-O yok.
-Kim yok Oktay beni de telaşlandırıyorsun doğru düzgün anlat şunu
-Melis yok Açelya gece yanımdaydı bana sarılmıştı ama şimdi sağ tarafım boş
-Ya o çocuk ruhlu biri belki sana şaka yapıyordur evi komple ara
-T-tamam bekle her yere bakacağım.
Uzun zaman sonra tekrar konuşmuştu.
-Yok o yok bu kadar seslenmeme şimdiye çıkardı Melis yok.
Demişti ve ağlamaya başlamıştı.
-Tamam bekle yanına geliyorum.
Demiştim ve hemen telefonu kapatıp üstümü değiştirmiştim. Koşarak evden çıktım ama sonrasında durdum etrafımda bir tehlike olabilirdi evet güneş doğmaya başlıyordu ama etraf hala karanlıktı o yüzden temkinli adımlarla onların bulunduğu eve gittim ve kapıyı çaldım. Oktay kapıyı açmıştı ama ben gördüğüm manzara karşısında şoktaydım Oktay nerdeyse ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu, hayatımın hiçbir evresinde Oktay`ın bu kadar ağladığını görmemiştim.
-Tamam Oktay sakin ol hadi git üstünü değiştir ve yüzünü yıka sevdiğin kız seni bu halde görmek istemez biliyorsun.
Sona doğru sözlerim emir verir gibi çıkmıştı çünkü sadece emirle bunları yapardı biliyordum beş dakika sonra kendini daha toparlamış halde gelmişti ama hala gözlerindeki öfke ve hüzün karışımı olan duyguyu görebiliyordum.
Hemen Oktay`ın arabasına binmiştik ama ben sürüyordum çünkü bu halde süremezdi hemen telefonumu çıkarıp çipin olduğu yeri buldum ve arabayı tam çalıştırmıştık ki Oktay şöyle dedi;
-O piç kurusunu da buraya getir.
- Neden
-Çünkü bu onun başını altından çıkmış olabilir olası bir durumda lazım olabilir.
-Tamam o zaman önce benim eve gidelim.
Eve gitmiştim Alp`i kaldırmıştım ve ona küçük bir sandviç yapıp arabaya getirmiştim aynısını Oktay için de yapmıştım ben idare ederdim sorun değildi, sonrasında hemen yola çıkmıştık çipin gösterdiği konuma gelmiştik. Harabe olmuş bir evdi Oktay daha araba durmadan inmişti bende hemen arkasından inip Alp`in inmesine izin vermeden kapıları kilitlemiştim fırsat bulup kaçmasına izin veremezdim.
-Oktay dur girme içeri çok harabe görmüyor musun?
Beni dinlememişti direk içeri dalmıştı elinde silah bile yoktu hemen silahımı elime alıp dikkatlice bende arkasından girmiştim. O kadar çok rutubet kokuyordu ki direk midem bulanmaya başlamıştı evin içi berbat durumdaydı zaten iki odası vardı hemen iki odaya da bakmıştık ama tek bulduğumuz şey Melis`in üzerindeki çipti onu kaçıran kişi muhtemelen onu bulamayalım diye çıkarmıştı ve buraya bırakmıştı. Oktay bir hışımla evden çıkıp arabanın arka kapısına yöneldi kapıyı açamayınca bana hiddetle bağırarak:
-Aç şu arabanın kilidini!
Demişti hemen korkuyla arabanın kilidini açtım Oktay Alp`in bulunduğu taraftaki kapıyı açıp Alp`i çekmişti Alp daha ne olduğunu anlamadan yüzüne bir yumruk yemişti.
-Ne yapıyorsun lan sen!
- Söyle Melis nerede onu hangi cehenneme götürttün söyle!
-Ben hiçbir şey bilmiyorum ayrıca zaten telefonum yanımda bile değil ve nerede olduğunu bilmiyorum ben bir şey yapmadım arkandaki insanın bu kadar fazla düşmanı varken Melis`in kaçırılması çok normal
-Doğru mu söylüyor telefonu yanında değil mi?
-Evet doğru söylüyor telefonu benim odamda duruyordu zaten üzerinde herhangi bir dinleme aleti de yok.
-Sen bunları nereden biliyorsun?
-Vücut taraması yapmıştım.
-Sen bu seni tutanlara ne kadar süredir haber vermiyorsun.
-Neredeyse bir ay olmuştur hiçbir anormal hareketlilik görmediğim için haber vermiyordum.
-Tamam işte sen daha önce sana tutulan suikastçıları öldürdüğün için bunlar sen yine Alp`i öldürdün gibi düşünmüşler ve o yüzden Melis`i kaçırdılar.
