İçeriğe geç

Alacağın Olsun

Bölüm 23 · 6 dk okuma

Alacağın Olsun

Bölüm 23

BÖLÜM-23

Pazartesi sabahı fakültenin ortak stüdyosu, her jüri gününde olduğu gibi mahşer yerinden farksızdı. Büyük pencerelerden giren puslu gün ışığı; devasa pafta masalarını, maket kartonlarını ve heyecanla sıra bekleyen onlarca öğrenciyi aydınlatıyordu. Havada yoğun bir kahve kokusu ve keskin bir gerilim vardı. Efsun rulo halindeki temel tasarım projesini masanın üzerine bırakıp sabitleme bantlarını tek tek sökerken, gölgesi çoktan masanın üzerine düşmüştü. Mezuniyete oynayan, fakültenin göz bebeği 4. sınıf mimarlık öğrencisi Aras, elindeki kahve bardağıyla gayet yavaş ve emin adımlarla 1. sınıfların stüdyosuna doğru ilerledi. Alt dönemlerin jürisini izlemek ve her zamanki gibi acımasız eleştirileriyle jüri hocalarına pas atmak için oradaydı.

Aras, Efsun’un masasının diğer ucuna geçip iki elini masanın kenarına yaslayarak öne doğru eğildi. Gözleri, 1. sınıf projesindeki o dairesel akslara ve temel çizgilere kaydı. Dudaklarının kenarında o insanı çileden çıkaran ukala tebessüm belirdi.

"Hâlâ o dik başlı dairesel hatlarda inat ediyorsun iç mimar," dedi Aras, sesini sadece Efsun’un duyabileceği o boğuk, baskıcı tonda tutarak. "1. sınıf jürisinde bu aksların form-fonksiyon ilişkisini bu hocalar yemez dememiş miydim ben sana? Mezuniyet projesi çizmiyorsun, daha temel geometride çuvallarsan o paftalarını buruşuk bir kağıt gibi eline verirler. Dün gece bahçede elinin ayarı yoktu, bari çizgilerine 4. sınıf tecrübesiyle verdiğim tavsiyeleri dinleseydin."

Aras, bilerek dün geceki tokat mevzusuna getirerek Efsun’un dikkatini dağıtmaya, hayatının bu ilk büyük jürisi öncesi onun o soğukkanlı duruşunu darmadağın etmeye çalışıyordu. Efsun’un elleri bandı yapıştırırken bir anlığına kasıldı, tam kafasını kaldırıp lafı gediğine koyacaktı ki yan taraftan bir gölge araya girdi.

Açelya, elindeki T cetvelini masanın üzerine sertçe bırakarak Aras ile Efsun’un tam ortasında durdu. Üzerindeki pudra pembesi hırkası ve o duru yüzüyle normalde ne kadar sakin görünüyorsa, şu an gözlerindeki o sert korumacı tavırla bir o kadar dişli duruyordu.

"Sen kendi 4. sınıf statik mantığını git mezuniyet jürindeki hocalara anlat Aras," dedi Açelya, sesini hiç yükseltmeden ama buz gibi net bir tonla. Aras’ın gözlerinin içine dik dik baktı. "Efsun’un projesindeki o dairesel akslar, senin o köşeli ve kaba vizyonunun algılayamayacağı kadar esnek bir temel tasarıma sahip. 1. sınıf jürisinin neyi onaylayıp neyi onaylamayacağını görmek için de iki dakika sabretmen gerekecek. Şimdi o kahveni de al, kendi izleyici sırana dön. Jüriden önce burada psikolojik baskı kurmana izin vermem."

Aras, Açelya’nın bu ani ve geri adımsız çıkışıyla birlikte bir an duraksadı. Duman’ın sevgilisinin bu kadar net bir barikat kuracağını tahmin etmemişti. Gözlerini hafifçe kısarak Açelya’ya baktı, ardından tam arkasındaki Efsun’a son bir kez o yıkıcı bakışını attı. "Arkana koruma ordusu toplaman güzel iç mimar. Ama jüri kürsüsüne o hocaların karşısına tek başına çıkacaksın," dedi tam geri çekilirken.

