İçeriğe geç

Alev🔥

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Alev🔥

Bölüm 2

Başlangıç (?)

Adamı salona taşır taşımaz Melis ile beraber koltuğa yatırdık. Neler olduğunu, başımıza ne iş aldığımızı hiç bilmiyordum. Kendimi çok garip hissediyordum; hayatımda ilk defa kendimde bu kadar büyük bir cesaret olduğunu hatırlıyordum ama içimde bir his, bunu yapmam gerektiğini fısıldayıp duruyordu.

Melis aniden kapıya doğru yönelerek, "Ben gidiyorum Alev, burası sana emanet!" diyerek kendini dışarı attı.

O gider gitmez hemen mutfaktan bir kap sıcak su ve temiz bir bez aldım. Melis gelene kadar adamın yaralarını temizleyebilirim diye düşündüm. Üstündeki gömlek kanlar içindeydi, kumaşı tenine yapışmıştı resmen. Adamın yaralarına ulaşabilmek için bu gömlekten kurtulmam gerekiyordu. Hemen odadaki dolabıma koştum; geçen gün arkadaşım Emre’nin unuttuğu kıyafetlerin burada olduğu aklıma gelmişti. Kıyafetleri kapıp yatağın kenarına bıraktım ve derin bir nefes alarak adamın üstündeki gömleğin düğmelerini tek tek açmaya başladım.

Her düğmeyi açtığımda, kahrolası içimden bir ses bu kasların neyden yapıldığını sorguluyordu! Adamın kusursuz fiziği karşısında ne yapacağımı şaşırmıştım. Hala son düğmeye ulaştığımda, heyecandan boğazım kurudu ve yutkunmaya başladım. Aniden ellerim istemsizce adamın sıcak göğsüne gitti ve parmaklarımı yavaşça aşağıya doğru kaydırdım.

Dokunmamla beraber sanki elektrik çarpmış gibi aniden ellerimi geri çektim. Ne yapıyorum ben böyle? İyice sapıttım bende... diye söylendim kendi kendime. Yanaklarımın alev alev yandığını hissediyordum.

Tam o sırada kapı aniden, şiddetle çaldı. Karşımdaki kişinin Melis olmadığını görünce korkudan ellerim titredi. O anki heyecanla ve panikle kapıyı açmıştım ama bu adamın bu kadar erken geleceğini tahmin etmem gerekiyordu.

O sırada kulağımda duyduğum tek ses, adamın soğuk ama mesafeli sesi oldu:

"Hanımefendi? Hanımefendi, bir şeyiniz yok değil mi? Betiniz benziniz attı aniden."

Bana o keskin kahverengi gözleriyle bakıyordu.

"Ha... Pardon, ne dediğinizi duymadım. Bu aralar kendimi pek iyi hissetmiyorum da..." diye geveledim.

Adam durumumu fark edip aniden, "İyi değilseniz bir hastaneye falan götürebilirim?" dedi.

"Yok, sağ olun, istemiyorum," diyerek hemen lafa atıldım. Aferin Alev, şimdi bir yalan uydur uçmasın kafa! Aklıma aniden bir yalan geldi: "Doktorum bana aniden böyle şeyler olabileceğini söylemişti, tansiyonum düşüyor herhalde."

Neyse ki yalanımı yutmuş gibi göründü. Cevap vermeden hemen asıl konuya girdi:

"Burada siyah saçlı, uzun boylu ve beyaz tenli bir adam gördünüz mü?"

"Hayır, görmedim!" diye hemen lafa atıldım. Sesimin fazla hızlı ve şüpheli çıkıp çıkmadığını kestiremiyordum. Kalbim resmen ağzımda atıyordu.

Aniden çatık kaşlarıyla üzerime doğru bir adım attı ve sesini yükseltti:

"Girmek ve bakmak zorundayım!"

Neler olduğunu anlamaya çalışmaktan zaten yorulmuştum, artık dayanamayıp ben de hafifçe bağırdım:

"Pardon da siz polis misiniz? Sizi neden içeriye alacakmışım?"

"Bakın anlıyorum ama içeriye bakmam gerekiyor. Bu kadar kızdığınıza göre orada bir şey var demektir," dedi şüpheyle gözlerini üzerime dikerek.

"Kızıyorum tabii! Evime yabancı bir erkeği alırsam komşular ne der, anlamıyorsunuz galiba! Ben ve arkadaşım burada tek yaşıyoruz, odamız müsait bile değil beyfendi. Hemen öylece evime girmenizi istemiyorum gecenin köründe. Çattık ya!"

Yalan da olsa çok mantıklı konuştun Alev, yürü be kızım kim tutar seni!

"Anlıyorum sizi ama bakmalıyım," diye diretti buz gibi bir sesle.

"Beni ilgilendirmez! Girmene izin vermiyorum. Eğer biraz daha böyle üzerime gelmeye devam ederseniz 'Sapık var!' diyerek ağzım çıktığı kadar bağıracağım beyfendi!"

Adam sabrının son sınırındaymış gibi derin bir nefes aldı, gözlerinde tehlikeli bir ışık parıldadı:

"Bakın, gireceğim dedim size. İki dakika bakmam gerekiyor."

Tam o sırada arkadan Melis'in sesini duyar gibi oldum. Umarım odur, lütfen o olsun! diye dua ediyordum içimden.

"Alev, ne oluyor burada?" cümlelerini duymamla beraber içten içe öyle bir sevindim ki anlatamam!

Melis yanımıza gelip aniden konuşmaya başladı; sesi o kadar gür ve kendinden emindi ki, sarışın adamın bile geri adım attığını gördüm:

"Burada ne oluyor beyefendi? Siz kim olduğunuzu zannediyorsunuz? Evimize aniden gelip, birisini arıyorum diyerek arkadaşımı taciz ediyormuşsunuz gibi geliyor. Başka yalan bulamadınız mı?"

Adam şaşkınlıkla, "Bakın hanımefendi, yanlış anlıyorsunuz. Sadece birine bakıp çıkacağım, anladınız mı?" diye kendini savunmaya çalıştı.

Ben ise Melis'in bu cesaretinden güç alarak, aniden kendimden emin bir şekilde lafa girdim:

"Sizin aradığınız birinin burada olma ihtimali nedir ki? Bu kadar şüpheli davranışlarınız karşısında polisi arayacağım, hemen evimizden uzaklaşın!"

Aferin Meloma be, iyi ki geldi!

Bölüm sonu

1 yorum