İçeriğe geç

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 48 · 8 dk okuma

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 48

Karanlık Sanatlara Karşı Savunma

Merhaba , şaşırdınız değil mi? şaşırmadıysanız anlarım çünkü yeni bölüm atabilirim demiştim sdfsdfsf bildiğiniz gibi. İlham perilerim öldü ve bölüm fazlalaştığı için yeni bölüm yazamadım. Bu yüzden kitabımı baştan sona okumaya karar vermiştim. Bir kısmını okudum. Gerekenleri en azından bir kısmını aldım. Bir bölüm için yetecek bilgi topladım. Ayrıca sınava girenler için umarım hepiniz iyi puan almışsınızdır .Hepsi bu kadar oy verip yorum yaparsanız beni sevindirirsiniz İyi okumalar.

Tom gözlerini hafifçe açarak şaşkınlıkla solgun yüzüme bakıyordu. Bu ani teklifim karşısında hem şaşırmış hem de kafası karışmış olmalıydı çünkü bu zamana kadar sırlar odasını kendisinden ve müritlerinden başka düşünen olmamış gibiydi.

Deli olduğumu veya olayların gelişinin baskılarından sonucu tutarsız olduğumu düşünüyor olmalıydı ama yaptıklarımın her şeyi harfi harfine planlı olarak çalışmıştım. Önlemlerim hazırdı ve bu tehlikeye boşuna atılmamıştım. Tom meselesi bile tehlikenin ölüme en yakın olduğunu bildiğim halde bu maceraya atılmıştım. Gizli oda da ki yılan benim için hafif kalırdı. Ayrıca beni istese öldüremezdi. Ne bakışlarıyla ne de saldırmasıyla. Çünkü çatal dilini bana öğretecek iki yüce yılanların atası olan dostlarım vardı ve bana bir çok yetenek bahşetmişlerdi. İşler artık o kadar kolay değildi onlar için.

Sırlar odası hakkında çok temkinli olsam da - hatta açılmaması için özel bir büyü bile yapmıştım girişe- yaptığımın korkakça bir kaçış yolu olduğunu fark etmiştim. Ayrıca odayı açmamamız karşısında odayı açabilecek tehditlerde vardı. Kimden bahsettiğimi biliyorsunuz. Alice Panoptikon. Evet o kadın son zamanların en tehlikeli cadısı olduğunu kabul ediyordum. Sırlar odasının açılması bu kadına karşı kesin bir kaçış yolu olurdu.

Tom , bir süre duraksadıktan konuşmak için ağzını açıp kapadıktan sonra sonunda konuştu.

" Sen sırlar odasını nerden biliyorsun ve Salazar aşkına Freya aniden ..... davranışlarını kestiremiyorum . Benden neler saklıyorsun? "

Şaşkınlığı gitmiş hafifçe geri çekilerek kaşlarını çatmıştı. Sakin ama hızla atılarak cevap verdim.

" Sana söylemediğim bilmediğin çok şey var Tom ve sana bunu sırlar odası açıldığında anlatacağım. Şu anlık şöyle diyebilirim. Birinci dönem ikimiz birbirimize neredeyse öldürecek kadar düşmandık. Sana güvenememiştim şimdi işler yeni yeni oturuyor ama yeni tehditler çıktı. Ve bu insanlar... hakkında pek bilgimiz yok. Yerin göğün kulağı var demişler bu yüzden sana açıkça anlatamadım."

Tom kaşları çatık dursa da gözlerindeki bakışlardan beni anladığını ve affettiğini anladım.

"Peki o zaman. Ama sana şunu söylemek isterim ki ben ikinci yılımdan beri araştırıyorum ve daha bulamadım. Bulmamız çok zor..."

Freya" Ben sana yardım edeceğim Tom. Kimse de olmayan yeteneklerim var benim."

Tom , okuduğu kitabı kapatarak çantasının içine tıktı.

"Evet , İnsanların sinirini bozmak gibi ."

