İyi Okumalar
Alice gözlerini devirerek karşısında ki solgun adama karşı duruşunu düzeltti. Her ne kadar istemese de.
Üstündeki cüppesini çıkartarak yere attı ve eldivenlerini çıkarttı . Asasını ise elinden bırakmamıştı.
Yaşlı solgun büyücü kadının sessizliği karşısında kaşlarını kaldırırken hiç etkilenmemiş biraz da bıkkın bir halde duruyordu.
" Her neyse Carlisle . Buraya sadece verdiğin sözü hatırlatmak için uğradım."
Adam alayla güldü ve kırılacakmış gibi duran ince kollarını birleştirdi.
" Bunu neden şaşırmadım acaba . Bende ne zaman geleceksin diye bekliyordum. En son çocuklarının ve gelininin başını yakmakla meşguldün."
Alice , saygınlık ve görgü kurallarını umursamayarak en azından kısa süreliğine yıkarak göz devirdi.
" Evet evet her neyse o eskide kaldı. Konumuz başka .."
Carlisle merak ve biraz da alayla kaşlarını kaldırdı.
" Bu sefer kimin canını yakmak istiyorsun Alice ?"
Alice umursamayarak kıvırcık saçlarını salladı. Yüzünde gizli şeytanı bir ifade olduğu söylenebilirdi .
" Sadece birkaç kalıntının dibini kazımayı unuttum ve yola çıktım diyelim ihtiyar.."
Carlisle kaşlarını çattı.
" Büyücü olduğum kadar aynı zamanda bir vampir de olduğumu biliyorsun değil mi? Hadsiz kadın .."
Alice yan gülüşünü adama bahşetti.
" Ahhh elbette ... bu yüzden geldim ya buraya ."
________________________________________________________
İnsanların kör olduğu dünyanın arkasında ki dünyada işler hep değişmekte hatta sırlarını korumak için savaş halindeydiler . Ne yazık ki , bazı türler ne gizliliği umursamakta ne de saklamak isteme derdindeydiler . Hatta bu yaşayış tarzları büyücülerin yani sihir dünyasından ayrı yaşayış tarzları ve bölgeleri de doğurmuştu.
Elbette kurulan krallıklar gibi , zamanla savaşlar da çıkmaktaydı. Her zamanki gibi yıkımın ve acının peşinden gezen Panoptikon ailesi ise bu savaşın önderliğini almaktaydılar.
Onlara karşı birçok koruyucu görevi görmüş türlerde yok değildi elbette . Ne yazık ki gerçek kötülerin yanında zorluklar ise iyilerin yanındaydı.
Tıpkı sihrin ilk kullanıcılarının büyücülerin olduğunu bilinmesi gibi gerçekler çarptırılmıştı .
Evet , sihri büyücüler kullanmamıştı . Hatta yaptıkları özel güçlerinin sihir olduklarını bile bilmiyorlardı . Eskiden yapabilen sihri yapabilen büyücülerin az olması ve insanların korkması ile birlikte tamamen gelişimini önüne kesmişti. En azından korkan insanlar tarafından öyle bilinmekteydi.
Elbette Vampirler keşfettiği ve bildikleri bu gücü ilerlemeyi kimse engel olmamıştı. Sonuçta , öğünleri kan olan ve beslenme alanı geniş türler olaraktan kara güç ve kötülük olarak algılanmaktaydılar .
Vampirler , insan ırklarından en önde gelen büyücü ve cadı topluluğu olmanın yanı sıra düşmanları kurt adamlar da onların yanında pek alt değillerdi.
1200 yıllara kadar süre gelen savaşlara kadar da aslında birbirleri ile çok çatışma yaşamışlardı.
Genelde bu kurt adamların sihri yatkın olan insan türlerine öğretmesi veya üç türün de içinde olduğu ' En iyi geliştirme' hırsından kaynaklanıyordu.
Evet , Vampirler her ne kadar insanların da besin kaynağı olsa da bir çoğuna yani sihre yatkın olanlarına büyü öğretmişlerdir.
Salazar Slytherin ve Gotric Gryffindor'un bir sarayda doğduğu ve güçleri tüm dünyaya nam saldığını düşünülecek olursa elbette onlarda bir vampir ve kurt adamın öğrencileriydiler.
Ve elbette barış anlaşması yapılsa da bu gizli büyüyen düşmanlık Slytherin ve Gryffindor'u da dokunmuş aralarında ayrılmazlıklara yol açmıştı. Elbette çokça pişmanlıklar ve kırılmalar bırakmıştı. Slytherin'in ilk aşkı gibi . Gryffindor'un kızı gibi ve gelecekte zorbalığa uğrayacak ve anlaşmazlıklar sürüp gidecek bina öğrencileri gibi. Voldemort gibi.
