İçeriğe geç

Ailemiz gerçek değilmiş

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Ailemiz gerçek değilmiş

Bölüm 2

Turna

Keyifli okumalar!

♡

"Hocam vallaha ben atmadım cama! Eray düşmana vurur gibi vurdu,sonrada arkasına bakmadan kaçtı bi ben kaldım orda!" Eray dehşetle bana döndü.

"Ben mi! Hocam siz hiç benim öyle topa vurduğumu gördünuzmü? Ben çok kibar davranırım topa." Dönay hoca aynen oğlum aynen der gibi kafasinı salladı.

"Sen mi kibar davranırsın topa,Geçen beni zorla kaleye geçirip oküz gibi abanan kimdi? Ulan iki gün mosmor bi kolla gezindim ben ortalıkta!"

"Sen konuşma domates beyinli! Senin yüzünden burdayız bide zeytinyağı gibi üste çıkma."

"Sensin domat-" Lafımı donay hoca böldü.

"Yeter! Yeter artık çıkın çabuk sınıftan bunu sonra benim dersimde konuşacağız!" Kafamızı sallayıp yavaş yavaş giderken eray kafama vurdu bende sırtına geçirken 9. Sınıflar arkamızdan kıkır kıkır gülüyordu.

"Hep senin yüzünden oldu mertens." Mert şokla bize döndü.

"Benmi,ben naptım?"

"Ulan oğlum sen bize'dokuzlarda dönay var hadi cama top sallayalım'demedinmi?" Mustafanın söyledikleriyle Mert elini ensesine attı.

"Yani...yaptık bişeyler." Biz gülmeye başlarken çoktan okulun bahçesine gelmiştik.

Bahçede kamelyaya tüneyip bizi bekleyen sınıf halkını ismail,Süleyman Demirel gibi selamladı.

"İsmeyil bu kadar mutlu olduğan göre dönay hırpalamamış sizi." Tam o sırada erayla göz goze gelip birbirimize sırıttık. Aslında bizim orda atışmamizın amacı hocayı yormak ve bize bişey söylememesiydi. Zaten dersinin boşa gitmesini sevmezdi. Derste görüşceğiz demişti ama iki saat sonra unuturdu bunu. Mert mafya babaları gibi burnunu çekip t-shirtünün yakasını düzeltti.

"Bizi kimse hırpalayamaz EvelAllah." Gülüp kafasına vurdum.

☆

Okul bitmiş,Aren bugün okula gelmediği için mert ve elifle yetimhaneye gidiyorduk. Yetimhane kapısında süleyman amca beni müdüre hanımın çağırdığını söyleyince bizimkilerle yemekhanede buluşmak için sözleşip bahceye girdik. Ama bahcenin ortasındaki siyah arabalarla öylece kalakaldık. Galiba garibin biri artık gariblikten terfi ediyordu.

"Birisi turnayı gözünden vurmuş." Dedi mert buruk bi gülümsemeyle. Elifle sadece başımız ile onaylamakla yetindik. Bizim gruba şuana kadar kimse gelmemişti. Zaten bu zamandan sonrada gelmezlerdi. Çoğunlukla on yaş ve altı çocuklar evlat edinirdi. Ailelerin isteklerine göre şekil alabilecekleri yaşlardı bunlar. Zaten bizimde 18 olmamıza çok az kalmıştı. 18 yaşina gelince ayrılmamaya karar verdiğimiz için birlikte yaşamak istiyorduk. 10 kişi nasil olacak demeyin bizde bilmiyoruz. Zaten mardin gibi bir yerde yaşadığımız için evler genelde büyük ve kalabalık ailelerin yaşayacağı kadar oluyordu.

"Neyse ya. Biz bize yeteriz. Hadi ben gidiyorum,götünüzü kollayın bok böceklerim!" İkisinin omzunuda pat patlayıp müdürün odasına çıktım. Kapının önüne gelince çalıp içeriye girdim. İçerde sadece Aren ve müdüre hanım vardı Direkt gözlerimi Arene diktim.

