İyi Okumalar
Freya ve Tom uzunca ağlaşıp birbirlerine sarıldıklarından sonra Tom uykusu kaçmış şekilde babasından olabildiğince uzak yatağında yatarak babasına çatık kaşlarla bakıyor ve düşünüyordu. Gördükleri her ne kadar annesini seviyor gibi gösterse de bu onun terk etmesinin nedenini açıklamıyordu ? Böyle karısını seven bir adam nasıl olurda doğmamış çocuğu ile karısın terk edebilirdi ? Aklı bir türlü almıyordu. Ona olan öfkesi hala geçmemişti. Uyanana ve gerçekleri söyleyene kadar ve söyledikleri kanıtlayana kadar bu öfkesi de devam edecekti.
Freya'yı da zaten hiç anlamıyordu. Kendisi gelse her şeyi çözüp intikamını alacaktı. Ama ısrarla ona babasını öldürmesinin anlamsız olduğunu söylüyordu. Bunun arkasında tuhaf şekilde bambaşka olaylar çıkacağına dair hislerinin olduğunu söyleyip duruyordu. İlk başta dalga geçip geçmediğine emin olamamıştı. Ona o pis evde yüzüne dokunuşu göz yaşlarını silişi ve o kadar güven verici parlak gözleriyle bakması düşünmeden onu yumuşatmıştı. Eskiden böyle bir şey hayatta olmazdı. Ormanda sinir krizi bile geçirdiğinde Freya ona bir anlam ifade etmiyordu. Ama şimdi eskiden gördüğü rüyalardaki kız olma ihtimali ona değer katıyordu. Tom bunu kendine gerçek olmadığını tekrar tekrar hatırlattı. Bunu düşünecek ne zamanı ne de işi vardı. Daha ailesinin sırlarını öğrenmesi gerekiyordu.
İçinde Freya'nın çıkardığı anıları öğrenme merakı olmasa babasını ve onun ailesini gözünü kırpmadan öldürürdü. Onun için bu Muggle parçaları bir ifade etmiyordu. Aksine kendisine yaptıkları ve elbette annesine yaptıkları haksızlığın intikamını almak istiyordu. Ama Freya'ya bakacak olursak öldürmek ona zarar verirdi. Tom bir zarar göremiyordu. İntikamın nesi kötü olabilirdi ki ?
Ama Tom Riddle , babasının uyanması ile hayatı tamamen değişeceğinden habersizdi. Elbette Freya'nın ne kadar haksız olmadığını da öğrenecekti.
Duygular ile ilgili düşüncelerinde ilk darbesini alacaktı küçük Tom Morvolo Riddle Jnr.
Öte yandan Tom Riddle Sr. huzursuz biçimde yerinde mırıldanıp homurdanıyor yüzünde terler akıyordu. Bedenindeki uzun zamandır aldığı madde alışması gerekirken tam tersine hem sağlığını hem de psikolojisini etkiliyordu. Bu madde rüyalarında içinde yattığı vicdan azabını ve üzüntüyü ortaya çıkartıyor deli haplarını içen hastalar gibi hiçbir şey yapamayarak uzun saatlerdir yatmak zorunda kalıyordu.
İşin gerçeği şuydu , ailesi onu sahip olabilmek için hiç sevmediği düşman müttefiklerden yardım alarak ona yemek zamanında içirdikleri şaraba iksir katıyorlar bu sayede oğullarının kaçmasını engelliyorlardı. Bu olmazmış gibi oğullarının belleğini silmek istemedikleri ama aklına getirmek istemediği şeyleri düşünmesini engellemek için de bu iksiri kullanıyorlardı. Çünkü hayatlarına katmak istemedikleri ucubeler vardı...
Tom Riddle Sr. ailesinin bu yaptıklarını duysa onlardan feci intikam alırdı. Ailesi Tom'un bu huyunu bildiklerinden düşmanları ile işbirliği yapmışlardı zaten ya.
Bu yüzden Tom Sr. yerinde iksirin uzun zamandır verdiği ıstırapla sanki ağır grip geçiriyormuş gibi kıvranıyordu. Büyüler onun için ağır geliyordu ve düşünememek özellikle istediğini düşünememek onu çok yoruyor zihnini ve bedenini hastalandırıyordu.
Yine de hiçbiri silinmemişti. Hala kafasının içlerinde duruyordu. Bazen iksirin etkisi azaldığında çok arzu duyduğu insanları görebiliyordu. Karısı ve yeni doğmuş bebeğinin yüzü. Bazen kardeş gibi saydığı arkadaşı ve kız kardeşi olarak gördüğü karısının da arkadaşı olan kızı ve onun çocuğu.
