Ulaş Bey yüzünde hafif mahcup bir ifadeyle tebessüm etti.
" İyi akşamlar, aradım ulaşamayınca şansımı denemek istedim. Buralardaydım da. "
Ecem gergin bir şekilde yutkunurken kafasında bin bir türlü şey dolanıyordu.
" Ben duymamışım aramanızı. " dedi nihayetinde.
Adam anlayışla başını sallarken konuştu yeniden.
" Kusura bakma lütfen rahatsız etmiyorum umarım? "
" Şaşırdım sadece, önemli bir şey mi vardı? " derken kaba görünmemeye çabaladı genç kız.
Adam ise aralarındaki resmiyeti iliklerine kadar hissederek aniden ciddileşti.
" Aslında bir ricada bulunacaktım senden. Dediğim gibi buralarda olduğum için uğradım. "
" Buyurun? " dedi genç kız gözlerini telaşla sokakta gezdirirken.
Arka çaprazında gergin bir şekilde dikilen sevgilisinin kendini zor tuttuğuna emindi. Bir an evvel sorun çıkmadan bu konuşmanın bitmesini ve hocasını göndermeyi umut ediyordu. Öte yandan adamın akşam vakti evine gelmiş olmasından da büyük bir rahatsızlık hissetmiş bunu neye yorması gerektiğini kestirememişti.
" Yeğenim var Kayra. Bu sene üniversite tercihi yapacak ve kafasında bazı sorular var. Belki onunla konuşup yardımcı olursun diye düşünmüştüm. "
Ecem kısa bir an tereddüt ettiğinde adam gülerek ekledi.
" Hem nasıl teşekkür edeceğini bilmediğini söylüyordun bence bu güzel bir yol olur. "
Bu hamlesiyle kıza reddetme seçeneği de bırakmamıştı.
" T-tabi. Konuşurum. İsterseniz telefonumu verin kendisine. " derken arkasındaki hareketliliği fark edip daha da gerildi.
Ulaş Bey bu kez sol elini kumral saç tutamlarına daldırmış ve hafifçe dağıtmıştı.
" Açıkçası benim daha farklı bir teklifim var. "
Ecem'in kaşları havalandı bu cümleyle.
" Nedir? "
" Eğer müsaitsen yarın sen, ben, Kayra buluşup bir şeyler yiyelim mi? "
Ecem aldığı soruyla kaskatı kesildiğinde; adamın niyeti mi farklıydı yoksa kızı yakın hissettiği için mi böyle teklifte bulunmuştu anlayamıyordu. Fazlasıyla gerildiğini hissediyordu yalnızca. Ve tek gerilen de kendi değildi elbette. Kuru bir öksürükle boğazını temizledikten hemen sonra aklına gelen ilk şeyi yapıverdi.
" Olur hatta Serhan'ın kafesinde yiyelim mi yemeği? "
Ulaş Bey aldığı teklifle hafifçe tebessüm etti.
" Serhan Bey'in kafesine başka zaman gitsek? Kayra'nın çok sevdiği bir hamburgerci var oraya gideriz diye ummuştum? "
Ecem sertçe yutkundu bu kez. Adamın teklifini reddedeceğine ihtimal vermediğinden gafil avlanmıştı. Artık müsait değilim yalanını da öne süremezdi. Üstelik hocasının da dediği gibi teşekkür borçluydu ve belki de istediği şeyi fazla büyütüyordu. Başını salladı hafifçe.
" Pekala, öyle yapalım. " dedi kısık bir sesle.
Serhan'ın delirdiğine emindi fakat dönüp bakamıyordu.
" Tamam çok teşekkür ederim. Sen iyisin değil mi? Biraz halsiz göründün gözüme? "
Ecem adamın bir an evvel gitmesini istediğinden hızla salladı başını.
" İyiyim sağ olun. Arkadaşıma sözüm vardı evden çıkacaktım tam. "
Adam kaşlarını kaldırırken karşılık verdi.
" Pardon ben seni daha fazla tutmayayım. "
Ecem tam başını sallayacakken Serhan ortaya çıkıverdi.
" Güzelim kimmiş gelen? "
Genç kız hiç beklemediği bu hamleyle şaşkına uğrarken Ulaş Bey'in de ondan aşağı kalır yanı yoktu. Kaşları havalanmış gözleri irileşmişti. Yine de hızlıca toparlandı ve elini uzattı.
" Merhaba. "
Serhan ise kendisine uzatılan eli kısa ve sert bir hamleyle sıkıp bıraktı.
" Merhaba? " derken sesindeki soru işaretleri bağıran cinstendi.
Ulaş Bey öksürerek açıklamaya çalıştı kendisini.
" Yeğenimin üniversite tercihi için sormak istediği sorular var da. Ecem'den rica ettim ben de. "
Serhan sağındaki kızın beline kolunu doğal bir tavırla dolarken sordu.
" Bunu sormak için mi kapıya kadar geldiniz? "
Ecem adamın sıkı tutuşu altında gergince hocasına baktığında hocası da son derece huzursuz görünüyordu.
