Ala.Z🎈
"Kalbini dinle.Her duygu sarsılır ama kalp daim kalır.En güçlü savaşçılar kalplerinin adımlarını takip ederek kazanırdı."
2.Bölüm 🎈Başlangıç noksanı
Göksel,Hiç yok.Dedublüman,Sen bilmezsin.
Estonya,Tallin 4yıl önce
Elvan Alcan Petrova
Renkliydim.
Hayatta hep tutunacak bir dal bulurdum.Gecenin zifrinde ben kanımla boğsaniz,sabahın güneşiyle etrafa gülücükler saçardım.Beni yaksanız külerimden doğardım tıpkı bir anka kuşu gibi. Dışarıdan şaşalı,mutlu ve tasasız görünürdüm.Kimse tanıyamazdı beni benden başka.
Çünkü ne zaman birisine dertlerimi anlatmaya kalkışsam beni küçümserdi.Bende Elvan oldum herkes için.
Elvan,çeşit çeşit renkleri olan neşeli ve cıvıl cıvıl. Masum.
Can alandım.
Hayatta hiç tutunacak bir dal bulamazdım.Her gece ölmeyi dilerdim,sabahın güneşi hiç doğmaması için yalvarırdım.Derdim kaburgalarımı kıracak kadar şiddetliydi çoğu zaman.Kimseye derdimi anlatmazdım,güvenemzdim çünkü.Canımı yakanların canını almak için şafak sayarım.Kendim için Alcan'dım.
Alcan, canımı yakanların canını alan,yürekli ve cesur.Acımasız.
Ben Elvan Alcan Petrova.Hayır! sadece Elvan Alcan hiç bir zaman Petrova değil.
En büyük kimliğim Elvan'dı.İnsanlar hayatlarına neşeli birini aldıklarında,içindeki neşesizliği giderdikleri için ona elinde ne var ne yoksa vermeye çalışırlardı.Güveni,sedakati ve şefkati.
Evdeki tüm çalışanlar beni severdi.
Hayır Elvanı severlerdi.
Çalışanlara mutfakta yardım ederdim,onları kahkaha tufanına sokardım.İnsanların sizi sevmesi için cıvıl cıvıl olmanız yeterliydi.
Ne zamana kadar insanların seni sevmesi için dışardan güler yüzle bakıp içerden kan ağlayacaksın.
Elvan ve Alcanı kimse birlikte sevmezdi.
Anika bu yalıda beş yıldır çalışan alımlı bir kadındı.
Beni trafik kazasında ölen kızına benzettiği için çok severdi.Sabahın köründe yüz maskelerimi yapamayacak kadar bir haber getirmişti bana.Amcamın beni öldürmek için bir seri katil tuttuğunu öğrenmişti.Anika panikle bunu söylediğinde halledebileceğimi düşünüp cok takmamıştım fakat bu katil Dünyaca ünlü Odin olduğunu duyduğum an odamın içinde tur atmaya başlamıştım.Sıradan bir katil değildi.
Odin.Dünyadaki tüm insanlık ondan bu şekilde bahsediyordu.İstediğiniz insanı bilgi ve delil karşılığında öldüryordu.
Adı ölüm ve bilge tanrısı Odin'den geliyordu.Tek gözü yoktu bu tanrının.Katil önce kurbanlarının bedenini parçalara bölüp tek gözünü alarak hiç bir iz bırakmadan yok oluyordu.Insanlar tek göz almasını Odinin intikamı olarak algılamıştı.
Para karşılığında değil bilgi karşılığında insanları öldürmesi Odine benzetilmesine kolaylık sağlıyordu.Odin bilgelik tanrısıydı ve katilin bilgi karşılığında insanları öldürmesi ona akıllılık veriyordu.İlk zamanlar çok önemsenmezdi fakat bir yıl içinde binlerce devlet adamlarını hem öldürüp hem de bilgileri ile hapse girmelerini sağlaması ile Dünyayı kırmızı alarma geçirmişti.
Amcam kim bilir yer altındaki mafyalardan hangisinin ayağını kaydıracak bir bilgi vermişti Odine.
Kraliyet ailesine yakışacak gösterişli odamın ortasında tur atarken topuklu ayakkabım shaggy halıya çarpsada durmadım.
