu.

Lydia: Bir bura neresi, iki ne zamandır uyuyorum, üç o koridordaki kasap beni hazırlıksız yakaldı yoksa tek elle de yenerdim onu.

Fury:tamam tamam dur ! burası SHILED , seni bir kapsülün içinde bulduk ve seni buraya getirdik

Lydia:her kapsülde bulduğunuzu şirketinize mi getiriyorsunuz. yok bide sepette bulduğunuz bebekleri de büyütün

Fury: sen susmak nedir bilirimsin.

Lydia: pek öyle bir huyum yoktur.

Fury: hangi yıldayız biliyor musun.

Lydia:1992'ye girdik mi?

Fury: "duraksayıp yüzüme baktı." 2007 yılındayız.

Lydia: iyi numara Chars, ama yemedim beni kandırmazsın .

Fury : Bak kimden bahsediyorsun bilmiyorum. Biz senin sandığın kişiler değiliz.

Lydia: yani 15 yıldır uyuduğuma inanmamı mı bekliyorsun

Fury: kanıtlaya bilirim

Beraber odadan çıkıp alt katlara yürüdük. kapının önünde durdu. kapıya elini koyup ittirdi. kapılar açıldığında ne olduğunu tam çözemediğim farklı şeyler vardı . kapıyı kapattı.

Lydia: biraz daha açık dursaydı ya.

Fury: biz o söz ettiğin kişiler değiliz. sana yardım edebiliriz.

Lydia: tamam kabul ediyorum

beni oradan çıkartıp laboratuvar benzeri bir odaya götürürler tahliller ve testler yaptılar. Röntgene geçtim . doktor ekrana bakarken bir şey fark etmiş olacak ki bulunduğu yerden ayağa fırladı ve odadan çıktı.

********

Dış ses

Doktor: Göğüs boşluğunda iki akciğer ortasında bir kapsül var, Aşırı güç çıkışı engeline ayarlanmış. yani Gücün kontrolünü düzenliyor yada kısıtlıyor. kapsülü çıkartmadan bilemeyiz.

Fury: aşırı güç yüklenmesi olursa vücudu bundan zarar görür mü?

Doktor:bir ihtimalle vücudu fazla akımı kaldırmayabilir.

Fury:O zaman yapılmayacak

Doktor:ama neden?

Fury: "sinirli bir şekilde "amacım onu bir silaha dönüştürmek değil ve onun başkalarına zarar vermesini engellemek

Doktor:peki efendim

*******

Odada oturmuş boş boş kameraya bakıyordum. ayağa kalkıp bir ileri bir geri yürümeye başladım. durup tekrar kameraya baktım

Lydia: daha fazla beklemem gerekecek mi?

Coulson: test sonuçları değerlendirilmeden bir şey söyleyemem

Lydia: peki sen hep o hoparlörden mi konuşacaksın

Coulson: Emir gelene kadar evet

Lydia: Emiy geyene kaday bir şey yapamıyoyum hüüü

Coulson: çok ayıppp.

Alfa:uff sıkıldım ama ben

Coulson: yatağın yanındaki sandığı kaldır içine bir şeyler koydu

Lydia:" yatağın yanındaki sandığın yanına çöktüm kapağını kaldırıp içine baktım" cidden mi" elime yapboz alıp kameraya doğru salladım "sen ciddi misin ya!!!!. bin parça yapboz.

Coulson: fazlamı geldi

Lydia: 3 yaşında olsam belki. vikleyen ördekte koysaydınız

Coulson: iyi bak içinde olacaktı. emzik falanda var.

Lydia: şaka mısın sen?" Kutunun içine baktım biraz elimi gezdirdim cidden de ördek vardı " çok komik fil falanda var mı " diyerek ördeği öce sıktım sonrada kameraya fırlatıp ayağa kalktım". hadi ama daha ne kadar bekleyeceğim.

o esnada kapı açıldı elinde bir dosyayla Fury geldi bilekliğindeki iki üç tuşa bastı tekrar aynı sorgu masası çıktı.

Fury: otur. "koltuklardan birine oturdum oda karşıma geçti" Ailenin kim olduğunu biliyor musun?

Lydia: 5 yaşımdan beri hiç görmedim .5 mi ondan bile emin değilim ama tek bildiğim öldükleri isimlerini öğrenecek vaktim olmadı.

Fury: peki şu bahsettiğin Chars kim.

Lydia: beni ailemden ayıran kişi yanı sıra benim gibilerden bir ordu kurmaya çalışan kişi.