"Buyrun beni çağırmıssınız." Diyerek arenin yanına oturdum. Başımı ne iş der gibi salladığımda dudağını büzdü.

"Evet,arinde geldiğine göre konumuza geçelim." Diyerek yerinde dikleşti müdür.

"Arin ve Aren,öz aileniz bugün bize ulaştı. Ve sizi artık yanlarına almak istiyorlar." Diyen müdire hanımla ağzım açık kaldı. Öz aile,af buyur? En sonunda kendime gelip soğuk bir şekilde konuştum.

"Şimdiye kadar akılları nerdeymiş müdire hanım? Zaten 18 olmamıza az kaldı. Ne gerek vardı böyle bir şeye?"

"Arine katılıyorum." Dedi aren.

"Bakın sizide anlıyorum,ama en azından bir şans vermenizi öneririm. Arininde dediği gibi 18 olmanıza az kaldı. Eğer olmazsa arkadaşlarınızla yaptığınız planlardan bahsetmiştiniz. Bende destek olurum ayarlarız. Ama en azından bir şans verin çocuklar." Diyen müdürle arenle göz göze geldik. Başını yana eğdi. Aslında müdür haklıydı. Denemekten zarar gelmezdi. Arene gözlerimi kapatıp açınca müdüre döndu ve

"Tamam ama eğer olmazssa az önceki söylediklerinizin arkasında durun lütfen." Dedi.

"O zaman bugün eşyalarınız hazırlayın ve akşam yemeğine inin. Ben ailenizle konuşacağım,yarın gelirler sizi almaya."

"Burada yaşıyorlar değilmi?" Dedi aren. Açıkcası bunu bende merak ediyordum ve eğer burada yaşamıyorlarsa arkadaşlarımdan ayrılmaya hiç niyetim yoktu.

"Evet,burada yaşıyorlar. Duydunuzmu bilmiyorum,Eraslan aşireti." Oha bide aşiretler! Arenle kafamızı sallayıp kapıya doğru yürüyüp dışarıya çıktık. Koridorda yürürken ikimizde sessizdik.

"Sence...bizi neden bıraktılar?" Diyerek sessizliği bozdu aren. Açıkcası bunu bende merak ediyordum.

"Yani...bakıcak durumları yoktu desem adamlar aşiret. Acaba çocukmu istemiyorlardı." Aren dudak büzdü.

"Galiba öyle. Yani geriye başka seçenek kalmıyor." Dedi. Umarım öyledir. Sonjnda merdivenlere gelince Aren kendi katına indi. Bense yukarıya çıkıp kaldığım odamın önüne geldim. Derin bir nefes alıp içeriye girdim. Şuan herkes yemekhaneye inmiş olmalı ki oda boştu. Bana ayrılan dolabın önüne gelince gıcırdayan kapağı yavaşça açtım. Çıkan sese artık alıştığım için tepki vermezken kıyafetlerle göz göze gelmiştim bile. 4 ceket,10 pantolon,5 eşofman,8 sweet,2 pijama takımı ve 12 t-shirtten oluşuyordu dolabım. Uzun uzun baktım içine. Sonunda en alttaki bavulumu çıkarıp düzgünce kıyafetlerimi koydum içine. Kalan bi köşeyede çorap ve bandanalarımı yerleştirdim.

Sırt çantama 3 senelik birikimimi yerleştirip banyoya girdim. Kendi makyaj çantamı aynanın önünden alıp onuda çantamın içine attım. Herşey hazır olunca bavulu ve çantayı kapının yanına bırakıp kapıdan çıkarken Areni arayıp yemeğs inip inmediğini sordum. Yeni çıktığını söyleyince merdivende onu beklemeye başladım. Sonunda gelince tek kelime etmeden yemekhaneye inip bizimkilerin olduğu masaya oturduk. Bizim sessizliğimizden birşeyler olduğunu anlamışlardı.

"Noldu size,Karadenizde gemilerinizmi battı?" Diye sordu mert. Bahçedeki konuşmamız aklımıza gelince konuştum.

"Senin turnayı biz gözünden değil götünden vurmuşuz kardeşim..."

Bölüm sonu

2 yorum