Ertesi sabah geç uyandım. Bütün geceyi diken üstünde geçirdiğim için herhalde. Günün büyük bir kısmını kargodan gelen, içinde eşyalarımın olduğu kutuları açmak, temizlik yapmak ve yerleşmekle ilgili işleri halletmekle geçirdim. Dürüst olmak gerekirse o kadar meşguldüm ki iş başvurusu yapmayı tamamen unuttum. Annem mesaj atıp nasıl olduğumu sorduğunda hatırladım. O küçük ''Başvurdun mu?'' cümlesi yetti bana. En sonunda dizüstü bilgisayarımı açtım ve başvurdum. Merkezde bir kafeye iş başvurusunda bulundum. Akşam kafeyi ziyaret edeceğim. Yine kapım çalmıştı. Bu sefer Jale teyze vardı karşımda;
''Tünaydın tatlım! Bugün pizza yapıyordum. Bir tane de sana getireyim dedim''
''Çok naziksiniz teşekkür ederim''
''Her zaman canım. Sadece durumunu kontrol etmek istedim. Yeni dairen nasıl, her şey yolunda mı?''
''Buraya alışmakta biraz zorlanıyorum''
''Anlıyorum. Burası biraz sessiz sakin. Bu yüzden biraz korkutuyor ama yalnız değilsin ve benimle her zaman konuşabilirsin''
''Teşekkür ederim!''
İşe gitmeden önce bir duş alayım da öyle gideyim. Başvurumu yaptıktan bir kaç saat sonra bir mesaj aldım. Serra adında birindendi. Biraz mesajlaştık. Tatlı bir kızdı. Akşam sadece onunla tanışmak ve her şeyin nasıl olduğunu görmek için kafeye uğrayabileceğimi söyledi. Çok fazla bir şey beklemiyordum. Ama bu rutin işime yarayabilirdi. Kafe hemen caddenin köşesindeydi. ''MAVİŞ CAFE'' ismi de güzelmiş. İçeri bakarken kasada duran Serra bana seslendi.
''Hey Emel, seni görmek güzel. Yeni dairede ilk günün nasıl geçiyor?''
''Açıkçası oldukça yoğun geçti. Her şeyi düzenlemeye çalışıyorum.''
''Tahmin edebiliyorum. Taşınmak
gerçekten çok zahmetli olabiliyor. Bir şey yardım lazım mı?''
''Teşekkürler. Ama sanırım
her şey kontrolüm altında. Sadece yerleşmeye çalışıyorum.''
''Eminim üstesinden gelirsin ve bugün için üzerinde baskı hissetme. Biliyorum seni alelacele son dakika çağırdık. Son garsonumuz aniden işi bıraktı. Bu yüzden sen bizim için adeta bir kurtarıcı oldun.''
''Vay canına, büyük bir boşluğu doldurduğumun farkında değildim.''
''Benim kasayla ilgilenmem gerek. Sen müşterilere siparişlerini versen yeter''
''Teşekkür ederim.''
Aynı gün işe mi başlamıştım. 7 müşteri gelmişti. Bence gayet başarılıydım. İlk iş günüme göre. İnsanlar gayet de hizmetimden memnun kaldı. Kahveyi içmiyor, yiyordu neredeyse. Tam Serra'ya işimin bitip bitmediğini sormak için yanına gidiyordum ki arkadan bir adam seslendi.
''Hey Serra, sanırım cüzdanımı bugün burada düşürdüm.''
''Evet, bugün buradaydın. Bakmak istersen göz atabilirsin.''
''Teşekkürler. Bir bakayım''
Yere düşen cüzdanını aldı. Sanki bir anda yerde cüzdan belirmişti. Giderken de beni süzerek çıktı dükkandan.
''Emel, gerçekten çok iyi iş çıkardın.''
''Teşekkürler Serra. İlk başta gergindim ama o kadar da kötü değildi. Alakasız olacak ama bütün gün boyunca canım kek çekti.''
''Ha anlıyorum. Bütün gün müşterilere servis yapmak şekerini düşürüyor. Bak birkaç blok ötede harika bir fırın var. Yarın mutlaka uğramalısın.''
''Peki''
''Hadi kapıyı kitleyip çıkalım buradan.''
İlk vardiyam bitmişti ve dürüst olmak gerekirse güzel hissettirmişti. Aslında Serra ile birlikte çalışmaktan keyif aldım. Kendimi şımartmak için küçük bir şeyler sipariş etmiştim. Eve geldiğimde çoktan kapımın önündeydi ama o gece eve gitmek için dışarı adım attığımda bir şeyler tuhaf geldi. Tam olarak kötü değil. Sadece tuhaf. Apartmanın önüne geldiğimde sanki izlendiğimi hissetmiştim ve arkamı baktığımda arkamda dikilen bir adam gördüm. Onu gördüğümü anlayınca bana daha da yaklaştı
''Merhaba, adın Emel değil mi?''
''Evet. Cüzdanını kaybeden kişi sen değil miydin?''
''Yakaladın beni ha. Evet. O bendim. Adım Davut.''
''Bir şeye mi ihtiyacın vardı?''
''Bu biraz garip gelebilir ama. Sosyal medya kullanıyor musun? Ya da benzer bir şey.''
O cüzdanı bilerek düşürdüğüne yemin
edebilirim. Sırf tekrar gelip beni görmek için. Boş boş suratına bakıyordum. Sosyal medya hesabımı söylemek istemiyordum.
''Şey lütfen yanlış anlama. Öyle
insanlardan değilim. Sadece çok havalı göründüğünü düşünüyorum.
''Sosyal medyayı pek kullanmıyorum.''
Ona yalan söyledim. Tabii ki.
''Sosyal medya kullanmıyor musun? Bu zamanda hem de gerçekten inanılmaz. Neyse sadece çok güzel olduğunu düşündüm anlarsın ya. Şansımı denemek istedim. Neyse yakında görüşürüz. Hoşça kal Emel.''
Gitmesini sessizce bekledim. Ruh hastası herif. Umarım sana araba çarpar Davut. Bu adam beni takip etmez umarım. Daireme girdim. Üzerimdeki baskıyı atmak için yemeği yerken televizyon izliyordum. Atv' de de maymunlar cehennemi vardı. Onu izleyerek yemeğimi yedim. Yemeğim bitti ama filmi izlemeye devam ediyordum. Aniden kapım çaldı. Yine o yaşlı adamdı;
''Kızım şu lanet sesi kıs artık. Şurada uyumaya çalışıyoruz. Anlamıyor musun?''
''Üzgünüm. Sesi kısacağım. Verdiğim rahatsızlık için özür dilerim.''
Resmen burnundan soluyarak kapımın önünden gitti. Sesin volümü 10'du. Sen yaşlı bir adamsın nasıl duyabilirsin bu seste. Bu ihtiyarı sevmemeye başladım. Çok huysuz. Allah'ım sen bana sabır ver. Duş aldıktan sonra dışarıdan bir ses duyduğuma yemin edebilirim. Yine o yaşlı adam olduğunu düşündüm ama kapıyı açtığımda kimse yoktu. Etrafı kolaçan ettim ama kimseyi göremedim. Yorganıma sıkıca sarılıp yatağıma gömüldüm.