Fury: ordu mu?

Lydia: merak etmeyin çoğunluk öldü kalanlarda kaçtı .

Fury: Chars'ın yerini biliyor musun peki yada hakkında farklı bir bilgi.

Lydia: Chars Adams adının tamamı. dosyanın kapağında okumuştum.

Fury: peki Chars Adams 2 şubat 1992'de Laboratuvarda oluşan bir patlama sonrasında yok oldu. bir izde bulunamadı.

Fury odadan çıktıktan bir kaç saat sonra başka bir adam içeri geldi

Coulson: Merhaba, ben ajan Coulson, oturun lütfen.

Lydia: Sen şu mikrofondaki vikviksin.

Coulson: Evet, Başkan Fury'nin işleri çıktı bundan sonrasında seni ben bilgilendireceğim.

Lydia: Hep böyle mi konuşursun.

Coulson: bazen, Şimdi önünde iki adet seçene var. bizimle çalışabilirsin yada.

Lydia: hapis mi edersiniz.

Coulson: hayır, güçlerini alır ve seni bir ailenin yanına yerleşiriz. Hemen karar vermek zorunda değilsin biraz dü.....

Lydia: tamam sizinleyim.

Coulson: Düşüne bilirsin zamanın var.

Lydia: bu saatten sonra o güçler olmadan pek yaşaya bileceğimi sanmıyorum

Coulson: peki aramıza hoş geldin ....."duraksadı ıııı"

Lydia: Alfa umarım hoş bulurum.

********

Altındaki yorganın. Çekilmesi ile yere çalarak uyandım. Öfke ile ayağa kalmıştım ki. Karşımda yine o domatesi gördüm.

Lydia: Günaydın diye bir kelime var ve bu bana kalırsa insanlığın başlangıcından beri kullanılıyor. Denesen mi

Romanoff: ben ajan Romanoff sana yakın dövüş eğitmeninim.

Lydia: ben gayet iyi dövüşüyorum eğitmene ihtiyacım yok

Romanoff: koridorda pekte öyle gözükmüyordu ama.

Lydia: hazırlıksız yakaladın.

Romanoff: hazırlan 10 dakika içinde seni eğitim salonunda göreceğim. Kıyafetlerin dolapta giyin

Lydia: söylemesen pijama ve çorapla gelecektim

hiç bir şey demeden odadan çıkıp gitti burada herkes içine robot kaçmış gibi davranmak zorunda mı diye düşündüm.

Dolabı açıp askıdaki kıyafetleri aldım.. Düz beyaz tişört ve SHIELD logolu siyah eşofman takımı. üzerime geçirip banyodan çıktığımda karşımda dikilen Romanoff gördüm.

Romanoff: 10 dakika demiştim.

Lydia: anca hazırlandım

Çalışma salonuna indiğimde etrafa baktım bayağı büyüktü. Sağıma soluma bakarken Romanoff arkamdan seslendi.

Romanoff: pozisyon al

Lydia:ne alıyı...

cümlemi bitirmeden kendimi yerde buldum ne bekliyordum ki zaten

Romanoff alaycı gözlerle bana baktı bakışlarındaki alaycı ifade sesinde yansımıştı

Romanoff: gerçekten iyiymişsin

Lydia: bu sayılmaz.

Romanoff bana yaklaştı elini uzattı beni yapıştığım yerden kaldıracak sandım ama karşı duvara fırlattı

Romanoff: kimseye güvenme.

Clint: çocuğun üzerine gitme!

Diyerek elini uzattı.

Romanoff'un kulağına eğildi.

Clint: ayrıca Onu duvardan duvara fırlatarak eğitemezsin

Romanoff: peki buyur senden görelim bide.

Clint :peki

duvarda duran kılıçlardan birini aldı bana fırlattı

Clint:Tut

kendisinde başka bir kılıç alıp yanıma geldi duruşum düzeltti.

Clint: gardını al!

Üzerime doğru kılıç sallamaya başladı. bir yandan onu durdurmaya çalışıyordum bir andan kılıç darbelerini etkisiz hale getirmeyi deniyordum. en son kılıcı üzerime doru salladı kendi elimdeki kılıçla onu durdurmayı denedim ama kılıcı çevirip bir anda elimdeki kılıcı fırlattı kolonun dibinde boğazıma kılıç dayanmış bir şekilde kala kaldım nefesim hızlandı. ciddi bir şekilde suratıma baktı. hafif bir sırıtış atıp boynuma ufak bir çizik atıp geri çekildi.

