İçeriğe geç

Ailenin Günahları

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Ailenin Günahları

Bölüm 6

Yakalaşan Fırtına

Moretti Malikanesi

Margaret Moretti'nin çalışma odasında ağır bir sessizlik hâkimdi.

Boris Moretti pencerenin önünde durmuş, Londra'nın gri sokaklarını izliyordu. Margaret ise masanın başında oturuyor, önündeki mektubu defalarca okuyordu.

Kapı açıldı.

Laura içeri girdi.

Annesinin ve babasının yüzündeki ifadeyi görünce duraksadı.

"Ne oldu?"

Kimse hemen cevap vermedi.

Bu durum Laura'nın canını sıkmıştı.

"Birisi bana ne olduğunu söyleyecek mi?"

Boris sonunda döndü.

"Sanches ailesi."

Laura'nın yüzündeki ifade değişti.

"Onlara ne olmuş?"

Margaret yavaşça masanın üzerindeki mektubu kaldırdı.

"Hector De Clermont İtalya'ya boşuna gitmemiş."

Laura'nın kalbi hızlandı. Gözleri açıldı.

"Ne demek istiyorsun?"

Boris sert bir sesle cevap verdi.

"De Clermontlar ve Sanchesler ittifak kurmuş."

Odanın içindeki hava bir anda değişti.

Laura birkaç saniye boyunca konuşamadı.

"Bu... mümkün değil. Nasıl olur?"

Margaret acı bir tebessüm etti.

"Maalesef mümkün."

Laura'nın yüzü solmaya başlamıştı.

Sanches ailesini tanıyordu.

Hem de çok iyi tanıyordu.

Yıllar önce bozulan nişan yüzünden aralarındaki düşmanlığın hâlâ sürdüğünü biliyordu. Dimitri Sanches'e ve Sanches ailesine yaptığı hatayı biliyordu.

Şimdi ise o aile De Clermontların yanında yer alıyordu. Bu resmen bir kabustan farksızdı.

Boris yumruklarını sıktı.

"Bu hiç iyi olmadı."

"Belki yalnızca ticari bir anlaşmadır. Kötü düşünmeyelim."

Laura'nın sesi eskisi kadar kendinden emin çıkmıyordu. Aksine kırılgandı.

Margaret başını salladı.

"Hayır."

"Nereden biliyorsun?"

"Çünkü Dimitri Sanches intikam almayı unutacak bir adam değildir."

Sessizlik oldu.

Laura ilk kez içinde gerçek bir huzursuzluk hissetti. Evet gayet iyi biliyordu. Eski kayınpederi, o gün onu kendi elleri ile bile öldürebilirdi. Ancak Moretti ailesinin hatırına onun canını bağışlamıştı.

Boris ağır adımlarla masaya yaklaştı.

"Önce nişan bozuldu."

"Sonra dedektif meselesi ortaya çıktı."

"Şimdi de Sanchesler."

Bakışlarını karısına çevirdi.

"Biz fark etmeden çok fazla düşman edindik. Margaret bu dedektif meselesini hiç gündeme getirmemeliydin."

Margaret derin bir nefes verdi.

İlk kez korkuyordu.

Çünkü De Clermont ailesi tek başına bile tehlikeliydi.

Şimdi ise arkalarında İtalya'nın en güçlü ailelerinden biri vardı.

Bu ittifak gerçekten kendileri için bir tehditti. Ancak asıl tehdit ortaya çıkana kadar nasıl bir karşılık vereceklerini yada kendilerini nasıl koruyacaklarını düşünmeliydiler.

Yoksa sonuçları Morettiler için çok ağır olurdu.

——————————————————————————

De Clermont Malikanesi

Akşam saatlerinde malikanenin kapıları açıldı.

Siyah otomobil avluya girdiğinde hizmetkârlar hareketlenmeye başladı.

Hector sonunda dönmüştü.

Araçtan iner inmez doğruca malikaneye girdi.

Arthur, Ruth, Luke ve Rosalié salonda bekliyorlardı.

Hector içeri girer girmez Arthur konuştu.

"İtalya nasıl geçti?"

Hector ceketini çıkarırken cevap verdi.

"Verimli."

Arthur'un yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı.

"Otur."

Hector söyleneni yaptı.

Salondaki herkes ona bakıyordu.

Arthur ellerini bastonunun üzerine koydu.

"Anlat."

Hector derin bir nefes aldı.

"Sanches ailesiyle görüştüm."

Luke başını kaldırdı.

Rosalié dikkat kesildi.

Arthur sessizce dinliyordu.

"Anlaşmayı kabul ettiler."

Luke'un gözleri büyüdü.

"Gerçekten mi?"

"Evet."

Hector devam etti.

"Artık Morettilere karşı yalnız değiliz."

Rosalié ilk kez rahatlamış hissetti.

Ancak Arthur'un yüzünde beklediği memnuniyet yoktu.

Tam tersine...

Yüzü giderek sertleşiyordu.

Hector bunu fark etti.

"Baba?"

Arthur aniden ayağa kalktı.

"Onlar neden kabul etti?"