-Tamam da Melis kim?
-Yeğenim.
-Yakın derece akraban yani
-Sen seni tutanları bilmiyor musun?
-Hayır genelde yakalanırsak onları ele vermeyelim diye aracı yardımıyla bizle iletişime geçerler ama aracılarda bizlere isimlerini söylemezler ve genellikle yüzleri kapalı gelirler.
-Yakın derece akrabanı kaçırdığına göre o kızı kaçıranların da seninle bir yakınlığı olması gerekir çünkü sizleri araştırınca hiçbir şey çıkmıyor ya…
-Ya da güçlü bağlantıları var ve bunları kullanarak yapıyor.
-Beni artık bırakabilir misiniz?
-Bu arada yumruk attığım için özür dilerim fazla sinirliydim.
-Sorun değil.
-Ne yapacağız Oktay böyle düşünmekle bir yere varılmaz ekibe haber vereceğim araştırma başlatılacak.
-Alo Burak Melis kayıp üzerindeki çip şuanda bulunduğumuz konumdaki evden çıktı ona hiçbir şekilde ulaşamıyoruz yani kaçırıldı olay gece saat on iki ve sabah saat beş suları arasında gerçekleşti, şuan bulunduğumuz eve yakın konumdaki yerleri bul.
-Konumları gönderdim siz yola çıkın ben diğer işleri halledeceğim bir durum olursa sana bildiririm.
-Hadi gidelim konumlar geldi.
Tek tek konumları gezmiştik hepsini taramıştık ama hiçbir şey bulamamıştık en son geldiğimiz evin önünde duruyorduk ve düşünüyorduk.
-Neden yaşadığınız yerdeki eski yeni fark etmez o binaları gezmiyoruz sizin en uzağınızdaki aslında sizin dibinizdedir.
-Alp doğru söylüyor Oktay
-Böyle bir şey imkansız tamamen ormanın içindeyiz ve bir tane bile ev yok ayrıca burayı bizi takip eden biri bulmuş olmalı çünkü haritada evlerimiz gözükmüyor.
-Nasıl yani
-Fazla ormanlık bir yer olduğu için burada çekim yapılmamış ve uyduda evlerimiz şans eseri bir şekilde gözükmüyor aslında tüm ekiple aynı ormandayız ama hepimiz farklı yerlere dağıldık herkesin evi mutlaka birinin evine yakın olası bir durumda gidebilmemiz için ayrıca birbirimize bağlandığımız yer tünelleri var ama bunlar haritada yok.
-Yani evin konumunu yazsak bile çıkmaz, ya telefonlar belki sizin telefonlarınız de böyle bir özellik vardır ama benimkinde yok yani telefonumdan konumları bulabilirler.
-Çok doğru sen neden ajan olmadın.
-Bu sektörde bile torpil yapıldığını bilmiyordum.
Söyledikleri bana bir şeyler hatırlatmıştı ama üstelemedim şuan daha önemli sorunlarımız var.
-Ne yapacağız?
-Eve gideceğiz ve gruplar halinde ormanı gezeceğiz 2 2 2 1 sen ve diğerleri birleşin ben yalnız gezerim.
-Saçmalama Açelya 3 3 gezelim
-Olmaz zaman kaybederiz ben başımın çaresine bakarım.
-Tamam ben Açelya ile gezerim.
-Neden böyle bir karara vardın onu daha kolay öldürmek için mi?
-Bana ihanet ettiler biliyorum beni tutanlar kaçırdı çünkü insanları kaçırmak gibi bir fantezileri var beni bile kaçırarak konuşma yerine getirdiler.
-Ne ihaneti ya
-Benden gelecek haberi beklemeliydiler benden bu kadar çabuk umudu kesmemelerini onlara söylemiştim anormal bir durum olmadığı süresince bir şey yazmayacağımı eğer bana güvenmeyip başka plan uygularlarsa onlara ihanet edeceğimi bile söylemiştim ben şartları koymuştum onlar tamam demişti ama şartlara uymadılar o zaman ihanet için vakit geldi.
-Tamam sende benle gel ama bu psikopat düşüncelerini benden sakla çünkü sana ihanet etmem.
-Nasıl güvenebilirim ki sana
-Ben ihanetle ajan olmak zorunda bırakıldım ihanetten nefret ediyorum.
-Doğru mu?
-Eğer ona ihanet edersem beni bile gözünü kırpmadan vurur sen düşün artık.
-Ben ihanet etmemeye çalışsam iyi olacak gibi
-Neyse artık eve gidelim Oktay sende Burak`a haber ver.
-Tamam.