Elbette , doğurdukları kargaşayı ayırmak ve yok etmek isteyen vampirler ve kurt adamlar uzun süreli donuk olan kalpleri pişmanlıkla kavrulmuştu . Kimse bunu beklemiyordu , Kimse bunu istemiyordu da . Bu yüzden toplandılar bu kutsal ırklar.
Sonunda bir büyü geliştirdiler. Bu büyü , kandan kana geçecek tüm yetenekler ile sihir dünyasının huzurunu sağlayacaktı.
Bu yüzden güvenilir bir aile seçtiler . Sonunda ise bu ailenin Churchill olmasını karar verdiler .
Elbette , planları kusursuz olmasa da yapmak istediklerini temelde sağladılar . Böylece her kötülüğün yanında bir umut ışığı da doğmuştu.
Carlisle ise bu kadim ırkın en eskilerinden biriydi ama kesinlikle iyi olanlarından olduğu söylenemezdi .
Aslına kendine tam olarak kötü de demezdi. Sonuçta kendi başına takılan ve genelde fikirleri uyuşmayan yaşlı bir adamdı.
Çok ölüm , çok yaşam ve doğuş görmüştü ., Elbette çok yaramaz olaylara da karışmıştı.
Panoptikon ailesinin yatırımcısı olmak gibi.
Planlarını ve sihirlerini geliştirmede yardımcı olmak gibi.
Aslında amacı kolay yönden besin kaynağı elde etmekti çünkü bu aile vampir ısırıklarını çok cazip bulmuş ve hedeflerini öldürmeyecek şekilde üzerlerinde denemeyi bir başka bakmışlardı.
Çünkü vampir ısırığı kurbanın derisinin altına zehir girdiği gibi hasta etme ve yakma özelliğine sahipti. Eğer kurban vampire dönüşmez ise pek uzun yaşamıyordu . Ve bu satanist aile bunun üzerinden çok deney yapmıştı. Örneğin zehri yok edip iyileştirme üzerine birçok acılı deneyleri vardı... ve ceset deposu ... binlerce alabilecek büyüklükte.
Carlisle , bu aileyi keşfettiğinde aslında genç sayılabilirdi. Vampir hayatında elbette. Sihri yeni öğreniyordu ve bir aileye öğretmesi gerekti. Ve seçivermişti işte.
Elbette , bu kararının akli olarak sağlıklı olmadığı belliydi. Çünkü kim yamyamlık yaparken idam gününden bir gün önce hapishanesinde kokuşmuş bir ayyaşı alırdı ki ? Hadi ama ! Aklı dengesi yerinde olmayan ve yamyamlık sicili olan kimseyi kimse istemezdi. Nokta.
Elbette Carlisle büyük bir ustalıkla adamın sicilini saklamış ve başarılı bir seri katil doğurmuştu .
Ve yıllar sonra bu adamın torunlarını da eğitmiş sonunda hastalıklı bir topluluk doğurmuştu.
Elbette bunun farkında olan tek yaşayan canlının da yeryüzünden silinmesi de pek iyi olmasa da Churchill ailesi sonuçta Panoptikona kaşı bir nevi düşmandı ve .... kutsal kana sahipti . Elinde güçleri de vardı.
Carlisle tüm bunları bilerek karşısında dedesinin dedesi yani atalarından farklı olmayan ifadesini inceledi. İçinde büyüyen sıkılmışlığı bastırarak kadının gözlerini okumaya çalıştı. Elbette kadın saklamaya çalışıyordu.
Ne fayda adam anlamıştı zaten . Buruşuk kuru ve kırmızı dudaklarını araladı .
" Ne istediğinin farkındayım Alice . Sana öğretmediğim büyüleri öğretmemi istiyorsun . Sana daha önce de dediğim cevabı biliyorsun ."
Alice dudaklarını büzdü.
" Ahh yaşlı adam . Bu haksızlık babama öğretmiştin ."
Carlisle büyük bir sakinlikle yanıtladı. " Evet ama baban artık şiddetten bıkmıştı ve torunlarına artık bu lanetli geleneği kullanmasını istemiyordu."
Alice kaşlarını çattı. " Babam insanların korkulacak celladıydı. Bu nahoş isteği sana söyleyeceğini sanmıyorum. Senden istediğimi yapmamak için söylüyorsun."
" Biliyorsun ki Alice. Ataların yani büyük büyük baban ve karısı tarafından yalan söylememek üzere lanetlendim. Sence dedenin laneti üzerine bunu yapar mıyım ?"
