1.BÖLÜM
“Geçmişten bir andayım, evimden uzakta. Mevsimlerden sonbahar.” -Duman
22 Aralık 2013
“O notlar düzelmeden benim karşıma çıkma Lavin.” Dedi babam. Hep söyler zaten.
Başarısızlık. Hayatımın en büyük kabusu. Varlıklı bir ailede doğmanın en kötü tarafı da öyle. Herhangi bir sınavda bile notumu yükseltmek için ileri bir çaba sarf ederim ve notum 1 puan bile düşse ailem benim yüzüme bakmaz. Her şeye bunu bilerek başlıyorum. Bir yanlış üç doğruyu götürür derler. Bende hepsini aynı anda götürüyor.
Annemle babam sürekli kavga ediyor. Benim yüzümden, evde sürekli bir kavga hali var. Annem bazen yüzünde morluklarla uyuyor lakin sabah olduğunda hiçbir şey yaşanmamış gibi sofraya oturuyor. Benim görmediğimi sanıyor ama fark etmemek elde değil. Her gece onun içinde ağlıyorum, belki babam düzgün bir insan olur.
Elveda sevgili günlük.
Günümüz
Yan odadan bağırış sesleri geliyordu. Artık alışmıştım lakin kalbim sıkışmaya devam ediyordu. Titriyor muydum, kesinlikle. Alışmıştım zira normalde ağlıyor olabilirdim.
Ben Lavin, Lavin Ak. Sadece beyazdan ibaret olduğunu düşündüren lakin siyahı da içinde barındıran biriyim. Katı bir ailem var ve evde her gün kavga olduğu için yüksek sesten nefret ederim. Kendimle asla barışık biri değilim lakin ailem sayesinde bir çok arkadaşım var. Ve birde peşimde olan biri.
Kötü biri olduğunu düşünmesem de bana garip geliyordu. Bana ulaşmaya çalışıyordu fakat başaracağını ona düşündüren neydi bilmiyorum. Kim yada neci olduğunu bilmiyorum ama tanışmak gibi bir niyetim yok.
Yine ve yine titreyerek uykuya daldım ve sabah olduğunda zar zor ayakta durabiliyordum. Başım zonkluyordu ve dengemi sağlayamayarak yatağa düştüm. Bir süre sadece tavanı izledim ve okulum olduğu aklıma geldiğinde hızlıca ayağa kalktım ve yine hızlıca hazırlanıp dışarı çıktım. Koşar adımlarla okula vardığımda nefes nefese kalmış bir şekilde sırama oturdum. Saate baktım ve geç kalmadığımı fark edince azda olsa rahatladım.
Tam ders kitaplarını çıkarmak için arkamı döndüğüm sırada birinin sırama vurduğunu işittim. Zorbalar. Hiçbir şey yetmiyormuş gibi birde bunlar vardı. “Vay, gelmiş bizim ağlak.” Gözlerimi kapatıp açtım ve önüme döndüm.
“Şuan sizinle hiç uğraşamam cidden.” Dediğimde biri alayla gülmüştü. “Sen kendini hiç yorma prenses, biz seninle uğraşırız.” Diyerek önüme eğilmişti. Sorun şu ki bana şuan çok fazla yakındı. Zorlukla geri çekil diye mırıldanabilmiştim. “Senin sözünü dinleyen kim.” Daha fazla yaklaşmıştı. “Bu kız sadece ağlak değil aynı zamanda korkakmış.” Onun arkasındakiler kendi aralarında gülüşürken onlarında arkasından bir ses duyuldu.
“Geri bas.” Onu sesinden tanıyabilecek düzeye gelmiştim. Bana ulaşmaya çalışan çocuktu bu. Önümde olan çocuk sinirle gülümseyerek arkasına döndü. “Sana sorduğumu hatırlamıyorum.” Diyerek alayla gülümsedi.
“Bende seni daha önce hiç dövmedim diye hatırlıyorum ama bir yumruk istiyorsun gibi duruyor.” Dediğinde diğerleri de ayaklanmaya başlamıştı.
Korkmuşlardı ama ondan değil, yüzündeki izden. Evet yüzünde büyük bir yara izi vardı hatta neredeyse tüm yanağını kaplıyordu fakat bu onu kötü göstermiyordu. Onu anlayabiliyordum çünkü benzerleri bendede vardı.
Arkadaki herkes birden kaçmaya başlayınca en önde duran kişide tek başına üstesinden gelemeyeceğini düşünüp diğerlerinin peşinden ilerlemişti.
Sınıfta sadece o ve ben vardık. “Teşekkür ederim.” Diye mırıldandım. Yüzünde bir sırıtış belirmişti “Ne demek, izin verirseniz her zaman.”. Benimde yüzümde bir gülümseme oluştu ve gözlerimi devirdim. “Sanmıyorum.” Dediğimde yüzünün biraz olsa da düştüğünü fark ettim. Sonrasında kafasını tamam anlamında sallayıp tam dışarı çıkacakken aklıma bir fikir geldiği için ona seslendim.
“Ama bir adım atabilirim.” Dediğimde duraksamıştı. “Adın ne.” Yüzündeki tebessüm buradan bile belli oluyordu.
“Adım Arel. Arel Kara” Dedikten sonra ise uzaklaşmıştı.
Ak ve kara birleşip kendilerine ait bir renk ortaya çıkarabilir miydi.
Ona sorsanız büyük ihtimalle evet derdi ama sanmıyordum. Çünkü ak ve kara zıt kutuplardır.
Zıt kutuplar birbirini çeker Lavin
Aman her neyse. Acaba anlamı neydi.
Anlamı temiz ve dürüst kişi. Cidden öyle midir bilmiyorum lakin bunu onunla tanışmadan kendim öğrenemezdim.
Esas konu şu ki, iş başa düştü.

