Bölüme Başlamadan Önce En Az 10 Tane Emoji Yorumu Yapın; ⚜️ 🌸💜
𓆸 𖧧 DEVRİM 𖧧 𓆸
Aybars'ın eşi yerinde huzursuzca kıpırdandı.
''Bir sorun mu var?'' diye sordum.
Tereddüt ederek yüzüme baktı ve ardından dudaklarını araladı.
''Sanırım yakın zamanda ailemle ilgili bir sorun yaşanabilir.''
''Ne gibi bir sorun, Yelda?''
Yelda, Yavuz ailesinin en büyük kızıydı. Bir de 17 yaşında kız kardeşi Derin vardı.
Yutkundu ve gergince kafasını bana çevirdi.
''Sanırım abim Bartu, Abay ailesinin birkaç işine köstek oluyormuş.''
''Neden?'' diye merakla sordum.
''Bartu için konseydeki ailelere evlilik anlaşması teklif etmişler, tabii hiçbiri kabul etmemiş. Nedenini tahmin edersiniz, abim Bartu'yu az çok tanıyorsunuz.''
''Sanırım...'' Bakışları korkuyla Maxim'i buldu.
''Maxim'in nişanlısı Yağmur'u sıkıştırmış.''
Maxim anında gerginleşti ve bıçak keskinliğindeki bakışlarını Aybars'ın karısı Yelda'ya çevirdi.
''Yağmur'a, Maxim'in ondan küçük olduğunu ve kendisini seçmesinin daha mantıklı olacağını söylemiş.''
Kaskatı olan kardeşime göz attım.
Abay ailesinde, 3 erkek ve 2 kadın vardı. Biri halihazırda Özkan ailesinin gelini Gaye'ydi. Diğeri de Maxim'in nişanlısı Yağmur'du.
Yağmur, ay olarak Maxim'den büyüktü.
''Abim ciddi bir sorun çıkaracak diye korkuyorum. Babam... kulağınıza gelsin istedi.''
Azad Yavuz, konseydeki koltuğunu oğlu Ömer Asaf Yavuz'a bırakmıştı.
''Seyhan abla ile Bartu kavga ettiler. Baya birbirlerine girdiler.'' dedi.
Seyhan, Aden'in en büyük ablasıydı ve Ömer Asaf ile evliydi. Şu an aileyi onlar çekip çeviriyordu.
Kafamı olumlu olarak salladım ve Maxim'e uyarı dolu bir bakış attım.
''Tamam, bununla ilgileneceğim.''
Aybars daha birkaç ay önce evlenmişti, eşi Yelda 22 yaşındaydı ve gençti. Biz de ekstra hormon basmışlar gibi iri yarıydık ve vücut yapılarımız büyüktü.
O yüzden Yelda'nın bizimle konuşurken çekinmesi normaldi.
Ailede kaldıkça bu fikirden arınacak ve bizi tanıyacaktı. Hatta zaman geçtikçe bu düşünceleri ona komik gelecekti.
Kardeşlerim, ailemizin kadınları için hiç düşünmeden canlarını feda ederlerdi. Babam ve annem, özellikle kadınlara karşı bizi saygı dolu yetiştirmişti.
Aybüke alayla, ''Çok erkek doğurmuşlar, ailelerde kız kalmadı. Yurt dışından ithal mi yapsak ne yapsak?'' dediğinde masadaki gerginlik biraz azaldı.
Annem, ''Yavuz ailesinin 17 yaşında bekar bir kızı var.'' dedi ve kız kardeşim Narin'e döndü.
''Benim de aynı yaşta Narin'im var. Ailelerde başka da bekar kız kalmadı. Ya evliler ya da nişanlılar.''
Narin'in çekingen bir ifadeyle tabağına bakış atması beni birkaç saniye işkillendirdi. Gönlünde biri mi vardı?
Annemin imalı sesiyle bakışlarım ona döndü.
''Cenk için Rusya'dan şöyle bize yakışır bir gelin bakayım diyorum.''
Cenk şaşkınlıkla anneme dönerken, Aybars kendisini tutamadı.
''Yani manyak birini bulacaksın?''
Herkes Aybars'ın söylediğine yarılarak güldü.
Annem, ''Ay! Ağzını yel alsın, Aybars.'' dedi.
''Şöyle oturmasını kalkmasını bilen, güzel mi güzel... hı? Ne dersin Cenk?''
