Alper bizi içeri aldığında nerden başlıyacağımızı bilmiyorduk. Bu tür bir olayda nerden başlanırdı ki?
"Neden bizden uzak kaldın? Bize söylemedin? Lanet olası insanları kurtarmak için kendinizi feda ettiniz? Biz birdik timdik Alaca olmak bunu gerektiriyordu." Onur patlama noktasına geldiğinde kendini durduramadı. Sonuçta onlar çocukluk arkadaşıydı.
Anlıyordum. Ahu bana böyle bir şey yapsa biz onla böyle olsak Ahunun elimden çekeceği vardı.
"Ben bilmiyorum o enkazın altından çıkmak bile mucizeydi benim için. Utandım Kuzey orda-" dediğinde durup çenesini sıktı.
"Ölüp giderken benim çıkmam bana o kadar koydu ki onun yerine ben ölmeliydim. Vazgeçirmeliydim onu ama olmadı yapamadım. Vazgeçiremedim."
Dedi boğulur gibi.
"Akasya Ahu ben herkesten özür dilerim. Dört yıldır yoktunuz ben hiç bir zaman karşılaşmayız sadece bir ruhtan beter olurum sanarken gelip beni buldunuz teşekkür ederim. Gerçekten içim acıyor fazla acıyor aklıma geldikçe her günüm zehir oluyor."
Dayanamayıp gidip yanına sarıldım. Sıkıca sarıldım. Sarıldım bu insanı iyileştirmese de iyi olmasını istedim. Kuzey ölmüştü bunları görüp ölmüştü belki ölmesi acı çekmesinden daha iyiydi. Alper atlatmıştı belki hala atlatmaya çalışıyordu içini bilemezdim ama bildiğim bir şey varsa da onu burda bırakmayacağımdı.
"Özrün kabul edildi komutanım." Dedim. Herkes Alpere baş selamı verdiğinde oda kalkıp aynısını yaptı.
•••
Aradan sadece bir kaç hafta geçmişti ama Alperin eski Alper olmak için ne kadar çaba sarf ettiğini görmüştüm. Ona Demir ve Duyguyu anlattığım da gözlerini şaşı olmuş gibi açmıştı. Özellikle Bade ile tanışıca küçük yaramaz Alperle hemen dalga geçmişti. Ruhlar tekrar dirilmez gibi ve daha fazla kelime.
Alper kahkahalarla gülmüştü ve Bade ile çok iyi anlaşmışlardı. Ona da amca diyordu ve bu kelime Alperin çok hoşuna gidiyordu.
Sabah kahvaltısından sonra Ahunun evinde tekrar buluşmuştuk. Kuzeyi ziyarete gidecektik.
Alper bizim orda olmadığımız zamanlarda ziyaretini yaptığını söylediğin de yanında olamamanın o kötü hissine kapıldım. Baş komutanımız sağ olsun Alpere de bakmıştı bir süre.
Her kes toplandığında sadece on dakika içinde şehitler mezarlığına varmıştık. Geçen ki geldiğimiz gibi kalabalık değildi neredeyse biz vardık.
Duygu elinde su ve çiçeklerle arabadan çıkıp baştan bütün mezarlara çiçekler bırakıp onları sulamaya başladı. Bu kızın kalbi bir yana dursun düşünmesi bile çok güzeldi.
~
Herkes dualarını ettiğinde Alperin o fedakar ve kırılgan yüzünü gördüm ama daha iyiydi. Onu ilk gördüğüm zamankinden daha dinçti. Kuvveti yerindeydi.
Kilo vermeye bile başlamıştı. Evde Alperin o göbeğini gördüğümden beri onu yoğun bir kardiyoya başlatmıştım. Benim neyim var ki dediğinde neyin yok ki demiştim beş gün boyunca trip yiyen de ben olmuştum tabi.
En azından o iyiydi. O iyi olunca ben de iyi hissediyordum. Hepimiz iyiydik. Hep de öyle olacaktık. Zorundaydık.
Bir saatten fazla mezarda durmak senin de sonunun toprak olacağını anlatıyordu bunu hissediyordunuz. Evet kötüydü acıydı. Acıtıyordu ama bu bir gerçekti.
Bizimkiler gittiklerinde onlara burda biraz daha kalıcağımı söyledim. Onun yanında olmak onla konuşmak iyi geliyordu.
Bir gün yanına geleceğimi söylemek yaşamak için motivasyonum oluyordu.
Kuzeyin mezarının başına oturduğum da ellerimi toprağa değdirdim. "Ne gerek vardı? Ne gerek vardı komutan kendini benden ayırmana?"
Rüzgar sağımdan hızlıca esti.
Bir el ise omzuna dokunduğun da irkildim. "Akasya." Dedi Alper.
Ona dönüp sıkıca sarılıp ağlamaya başladığım da ellerini sırtıma koyup beni sıktı. "Bana çok kötü şeyler yaşatıyorsunuzm. Sen bir de Kuzey artık kalbim dayanamıyor Alper. Ölüm oyuncak değil. Bak o gitti. Şimdi napıyor o nasıl bilmiyorum. Sen yıllarca bizden uzak kaldın bizi kendinle sınadın. Ben kendimi öldürmek istedim senin de Kuzeyin de yanına gelmek için!" Burnumu çekip kollarımı ondan ayırdım.