Odin'den kurtulamazdım ama Amcamın'da benimle birlikte cehenneme gitmesini sağlamalıydım.Tabii beraberinde Babamıda.Tek başıma ölürsem canımı feda ederek koruduğum on dört yaşındaki erkek kardeşimi yaşatmazlardı.
Aron Petrova canımı verebileceğim tek varlığım.Hayır!sadece Aron,asla Petrova değil.
Odamdaki krem rengindeki koltukta oturan ön dört yaşındaki ergen kardeşim siyâset kitabı okuyordu.Ben onun yaşındayken klasik kitabı bile zor okuyordum.Fazlaca zekiydi ama her erkek kardeş ablası için ergendir.Su mavisi gözleriyle ne yaptığıma bakmış sonra kitabına dönmüştü.
Sabahtandan beridir kendime kızıyordum.Üzerimde magazin muhabirinin Kaya Çilingiroğlu'na"Farrariniz hayırlı olsun"demesi üzerine "feraye'yi nerden biliyorsunuz?"diyerek Hülya Avşarı aldattığını kendi ağzıyla söylemesi gibi bir aptallık vardı.Nasıl Odine öldürtmek fikri daha önce benim aklıma gelmezdi?Yaşlı akbaba yine kurnazlığı konuşturmuştu.Beni eğer Odine öldürtürse o kendi soyadını taşıyan birisini kasten öldürmediği için infaz edilmezdi.Bir Petrova bir başka Petrovayı öldüremezdi.Uzun yıllar önce miras kavgaları için birbirlerini öldürdükleri için bu kural çıkmıştı.Eski gelenekleri bu güne kadar sürdüren bir soyluktu Petrova.
Bir Petrova başka bir Petrovayı öldürüse ve ya ölüm kıyısına getirirse infaz edilirdi.Annem babamı iki el silah ile komya soktuğunda infaz edilmişti.Amcam olay yerine gelip Babamı kurtarmasaydı şu an gebermiş olabilirdi.
Sen o günden sonra nasıl gülebildin Elvan Alcan?
Bir gün Petrova soy adını taşıyan herkesi yok edecektim.
"İki kişiyi öldürmek için silah lazım bana"dedim düşünceli bir sesle.Aron benden küçük olmasına rağmen olgun ve düşünceleri mantıklıydı.Bu yaşta siyâset kitapları okuyan bir kaçık olduğunu söylesemde mantık fışkırıyordu beyninden.Kafasını kitaptan kaldırmadan"Amcam ve Babamı öldürmeyi düşünmekten ve planlamaktan vazgeç.Sonunda canın yanar."dedi düz bir sesle ama endişesini saklayamıyordu.
Annem öldüğünde ne kadar küçük olsada,hatırasına bi ağ gibi işlenmişti.Gözleri üzerimde hep endişeyle gezinirdi.Ve evet!Amcam ve Babamı öldürmeyi düşündüğümü hizmetçiler dahil Aron'da biliyordu.İçi dışı bir insandım,herkes herşeyimi bilirdi.
Tüm Petrova soyluğunu ömür boyu hapse tıktıracak belge ve delilleri evin arka bahçesindeki ıhlamur ağacına gömdüğünü herkese söylemişsindir heralde.
Sevda Demirelin Hande Ataizi'ye canlı yayında attığı tokat gibi bazen iç sesime tokat atmak atmak istiyordum.
"Diyelim ki iki kişiyi öldüreceksin.Silahı nasıl bulursun?"dedim düşüncelerimden sıyrılıp gözlerimi kardeşime dikerek.Sonunda bakışlarıma dayanamayıp kafasını kaldırdı.
Bakır rengi saçı ve su mavisi gözü onu sevimli yapması gerekirken sert yüz hatları onu sert bir insana çeviriyordu.Boş bakışları onu tehlikeli birisi gibi gösteriyordu çoğu zaman.Bakır rengi saçlarımızı haricinde çok benzemiyorduk.
"Çok kolay.Evimizin etrafı korumalarla dolu ve her birinin silahı var üzerinde.Kandırarak veya etkisiz hale getirerek alabilirsin sila-"sözlerini bitirmesine izin vermeden mutluluktan çığlık atarak üzerine koştum.Çığlığımla kaşları çatılsada ona sarıldığımda ellerini sırtımda hissettim.
Ben bu çocuğun beynini yerdim.Ne kadar benden olgun dursada bebeğimdi o benim.
