İçeriğe geç

Alacağın Olsun

Bölüm 13 · 4 dk okuma

Alacağın Olsun

Bölüm 13

BÖLÜM-13

Gece yarısını çoktan geçmişti. Kızlar odasındaki o hararetli Poyraz ve Belinay muhabbeti tam Nisa’nın taklitleriyle kahkahalara boğulmuşken, Açelya’nın masanın üzerinde duran telefonu titreyerek şarkı söylemeye başladı.

Ekranda yazan ismi gören Nisa anında "Şşşt, dağ gibi enişte arıyor, sessizlik!" diyerek parmağını dudaklarına götürdü.

Ekranda "Duman" yazısını gören Açelya’nın yüzünde hemen o bildik, huzurlu tebessüm belirdi. Telefonu açıp kulağına götürürken odadaki kızlar da muzipçe birbirine bakıp kulak kabarttı.

"Efendim Duman?" dedi Açelya, sesi yumuşacık çıkmıştı.

Telefonun diğer ucundan, Duman’ın o her zamanki sakin, insanı anında sakinleştiren derin ve gür sesi geldi. Arka plandan kütüphanenin o mutlak sessizliği ve hafif sayfa çevrilme sesleri duyuluyordu. Arda’yı dükkana gönderdikten sonra kendisi hala kütüphanede kalıp çalışmaya devam etmişti belli ki.

"Geciktin sandım," dedi Duman, sesindeki o net ama korumacı tonla. "Yurda geçtiniz mi diye merak ettim. Arda yanınıza uğramış ama dondurmacıdan sonra ayrılmışsınız."

Açelya, Duman’ın bu her an onu kollayan, uzakta bile olsa gözünün üzerinde olduğunu hissettiren tavrıyla içten içe eridi. "Geçtik, geçtik... İki saat falan oluyor. Dondurma yedik biraz, sonra kızlarla odaya geldik. Sen hala çalışıyor musun?"

"Çalışıyorum," dedi Duman, sesinde en ufak bir yorgunluk belirtisi yoktu. "Birkaç saate bitirip yurda geçerim ben de. Kafan rahat, keyfin yerinde değil mi? O bowling salonundaki tipler falan canını sıkmadı bir daha?"

"Yok, hiç sıkmadı," dedi Açelya göz ucuyla Hivda’ya bakarak. (Tabii o sırada Hivda’nın kütüphane kafesinde Baran’la burun buruna geldiğinden Duman’ın henüz ruhu bile duymuyordu).

O sırada Efsun arkadan Açelya'ya laf attı "Sen daha sabah Duman beni az arıyor artık telefonlarını açmıcam mesajlarına bakmıcam demedinmi? Hattaaa eniştede demedimi hukuk okusam bile kendimi sana savunamıyorum bebeğim. Demedimi?"

O sırada herkes sustu Efsuna baktı, Efsun ise hala mal mal sırıtma derdindeydi

Duman telefonun ucundan bağırdı "Güzelim Efsun bunları nerden biliyor ?" Açelya ise susmuştu, küçük dilini yutmuş gibi kala kalmıştı. Sonrada Efsuna "Sana bu anlattıklarımız aramızda kalıcak. Duman duymasın demedimmi" bakışı attı. Durumu toparlamak amacıyla Hivda hemen lafa girdi "Aaa enişte ne münasebet Efsun kafasından yine birşeyler kurguluyor" dedi. Açelyada hemen konuyu değiştirmek için önceki diceğini Dumana söyledi. "Kızlarla odadayız zaten, bugünlük ders çalışmayı bile iptal ettik, tamamen yatış modundayız."

Duman telefonun ucundan hafifçe güldü. Onun o nadir ve boğuk gülüşü Açelya’nın kalbini yine yerinden oynattı. "İyi yapmışsınız. Hak ettiniz zaten, günlerdir maket kutularının içindesiniz. Hadi sen kapat da dinlen, uykusuz kalma."

"Tamam, sen de çok geç kalma kütüphanede. İyi çalışmalar," dedi Açelya fısıldayarak.

"Görüşürüz bebeğim, dikkat et kendine."

Telefon kapandığında Nisa anında yastığını Açelya’ya doğru fırlattı. "Ay 'bebeğim' dedi valla! Kızım bu çocuk hukuk fakültesinde ceza kanunu gibi takılıyor ama sana gelince resmen pamuk gibi oluyor, deliricem!"

Açelya yastığı yakalayıp yüzüne kapattı, yanakları kıpkırmızı olmuştu. "Ya Nisa, git işine!"

Efsun da yatağının kenarına oturup Açelya’ya gülümsedi. "Valla ne yalan söyleyeyim, Duman’ın bu ağırlığı ve seni böyle her an düşünmesi insana huzur veriyor. Bowling salonunda da zaten tek kelimesi yetti o tiplere."

Hivda ise masadaki kalemini çevirirken içten içe düşündü; Duman’ın bu net ve ne yaptığını bilen korumacı tavrının yanında, Baran’ın o ne yapacağı belli olmayan, fırlama ve ukala tarzı tam bir tezat oluşturuyordu. "Erkek milletinin her türlüsü ayrı dert," diye geçirdi içinden. "Duman da kütüphanede nöbetçi amir gibi maşallah," dedi Nisa, esneyerek. "Yurda girdiniz mi, güvende misiniz... Oğlum, adliyede gece nöbetine kalmış gibi her saat başı rapor istiyor resmen."

Açelya telefonu masaya bırakıp omuz silkti, gülümsedi. "Abartma Nisa, alt tarafı merak etmiş işte dondurmacıdan sonra. Hem fena mı, adam en azından gruptaki diğer tipler gibi gevşek değil."

Efsun, üzerindeki hırkayı çıkarıp yatağının kenarına asarken araya girdi. "Valla kimin ne kadar gevşek olduğunu yarın stüdyoda göreceğiz. Ben Duman’ı mumanı bilmem de, şu sergi salonunun vaziyet planını yarına yetiştiremezsem Haldun Hoca benim ifademi alacak, o kesin."

Hivda masadaki ansiklopediyi kapatıp rafa kaldırırken sırıttı. "Aynen öyle. Duman en azından kendi okulunda, kendi binasında takılıyor. Biz yarın sabah o ortak atölyeye indiğimizde o mimar tayfasıyla yine burun buruna geleceğiz. Asıl gerginlik orada."

Nisa kafasını yastığa gömerken homurdandı. "Gelsinler valla, hiç umurumda değil. Benim uykum var. Işığı söndüren sevabına söndürsün, sabah sekizdeki derse geç kalırsam o atölyeyi başınıza yıkarım."

Efsun uzanıp odanın anahtar şalterini indirdi. Oda bir anda karanlığa gömülürken, dışarıdaki sokak lambasının ışığı stor perdenin kenarından içeri sızıyordu. Kızlar odasındaki o yorucu dükkan ve ders gününün muhabbeti, yerini nihayet sessiz bir uykuya bırakmıştı.

Ama Hivda karanlıkta gözlerini tavana dikmişken, Efsun da kendi yatağında yarın sabah Aras’la ortak atölyede karşılaşacağı o ilk anı düşünüyordu. İkisinin de aklında mimarlık katının o inatçı çocukları vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.