Tam o saniyede stüdyonun büyük ahşap kapısı sonuna kadar açıldı. 1. Sınıf Temel Tasarım Jüri Heyeti ciddiyetle içeriye adım attı. Jüri heyeti, topuk sesleri stüdyonun beton zemininde yankılanarak ağır adımlarla Efsun’un masasının önünde durdu. Bölüm başkanı elindeki gözlüğü takıp, Efsun’un binbir emekle hazırladığı dairesel akslardan oluşan temel tasarım projesini incelemeye başladı. Stüdyodaki tüm gözler bu masaya kilitlenmişti. Efsun derin bir nefes alıp projesini, konseptini ve hacimsel akışını anlatmaya başladı. Sesini dik ve güçlü tutmaya çalışıyordu.

Tam sunumunun ortasına gelmişken, arkadaki izleyici sıralarında kollarını göğsünde bağlamış oturan Aras, yerinden hafifçe öne doğru eğildi. Gözlerini paftadan ayırmadan, hocaların duyacağı şekilde o pürüzsüz ama zehirli ses tonuyla lafa girdi.

"Hocam, müsaadenizle," dedi Aras, 4. sınıf olmasının verdiği o rahatlık ve akademik özgüvenle. "Projedeki dairesel form seçimi estetik olarak göze hoş gelse de, 1. sınıf düzeyindeki bir temel tasarım için işlevsellikten tamamen uzak. Bu akslar bu hacimde ciddi bir ölü alan yaratıyor. Arkadaşımız strüktürel mantığı tamamen göz ardı edip sadece görselliğe oynamış. Bu plan şemasıyla üst kat falan taşınamaz, tasarım kendi içinde çöküyor."

Bölüm başkanı, Aras’ın bu teknik ve hedefi tam on ikiden vuran eleştirisiyle başını sallayarak paftaya daha yakından baktı. "Aras haklı," dedi hoca, kaşlarını çatıp Efsun’a dönerek. "Temel tasarımda form fonksiyonu takip eder Efsun. Sen burada fonksiyonu estetiğe kurban etmişsin."

Efsun, Aras’ın arkadan sinsice yaptığı bu müdahaleyle adeta çılgına döndü. Gözleri öfkeden çakmak çakmak olurken doğrudan hocaya ve ardından arkadaki Aras’a baktı.

"Kabul etmiyorum hocam!" diye çıkıştı Efsun, kendini savunmak için sesini yükselterek. "Bu proje sadece estetik bir kaygıyla çizilmedi. Dairesel akslar, merkezkaç kuvveti referans alınarak tasarlanan dinamik bir sirkülasyon alanı yaratıyor. Üst katın yükü ise çeperlerdeki gizli taşıyıcılarla dengelendi. Aras Bey kendi bitirme projesindeki şantiye mantığıyla baktığı için 1. sınıfın esnek tasarım dilini anlamakta güçlük çekiyor galiba!"

Efsun’un bu dişli savunması stüdyoda buz gibi bir hava estirdi. 1. sınıf bir öğrencinin, 4. sınıfın göz bebeğine ve jüriye bu kadar sert çıkışması alışıldık bir durum değildi.

Ancak bölüm başkanı not defterini sertçe kapattı. "Savunman yetersiz Efsun. Projenin strüktürel altyapısı bu haliyle geçersiz. 1. sınıf için çok fazla havada kalan bir tasarım. Bu paftayı bu şekliyle kabul edemeyiz, revizyona da uygun değil. Projen kalmıştır, geçmiş olsun."

"Ne?" Efsun’un başından aşağı kaynar sular döküldü. Haftalardır uykusuz kaldığı, parmaklarının su topladığı o proje tek bir kalemde silinip atılmıştı. Ve her şey tam arkasında duran, ona bıyık altından zafer kazanmış gibi bakan Aras yüzünden olmuştu.

Efsun’un gözleri sinirden ve hırstan kıpkırmızı oldu. Dişlerini birbirine o kadar sert bastırdı ki çenesi titredi. Masanın üzerindeki paftaları sertçe, neredeyse yırtarcasına toparlayıp rulo bile yapmadan kucağına bastırdı.

