Bazı tatiller unutulmaz olur.
Bazıları ise unutulmaması gerekenleri unutturur.
Defne ve Kerem, İstanbul’un kalabalık evinden kaçıp Antalya’nın sıcak rüzgârına sığınırlar.
On dört gün. Tek yatak. Aynı oda.
Abla-kardeş.
Hep öyleydi.
Ama o otelin loş koridorlarında, plajın yakıcı güneşinde ve gece yastıkların arasında bir şey kayar.
Bakışlar uzar. Dokunuşlar “şaka” olmaktan çıkar. Sessizlikler ağırlaşır.
Otel her sabah kapıya bir şey bırakır.
Onlar ise her gece kendilerine başka bir şey sormaya başlarlar.
“Bu sadece tatil.”
“Eve dönünce biter.”
“Kardeşiz sonuçta…”
Ama bazı sınırlar bir kez aşılınca, geri dönüş yoktur.
Ve bazı ailelerin gölgesi, güneşten daha uzun düşer.
Ailenin Gölgesinde
Yavaş yanan bir gerilim.
Yasak bir yakınlık.
Ve eve dönüşte hiç bitmeyen bir soru:
Bu daha yeni mi başlıyor?