"Abla bir şeyler karıştırmıyorsun değil mi?"diye sordu endişe kokan sesiyle.Ondan ayrıldığımda su mavisi gözlerine baktım.Kısa bir an bu gece Dünyaca ünlü seri katilin beni öldürmeye geleceğini söylemek geçti zihnimden.
kısa bir an.Bu düşünceyi zihnimden hızlıca def edip gülerek ona baktım.
"Saçmalama!öylesine sordum sadece, kafanda kuruyorsun"dedim neşeli bir sesle.
Ben asla öylesine bir şey sormazdım.Ya cevabı bilirdim yada cevapla işimi görürdüm.Aron ise beni tanıdığını kantıtlarcasına baktı.
Konuşmasına izin vermeden"kalk hadi okula geç kalıcaksın"dedim geçircercesine.Derin nefes alarak oturduğu tekli koltuktan kalktı.
"Sana bir şey olmasından çok korkuyorum Abla.Sende beni bırakırsan karanlıkta boğulurum."
dediğinde içim titredi.
Bir insanin son görüşünüz olduğunu bilmek.
Ama bazı şeyleri engelleyemezdiniz.Kedinin balıkları yemesini,fırtınanın ağacı yıkmasını,aslanın geyiği yemesini engelleymezsiniz.
Hızla ona sarıldığımda gözyaşlarım göğsünü ıslatmya başlamak için direndi.
Ala.Z🎈
Zaman hızla akıp giderken odamın ortasında bayılmış korumayı yok sayarak elime aldığım silaha gülümsedim.Anika'ya eşyalarımı taşıması için bir koruma istediğimde,on dakika sonra odamın kapısı tıklanmıştı.Kapının arkasında elimde kocaman şamdan ile durduğum için odamın içine girdiğinde beni görememişti fakat kafasına şamdanı serçe geçirdiğinde yıldızları görebilmişti.
Ne kadar şanslıydı evin içinde yıldızları görebilmişti. En zor kısmı ise odamın içindeki giysi odasına onu sürüklemekti.Bazen bana deli kuvveti geldiği için onu odaya sokabilmiştim.Giysi odasına onu sürükledikten sonra onu bağlamak için kemer aramaya başlamıştım.Sadece bayıldığı için üç dört saatte uyanırdı ama onu güzelce bağlarsam uyanması sıkıntı çıkarmazdı.Uyanıp bağırmasına karşı ağzını sıkıca bağlamıştım atkıyla.Son olarak silahını alarak giysi odasından çıktım.
Babam ve onun süs köpeği Amcam on kırk beşte eve girdiğinde Anika beni ve Aronu yemeğe çağırmıştı.Sofrya oturduğumuzda Babam ilk önce nefretle bakmış bir şey söylemeden önüne dönmüştü.
Gün içinde nefretle bakar gece alkol aldıktan sonra saat ikide nefretini kusardı.
Annemin ben öldurdüğümü sanıyordu hastalıklı zihni.Oysa bilirdim beni koruduğu için öldürüldüğünü.
Babamın nefret dolu bakışlarına karşın Amcamın suratında keyifli bir ifade vardı.Odin'nin bu gece beni öldürmeye geleceği için çok mutluydu fakat bilmediği şey ikisinide bu gece öldüreceğimdi.Amcamın bir laf atışı dışında yemek sessiz geçmişti.Babam düşünceliydi.Mavi gözlerini sıkıntılar tırmanıyordu.
Sanırım yolsuzluk yaptığı belgelerinin flaşını kaybettiği için düşünceliydi Elvan.Yoksa senin o flaşı çalıp ıhlamur ağacına sakladığını bilmiyormuydu?
4:45
Odamın kapısını sessizce açtığımda korumanın hırıltılı sesini duysam'da kapıyı kapattiğımda sesi kesilmişti.Aşağıdan ufak bir silahın emniyet kilidinin açıldığına dair ses gelmişti.Elime sardığım silahın emniyet kilidini odadayken açmıştım.
Lütfen!bu gece ne olacaksa kalbimi dinleyerek karar verebileyim.Silahı kontrol ederek sessizce merdivenlerden indim.
Bu gece bir şeyler olacaktı Alcan.Hem tahmin ettiğimiz hemde asla edemediğimiz.
Odin'nin ne zaman geleceği belli değildi fakat silahın emniyet kilidi açıldığına göre gelmişti.
Odin'nin bu kadar ses çıkarmasında sence bir terslik yok mu Alcan?