-Burak arıyor.
-Aç çabuk
-Efendim Burak
-Önemli bir operasyon var ve biz gitmek zorundayız çabuk tesise gelin.
-Tamam geliyoruz.
-Alp`i eve bırakalım.
-Boş ver şimdi onu, tesise bırakırız.
Hemen tesise varmıştık, üzerimizi değiştirmiştik ve doğru yola çıkmıştık umarım kısa sürer ve Melis`i buluruz.
1 Saat Sonra
-Yanında bilgisayarı olan var mı?
-Neden?
-Çünkü yeterince araştırma bile yapamadan yola çıktık bu operasyonun detaylarını bilmiyorum ve bu yüzden operasyon başarısızlıkla sonuçlanabilir eğer bilgisayarı olan varsa bana verebilir mi?
-Al
-Alp? Senin burada ne işin var?
-Çünkü Alp`in daha öncesinde bir ajanlık eğitimi var ve bu kişi eksikliğimizi dolduracak kadar yeterli.
-Kişi eksikliği mi? Kim yok ki?
-Arya gelmedi.
-Neden?
-Çünkü evleniyor yani zaten o izinliydi aslında gelmekte ısrar etti ama bugün mutlu günü olduğu için onu getirmedik.
-Alp`den eminsiniz değil mi yanımda bir çocukmuş gibi onu korumak istemiyorum.
-Beni neden sen koruyacakmışsın?
-Çünkü liderim geri zekalı burada bizim ekibimiz dışında olanlarında sorumluluğu bana ait ayrıca sen hapse girme diye de öldürdüğün insanları ben üstleneceğim yani bana karşı olan borcun artıyor.
-Benim sana karşı olan başka ne borcum varmış?
-Sana çık dediğimde seni öldürebilirdim ve bundan kimsenin haberi olmazdı ama yapmadım seni aç bırakabilirdim, seni daha kötü bir odaya alabilirdim ama yapmadım bunlar senin bana olan borcun ama eğer çatışmada beni korursan azaltabilirim.
-Senin gibi bir kadını asla korumam sonuçta bu borçlar sadece manevi yani ödesem de olur ödemesem de.
-Benden hayatın boyunca kurtulamazsın emin ol.
-Bu sözleri nereden buluyorsun bilmiyorum ama senden korkmuyorum.
-İstersen düşmanlarıma sorabilirsin, ah unutmuşum hepsini sülalesiyle birlikte öldürmüştüm.
Dedim ve bir kahkaha attım.
-Benimle uğraşmayı sakın deneme.
Galiba aşık olduğum insanlara merhamet göstermiyormuşum bu iyi oldu.
-Sen bir delisin ruh hastalıkların var nasıl hala ajanlığa devam ediyorsun.
-Arkadaşlar sizce de ben deli miyim?
Çok masumca sormuştum.
-( Hepsi birlikte) Kesinlikle evet.
-Psikolojik rahatsızlıklarım yok eğer ben onları öldürmesem onlar beni öldürecekti bende kendi hayatımı kurtardım.
-Peki ya çocuklar onlara ne olacak neyse en azından hepsini öldürerek arkada üzülecek biri bırakmıyorsun.
-Çocuklara kendi ayakları üzerinde durana kadar bakıyorum, arkada üzülecek biri bırakmadığımı kim söyledi.
-Bunu yapamazsın.
-En pasif insanı bırakacaksın ki hayatını sorunsuz yaşa
-Canisin zaten yaptığın şeyler bile ne kadar kötü biri olduğunu gösteriyor.
Ya Allah aşkına ben ne yapmışım ya yaptığım tek şey insan öldürmek bu da ajan olduğum için çok normal kastettiği şeylerin insan öldürmek olduğunu düşünmüyorum farklı bir şeyler biliyor ama ne biliyorsa yanlış biliyor.
Uzun zamandır arabadaydık ama istediğimiz yere hala varamamıştık. Başımı kaldırdığımda herkesin uyuduğunu gördüm bende uyumuştum kalktığımda birinin omzundaydım uyku sersemliğiyle bakmayı akıl edememiştim biraz daha uykum açılınca hemen kimin omzunda uyuduğuma baktığımda şoka girmiştim. Ben Alp`in omzunda mı uyumuştum, ama Alp benim yanımda değildi ki hemen doğrulup ne tarafta olduğuma baktım. Herkes aynı yerindeydi sadece Alp benim yanıma gelmişti, Oktay başını duvara dayayıp uyumuştu, Ayşe Burak`ın omzuna kafasını koymuştu Yağmur ile Mert de aynı pozisyondaydı Kübra`da Oktay gibi uyumuştu zaten hepi topu sekiz kişiydik herkes öbür tarafa gitmişti bense burada Alp`le kalmıştım sonrada bir şekilde Alp`in omzunda uyumuştum. Alp uyanmaya başlayınca hemen geri çekildim.
