Yolda yürümeye başladım . Güneş batmak üzereydi . Yanımda yiyecek ve içecek bir şey yoktu . Eğer bir an önce şehri bulmassam benim için gerçekten kötü olurdu.
Birkaç saat yürüdüm . Ağaçlardan ve ıssız bir yoldan başka birşey yok. Hava tam olarak karardı . Ben hala yoldayım. Evet korkuyorum ama yürümekten başka bir şey yapamam .
Neredeyse bir saat daha ilerledikten sonra tam karşımda bir ev gördüm . Başta yorgunluktan hayal gördüğümü zannettim ama gerçekti . Ev eskiydi . Girip girmemek konusunda çok kararsızım. Sanırım gireceğim çünkü hem çok yorgunum hemde açım .
Önce evin etrafında bir kaç tur döndüm ve güvenli olduğundan emin olduktan sonra kapının önüne geldim . Kapıyı elimle tıkladım. Hiç ses gelmedi . Birkaç kez daha tıkladım . Sonra kapı bir anda kendiliğinden açıldı . Bundan huylandım. Yine de içeri girmekte kararlıyım. Etrafıma bakarak bir adım attım . Artık evin içindeydim . Sol tarafımda bir oda vardı . Kapısı yok ve mutfak olduğu besbelli ortada . Yiyecek bir şey bulma umuduyla içeri girdim . Masanın üzerinde bir parça ekmek vardı . Onun kime ait olduğunu bilmiyorum ama şuan bu hiç umrumda değil . Ekmeğe uzandım ve onu yiyip bir çırpıda bitirdim . Karnım biraz olsun doymuştu. Raftan bir bardak aldım ve su doldurup içtim . Biraz daha toparlandı. Mutfaktan çıktım ve koridorun sonundaki odaya doğru ilerledim . Odanın kapısı kapalı. Kapıyı açtım ve o anda kanım dondu. Olduğum yerde titredim ve hayatınız boyunca hiç duymadığınız boyunca yüksek sesle çığlık attım. Karşımda o vardı. KARARTI.