Merdivenin pervazına sırtımı yaslayarak nefesimi tuttum gördüklerimin karşısında.
Siktir,siktir,siktir!
Özel olarak ego tatmin etmek için dizayn edilmiş altın varaklı salonumuzun ortasında iki adam vardı.Birisi babamdı.Diğeri iki metre boylarında sırtı babama dönük duruyordu.Işık süzmesi salona çok az girmişti.Babam iki metre boyunda ki adama silah doğrultmuştu sırtına doğru.
Siktir!Odin gelmişti ve babam ona silah doğrultuyordu.Eğer babam onu öldürse ben Amcamı ve Babamı öldürmezdim herkes uyanırdı.
Baban Odin'i öldürse bile giysi odasındaki koruma çıktığında ne yapıcaksın? Şimdi sen Amcan ve Babanı öldürmesen ileride Aronu mafya yapıcaklar bunu sende biliyorsun.İyi düşün Alcan!.Şu an sen Babanı ve Amcanı öldürmesen kardeşini pis işleri için ileride acımadan kullanacaklar.
Bazen birini öldürmek gerekir tekrar yaşama dönmek için.Bazen veda etmek gerekir yeni başlangıçlar yapmak için.Ve bazen dibe vurmak gerekir ayaklarının tekrar sağlam basabilmesi için.
Herşey saniyelikti fakat ben kalbimi dinlemiştim.Kalp bize en doğruyu söyleyendi.Düşünmedim.Saliseler mevsimlere dönüşmeden silahımı babama doğrultarak düşünmeden tetiğe bastım.
Geçmişten anlar beynime akın ederken babam artık yerde kanlar içindeydi.Zihnim bu anı yok sayıp hızla geçmişe gitti.
Annem elindeki silahı beni döven babama doğrultup ateş ettiğinde ellerimi hızla kulağıma kapattım.Yerde kanlar süzülmeye başladığında Annem ikinci kurşunu sıkıştı.Deli gibi ellerim kulaklarımda titriyordum.Babamın bana vurmak için yaratılan elleri öylece parkenin üzerinde durmuştu.Annem elindeki silahı yere attığında güçsüz adımlarla bana ilerledi.Yere benim yanıma yavaşça çöktü ve beyaz elbisesi Babamın kanına bulaştı.Annem kurtulduk artık demişti.
Hayır Anne asıl şimdi kurtulmuştuk.İkici kurşunu kafasının ortasına sıktığımda yerler onun kanıyla bulanmıştı.
Bu Aronun dışarı gezmeye çıkmak isteğinde,siktir git diyişin ve benim kardeşimi alıp dışarı çıkarmam içindi.Bu Aronun doğum gününü kutlamak istediğinde,keşke doğmasaydın diyişin ve benim kardeşimi alıp tek başımıza ufak bir pasta almamız içindi.Bu Aronun sinemeya gitmek istediğinde geber diyişin ve benim kardeşimi alıp tek başımıza sinemya gidişimiz içindi.Bu hiç bir zaman Arona baba olmadığın içindi baba.
Baba bana neden bir kere gülen olmamıştın?
Hayır!bu intikam değildi.Sadece Annemin attığı çığlıkların karşılığıydı.Benim için değil Annem ve kardeşim için seni öldürdüm baba.Kendimi bile yakışım kendim için değildi.
Odin yüzünü hızlıca bana döndüğünde ışık süzmesinden gözlerini gördüm.
Tunç mavisi iki çift göz.
Gözleri gözlerime uğramadan hızla elindeki silahı bana doğru ateş ettiğinde nefesim durdu.Bana ateş ettiğini bile hissetmedim çünkü gözlerine vurulmuştum
Bu gözler seni yıkar Elvan.Bu gözler seni mahveder Alcan.Bu gözler sana baskın yapar,bu gözler sana zehir zemberek olur.Dinle,yaş yirmi ve sen baskın yemeye hazır gibi bakıyorsun.
Bu gözler beni yıksa,bir daha yık tekrar göz göze gelelim dermişim gibi.Bu gözler beni mahvettse en güzel gülümsememi sunup bir daha mahvett dermişim gibi.Bu gözler bana baskın yapsa bir daha ansızın gel ki gözlerimiz çakışsın dermişim gibi.Bu gözlerden baskın yemeye hazırmışım gibi.