Lydia: ah... cidden mi beni öldürün diye mi yolladılar sizi.

Clint: abartma geçti bile

Romanoff yaslandığın duvardan gelip elini Clint'in omzuna koydu!

Romanoff: Cidden en başında sana bırakmalıydım.

Lydia: zevk alıyorsunuz değil mi!??

Romanoff: Hemde nasıl.

Clint: şimdi ne yapabildiğini görelim.

Duvardaki ok ve yayladan alıp bana uzattı. Suratına baktım.

Lydia: kafama elma koymayacaksın demi!

Gülümseyip elimdeki yayı aldı. yanındaki çantadan ucu hafif düz bir ok çıkardı yayı gerdi nefes aldı karşı duvardaki kırmızı butonu hedef aldı. yayı bıraktı ok çam kapağı kırıp kırmızı tuşa değince hasar vermeden sadece ittirip durdu. arkamdan 3 tane nişan panosu çıktı.

Lydia: sırf havasın be!

Clint: aynı şekilde sende onları hedef al, yan dur dik tut kolar şöyle. yayı ger rüzgara göre at.

en dıştaki siyah yeri vurdum. Clint'e baktığımda mimiklerini oynamadan "bir daha" dedi, bu sefer tahtayı ıskaladım

Clint: tekrar

Bu böyle bir kaç atış daha devam etti sonra en ortadaki sarı yerin kenarını vurdum. Sevinçle zıplayı oku Clint' e uzattım.

Clint:tekrar

Lydia: ne tekrarı vurdum işte.

Clint: hayır yeşil alanı vurana kadar durmak yok.

Lydia: yeşil alan yok ki!

Clint: iyi bak en orta .

tahtaya yanaşıp baktım, en ortada yaklaşık yarım santim daireyi gördüm.

Lydia:orayı kimse vurama...

Lafımı bitirmeden oku fırlatıp elimle kolum arasından geçirerek o noktayı vurdu. Şaşırmış ve birazda sinir olmuştum. Yüzümü buruşturup ona baktım.

Lydia: sırf havasın!

Clint: sıra sende vurana kadar durmak yok.

Lydia: uykum gelirse.

Clint: uyuma

Lydia: e çişim gelir zararlı bir şey bak o.

Clint:" göz hizama yaklaştı kaşlarını kaldırdı" Tut .

Odadan çıkıp gitti o gün sabaha kadar vurmayı denedim. Bir türlü olmuyordu. Sonraki gün Clint yanıma geldi tahtaya baktı. Oku önüne attıp yüzüne baktım.

Lydia:bunun anlamı ne pençelerim var benim.

Clint: atana kadar durmak yok! Kamare kaydediyor. İster 3 ister 4 gün o ok o yeşil alana gelicek.

Lydia: okun ucundan daha küçük bir alanı ben neden vurmaya çalışıyorum. Ne işe yarayacak!

Clint: bir merminin geldiği yerin milimi bile önemlidir. O yeşil yaşamla ölüm arasındaki ince çizgi. Dikkatin çok dağınık ve inatçısın. Boş bir çaba olduğunu sende fark ediyorsun ama sırf yenmek için devam ediyorsun. Hırs insanı öldürür. Sağlam değilsen koşuyu istediğin kadar koş sonunda yıkılırsın. Şimdi git duş al!

Salondan çıkıp giderken arkasından seslendim.

Lydia:ne anlamam lazım yani bundan.

Clint:inat etme zaten vuramıyacaksın!

Odaya gidip duşa girdim aynaya baktım bir süre düşündükten sonra tekrarüzerimi değişip aşağı indim oku aldım. 3 gün boyunca yemek, su molası dışında salondan çıkmadan 1 er saat uyuyarak. Tahta başında geçirdim 3.günün sonunda Clint yanıma geldi. Durdu.

Clint: yeter dur artık! Yapamazsın zorlama.

Nefes alıp yayı çektim ve oku bıraktım. Dönerek gidip tahtanın tam ortasındaki yeşil yere girdi. Panonun yanında ki ışıklar yanmaya başladı.

Clint' e dönüp oku eline verdim gülümsedim yerden hırkamı alıp salondan çıktım.

**********

Dış ses

Clint salondan çıkıp Fury'nin yanına gitti.

Clint:başardı.

Fury gülümseyip tekrar dosyaya baktı bir kağıt alıp içine not ekledi.

*******

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.