Şimdide bunlardan bir tanesini görüyordu ama öncekilerden daha farklıydı bu. Genç kızıl kahve saçlı bir kız görüyordu. Ona eğilmiş elindekini kafasına dayıyordu.Bu kızı kardeş gibi gördüğü kızın aynısı olduğuna yemin edebilirdi. Sonra belinden tutup onu taşıyan kendisinin kopyasını görüyordu. Gözleri hariç gözleri ona benzemiyordu. Bu oğlan ona tiksinerek bakıyordu. Sanki vicdanı vücut bulmuş yüzüne bütün yaptıklarını vuruyor gibiydi. Şimdi de tozlu eski kitaplar gibi kokan yerde yatıyor o oğlan yattığı yerden uzak mesafede ona kaşları çatık bakıyordu. İçinden ' Ahh keşke bana böyle bakmasa ...' diyordu. Onu suçu olmadığını haykırmak istese de ağzı hemen kapanıyor sesi çıkmıyordu. Çünkü kendisini suçlu buluyor kendisinden tiksiniyordu.
Duyguları ve vicdan azabı her yükseldiğinde yavaş yavaş görüşü netleşiyor düşünebildiğini fark ediyordu. Yine de bedeni fiziksel işlevlerini engelleyecek gibiydi. Az önce terlerken şimdi deli gibi titriyordu.
Freya , Tom Riddle Sr. hasta hareketlerini gördüğünde tedaviler için çantasını alıp yanına gitmişte. Gözlerini sadece hastasına dikiyor Tom'un keskin bakışlarını umursamıyordu. Her ne kadar az önce romantik bir görüntü görseler de Tom affetmiş veya inanmış gibi gözükmüyordu. Freya şaşırmadı . Zamanı geldiğinde baba ve oğul arasında bağın düzeleceğini düşünüyordu. Çünkü görüntülerine güveniyordu. Tom'un yavaş yavaş tedaviye olumlu tepki vermesi de katkı sağlıyordu.
Aslında Freya'nın babasını yaşadığı yerden almasının bir nedeni vardı. Bu neden de Bay baba Riddle'ın o evde uzun senelerdir hapis hayatı yaşaması düşüncesiydi. Belki de kitapta yazmayan bir olayı çözecekti. Ve bunu yapmak Tom'a iyi gelebilirdi. Tom'a gerçekten seven bir insan gerekliydi. Ama aile de gerekliydi ve babası gelmesiyle onun boş olan sevgi çukurunu doldurmasını sağlamasında yardımcı olabilirdi.
Freya hiç vakit kaybetmeden hastasının terlerini sildi. Hareketlerini inceledi ve teşhisi koydu. Bazı sihir gücü olmayanların yani Muggle'ların sihre dair herhangi bir temas aldığında kaldıramayabiliyorlardı . Bazıları belki güçlü yapısıyla kaldırabilirdi ama hepsi kaldırabilecek diye bir şey yoktu elbette. Tom'un babası için de bu olduğunu düşünüyordu. Onu düşünmesini engelleyecek bir iksir verdiklerine emindi ama Tom'un ailesi Muggle değil miydi? Nasıl iksiri elde edeceklerdi ki?
Freya , cevabı bulması uzun sürmemişti . Az önce düşünselinde gördüğü anıları da düşünerek ailesinin düşüncesinde ortak olan insanlarla müttefik yapmış olduğunu düşünüyordu. Pişman olan Tom Sr. karısına geri dönerken hem ailesi hem de karısının ailesi onların birlikte olmasını istemiyordu . Mutlaka onlarla iş birliği yapmış olmalıydı. Ama Morfin bunu nasıl kabul ederdi ki? Freya hastasının soğuk titremesine engel olacak bir iğne yaparken göz ucuyla şöminen yanında duran aldığı anılara baktı.
' Belki de bu üçlü müttefike fazladan biri girdi...."
'Yada bir aile daha...." diye fısıldadı kendi kendine.
" Kendi kendine ne fısıldayıp duruyorsun Freya?" diye seslendi yattığı yenden.
Freya yan yan Toma baktı. Tom , yatağında yan yatıyor bir elini kafasına destek olsun diye kafasına dayamışken diğer elini de leğen kemiğinin üzerine koymuştu. Freya huzursuz hissetmese de Tom'un bu haline komik bir ifade bulup gülebilirdi.
"Anlamaya çalışıyorum ?"
Tom merakla çatık kaşlarını havaya kaldırdı.
" Neyi anlamaya çalışıyorsun ?"