-----------------------------------------------------------------------------------------

Tom'un yanından kısa süreliğine işim olduğu için ayrılmak istesem de Tom yine benle gelerek Malfoy'un yanına gitmiştik. Malfoy , benden hafızasını geri alması için yardım istemişti. Bende eski ... yadigarlarımı çıkartarak araştırmamı yapmış sonunda da basit çözümü bulmuştum.

Tom'un tedavisinde kullandığım bitkiyi kullanarak Malfoy'a yardım edebilecektim. Çiçeğin polenleri Abraxas'ın alınan anılarını geri getirecekti. Çünkü bu çiçek mucize ismi ile de geçiyordu . Eğer Tom'un doğuştan hastalığını tedavi edebiliyorsa Abraxas'ın anılarını da geri getirebilirdi.

Tom'a koridorun sonunda beklemesini söyledikten sonra zıt uzaklıkta beni bekleyen Malfoy'un yanına gittim.

"Hey! Malfoy."Malfoy şaşkınlıkla bana dönerek konuştuğu daha önce görmediğim bir kaç Slytherin öğrencisinin yanından uzaklaşarak koşar adımlarla yanıma geldi.

" Freya! Ahh selam."

Malfoy , umut dolu gözlerle bana bakarken gülümsemeden edemedim. Bana sanki olumlu cevaplar almak istermiş gibi bakıyordu.

Çantamdan küçük tüpün içinde hafifletilmiş ama etkili poleni çıkartarak hızla Malfoyun avucunun içine koydum.

Freya " Bu polen koklandığında derin saklanmış anıları çıkarması ile bilinir. Ben sana hafifletilmişini veriyorum ki uykuya daldığın zaman uyanman senin elinde olsun."

Malfoy , avcundaki polene büyük hayranlıkla baktı.

Abraxas" Ben... bu çok... güzel. Teşekkür ederim Freya!"

Elimi bir problem yokmuş gibi salladım sonra da ekledim.

" Bu akşam kullanabilirsin. Sizin yatakhanenize gelirsem kullanmana yardımcı olabilirim.... Eğer istersen."

Malfoy şaşkınlıkla duraksadı .

"Evet.... evet . İyi olur. Teşekkür ederim..."

Arkamı dönüp Tom'un yanına gidecekken seslenmesi ile yerimde durup ona döndüm.

" .. Tom ve sen. Nasıl olur bilmiyorum ama .... ikiniz içinde memnunum. Umarım ilişkiniz uzun ömürlü olur.."

Şaşkınlıkla bir süre dursam da hemen suratıma bir gülümseme yerleştirdim.

" Teşekkür ederim Abraxas."

Tom'un yanına hızla geldiğimde yüzüne sıkılmış ve şüpheci bir ifade vardı. Gözleri kısarak bana baktı.

" Malfoy ile ne konuştunuz ? Çok uzun sürdü.." Diye homurdandı.

Umursamayarak omuz silktim.

" Abraxas benden ufak bir yardım rica etti hepsi o kadar."

Tom elini sertçe elime bastırdı sonra parmaklarını parmaklarıma geçirerek kısık gözlerle tekrardan konuştu.

" Ne yardımı ?"

" Kişisel meseleler Riddle bu beni bile aşar."

---------------------------------------------------------------------------

El ele karanlık sanatlara karşı savunma sınıfına girdiğimizde . İlk gelenlerden biri oluğunu fark etmiştik. Böylece kimse gözlerini bizim üzerimizde sabitlemeyecekti. Az önceki heyecanımla sıramıza otururken çok geçmeden bu heyecanımın yerine gerginlik aldı. Ders karanlık sanatlara karşı savunmaydı. Bu demek oluyordu ki yeni gelen Profesör ' Alice' dersimize gelecekti. Onunla yapacağımız ilk dersimizdi ve ben deli gibi rahatsız olmuştum. Bu duygularımı bastırmaya çalıştım.

Sıraların önüne ve arkalarına baktığımda köşeye sinmiş Chiristian'ı fark etmiştim. O da benim gibi çok gergindi. Ve yine benim gibi duygularını gizlemeye çalışıyordu.