" Buralardaydım. Şansımı denemek istedim. "
" Siz yine de her aklınıza geleni yapmayın bence. " dedi Serhan ansızın.
Ve ortam aniden buz kesti. Ecem'i kuru bir öksürük tuttuğu an Ulaş Bey karşılık vermişti.
" Haklısınız, düşüncesizlik ettim. Gideyim artık. "
" İyi akşamlar." dedi Serhan arkasını dönüp uzaklaşmaya başlayan adamın ardından bakarken.
Fakat karşılık alamadı. Bunun üzerine evin kapısını kapatmış ve kız arkadaşına dönmüştü.
" Bu herif benim elimde kalacak. " diye tısladı sinirle.
Ecem bakışlarını, çekinerek onun bal rengi gözlerine kaldırırken iç çekmişti.
" Kabul etmek zorunda kaldım. Kızdın mı bana? "
Serhan sesli bir iç çekerek eğildi ve kızı alnından usulca öptü.
" Sana değil. "
Genç kız bunun üzerine rahatlayarak kollarını adamın beline dolamıştı.
" Yarın son kez görüşeceğim söz. " diye mırıldandı.
" Tamam Güneş'im. " dedi Serhan da kızın bedenini sıkıca sararak.
Oysa onun aklında bambaşka şeyler vardı...
***
Gülfem Hanım, Çiçek'in isteği üzerine saçlarını omuzlarına kadar kısaltırken bir yandan da kızı dinliyordu.
" Aman Çiçek o kaynanadan kurtulduğuna şükredeceğin yerde kaç haftadır hala üzülüyor musun sen? "
Ecem yan koltukta oturmuş arkadaşının yere düşen kumral saç tutamlarını seyrederken sesli bir şekilde iç çekti ve bu tüm dikkatin ona kaymasına sebep oldu.
" Ne şanslısın kız senin kaynanan yok. " dedi Gülfem birden.
Ecem gözlerini kocaman açarak baktı kadının yeşil gözlerine.
" Ya öyle şey denir mi Gülfem Abla? "
Gülfem Çiçek'in saçlarını kesmeyi bitirip boynundaki örtüyü çözerken başını salladı.
" Denir denir. Kaynanadan kimin yüzü gülmüş şimdiye? "
Ecem huzursuzca kımıldandı oturduğu yerde.
" Öyle deme. Hem çok iyi bir kadındı rahmetli. "
Gülfem elindeki örtüyü çöpe silkerken başını salladı bir kez daha.
" İyidir, oğlunu evlendirene kadar her kadın iyidir. "
Ecem sessiz kaldı bu kez. Gülfem fön makinesi ve fırçasıyla Çiçek'in başına dikildiğinde ise yine sustular. Bir süre ortamda makinenin uğultusu duyuldu yalnızca. Çiçek sessiz sedasız saçlarının şekillendirilmesini seyrederken Ecem yarını düşünüyordu. Gülfem nihayet Çiçek'in saçlarını bitirdiğinde eliyle şöyle bir havalandırdı ve kocaman gülümsedi.
" Oh tazelendin. Güle güle kullan. "
" Ellerine sağlık Gülfem Abla. "
Gülfem, Ecem'e döndü.
" Hadi gel bakalım. Perçemlerin uzamış. "
Ecem ikiletmeden Çiçek'in boşalttığı koltuğa oturuverdi fakat sonra " Sence bu perçemler beni küçük mü gösteriyor? " dedi kararsız sesiyle.
Gülfem kızın minik yüzüne ilgiyle bakarken yanıtladı onu.
" Senin büyük gösterme şansın yok ki güzelim. Minicik bir suratın var. "
Ecem kaşlarını çatarken kadın da saçlarını taramaya koyulmuştu.
" Ama ekstra yaşını küçültmüyor merak etme. Hayırdır neden taktın sen bu duruma? "
Genç kız aynadaki aksine bakarken omuz silkti keyifsiz bir şekilde.
" Serhan'ın yanında çocuk gibi mi görünüyorum ben? "
" Aman kim demiş onu? Duyan da Serhan'ı yaşlı başlı adam sanacak. "
Çiçek de onayladı Gülfem'i.
" Evet, zaten çok yaş farkınız yok ki. Sen biraz minyonsun hem bu iyi bir şey. Asla yaşlanmayacaksın. "
Ecem sesli bir iç çektiğinde Gülfem çoktan perçemlerini kısaltmaya başlamıştı bile.
" Bu ara gezegenlere mi bir şey oluyor anlamadım herkes dertli. "
Çiçek koltuğunu ona çevirirken ilgiyle sordu.
" Ne olmuş ki? "
" Ne bileyim retro falan varmış herhalde. Kim gelse ilişki sorunlarından bahsediyor. "
Çiçek koltuktan kalkarken düşünceli bir sesle mırıldandı.