"Akasya ben Inna ki denedim yanına gelmeyi yanınıza gelmeyi çok denedim ama yapamadım. Neden oldu bilmiyorum inan ki. Seni kendinle başbaşa bırakmak istiyorum. Yanlız kalırsan belki sakinleşirsin ve unutma ki Kuzey senin intihar etmeni istemezdi.
Yoluna devam etmeni isterdi. Onu unutmamanı ve mutluluğu bulmanı çok istedi inan bana. O seni böyle görmek istemiyordur." Diyip iki üç dakika içinde sessizce bizimkilerin bulunduğu arabaya gitti.
Haklıydı. Doğru söylüyordu. Bunun ne bana ne de ona faydası vardı.
Ölenle ölünmüyor diyenler haklıydı. Ölenle sadece anıların ve sana yaşattıkları gömülüyor ve ölüyordu.
Sonsuzluk çukurunda bir daha açılmamak üzere kilitleniyordu.
Ellerimi yeniden toprağa bastırdım. "Haklısın Kuzey mutlu olmam lazım ama sensiz eksik oluyor." Çatı katına çıktığımızda ki sevdiği şarkıyı söylemeye başladım. Kelimlere ve cümleler her ağzımdan döküldüğün de rüzgar daha kuvvetli esti.
Şarkıyı bitirdiğim de adının kazılı olduğu ismine ellerimi gezdirdim. "Seni seviyorum." Dedim fısıldarcasına.
Gözlerimi kırpıştırdım. Kafamı kaldırıp sağ tarafıma baktığımda bir adamın beni izlediğini gördüm. "Şey merhaba. Rahatsız ettiysem üzgünüm ben sadece şarkı söylediğiniz duydum dinlemek istemiştim." Dedi çekinerek.
"Merhaba sorun yok. Asıl siz kusura bakmayın biraz fazla çıkmış sesim." Dedim. Gözlerini kaçırdı.
Oturduğum yerden kalktığımda adamın önünde durdum. " Eğer özel değilse neyiniz olurdu?"
Dediğinde ona döndüm.
"Komutan olarak çalıştığım timdeki Yüzbaşı ve ana komutandı." Durup bekledim. "Ve sevdiğim adam."
"Allah rahmet eylesin. Bu vatan için dökülen kanların haddi hesabı yok." Dedi. Kafamı sallamakla yetindim.
"Siz peki neden buradasınız?" Dedim merakla bu sefer soruyu ona yönelterek.
"Sevdiğim kız arkadaşım kalp yetmezliğinden vefat etti onu ziyarete geldim." Dedi.
"Allah rahmet eylesin." Oda hüzünlüydü bunu gözlerinden görebiliyordum.
"Atlattın mı?" Dedi.
"Çalışıyorum. Sen ?" Dedim.
"Bende."
Elini uzattı " Bu arada ben Deniz. Tanıştığıma memnun oldum." Dedi kocaman gülümseyerek.
Bu adama kanım kaynamıştı. Gülüşü çekingenliği bana benziyordu.
"Akasya bende memnun oldum. Tanışma yeri mezarlık olsa da." Dedim.
Tekrar güldü lakin saniyeler dolmadan yine hüzne boğuldu. Bence gülmesi gerekiyordu ona gülmek yakışıyordu.
"Akasya ağacını çok severim. Çiçeğinin kokusu çok güzel oluyor. Denizin kenarında o ağacın gölgesinde oturmak daha özel." Dedi. Evet.
Uyumu güzeldi. Birleşimleri güzeldi.
"Evet ama zaman her şeyi daha özel kılar."
"Doğru zaman lazım fazlasıyla zaman." Dedi.
DEVAM EDECEK DEĞİL...
SON.
Hisler benim için önemlidir. Bu hikayede de hisler önemliydi. Nasıl hissettirdiği nasıl uygun olduğu fazla mı yoksa az mı kaçtığı çok önemliydi benim için. Güzel işlemeye çalıştım. Umarım beğenmişsinizdir.
Sonu böyle hissettirdi. İki acılı insanı tanıştırıp bir araya getirmek için uğraştım. Sevdikleri elbette vardı ama onlar hala yaşıyordu bu ayrımı anlamak ve devam etmenin var olduğunu anlatmak istedim.
Kuzey ve Akasya hikayesi son buldu ama hala başka bir evrende varlığını sürdürüyor.
Onlar ve daha nice karakterler yaşıyorlar ben ruhları olduğuna inanıyorum. Tüm kalbimle.
Her son da dediğim gibi-ya içimden yada yazımdan- yazım hatalarıma kurgu da takıldığım yerlere ki bazen anlaşıyordur... 😶 Bunlara rağmen bu hikayeyi okuduğun için teşekkür ederim. İnan ki minnettarım.
Hayatında kötü giden seni huzurdan ayıran kafa dağıtmanı engelleyen her ne varsa ondan uzaklaş kurgulara sığın onlarda huzuru ara çünkü onlar insanlardan ve daha nicesinden daha iyi.
Tekrardan teşekkür ederim kendinle kal ve bir sonra ki evren de benle birlikte yürümek istersen ben burdayım. (Ve bana son için çok kızma🫡)
Başka evrenlerde görüşmek üzere hoşçakal benliğinle kal🪰