İçeriğe geç

Aimee : İhanetin Dokunuşu

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Aimee : İhanetin Dokunuşu

Bölüm 1

1.Bölüm

Başım ağrıyordu. Sanki biri kafama sert bir cisimle vurmuş gibi başım ağrıyordu. Elimi başıma götürmeye çalıştım ama bileğimdeki bir şey beni durdurdu. Ellerim bağlıydı. Gözlerimi aralamaya çalıştım. Gözlerim çok uzun süre kapalı kalmış olmalıydı çünkü gözümü açtığımda etrafı göremedim.

Işık gözümü acıtıyordu. Birkaç saniye gözümü kırpıştırdıktan sonra her şey netleşti. Eski bir depo gibi bir yerdeydim. Eski bir sandalyede oturuyordum. Ellerim sandalyenin kenarlarına, ayaklarım da sandalyenin ayaklarına bir halat yardımıyla bağlanmıştı.

Ellerim boştu, eldivenlerim yoktu. Siyah deri eldivenlerimi hiç çıkarmazdım. Çıkaramazdım. İnsanlara eldivenle bile dokunmak istemiyordum. Eldivensiz ise hiç dokunamazdım. Tabi işim gereği insanları sorgularken dokunmam ve geçmişlerini görmem gerekiyordu.

Bulunduğum yeri incelemeye başladım. Çok küçük bir yerdi. İki sandalye vardı, birinde ben oturuyordum. Diğeriyse sanki biri oturup benimle sohbet edecekmiş gibi karşımdaydı. Odanın köşesinde ufak bir dolap vardı. Sanırım uzun süredir açılmamıştı çünkü kapakları birbirine bağlayan örümcek ağlarını buradan bile görebiliyordum. Odanın diğer köşesinde ise bir eski, tahta bir masa vardı. Uzun süredir kimsenin masanın tozunu almadığı belliydi. Üzeri boştu.

Yukarı doğru baktığımda ise tavana yakın çok küçük bir pencere gördüm. Gün ışığı içeriye oradan giriyordu. Ellerimi çözsem bile oradan çıkamazdım, kapıyla şansımı denemem gerekiyordu. Kapınınsa kilitli olduğunu tahmin ediyordum. Beni her kim buraya getirmişse kapıyı açık bırakacak hali yoktu.

Olanları hatırlamaya çalıştım. Buraya nasıl gelmiştim? Beni kim bağlamıştı?

Başımın ağrısından dolayı başıma vurarak bayılttıklarını tahmin ediyordum ama hiçbir şey hatırlamıyordum. Hatırladığım son şey evimin kapısına geldiğim ve anahtarı kapı deliğine sokmuş olmamdı. Gerisi yoktu.

Ben olanları düşünürken demir kapı aralandı. İçeriye ışık hüzmesi hücum ederken gözlerimi kıstım. Kapıdan biri girdi ve arkasını dönerek kapıyı kapattı. Yüzünü bana döndüğünde ise ağzım açık kalmıştı. Hayır o olamazdı.

“Sen...” dedim kısık bir sesle.

1 Hafta önce

“Sence bu davayı almalı mıyım Rose?” diye sordum yanımdaki kızıl saçlı sekreterime. Rose yaklaşık üç yıldır benimle çalışıyordu. Bazen davaları çözmemde bana yardım ediyordu. Beraber her şeyin son olarak üzerinden geçiyorduk ve sonuca ulaşıyorduk. Ama çoğunlukla müşterilerin randevularıyla ilgileniyordu, dedektif olan bendim.

“Bence almalısınız Bayan Aimee. Bu davayı sizden başka kimsenin çözebileceğini düşünmüyorum.” dedi Rose. “Ayrıca Bay Philip çok zor durumdaydı, halini gördünüz. Adam oğlunu düşünmekten kendini aç bırakmış, bir deri bir kemik kalmış. Her yeri aramış, herkese sormuş soruşturmuş fakat oğluna dair bir ipucu bulamamış. Her ne kadar Joseph eski sevgiliniz olsa da Bay Philip’e yardım etmelisiniz. Ona ne olduğunu hiç mi merak etmiyorsunuz?” dedi üzgün bir ses tonuyla.

Joseph eski sevgilimdi. Onunla birkaç ay önce ayrılmıştık. İki yıllık birlikteliğimizin son iki ayında beni aldattığını itiraf etmiş ve daha fazla yapamayacağını söylemişti. Son aylarda ona dokunamamamdan yakınıyor, sürekli şikayet ediyordu. En son pes etmişti ve bana dokunmaya çalışmıyordu. O zaman aldatmaya başladığını anlamam gerekiyordu.

