Çınar bizim küçük kardeşimizin katiliydi...
Ve annem onunla görüştüğümü öğrenmişti. Annem kadar ben de Çınar'ı sevmiyordum ama küçük kardeşimin kanı yerde kalmamalıydı. O gün Derya okula gitmedi, evde kalıp annemizin hareketlerini gözlemleyecekti. Ben ise okula gittim. Öğle yemeğinden sonraydı, arkadaşım Alina'yla yemek yiyordum. Derya da saat başı bana annemizin neler yaptığını, Derya'ya neler söylediğini iletiyordu. Öğle yemeğimizde kaşarlı tost ve portakal suyu vardı. Benle Alina yemeğimizi bitirdik, tam kalkıyordum ki omzumda bir el hissettim. Bu el bana yabancı değildi. Hafif tırsarak arkamı döndüm. Çınar, okulumun yanındaki kafeye beni görmek için gelmişti. Alina, Çınar'ı görünce bizi yalnız bıraktı. Çınar, sanki çok güzel bir haber almış gibi gözlerimin içine bakıyordu.
"Noldu Çınar? Normalde hiç huyun değil habersiz gelmek."
"Bilmiyorum, bugün seni görmek istedim."
"Peki, bugünün ayrıcalığı ne? Neden dün ya da yarın değil de bugün?"
Çınar ellerimi tutup gözlerimin içine baktı.
"Damla... Ben seni anneme anlattım ve annemle görüşmeni istiyorum."
O an başımdan kaynar sular döküldü, soğuk soğuk ter akıttım. Çünkü Çınar'ın annesi, benim Çınar'ın çarptığı çocuğun ablası olduğumu biliyordu. Birden, o anki panikle "Hayır! Tanışamam." dedim.
"O da bana neden? Ne oldu, neden panikledin?"
"Hiiiç, bişi olmadı. Utanırım ben Çınar, tanışamam. Hem zaten aramızdaki ilişkinin tam bir adı yok, tanışmak manasız."
"Koyalım o zaman adını?"
O anda öğrenci zilini duydum. Tanrı benimleydi.
"Ç-Çınar, zil çaldı. Derse yetişmem lazım." deyip ellerimin üzerindeki parmaklarını gülümseyerek sıkıp hemen oradan ayrıldım. Çınar'ın annesini hayatta göremezdim. Çünkü ben Çınar'ın kız arkadaşı değil, gerçekleri ortaya çıkarmak üzere onunla konuşan biriydim sadece. O bunun farkında değildi.
Dersler bitti, Alina'yla eve doğru yürümeye başladık. Derya aradı, korkuyla açtım.
"Efendim, Derya?"
"Abla, annem oyalanmadan eve gelsin dedi. Seninle konuşacakmış da." Annemin Derya'nın yanında olduğunu anladım ve tatlı bir ses tonuyla;
"Tamam ablacım." dedim ve kapattım. O an "Anneme ne diyeceğim?" diye düşünmeye başlamıştım bile.
Eve hızlı hızlı yürümeye başladım. Alina'nın evinin önüne geldik. O eve gitti, ben de yalnız kaldım. Soğuk soğuk terler dökmeye başlamıştım. İçimden, "En fazla kızacak, sen de bir bahane bulacaksın. Damla, abartma." dedim. Annem çınarı işlettiğimi öğrenmemeliydi yoksa buna asla izin vermezdi. Ve biz kardeşimin katilini cezasız bırakmış olucaktık.
Eve ulaşmıştım. Kapıyı çaldım. Kapıyı Derya açtı. Hiçbir şey demeden odama koştum ve üzerimi değiştirdim. Annem banyoda saçlarını boyuyordu. Hiç istemesem de mecburen yanına gittim.
soğuk kanlılığımı korudum ve güler bir yüzle;
"Anne? Benimle konuşacakmışsın?"
