İçeriğe geç

Aklımdaki yabancı

Bölüm 12 · 4 dk okuma

Aklımdaki yabancı

Bölüm 12

ESKİ KÜTÜPHANE

BÖLÜM 11:ESKİ KÜTÜPHANE

Son dersin bitmesine daha yirmi dakika vardı.

Elara'nın gözleri saatin üzerinde olsa da aklı başka yerdeydi.

Kael.

İsim zihninde dönüp duruyordu.

Neden bu ismi daha önce duymuş gibi hissediyordu?

Daha da önemlisi, neden siyah taşın üzerinde bu harf belirmişti?

Elara elini cebine attı.

Taş hâlâ oradaydı.

Soğuk.

Sessiz.

Ama artık sıradan bir taş olmadığı kesindi.

“Bunu yapmamalıyız.”

Adrian'ın sesi Elara'yı düşüncelerinden çıkardı.

“Ne?”

“Eski kütüphaneye gitmemeliyiz.”

Elara ona baktı.

“Nora bizi oraya çağırdı.”

“Tam olarak bu yüzden.”

Adrian'ın sesi alçaktı.

“Bizi bir yere çağırması, oranın güvenli olduğu anlamına gelmez.”

Elara birkaç saniye sustu.

“Bana güvenmiyorsun.”

“Sana güveniyorum.”

“Öyleyse sorun ne?”

“Ben kendime güvenmiyorum.”

Elara kaşlarını çattı.

Adrian pencereye baktı.

“Oraya gidersek bir şey hatırlayacağından korkuyorum.”

“Hatırlamak neden bu kadar kötü?”

Adrian cevap vermedi.

Elara onun zihnine istemeden dokundu.

Bir görüntü belirdi.

Küçük Adrian.

Karanlık bir odada.

Bir kapının önünde duruyordu.

Kapının diğer tarafında Elara'nın sesi vardı.

“Adrian!”

Küçük Adrian kapıya vuruyordu.

“Kaç!”

Sonra bir erkek sesi duyuldu.

“Onu bırak.”

Görüntü aniden kesildi.

Elara nefesini tuttu.

Adrian ona baktı.

“Ne gördün?”

“Sen.”

“Ne yapıyordum?”

“Beni bir yerden çıkarmaya çalışıyordun.”

Adrian'ın yüzü soldu.

“Demek hatırlamaya başladın.”

Elara başını salladı.

“Evet.”

Adrian bir süre sustu.

Sonra çantasını aldı.

“Gidiyoruz.”

Elara şaşırdı.

“Az önce gitmememiz gerektiğini söylemiştin.”

“Fikrimi değiştirdim.”

“Neden?”

Adrian kapıya doğru yürüdü.

“Çünkü sen tek başına gidersen peşinden gelmek zorunda kalacağım.”

Elara istemeden gülümsedi.

“Bu biraz mantıksız.”

“Benim mantığımın çok iyi olduğunu hiç söylemedim.”

---

Okuldan çıktıklarında hava kararmaya başlamıştı.

Eski kütüphane okulun arka tarafındaki eski binanın içinde bulunuyordu.

Yıllardır kullanılmıyordu.

Pencereleri toz içindeydi.

Kapısının üzerindeki tabela neredeyse okunamayacak hâle gelmişti.

Elara kapının önünde durdu.

“Burası.”

Adrian başını salladı.

“Evet.”

Elara kapıya dokundu.

Siyah taş bir anda ısındı.

Kapı kendiliğinden açıldı.

İkisi de donup kaldı.

Adrian fısıldadı:

“Bunu sen mi yaptın?”

“Hayır.”

İçeri girdiler.

Kütüphane düşündüklerinden çok daha büyüktü.

Raflar tavana kadar uzanıyordu.

Eski kitapların kokusu havaya sinmişti.

Bazı rafların üzerinde yıllardır dokunulmamış toz tabakaları vardı.

Elara ilerledi.

“Burada biri var.”

Adrian hemen arkasına baktı.

“Nerede?”

“Bilmiyorum.”

Elara gözlerini kapattı.

Zihnindeki sesler yavaş yavaş belirginleşti.

Fakat bu kez insanların düşüncelerini duymuyordu.

Kitaplardan gelen anıları duyuyordu.

Bir kitabın kapağına dokundu.

Bir görüntü belirdi.

Küçük bir kız.

Kütüphanede koşuyordu.

Elinde siyah bir taş vardı.

Arkasından küçük bir çocuk geliyordu.

“Elara, bekle!”

Küçük kız dönüp gülümsedi.

“Kael!”

Elara gözlerini açtı.

Kalbi hızla atıyordu.

“Kael.”

Adrian ona baktı.

“Ne oldu?”

“Onu hatırladım.”

“Neyi?”

“Kael'i.”

Adrian bir adım yaklaştı.

“Nasıl?”

“Çocukken burada oynuyorduk.”

Adrian'ın yüzü değişti.

“Ben de hatırlıyorum.”

Elara ona baktı.

“Sen hatırlıyor musun?”

Adrian başını salladı.