"Efsun, yürü gidiyoruz," diyerek hemen araya girdi Açelya. Açelya da Aras’ın bu pisliğine en az Efsun kadar sinirlenmişti. Efsun’un koluna girip onu stüdyonun çıkışına doğru yönlendirdi.

Efsun kapıdan çıkmadan hemen önce arkasına döndü. Gözlerinden akan o tek damla öfke yaşının arkasından, Aras’ın o buz gibi gözlerinin içine nefretle baktı. Aras ise yerinden milim kımıldamadan, elindeki kahvesiyle kızın gidişini izliyordu. Efsun stüdyonun o ağır ahşap kapısını arkasından büyük bir gürültüyle çarparak Açelya ile birlikte koridora fırladı. İçindeki o büyük patlama artık kaçınılmazdı.

Stüdyonun kapısı arkalarından büyük bir gürültüyle kapandığı an, Efsun’un içindeki o haftalardır biriken, bastırılan öfke barajı tamamen yıkıldı. Kucağına düzensizce kıvırdığı pafta kağıtlarını hırsla koridordaki boş banklardan birinin üzerine fırlattı. Koridorun soğuk, yüksek tavanlı yankısında adımları bir o yana bir bu yana savrulurken, ellerini saçlarının arasından geçirip nefretle soludu.

"Pislik! Tam bir manipülatif pislik!" diye bağırdı Efsun, koridorda geçen birkaç alt dönem öğrencinin ona şaşkınlıkla bakmasını zerre umursamayarak.

Açelya hemen yanına gelip Efsun’un titreyen omuzlarını tutmaya çalıştı. "Efsun, sakin ol lütfen... Bak herkes bize bakıyor, gidelim buradan."

"Sakin falan olamıyorum Açelya!" Efsun arkasını dönüp Açelya’nın ellerini tuttu, gözleri sinirden ve hırstan kıpkırmızıydı. "Anlamıyor musun? Adam bunu bilerek yapıyor! Bilerek!"

Koridorda bir ileri bir geri yürürken, sesi öfkeden titriyordu. "İnanamıyorum ya... Gerçekten inanamıyorum! Dün gece bahçede o kadar şey yaşandıktan sonra, tam içimden bir ses 'Acaba?' dedi ya... Tam ona karşı içimde bir şeyler filizlensin, o buz gibi adamın altında belki de gerçek bir şeyler hissedeyim desem, anında bana ne kadar manipülatif, ne kadar zehirli olduğunu gösteriyor! Adamın tek derdi bu!"

Efsun durdu, gözlerini koridorun boşluğuna dikip nefretle güldü. "Beni manipüle ederek, canımı yakarak, projelerimi hocaların önünde darmadağın ederek beni kendi alanında tutmak istiyor! Beni böyle kontrol altında tutabileceğini sanıyor! O ezik, o hastalıklı egosu ancak bir kadını jüride düşürerek tatmin oluyor çünkü! Beni manipüle ederek kalbimi mi kazanacağını sanıyor bu gerizekalı?!"

Açelya, Efsun’un bu kadar derin bir hayal kırıklığı ve öfke yaşadığını görünce iç çekti. "Efsun, o dün geceki tokadın intikamını aldı kendince. Seni jüride vuracağını zaten söylemişti, o kadar aşağılık bir herif ki..."

"Ama bu sefer bitti," dedi Efsun, ses tonu birden o yüksek perdeden ölümcül bir sakinliğe düşerken. Göz yaşlarını elinin tersiyle sertçe sildi, çenesini dikleştirdi. Bankın üzerindeki o reddedilen paftalarını tek bir hamlede kucağına aldı. "Beni o dairesel aksların altında bırakıp ezeceğini sandı. Ama o 4. sınıf egosunu kendi çizim masasına gömmezsem, benim de adım Efsun değil. Yürü Açelya, bu fakültede durduğum her saniye midemi bulandırıyor."

Efsun, Açelya’nın şaşkın ve korumacı bakışları arasında koridorun çıkışına doğru, Ankara’nın o sert rüzgarına kendini atmak üzere hızla yürümeye başladı. Aras arkasında büyük bir enkaz bırakmıştı belki ama Efsun o enkazın taşlarından yepyeni bir kale dikecekti. Artık Efsun Arastan uzak durucaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.