Tunç mavisi gözleri karanlıkta saman alevi gibi parlıyordu.Kuzguni rengi saçı,alt dudağının üst dudağından bir miktar kalınlığı,düzgün biçimlenmiş burnu,belirgin kemikli çenesi ve içe çökmüş ince yankları onu bir heykeltraş sanatçılarının özel olarak yaptığı yontu gibiydi.Yüzü en ünlü heykeltraş sanatçılar tarafından yıllarca yontularak,yoğurup bişirerek ve kalıbına dökerek yapılmış gibiydi.Bakışlarını yolda görsem bile kaçardım sanki.Tehlikeli ve cesur.
Gözleri gözlerime değdiğinde göğüsu inip kalktı bir bariyer gibi.Ona odaklanamadan arkamdan bir düşme sesi geldi.
Amcam yerde kanlar içinde elinde silahla yatıyordu, kafasından akan kanı gördüğümde midem bulandı.
Babamın dahi cesedine bakmadan Amcamın kafasından akan kanı görmek beni sendelenerek merdiven pervazına daha sıkı tutunmamı sağladı.
Eski anıların beynini işlemesine izin verme,burda kal.Olan oldu ve sen durumu toparlamaya çalış,ağlasan'da,kussan'da bir şeyleri değiştiremezsin artık.Olan oldu ve sen önüne bakmam lazım.Geçmişte kalma gibi bir lüksün yok.
Amcamın elinde silah olduğuna göre muhtemelen beni öldürmeye çalışmıştı.Hazır kardeşi ölmüşken muhtemelen ortadan yeğninide kaldırmak istemişti fakat hesap edemediğini şey Odinin onu ateş etmesiydi.
Kendine gel artık Alcan.Şu an Babanı öldürdüğüne göre Petrova soyluğu seni infaz edecek.Eğer hapse girersen senin canını yakmak için kardeşinin canını yakarlar.Kardeşini koruman gerek.Sen hapishanedeyken muhtemelen seni öldürmeye gelirler fakat seni öldüremezlerse kardeşini öldürürler.Kardeşine güvenli bir yer bulman gerekiyor.Kardeşini güvende tutmak için çok büyük kumar oynaman gerek.Çabuk olman gerek her an korumalar içeriye girebilir.
"Minkel Bey bir sorun mu var"diye yüksek sesle konuştu kapı dışından bir koruma.İzinsiz içeri giremezlerdi hiç bir çalışan. Hepsi yan evdeki küçük evde kalıyorlardı.Koruma izinsiz giremezdi. fakat iki el silah sesi duyduğu için illaki bir süre sonra içeri gireceklerdi.
Bazen büyük kumar oynaman gerekti yeniden kazanmak için ve bazen en büyük kumar kendinizden beklenmeyecek sekilde tavranmaktır.
Şu an ağlamak ilerideki yaşanacaklara büyük darbe vurmaktır.Şu an beynini çalıştırmaman gelecekte sana ölüm getirmektir.Şu an güçsüzlük yaparsan ilerde ayakların adım bile atamaz hale gelir.Şu an beynini çalıştırmazsan..Beynini çalıştır Alcan.
Dışardan korumalar kapıyı yumruklarken ben merdivenlerden inip bana garip bakışlar atan Odinin karşısına geçtim.
Dağdan akan soğuk ve buzlu su gibi kokuyordu.Hırçın ama dinlendirici.Soğuk an ferahlatıcı.
"Eğer kardeşimi güvenli ve kimsenin bulamayacağı bir yere götürürsen bu gece bir sır kalacak aramazda.Kardeşimin güvenini sağlarsan birazdan gelecek polislere Odinin kim olduğunu hiç birine söylemeyeceğim.İki cinayetide ben üstleneceğim"dedim düz tutmaya çalıştığım sesimle.
Bazen büyük kumar oynamak gerekirdi kurtulmak veya dibe batmak için.
Ne! Kardeşini bir katile onu koruması için kendi ellerinle mi bırakıyorsun?Kafayı yemişsin sen Elvan Alcan.
Ya hep ya hiç,ya ölüm ya yaşam,ya kurtuluş yada dibe batış.Tunç mavisi gözlerinin sahibinin bana öğrettiği ilk şey siyah ve beyazın karışımıydı.Elvan ve Alcan ilk defa karışmıştı.