“Evet.”

“Bana neden söylemedin?”

“Çünkü bunun gerçek olduğundan emin değildim.”

Elara cevap vermeden önce rafların arasından bir ses geldi.

“Artık eminsiniz.”

Nora ortaya çıktı.

Elara irkildi.

“Nora!”

Nora sakin bir şekilde onlara baktı.

“Gelmenizi bekliyordum.”

Adrian öne çıktı.

“Kael nerede?”

Nora'nın yüzündeki ifade değişti.

“Bilmiyorum.”

“Yalan söylüyorsun.”

“Hayır.”

Elara araya girdi.

“Kael kim?”

Nora birkaç saniye sustu.

Sonra bir kitabı raftan çıkardı.

Kitabın kapağında göz sembolü vardı.

“Kael, sizin dördüncü arkadaşınız değildi.”

Elara şaşırdı.

“Ne?”

Nora kitabı masanın üzerine bıraktı.

“Kael, sizin koruyucunuzdu.”

Adrian kaşlarını çattı.

“Koruyucu?”

Nora başını salladı.

“Çocukken sizi koruması için seçildi.”

“Kim tarafından?”

“Evelyn ve babam tarafından.”

Elara'nın yüzü gerildi.

“Benim annemle senin baban birlikte mi çalışıyordu?”

“Eskiden.”

Elara kitabı açtı.

Sayfalarda çocukların isimleri vardı.

Elara.

Adrian.

Aria.

Ve altında:

Koruyucu: Kael.

Elara'nın eli titredi.

“Peki neden onu hatırlamıyorum?”

Nora kitabın bir sonraki sayfasını çevirdi.

“Çünkü Kael'in hatırlanması yasaktı.”

“Kim yasakladı?”

Nora gözlerini Adrian'a çevirdi.

“Adrian'ın babası.”

Adrian'ın yüzü sertleşti.

“Neden?”

“Çünkü Kael onun planını bozdu.”

Elara'nın kalbi hızlandı.

“Ne planı?”

Nora cevap vermeden kitabın son sayfasını açtı.

Sayfanın ortasında tek bir cümle vardı.

“Kapı açılırsa, yalnızca biri geri dönebilir.”

Elara fısıldadı:

“Biri mi?”

Nora başını salladı.

“Evet.”

“Kim?”

“Bilmiyoruz.”

Adrian kitabı kapattı.

“Bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum.”

Nora ona baktı.

“Daha fazlasını istiyorsan alt kata in.”

Elara şaşkınlıkla sordu:

“Burada alt kat mı var?”

Nora başını salladı.

“Kimsenin bilmediği bir kat.”

Adrian hemen itiraz etti.

“Hayır.”

Elara ona baktı.

“Neden?”

“Çünkü babam orayı kapatmıştı.”

“Demek orada önemli bir şey var.”

Adrian cevap vermedi.

Elara merdivenlere doğru yürüdü.

Nora arkasından seslendi.

“Eğer aşağı inersen geçmişinin tamamını hatırlayabilirsin.”

Elara durdu.

“Belki de bunu istiyorum.”

Nora'nın yüzünde garip bir ifade belirdi.

“Hayır, Elara.”

Elara ona döndü.

“Ne?”

“Bunu istemiyorsun.”

“Beni tanımıyorsun.”

Nora yavaşça başını salladı.

“Sandığından daha iyi tanıyorum.”

Elara merdivenlerin başında durdu.

Sonra aşağı baktı.

Karanlık bir koridor uzanıyordu.

Cebindeki taş tekrar ısındı.

Bu kez üzerinde yeni bir harf belirdi.

N.

Elara'nın gözleri Nora'ya çevrildi.

“N.”

Nora'nın yüzü gerildi.

“Elara, taşı bana verme.”

“Niye?”

“Çünkü o taş kimin kim olduğunu seçmeye başladı.”

Elara'nın eli taşın üzerinde sıkılaştı.

“Ne demek istiyorsun?”

Nora cevap vermedi.

Çünkü alt kattan bir ses geldi.

Bir kapı açıldı.

Ardından bir erkek sesi duyuldu.

“Sonunda geldiniz.”

Adrian'ın yüzündeki bütün renk çekildi.

Elara ona baktı.

“Bu sesi tanıyor musun?”

Adrian cevap vermedi.

Çünkü sesi tanıyordu.

Çok iyi tanıyordu.

Bu, yıllardır duymadığı bir sesti.

Kael.

Ama Kael'in sesi artık bir çocuğun sesi değildi.

Ve karanlığın içinden gelen son cümle, Elara'nın bütün bedenini ürpertti:

“Beş yaşındaki Elara'nın hatırlamadığı tek kişi ben değilim.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Beni hatırlamadan önce, kimi unuttuğunu öğrenmelisin.”

Elara merdivenlere baktı.

Sonra Adrian'a.

Sonra Nora'ya.

Artık geri dönüş olmadığını biliyordu.

Ve ilk kez, geçmişini öğrenmekten değil...

geçmişinde kendisinin kim olduğundan korkuyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.