Narin araya girerek, ''Bizimle bir ay kalsa bozulacak, ne gerek var? Direkt bizim gibisini bul işte.'' dedi.
Annem, ''Sen sus kız!'' diye Narin'i susturdu.
''He oğlum, ne dersin Cenk'im?''
Cenk önce bana baktı. Sen bilirsin diyen bir bakış atınca, ''Tamam, nasıl istersen öyle yap.'' dedi.
Annemle Narin'in dediği gibi ailelerde kız kalmamıştı, olanlarında Cenk'le ciddi yaş farkı vardı. Bana kalsa sevdiği kadınla evlenmeliydi ama çevresinde hiç hoşlanacağı tarzda kadınlar yoktu.
Eh! Ona gece kulüplerini verirken bunu düşünmem gerekirdi. Yine de annemin bu işe el atmasına sevindim. Onun da artık yuva kurmasının zamanı gelmişti.
Aybars'ın karısı Yelda çekingen bir ifadeyle, ''Aden de hâlâ bekar, onu neden listeye eklemediniz?'' diye sordu. Henüz Aden ve benim durumumu bilmiyordu.
Herkes kaçırdığı gözleriyle bana baktı ama sessiz kaldım.
Annem, ''Yakında onun için bir anlaşma duyurulabilir.'' dedi.
Yelda, ''Aa! Öyle mi? Bunu bilmiyordum.'' diyerek gülümsedi.
''Ben kalkıyorum, herkese afiyet olsun.'' dedikten sonra masadan ayrıldım ve merdivenlere yürürken bir an durdum.
Ayaklarım beni ek binaya yönlendirdi. Evin içinden şifreli bir kapıyla oraya geçiş vardı. Koridor boyunca ilerledim ve şifreyi girerek ek binaya girdim.
Kafamı kapıya yasladığımda önümdeki salona göz attım. Burayı kendi paramla yaptırmıştım. Aden'le... rahat ederiz diye düşünmüştüm
Aden biraz içine kapanıktı. Aslında küçükken böyle değildi, büyüdükçe değişmişti.
Bu yüzden ailemle rahat edemezse burada kendi istediği düzeni kurabilir diye düşünmüştüm.
Oturma odasını, misafir odasını, spor odasını ve mutfağı geçtikten sonra merdivenlere yöneldim ve ek binanın ikinci katına çıktım.
Burada yatak odası, banyo, giyinme odası, çalışma odası ve Aden için yaptırdığım stüdyo vardı.
Yatak odasına yöneldim ve elime kumandayı alarak Aden'in seslendirdiği dizilerden birini açtım. Sesi zaten hemen fark ediliyordu.
Giyinme odasına yöneldim ve üzerimi değiştirdim. Bakışlarım Aden için alınan kıyafetleri buldu. Acaba şu an bunlar ona olur muydu?
Ek binanın komple tamamlanması dört yıl önceydi. Buradaki her şeyi o zaman aldırmıştım.
Hamza Bey bana sefirliği bırakmamak için evlilik anlaşmasını yerine getirir sanmıştım. Hakkını vermeliydim ki, iyi bir babaydı ve kızını düşünüyordu.
Dediği gibi, ne parayla ne malla mülkle ne de koltukla onu ikna edememiştim.
Normalde ek binada kalmıyordum, ana binada büyüdüğüm odada uyuyordum. Arada yalnız kalmaya ihtiyacım olduğunda buraya sığınıyordum.
Kulağıma dolan Aden'in kıkırtısıyla gülümsedim.
Yatak odasına geri döndüm ve yatağa yan şekilde uzandım, başımın altına da bir yastık çektim.
Aden oyuncu olsaydı ve onu sık sık izleseydim mutlu olurdum. Yok! Bu düşünceden anında vazgeçtim.
Aden'in sesini bile kıskanıyorken, ona hayran olan adamları kesin kafaya takar ve keçileri kaçırırdım.
Kendimi yorgun hissediyordum.
Hem de çok yorgun.
Cennet bahçemin kokusunu bir kere alsam, tüm yorgunluğum geçecek gibiydi ama... Aden'in kokusunu dahi unutmuştum.
Gözlerimi yumdum ve Aden'in sesine odaklandım.
Ona doğrudan sormalı mıydım?
Eğer cevap, evet ben Aziz'den hoşlanıyorum olursa ne yapacaktım?