"Şu an kardeşimi alarak gidersen ve onu korursan iki cinayetide ben üstleneceğim.Bir gün kardeşimi almaya geldiğimde onu bana canlı vereceksin"dedim tekrar bana anlamayan gözlerle bakan karşımdaki adama.Tunç gözlerinde şaşkınlık kol geziyordu.İlk başta bu deliliği yaparken asla kabul etmeyeceğini düşünmüştüm fakat iki numara traş olmuş saçlarını oynatacak bir kafa sallayışında kabul etmişti.Asla beklemediğim şey kafasını evet anlamda çalışmasıydı.İnanmadım beni kandırıyor olabilir miydi?
"Kardeşimi koruyacaksın?"dedim teyit etmek istercesine.İnanmak istiyordum.
"Ala sözü"dedi,buz kırağı sesi,kurumuş bir çiçeğin üzerine su döküp yeniden yeşertmesi gibiydi.İlk defa hem Elvan hem Alcan aynı kişiye inandı.İstememe rağmen bana verdiği söze inandım.Düşünmedim,güvendim.
Ala mı ?
Dışarda kapıyı yumruklayan korumalara ve yerdeki cesetlere bakmadan hızla üst kata kardeşimin odasına tırmandım.Odin arkamdan süzülen bir ışık gibi beni takip ettiğinde kardeşimin oda kapısının önündeydik.
Anahtarı deliğe soktuğumda kapı açılır açılmaz kardeşim abla diyerek bana sarılmıştı.
"Abla sana bir şey oldu diye çok korktum.Annem gibi ölüceksin diye çok korktum."dedi sızlanırcasına bir sesle.
Hoşçakal deme vakti gelmişti fakat ben nasıl veda edeceğimi bilmiyordum.Bunun olacağını başından beridir biliyordum ama bilmek yetmiyormuş.Yaşamak gerekiyormuş.Ne kadar hayal etsende günün sonunda böyle hayal etmemiştim denmesi gerekiyormuş.
Sadece sen ölseydin Amcan ve Baban kardeşini zehirlerlerdi.Amcan ve Baban ölseydi Petrova soyluğu seni ve kardeşini öldürürledi.En iyi ihtimal birisine kardeşini koruması için vermekti.Tamam,bir katile kardeşini emanet etmek ne kadar bile bile ölüm olsada Amcan seni vurmaya kalkıştığında senin hayatını kurtardı.Herşeyi sıfırla,tüm ihtimalleri.Kalbini hisset ve güven.En büyük savaşçılar kalbine ve hisslerine inanır.Ala sözüne inanıyor musun?
"Aron bak beni iyi dinle bir daha tekrarlamaya vakit yok.Amcan ve Baban öldü.Ben öldürdüm."dedim,ağzımdan çıkanlar kulaklarıma ulaştığında ürperdim.Aronun vücudu kaskatı kesildi.Hızla benden ayrılarak yüzüme dehşetle baktı.Durmadım devam ettim,durursam bir daha konuşamazdım.
"Birazdan muhtemelen polisler beni almaya gelecek.Senin bir an önce burdan gitmen gerek!Petrova soyluğu seni bulmaması lazım anladın mı beni Aron?"dedim konuşmasına izin dahi vermeden.Sakinliğimi koruman gerekiyordu.
"Abla sen ne diyorsun?ben sensiz hiç yere gitmem."dedi dehşete kapılmış bir ifadeyle.
Birşey yapman gerek Elvan,zaman yok!
"Aron!sen şimdi gidersen yaşayacağım.Seni bırakıyorum ama kısa bir ayrılık.Seni tekrar bulup hayallerimiz gerçekleştireceğiz.Eğer gitmezsen ölürüz Ablacım."dedim,kelimeler kurşun gibi çıktığında.
"Bana bir daha geleceksin değil mi?"dedi inanmak ister gibi elimi sıktığında.Avucunun elimde olduğunu bile şimdi farketmiştim.
"Anne sözü"dedim.İlk defa yalan bir söz veriyordum ona.Ağladığında ben koştum,geceleri korktugunda yanına kıvrılıp masal okudum,hastalandığında bir bezle sabaha kadar ben başında bekledim,düşüp dizini kanattığında ben yarabandıyla sardım.
Onun annesi olmuştum.
"Abla bu kim"dedi,sağ tarafımda duran tunç mavisi gözleri ile bize garip bakışlar atan Odin'ne.Kısa bir an ne diyeceğimi bilemedim fakat zaten cevap Odin'den gelmişti.
"Denizhan Ala kumlu"dedi buz gibi su sesiyle.