Ciel Christian Givioanni. Bana yaptığı lanetten sonra onu araştırmamakta hata etiğim öğrenci. Hakkında araştırmamı yarım bırakmama gereken öğrenci. Yaşanan onca olaydan sonra onu neredeyse unutmuştum. Şimdi ise bir sürü fırsat yakalamam gerekecekti. Bu sefer daha zordu çünkü diğer büyücü ve cadılardan saklamamız gereken Bay Riddle vardı.

Bay Riddle buraya geldiğinden beri anılarını canlandırmaya çalışıyordu. Ona polen ile ilgili önerimi reddetmesi ile kendini çok yoruyordu. Bay Riddle üç büyücü arkadaş edindiği ve birçok lanet ve sihre maruz kaldığı için çekingendi. Bende pek fazla zorlamamıştım en sonunda onu kullanacaktım zaten sadece Muggle seviyesine ayarlamam gerekiyordu buda benim için en basit zorluklardan biriydi.

Tom , çantasından yeni kitaplarını çıkartıp ders hakkında öğreneceği bilgileri ön okuma yaparken gözlerimi Christian üzerinde tutmaya devam ettim. Amacım bir röntgenci gibi izlemek değildi sadece hafızasına ve geçmiş önemli bir bilgi veya anı olup olmadığına bakıyordum.

"Alice ! Sana bunu yapmaman gerektiğini kaç kez söylemiştim! Sinsi şeytan!"

Zeus , yani Christian ile gördüğüm yaşlı adam Alice'in üzerine giderek bağırıyordu. Alice umursamayarak omuz silkti ama yüzünü kocasına dönmedi. Hatta özellikle ondan gizliyormuş gibiydi.

" Cevap VERSENE AMACIN NE KADIN!"

Alice sonunda suratını kocasına döndüğünde yüzünde duyguya dair hiçbir belirti olmayan ölü bir insanın ifadesi vardı.

" Bende sana kaç kez söyledim Zeus işime karışma ve bana bulaşma."

Zeus" Torunuma bulaşırsan.."

Alice " Senin tatlı evlatlık torununa dokunmam Zeus ve yaptığım seni asla ilgilendirmez."

Ardından Alice dudak büzerek buharlaşmıştı. Zeus öfkeli ve kızarmış biçimde yerinde birkaç dakika donup kaldıktan sonra çekmecelerden birini açarak kalem ve kağıt çıkardı.

Görüntü aniden dağılmış Christian'ın ela gözleri ile göz göze gelmiştim. Bakışlarımı birkaç saniye tutup tekrardan Profesörlere ayrılan masa ve tahtaya çevirirken tam zamanında Alice içeriye girmişti.

Öğrenciler , hayranlıkla izlerken Alice ilginin verdiği memnuniyetle öğrencilerine samimi bir gülümseme gönderdi. Gözleri bir an Tom ve Freya üzerinde durduktan sonra diğer öğrencilere odaklanmıştı.

" Merhabalar. Ben Alice Panoptikon siz bana Madam Alice veya Madam All diye bilirsiniz. Evet , eski hocanızın yerine geçmekle alışkanlığınıza büyük ters düşmekte olduğumu çok iyi biliyorum. Ne yazık ki Profesörünüz emekliye ayrılmaya ve kendisine bakma zamanı gelmişti."

Sahte üzüntüyle dudak bükerek başını eğdi ve kirpiklerini dramatik şekilde kırpıştırdı.

" Yine de artık yeni Profesörünüz benim ve sizin gibi parlak her öğrencileri eğitmekten memnun duyarım. Şimdi..." uzun ojeli tırnaklı elini hızla alkışlar biçimde birbirine bastırdı.

"....Derse başlamadan önce birbirimizle tanışmamız gerektiğini düşünüyorum. Evet soldan başlayalım."