Dokunamıyordum çünkü her dokunuşumla insanların geçmişlerini, söyledikleri yalanları, anılarını, ihanetlerini görüyordum. Bu ne kadar lütuf gibi görünse de benim için bir lanetti.

Bu dünyada herkesin kendine has güçleri var. Benimki dokunarak insanların tüm zamanlarda yaptıkları kötülükleri görmekti. Bu nedenle fazla arkadaşım yoktu. Kimse işlediği kötülükleri görmemi istemiyordu. Artık herkesten uzak durmaya başlamıştım ve yanlışlıkla dokunmalara karşı elime deri eldivenlerimi giyiyordum. Ayrıca sürekli uzun kollu, üzerimi saran kıyafetler giymek zorundaydım.

Joseph’in gücü eline aldığı herhangi bir cismi çiçeğe dönüştürmesiydi. Biliyorum kulağa sahte sihirbazlık gibi geliyor ama olan buydu.

Herkes büyük ve önemli güçlere sahip olacak diye bir şey yoktu. Güçlerimiz on beş yaşında ortaya çıkıyordu ve biz seçemiyorduk. Kimisi güçlerini kontrol edebilirken kimisi edemiyordu. Gücünü kontrol edemeyenler Kontrolsüz Güç Toplulukları binasında toplanıyordu. Güçlerinin boyutuna göre ya serbest bırakılıyor ya da binada kalmalarına karar veriliyordu. Binada kalanlar genellikle suça yatkın özellikte olan ve güçleri insanlara zarar verebilecek olan insanlardı.

Benim gücüm on beş değil on altı yaşımda ortaya çıkmıştı. O günü çok iyi hatırlıyorum çünkü doğum günümdü. Babam hediyemi vermek için bana sarıldığında gücüm ortaya çıkmıştı. Onu bir yatakta bir kadınla görmüştüm, annem değildi. Anneme olayı anlatmamla boşanmaları bir olmuştu. O günden sonra gerekmedikçe insanlara dokunmadım.

Yirmi iki yaşıma geldiğimde gücümü işe yarar bir şekilde kullanmaya karar verdim ve dedektif oldum. Şüphelilerimize dokunarak onlar hakkındaki gerçekleri görebilmek çok işime yaramıştı ve genç yaşımda tanınır olmuştum.

Büromu açtıktan iki yıl sonra Joseph ile tanışmıştım. Barda otururken yanıma gelip bana içki ısmarlamıştı. Uzun boylu, kumral, orta yapılı biriydi. Oval bir yüzü vardı. Sakalı olmadığı için yüzü bebeksiydi. Benden beş yaş büyük olmasına rağmen daha genç gösteriyordu. Birkaç içkiden ve sohbetimiz koyulaştıktan sonra elindeki boş bardağı çiçeğe dönüştürüp gönlümü kazanmıştı.

Joseph’le ilişkimiz sırasında babası Bay Philip ile tanışma fırsatım olmuştu. Ellili yaşlardaydı. Kafasının büyük bölümünde saç yoktu, olan saçları ise beyazlamıştı. Yuvarlak bir yüzü vardı ve yuvarlak gözlükler takıyordu, bu da onu çok tatlı bir adam olarak gösteriyordu. Kişilik olarak öyleydi de. Çok iyi birisiydi, hiç kötülüğünü görmemiştim.

Bugün Bay Philip’i büromun kapısında görünce çok şaşırmıştım. O yuvarlak yüzü çökmüş, kilo vermiş, daha da yaşlanmıştı.

“Aimee ne olursun bana yardım et, Joseph kayıp!” diye yalvarmıştı.

“Joseph’e iki haftadır ulaşamıyorum. Her yeri aradım, herkese sordum ama kimse onu görmemiş. Telefonunu izleyerek onu bulurlar umuduyla polise bile gittim fakat nafile! Telefonunu izleyemediler. Ne olur yardım et!”

.

.

.

.

.

.

.

.

..

.

.

.

.

Merhaba arkadaşlar. Anlatımım biraz yalın olabilir, kendimi geliştirmem gerekiyor. Mazur görün lütfen. Nerelerde iyileştirme yapmam gerektiğini yazabilirsiniz yorumlara açığım. Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.