" Anne ve babanın arkasında kazılan kuyuların ne olduğunu ve kimlerin müttefik olduklarını anlamaya çalışıyorum."
Tom yerinden kalkarak kıza doğru yavaşça yürüdü ve yanına oturup bacaklarını birleştirdi.
" Ne demek oluyor bu ?" dedi kaşları çatık şekilde. Kız cevap vermeyince de devam etti.
"Yine sinsi sinsi ne düşünüyorsun Freya seni anlayamıyorum ."
Freya omuz silkti.
" Düşündüklerim dile dökülmesi zor. Bu yüzden yaparak seni anlamanı sağlayabilirim ve bunda ..." elindeki iksiri çantasına koydu ve gözlerini Tom'a dikerek yüzüne yaklaştı. Tom hafifçe gerilirken aralarında bir tık mesafe vardı ve neredeyse burunları değiyordu. Tom gereksiz sıcakladığını hissetti.
"... Babanı uyandırmakla başlayacağım.."
" Ne ?" dedi şaşkınca
" Onun bunda ne işi var ?"
" Kendisi anlatması lazım Riddle . Böylelikle aldığım anıları ona göre dize bilir sırayla izler sonrada dediklerini çözüme kavuşturabiliriz. Baban elimizdeki en büyük koz."
Tom konuşamıyor ne diyeceğini de bilemiyor ağzı ve gözü açık kıza bakıyordu şaşkınca. Ne saçmalıktı bu böyle ?!
" Sen delirdin mi Freya ?"
Freya olumsuz anlamda başını iki yana salladı.
" Hayır Riddle delirmedim tersi aklım yerli yerinde hatta daha da yoğun çalışıyor. Asıl bur da düşünemeyen sensin."
Tom sinirle alınmış şekilde kaşlarını çattı. Freya umursamadan devam etti.
" Çok ani kararlar veriyorsun ve karakterine ters olarak duygusal olan noktalarda hiddete kapılarak yanlış seçimler yapıyorsun. Ben sadece ileride pişman olacağın şeyler yapmanı istemiyorum. Ayrıca hatalı olursam onlara istediğin şeyi yapabilirsin."
"Bu adam da ne gibi yaptığım şey pişmanlık olabilir ki ?" dedi gözlerini hiddetle babasına bakarak yüzünü buruşturdu.
" İşte bu yüzden ben araya girmeliyim. Dediğimi yaparsak daha iyi anlayacaksın. Pişman olup üzülmeni istemiyorum."
Tom kızın ciddi şekilde babasını tedavi eden yüzüne baktı. Gözleri üç kez kırpıştırdı ve tekrardan babasına ve sonra kıza baktı. ' Benim üzülmemem için mi bunu yapıyor ?' diye düşündü. Yapmak istediklerinde her ne kadar pişman olacağını düşünmese de kızın gördüğü ama onun göremediği bir şey vardı. Ve Tom Riddle her ne kadar araya girmek istese de kızın ona kanıtlamasına izin verdi.
Freya dakikalardır Tom Sr. tedavisi üzerinde çalışırken Tom da kızı izliyordu. Bu arada Tom Sr. ise yavaş yavaş kızın yaptığı tedavi sayesinde iksirin etkisi ondan uzaklaşıyor ve yavaşça yorgunluktan uykuya dalıyordu. En sonunda öyle de oldu. Hiç uyumadığı şekilde uykuya daldı. Freya adamın rahatlayarak uyuduğunu fark ettiğinde şömineye ilerleyerek alevleri harladı ve kaynamış suyu alarak Tom ile ikisine birer tane sıcak çikolata yaptı. Sonra yan yana olan yataklarına sıcak çikolatalarıyla oturdular.
Tom , daha önce sıcak çikolata içmemişti . Ona da yapan olmamıştı ama sanki daha önce de yaşamış gibi kızın elindeki bardağı alarak soğuk bardağını aldı.
" İksir bedenini büyük zararlar vermiş. Sıcağa yaklaşırsa ona zarar verebilir . iksir yüzünden. Orada sıcaklık ılık gelecektir."
Tom kızın dediğine umursamayarak içeceğinden bir yudum aldı.
" Ne iksiri ?" dedi sonunda.
" Babana düşünmemesi için bir iksir vermişle Riddle."
Tom hızla kafasını kıza çevirmişti sonra da babasına baktı ve eliyle babasını gösterdi.
" Bir dakika ne iksir i. Nasıl olur bu ailesi Muggle bu adamın. Nereden almış olabilirler ?"
Freya gözlerini sanki hiçbir şeyi görmüyormuş gibi dalgınca sıcak çikolatasına dikmişti.