Salondaki herkes sustu.

Hector kaşlarını çattı.

"Ne demek istiyorsunuz?"

Arthur bastonunu yere vurdu.

"Benim ne demek istediğimi çok iyi anladın. Üst üste hata yapıyorsun Hector."

Sesi sertleşmişti.

"Sanches ailesi neden bizimle ittifak kurmak istesin?"

Hector cevap vermedi.

Arthur devam etti.

"Onlar suç dünyasının içinde yaşayan insanlar."

"Biliyorum."

"Hayır, bilmiyorsun."

Arthur'un sesi yükseldi.

"Bu insanlar hayır kurumu değil."

Salondaki hava gerilmişti.

Arthur oğluna yaklaştı.

"Bir aile sana sebepsiz yere yardım ediyorsa iki ihtimal vardır."

Kimse konuşmuyordu.

"Ya senden bir şey istiyordur..."

Bir an durdu.

"Ya da senden daha fazlasını almayı planlıyordur."

Hector'un çenesi sıkıldı.

"Dimitri Sanches güvenilir biri."

Arthur soğuk bir kahkaha attı.

"Güvenilir mi?"

"Baba—"

"Bir mafya liderine güvenilir diyorsun. Gerçekten hala büyüyememişsin."

Arthur gözlerini oğlundan ayırmadı.

"Ben bu aileyi yıllardır ayakta tutuyorum."

"Ve sana şunu söyleyebilirim ki Hector."

"Bana yaklaşan hiç kimseden korkmam."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Ama sebebini açıklayamayanlardan korkarım."

Hector bu kez sessiz kaldı.

Çünkü Dimitri'nin asıl motivasyonunun intikam olduğunu biliyordu.

Arthur ise oğlunun sessizliğini fark etmişti.

Bakışları daha da sertleşti.

"Benden sakladığın bir şey mi var?"

"Hayır."

"Cevabı düşünmeden ver."

"Hayır."

Arthur birkaç saniye boyunca ona baktı.

Sonunda geri çekildi.

"Umarım öyledir. Umarım bir hata daha yapmazsın. Yoksa bu lider koltuğuna veda edersin."

Sonra salondan ayrıldı.

Kapı kapandığında geride ağır bir sessizlik kaldı.

Rosalié ilk kez dedesinin bu kadar öfkelendiğini görüyordu.

Ve Arthur'un içgüdülerine güveniyordu.

Eğer dedesi bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyorsa...

Gerçekten yanlış giden bir şey vardı.

——————————————————————————

Dedektif Robert Brown'ın Evi

Gece yarısını çoktan geçmişti.

Masanın üzerindeki lambadan yayılan sarı ışık, odanın geri kalanını aydınlatmaya yetmiyordu.

Robert Brown önündeki dosyaya bakıyordu.

Saatlerdir aynı dosyaya.

Michael'ın dosyasına.

Bir sayfayı çevirdi.

Sonra bir diğerini.

Ve bir diğerini.

Sonuç değişmiyordu.

Kanıt yetersizdi.

Şüpheleri vardı.

Çok fazla şüpheleri vardı.

Ama mahkemeye götürebileceği hiçbir şey yoktu.

Savcı haklıydı.

Hector De Clermont'u suçlamak için elinde yeterli delil bulunmuyordu.

Robert arkasına yaslandı.

Yorgundu.

Hem de çok.

Fakat vazgeçemiyordu.

Masanın üzerindeki fotoğrafı eline aldı.

Michael.

Oğlu gülümsüyordu.

Robert'ın boğazı düğümlendi.

"Üzgünüm oğlum."

Sessizlik.

"Henüz başaramadım."

Fotoğrafa baktı.

"Sana söz vermiştim."

Gözleri dolmaya başlamıştı.

"Seni öldüren kişiyi bulacağıma söz vermiştim. Ama olmuyor her geçen gün daha çok umudumu kaybediyorum."

Fotoğrafı yavaşça masaya bıraktı.

Ayağa kalktı.

Pencereye yürüdü.

Londra'nın karanlığına baktı.

Belki de karşısındaki insanlar düşündüğünden daha güçlüydü.

Belki de bu dava kariyerini bitirecekti.

Belki de hiçbir zaman yeterli kanıt bulamayacaktı.

Ama sonra morgdaki günü hatırladı.

Michael'ın yüzünü.

Ve verdiği sözü.

Robert yumruklarını sıktı.

"Hayır."

Kendi kendine konuşuyordu.

"Henüz bitmedi. Bitemez!"

Masasına geri döndü.

Dosyayı yeniden açtı.

Bir kez daha.

Bir kez daha.

Ve bir kez daha.

Çünkü elinde hiçbir şey kalmasa bile bir şeyden emindi.

Kusursuz cinayet yoktur. Bu nedenle illaki bir kanıt bulacaktı. Kendine olan özgüveni yavaş yavaş yerine geldi. Göz yaşını sildi.

"Ne olursa olsun, ucunda ölüm dahi olsa senin katilini bulacağım. Ve onu kendi ellerimle adalate teslim edeceğim."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.