Buna dayanamazdım ama Aden'i yanımda mutsuzluğa da mahkum edemezdim.
Sonuçta ben yıllardır onu bekliyordum, onun ruhu bile duymamıştı.
Benim gibi hissetmesini ondan bekleyemezdim.
Düşüncelerle geceyi sabah yaptım ve saatler sonra televizyonu kapattım.
Hiçbir şey olmamış gibi duşa girdim ve takımlarımdan birini giyerek aşağıya indim.
Eve geçtiğimde etrafta garip bir gerginlik vardı. Yine de umursamadım.
Kahvaltı boyunca herkes sessizlik yemini etmiş gibiydi.
Çalışma odama çıktığımda, Maxim de benimle birlikte geldi.
''Bir şey mi oldu?''
Maxim kafasını olumsuz anlamda salladı.
''Sadece... hani Aziz Timur'u araştırın demiştin.''
''Evet, demiştim?''
''Yurt dışındaki işlerinde bir falso bulabildin mi?''
Maxim yutkundu ve çalışma masamın önündeki koltuğa oturdu. Sehpanın üzerinden bir dosya aldı ve bana uzattı.
Bunu... kahvaltıdan önce mi sehpaya bırakmıştı? Çünkü ne kahvaltı sırasında, ne de yukarı çıkarken elinde dosya yoktu.
''Aziz Timur düzgün bir çocuk, işlerinde bir sıkıntı yok.''
''Ama?'' diye sordum.
Maxim ifadesiz tutmaya çalıştığı yüzüyle öylece bana baktı.
Bu halini biliyordum, bir şeyi söyleyip söylememeye kararsız kalmıştı.
''Bundan sonra bir ama gelmeli gibi hissettim.''
Dosyayı açtığımda gördüğüm fotoğraflarla dikkatli şekilde dosyaya odaklandım.
''Sikeyim!''
Dudaklarımdan dökülen sadece bu olmuştu.
''Burası?'' diye merakla Maxim'e sordum.
''Yengemin yaşadığı rezidansın ortak alanlarından biriymiş.''
Diğer fotoğraflara da hızlıca göz attım. Aziz'in farklı tarihlerde defalarca kez rezidansa girdiği gözüküyordu.
Ama bu fotoğraf... en kötüsü buydu.
Aziz bir şezlongda yatıyordu. Kameraya sırtını dönmüş ayakta bir kadın ve Aziz'in yanındaki şezlongda uzanmış vaziyette Aden vardı.
Aden fazlasıyla keyifli gözüküyordu. Hatta... gülüyordu.
Belki de kahkaha atıyordu.
Muhtemelen Aziz'in söylediği bir şeylere...
Çünkü kafası Aziz'e dönüktü.
Gözlerimi sıkıca yumdum ve başımı ellerimin arasına aldım.
''Aziz'in doğum gününü de birlikte kutlamışlar.''
Beynimde çakan şimşeklerin haddi hesabı yoktu.
''Yanında ayakta duran kadın, yengemin ev arkadaşıymış. Rus, adı dosyada yazıyor.''
"Tavisha."
Aziz ve Aden'in Rusya'da birkaç mekanda karşılaştıklarını ve birlikte eğlendiklerini duymuştum ama sadece o kadar diye düşünmüştüm. Özel bir şey aklıma gelmemişti.
''Her ihtimale karşı, Aziz onların dairesine mi çıkıyormuş diye kameraları geçmişe dönük kontrol ettirdim.''
Maxim şu fotoğraftan sonra, belki bir ümit diyerek buna kalkışmış olmalıydı.
Ufak bir umut kırıntısına tutundum.
Kafamı Maxim'e çevirerek yüzüne baktım.
Lütfen başka daire de.
Aziz ve yengem aynı evde bulunmamışlar, bu sadece yanlış anlaşılma diyerek içimi rahatlat.
Aziz ve Aden, daha önce aynı evde bulunmuşlar mıdır?
Aden'in ev arkadaşı Tavisha, aslında kimdir?
Yavuz ailesi ve Abay ailesi arasındaki gerginlik nasıl çözülecek?
Bartu Yavuz hakkında ilk izlenimleriniz?
Devrim'in Aden'e olan aşkı?
Devrim'in evlendikten sonra yaşarlar diye yaptırdığı ek bina?
Aden, ek binayı öğrenseydi tepkisi ne olurdu?