" Onun ailesinin senin annenin ailesi ile birlikte iş birliği yaptığını düşünüyorum. Elbette bir boşluk daha var..."
" Ne boşluğu ?" dedi kızın sözünü keserek.
Freya dalgın gözlerini Tom'a çevirdi.
" Bu olay yaşanırken , iki aile daha araya girdiğini düşünüyorum . Yani demek istediğim.." derin bir nefes aldı.
" Senin ailen gibi onun muhtemelen arkadaşı olan bir çift daha ailesi tarafından baskılara maruz kalmış. Sonuçta senin ailenin ailesi ve onun arkadaşlarının ailesi ki ben birinin ailesinin olduğunu sanmıyorum. Bu üç aile birleşti."
Tom kızın deli bir dâhiymiş gibi baktı.
" Yani .... sen diyorsun ki benim annem ve babamın iki arkadaşı vardı . Biri büyük ihtimalle annesi ve babası yoktu diğeri de büyücü bir aileden geliyordu..... ve onların ailesi annemin ailesi ve bu adamın ailesi iş birliği yaptılar ? Öyle mi? "
Freya , doğrulamak için kafasını salladı. Tom inanamazmış gibi dona kaldı sonra eli titreyerek bu ihtimalinin varlığını sindirmeye çalışarak sıcak çikolatasından büyük bir yudum aldı.
" Çok imkansız .... bir şey bu." dedi sonunda konuşarak.
" Ama babanın iksir almasını cevaplıyor." diye yanıt verdi Freya.
Tom kafasını iki yana sallayarak son kalan sıcak çikolatasını da içti ve yorganın altına girerek her şeyin rüya olması umuduyla gözlerini kapattı.
Freya , Tom uyumaya çalışırken ona inanmadığını biliyordu. Çünkü kendisinin yeteneklerini daha bilmiyordu. Kızın herkes den daha gelişmiş bir sezgisi , gelecek ve geçmişi görebilme yeteneği ve hızlı düşünme yeteneği daha fazlası da vardı. Ona anlatabilse.... ama gördüklerini görebilmesi için ya onunda öyle bir yeteneği olmalı yada üzerinde çalıştığı yeteneğini daha da geliştirmeliydi.
Kafasını ovalayarak açıkta bıraktığı eşyalarını topladı. Her yere tekrardan koruma büyüsü yaparak kilitledi ve Baba Riddle'ı son kez kontrol ettikten sonra Tom'un hemen yanındaki yatağına yatarak gözlerini kapattı.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Freya gözlerini açtığında güneşin yeni yeni gökyüzüne çıktığını fark ederek yerinde birkaç dakika etrafı incelerdi ve sonunda gözleri bay baba Riddle'ın üzerinde durdu.
Bay Baba Riddle , daha önce huzurlu uyumamış gibi yüzünde özlem ve sevgiyle oğlunun başına gelmiş çocuğunun yüzüne bakıyor ve saçlarını okşuyordu. Freya fark edilmemek için gözlerini kapatmayı düşündü ama Bay baba Riddle fark etmişti. Kıza oğluna baktığı gibi büyük bir gülümseme ile baktı. Freya şaşkınca gözlerini kırpıştırdıktan sonra yorganından kurtulduktan sonra ayağa kalkıp Tom Sr. Yanına oturdu.
" Uyanmışsınız . Daha iyi misiniz ?"
" Evet , daha iyiyim hatta hiç olmadığım kadar iyiyim diyebilirim. Beni iyileştirdiğin için teşekkür ederim ben sadece..."
Tekrardan kafasını oğlunun yüzüne çevirdi. Parmaklarıyla uyandırmadan başını okşadı.
" Oğlumun yüzünü ezberlemeye çalışıyorum. Onu uzun zamandır göemedim. Vakit geçiremedim.."
" Bende aslında bu konu hakkında konuşmak istiyorum bay riddle ama Tom'u uyandırmadan ve sohbetimize katmadan önce bir kahvaltı da başlamak istiyorum . Sonra oğlunuza anlatırsınız ."
Freya , olabildiğince sessiz üç kişilik kahvaltı hazırlarken Tom Sr. çay uzatmış ve karşısına geçmişti.
" Aslında , çok zor . Hatırlaya bildiklerimi anlatacağım ama bedenim ve zihnimi çok zorladılar. O yüzden şimdiden kusura bakma."
"Sorun değil bay riddle. Zaten size anlatmıştım. Anıları topladık ve sizin anlattıklarınız ile birlikte bizimle bu anıları izlemenizi istiyorum. Sadece bana neden bu hale geldiğinizi ve neden Tom'un yetimhane de büyüdüğünü anlatın."