Soldan başlayarak teker teker öğrenciler isimlerini ve binalarını söylerken Alice ile kısa bir sohbet yaptılar. Tom ve benim sıramız geldiğinde Alice çaktırmadan hiçbir belirgin duygular olmadan sorularını sormuştu. 'Aileniz , hedefleriniz vb' bu masum sorular artında ki sinsilik özellikle öğrenci ortamında taktir etmesem olmazdı. Düşmanlarının çocukları olma ihtimalimizi bu yoldan çıkarıyor kesinleştiriyor olmalıydı. Derse gelmeden önce Tom'a bu konu hakkında düşüncelerimi belirtmiştim bu yüzden ikimize farklı bir hikaye sunmaya karar vermiştik. Tom annesi cadı babası koftiydi. İkisi bilinmeyen büyücü tarafından lanete kurban gitmişti bu yüzden yetimhanede büyümüştü. Bende hem gerçek hem de yalanları söylemiştim. Aslında popüler ve bilinen biri olduğum için diğerlerinin bildiğini söylemiştim. Ailemin durumu hakkında bir bilgim yok Fransa da okudum ve orda ki yetimhane de büyüdüm. Velim müdür Mösyö Erig . Tom ile ikimize gelecekte hedeflerimizi ve ne yapmak istediğimizi sormuştu . İkimizde daha ne olmamız gerektiğini bilmediğimizi söylemiştik ama o bize bilmek istemediğimiz halde düşüncelerini söylemişti.

" Bence Bayan Azura , sizden çok iyi seherbaz veya şifacı olur. Bilinmeyenleri bilen biri gibisiniz . Seherbaz olacak kadar da önüne ne çıkarsa - burada üzerine fark edilmesi güç bir vurgulamıştı- ezip geçebilecek bir karakterin var gibi gözüküyor.."

" Ahhh siz bay Riddle siz de de bir diktatör havası seziyorum eminim ki sizden de çok iyi sihir bakanı olur. İleriki yaşantınızda iz bırakacak .... buluşlara ve olaylara imzanız olacağınıza eminim."

Ardından sırayla diğerlerine devam etmişti. Christian'nın üzerinde duruğunda ise gözlerinde öfke veya sevmediğine dair bir ışık parlasa da ona da aynı soruları sormuştu. Christian bu soruları diğer profesörlere cevap verdiği gibi bıkkın bir sesle cevap verdi.

Ardından uzun ne sıkıcı ne de keyif veren - öğrenciler için- bir takım canavarlar hakkında konuştu . Sınıfı karanlıklaştırarak bir alet yardımıyla duvara yansıtarak resimlerini gösterdi. Tom ve ben bu canavarları çok yakından tanımıştık aslında onun evrimleşmiş versiyonu ile tanışmıştık ama ikimiz ve Alice dışında kimse bunun farkında değildi.

Dersten sonra yemek yemek için salona gitmek yerine mutfaktan birkaç parça yemek alarak Bay Riddle'ın yanına giderek karınlarımızı doyurduk . Ardından her zaman yaptığımız gibi yatakhanelerimize geçerek - ben sonradan erkekler yatakhanesine gitmem gerekiyordu- Slytherin ortak salonuna ilerledik. Erkekler yatakhanesine gitmeden önce yatakhaneme giderek üzerimi değiştirdim. Kıyafetlerimi dolaba kaldırırken gözüme yatağımın yanındaki küçük şifonyerin üzerindeki mektup ilişti.

Mektubu elime aldığımda üzerine çok sıkı koruma büyüleri yaptığını dokunur dokunmaz hissedebiliyordum. Üzerinde sadece ' Beni bilirsin sen' yazıyordu.

Evet. Bölüm . Uzun aradan sonra . Özlemişim. Şimdi her bölüm sizler için soru sorma gibi bir düşüncem var bu yüzden burada başlatmak istiyorum. Karakterler hakkında ne düşünüyorsunuz ? Sizce Harry Potter dünyasına ait gibimi yoksa çok sahte ve yakışılmamış mı olduğunu düşünüyorsunuz ?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.