" Laneti bozmuş olabilirsin?"
" Lanet , atmayan kalbim ve ölü bedenimin canı üzerineydi Alice. Bozarsam yaşamaya başlarım ve onca yüzyıllar sonra benim gibi birisinin yaşaması direk ölümü olur. Eğer dönüşümümden çok geçmeseydi bu cazip bir teklif olurdu. Sihirde yeteneğimi bilirsin ."
Alice , babasının seçtiği yeni yaşama tarzını kabullenemeyerek omuz silkti . Carlisle devam etti.
" Ayrıca , senin üzerinde bilmem ama ailenin psikolojisini bilirim. İlk Panoptikon üyesini bildiğim gibi. Kendisi yeni hayatına başlamak için bu soyadı uyduran bir yamyamdı . Ve diğer çocukları ki ilk çocuğu ensest sonucu doğdu diğer aile üyeleri bu beyin yıkamadan sonra kurtulmak için herşeyi yaptılar . Çocuğun gibi."
Alice yüzünü dondurarak hışımla adama baktı . Eğer gözlerinde kesme yeteneği olsaydı adamın kafasının yerde olacağını biliyordu.
Carlisle umursamadı .
" O zavallı çocukların başına gelenleri biliyorum. Ve onların çocuklarının anne ve babalarının başına gelenlerinin ne olduğunu öğrendiklerinde de ne olacağını çok iyi biliyorum...." Alice yutkundu.
" Pek hoş karşılamayacaklardır değil mi? Özellikle o zeki kız ahhh. Çok kontrolcü ve bir o kadar sabırlı biri olsa da öğrendiğinde nasıl çıldıracağını biliyorum. Dışı annesi içi babası gibi o . SENİ YENEBİLECEK KADAR GÜÇLÜ."
Alice adama kötü kötü baksa da yaşlı vampir umursamayarak sağındaki kapıyı açarak içeriye girdi.
" Geliyor musun deli cadı ?"
______________________________________
Tom Riddle , arkadaşları ile birlikte Ciel ve Freya'Yı ziyaret etmiş deli gibi çalışmaktaydılar . Elbette bu gizli bir çalışmaydı ve hoşlanmasalar da Gryffindor ile ittifaklarından dolayı onlarla birlikte çalışıyorlardı .
Ayrıca arkadaşlarının arasındaki bağlantı ise ittifak yapmalarına itiyordu ve itiraz edemezlerdi de . Bu yüzden kavga etmiyor elinden geldiğince dost gibi davranıp derslerine çalışıyor sonra Tom'un babasının olduğu yerde toplanıyorlardı.
Bu arada Tom , kendinden beklenmeyecek şeyler yaptığı gibi yaptıklarını da Freya'ya anlatıyordu . Duymayacağını biliyordu ama yine de içinden söylemek geliyordu. Belki de içindeki bir umur duyacağını umut ediyordu . Kim bilir.
" Sen uyuduğundan geçen süre zarfında aklımı kullanmayacağım şeyler yapıyorum. Deli cesaretidir belkide . İttifak yaptığımız ve binam artık benim Slytherin varisi olduğumu biliyorlar ve babamın bir Muggle olduğunu. Onlara babamın kaldığı yere davet ettiğimde anladılar ve şaşırtıcı derecede bir şey demediler . Bilmiyorum belki de anlaşma yüzünden . Artık binada pek ayrımcılık konuşmasa da aileler ve profesörler şüpheci yaklaşıyor. Sanırım bu yenilik varisleri etkiliyor. Bilemiyorum bu hislere alışkın değilim..."
Tereddütle elini kızın alnına koyarak konuşmaya devam etti. Kızın başında uyuyana kadar.
Evet yeni bölüm özür dilerim ama işte karantina vs aklına birşey gelmesi ve hevesin gitmesi ... kötü ayrıca bu kitap hakkında konuşmak istiyorum. Bu kitap benim amatörlüğüm yüzünden uzun bölümler oldu ve biraz basitçe . konu birliği felan pek yok açıkçası o yüzden bu dönem için part 2 kitabını çakaracağım. Bu yani part 1 ise okul zamanını ve kızın tomun yanında değiştirme zamanını anlatıyor . Part 2 tom ve arkadaşlarının mezuniyeti sonrası yaşadıkları olacak ve bu sefer planlı olacak . Öyle 50 bölüm sürmeyecek . Bu daha iyi benim için sfddfsdf. Neyse buraya kadar benimle geldiğiniz için teşşekkür ederim. Benim savaş yoldaşlarım. Umarım sizleri sıkmamışımdır.