-Açelya kalk artık omzum çürüdü.
-Ben buradayım zaten.
-Of omzum ağrıyor senin ne ağır kafan varmış.
-Kes sesini, ben nasıl senin omzuna yattım.
-Oradakiler beni buraya gönderdiler, bende köşeye oturdum sen yanımdaydın sonra bir anda kafan omzuma düştü ben ne kadar seslensem de uyanmadın bende zaten uyudum.
-Neredeyiz biz ya daha varamadık mı?
-Geldik inin hadi.
-Koğuş kalk!
Diye bir anda şiddetli bir sesle bağırmıştım Alp ve şoför irkilirken diğerleri kalkmıştı.
-Ne bağırıyorsun ya bir anda aklım çıktı lan.
-Kes sesini, hadi aşağıya inelim.
Bindiğimiz araç suçluları hapishaneye götüren araçlara benziyordu bu çok çirkin bir şeydi uzun süre bu araçta seyahat etmek insanın her yerini ağrıtıyordu.
-Şimdi ne yapacağız?
Alp`in sorusuyla herkes bana dönmüştü.
-Gruplar halinde otele yerleşeceğiz Oktay Kübra, Yağmur Mert, Ayşe Burak ve Alp`le de ben valizleri alın içinden kıyafet seçin ve giyinin sanki normal tatil yapmaya gelen çiftler gibi davranacağız, bizler özel konuğuz yani bize karşı tüm çalışanlar ve müdür fazla iyi davranacak bu yerde iş Yağmur`a düşüyor. Sen müdürü ayartıp odasına gireceksin telefonuna attığım mesajda yapman gerekenler yazıyor onun haricinde şimdilik kimseye bir görev düşmüyor. Alp sadece senin bana fazla romantik davranman gerekiyor.
-Tamam
Herkes kendisine göre bir kıyafet seçmişti Alp takım elbise tarzı bir kıyafet giymişti bu onu çok yakışıklı göstermişti ve daha da onu sevmemi sağlamıştı bense düz beyaz bir elbise giymiştim sadece çok az bir göğüs dekoltesi vardı. Alp`le beraber otele girmiştik, tam bir zengin oteliydi her şey altın varaklıydı. Resepsiyonda genç bir çocuk vardı muhtemelen yeni reşit olmuştu.
-Hoş geldiniz efendim.
-Merhabalar hoş buldum, bizi rezervasyon yaptırmıştık.
-Adınızı söyleyebilir misiniz?
-Alp Savaş ve Açelya Savaş
-4. kat 25 numaralı oda buyurun anahtarınız.
-Teşekkürler iyi günler.
Diğerlerini bekleyip onlarında işi bitince odalarımıza dağılmıştık, zaten hepimizin odası yan yanaydı.
-Of ya şimdi nasıl yatacağız yatak iki kişilik.
-Ya ben koltukta yatarım.
-Ama koltuk belini falan ağrıtır ayrıca müdürün her odayı geceleri gezdiğini duydum çünkü pis işlerle uğ…
-Tamam beraber yatalım geç yatağa bende ışığı kapatıp geliyorum.
-Peki
Işığı kapatıp yanıma gelmişti, onun kokusunu almak uykumu getiriyordu. Kısa bir süre sonra uykuya daldım.
Gece çok rahat bir uyku çekmiştim.
-Günaydın
-Günaydın Açelya
Sesi fazla keyifli gelmişti.
-Sesin neden bu kadar keyifli?
Bunu dedikten sonra elim çıplak bir tende gezinmişti bir dakika ben nerede yatıyorum yine ya
-İstersen kendin bak.
Doğrulduğumda Alp`e sarılarak uyuduğumu fark ettim bu sorun değildi sıkıntı olan Alp`in üstünde hiçbir şey olmamasıydı. Kasları o kadar mükemmel duruyordu ki kalbim hızla çarpmaya başlamıştı.
-Beni süzmen bittiyse lavaboya gideceğim.
-Ben seni süzmedim ileride nerenden seni öldürebilirim diye baktım.
Bu söylediklerim moralini bozmuş gibiydi, hızlıca yataktan kalktı birkaç kıyafet seçip banyoya girdi bende hemen akşamdan koyduğum kıyafetleri giydim, İspanyol paça bir kot ve tişört giymiştim. Saçımı yapıp onun gelmesini bekliyordum tam arkamı dönmüştüm ki…