Bay Riddle , yüzü düşerek çayına dalgınca baktı.
" Oğlumun asla bensiz veya annesiz büyümesini istemedim. Üzerimizde büyük bir baskı vardı ve hatalarımızı geride bırakmıştık ... Ayrıca peşlerimizde ailelerimiz vardı.. Benim ailem sarışın bu kasabanın en güzel kızı olan .... bağışla adını hatırlamıyorum.. kızı ile evlendireceklerdi . On beş yaşımda bana o kızla nikahlamışlardı. Aslında bu nikahtan çok resmi olmayan nişanlılıktı. Ben o zamanlar ergenliğimin zirvesinde olduğum için benim için hava hoştu. O zamanlar keyifle nişanlımla at üzerinde arkadaş sandığım insanlarla geziyordum. Param vardı , güzel bir kadın vardı. Ama ben sadece kördüm ve aptal elbette ..."
Kendinden tiksinir gibi yüzünü buruşturmuştu.
"... Bunlar olurken de kasabada uzak durulan ve pek hoşlanılmayan Gaunt ailesi vardı. İnsanlar onlara deli diyordu ve yanaşmıyorlardı. Alay ediyorlardı. Eh bende onlara büyük hakaretler etmişimdir çocukken çünkü ailemiz buna teşvik ederdi. O ailenin Marope adında bir kızı ve onun abisi Morfin di galiba bir ailesi vardı. Morfin beni hiç sevmezdi. Kız kardeşi ile sürekli bunun için tartışırdı. Marope'un ailesi yüzünden kötü anılar yaşadığını biliyorum..."
Yüzünde büyük bir acı belirmişti. Sanki kadının yaşadıkları oda yaşamış gibi görünüyordu.
"... Ama Marope hiçbir zaman yalnız değildi. Onun en yakın arkadaşı vardı. İsmi ... ımm Afrodit Hera. Güzel , kızıl saçlı mavi ela gözlü bir kadındı ve Marope'u kardeşi gibi severdi. Onu yalnız bırakmaz başına bir şey geldiyse karşılık verir veya intikamını alırdı. Morfin'i yere yatırıp deli gibi dövdüğünü hatırlarım..." o anı yaşamış gibi kıkır kıkır güldü.
" İyi yürekli bir kadındı. Marope dertlerine hep derman olmuştur yetenekli bir cadıdır da . Marope kendisini çirkin olduğu için on üç yaşında öldürmeye çalışınca onun için kıyameti koparmıştı . Sonra , onun için bir tür güzellik hocası felan oldu..." dedi çayından bir yudum alarak.
" Bende büyücü olduğunu hiç bilmediğim bir arkadaşım vardı. Öz erkek kardeşim dediğim bir adam . İsmi Lucifer'di . İnsanlar isminden ötürü ona yakınlaşmasa da benim yanımda dolaşırdı. Ailesi tapılası gibi olsa da... onlardan hiçbir zaman hoşlanmadım."
" Elbette , Marope ve Afrodit ben ve Lucifer dört kişilik düşmandık. Birbirimizi çok zarar verdik . Ben Marope nedeniyle Afrodit ile Lucifer Afrodit nedeniyle Marope ile kavga ederdik. Bizi fena pataklarlardı. Ama çocuk zamanımızda böyle saçma düşmanlıklar edindik. Sonra ben Marope ile istem dışı kaçtıktan ve o iğrenç günden sonra geri döndüğümde Afrodit ve Lucifer evlenmişti. Dördümüz de kutlamak için düğün yapamadık..."
".. Çünkü Lucifer'ın ailesi öğrendiğim kadarıyla sapkın bir soydan geliyormuş. Katil bir soy. Bu gelenekleri reddettiği ve annesinin gözünden düştüğü bizi de hedef aldığı için kaçtık . Üç yıl bizi yakalayamadılar. Ama Marope ve Afrodit hamileydi , deli kadın ise başka farklı yollar deniyordu bizim için. Sonunda bizi buldu. Afrodit ve Lucifer kendi canlarına bakmadan bizi bir mağara içinde korudular. Bende karımı bir yetimhanede sakladıktan sonra yakalandım. Ardından..." sanki boğazı düğümleniyormuş gibi yutkunamıyordu.
"... Marope ben evde hapis de cezalandırılırken .... benim karım... Marope'um oğlumu doğururken öldü... canım arkadaşım ve onun karısı benim iki can kardeşim ise .... Lucifer'in cani annesi tarafından öldürüldü. O zaman hem oğlumu hemde can yoldaşımın kızını ve manevi oğlunu nerede olduğunu bilmeden kaybettim..."