" Olabilir. Peki ya sen? "
Gülfem kestiği perçemleri parmaklarıyla karıştırırken sordu.
" Ne olmuş bana? "
" Şu yakışıklı beyefendiyle nasıl gidiyor? "
Gülfem sesli bir iç çekti bunun üzerine.
" Bitti anacım o iş. "
" Aa neden? " dedi Çiçek mutfağa yönelttiği adımlarını keserek.
Gülfem Ecem'in saçlarını bitirdiğinde omuz silkerek doğrulttu bedenini.
" Evlenmeyi düşünmüyormuş daha erkenmiş bir ton zırva. Sanki on sekizlik genç kızım da seni bekleyeceğim. Hayvan herif. "
Çiçek kaşlarını derince çatarken mutfağa ilerlemeye devam etti.
" Evlenmek isteyen adam evlenemiyor, istemeyen de uzun ilişki yapıyor. İnanılır gibi değil! "
" Kimmiş kız evlenmek isteyen adam? "
Genç kız kahve makinesini eline alırken yanıtladı kadını.
" E abim işte! Gitti kızla görüşmeye daha ilk buluşmada aldı hayırı tıpış tıpış döndü eve. "
Kahveleri pişirip fincanlara doldurur doldurmaz yanlarına dönmüştü Çiçek.
" Neden olmadı ki? " diye sordu Gülfem merakla etrafı toparlarken.
" Bilmiyorum abim asla anlatmaz ki. Ama kesin yapmıştır bir şey yani kıza da bir şey diyemiyorum. "
Gülfem elindeki fırçaları rafa yerleştirirken çok da umursamıyormuş gibi mırıldandı.
" Üzülmüş mü? "
Çiçek elindeki tepsiyle yanlarına ilerlerken yanıtladı.
" Yani abim son aylarda pek iyi değil genel olarak. O yüzden buna üzülüp üzülmediğini anlayamıyorum. Kahve alın hadi. "
Ecem fincanlardan birine uzanırken Gülfem sessizleşmişti.
" Gezegenleri bilmem ama bir kısmetsizlik söz konusu Gülfem Abla. Bebek gibiyiz şu başımıza gelenlere bak! " dedi Çiçek kendi fincanını alıp koltuğa geri otururken.
Ecem kahvesinden bir yudum alırken aynadan perçemlerine göz attı.
" Size bir şey sormam lazım. "
Gülfem onun bir karın ağrısı olduğunu içeriye girer girmez fark etmişti. Kızların yanına bir koltuk daha çekip yerleşirken başını salladı.
" Sor bakalım. "
Genç kız derin bir iç geçirdi önce ve sonra hocasının kapıya geldiğini anlattı.
" Serhan niyetinden şüpheleniyor. " diye de bitirdi anlatmayı.
Çiçek kaşları çatık vaziyette olanları dinlerken ilk konuşan Gülfem oldu.
" Beni de huzursuz etti bu anlattıkların. "
Ecem sesli bir soluk verirken ne yapacağını bilemez haldeydi.
" Teşekkür niyetiyle deyince mecburen kabul ettim. Tekrar görüşmeyeceğim onunla, yarını da bir atlatabilirsem eğer... "
Çiçek söze girdi bu kez.
" Sizin de başınızda akbabalar uçuşuyor resmen. Gamze cadısı ne oldu? "
" Gamze kim? "
Çiçek bu kez Gülfem'e döndü.
" Serhan Abi'nin eski nişanlısı geldi. "
Gülfem'in gözleri irileşirken bakışları Ecem'e dönmüştü.
" Ne? Ne demek geldi kız nereye geldi? "
Genç kız iç çekti sertçe.
" Serhanların evine geldi. Barışmak istiyormuş. Bir de bana Serhan'ın egosunu tamir etmek için benimle birlikte olduğunu söyledi. "
Gülfem işittikleri karşısında daha da şaşırırken kendini tutamamıştı.
" Aa şıllığa bak! "
Çiçek de katıldı ona.
" Hay ağzına sağlık Gülfem Abla! Kıskanç kaşar çekemedi Ecem'i. "
" Ee Serhan ne diyor? "
Ecem omuz silkti bu kez.
" Kovmuş evden onu. "
" Helal Serhan'a! " dedi Gülfem birden.
Ve gece yarısına kadar sürecek olan sohbetin fitili de böylece ateşlenmiş oldu. Üç kadın kah gülmüş kah sinirlenmiş ve içindeki her şeyi ortaya döküp rahatlamıştı. Ertesi sabah Çiçek güç bela uyandığında Ecem ve Serhan'ı on dakika kadar beklettiği için mahcuptu. Üçü arabaya yerleşip yola çıktıklarında herkes sessizdi. Çiçek uykuluydu, Ecem gergindi ve Serhan'ın da tadı yoktu. Kimse kimseye bulaşmadan sessiz sedasız yolu bitirdiler ve nihayet kafeye vardılar. Serhan kızları ardında bırakıp Ethem'in yanına ilerlerken Çiçek de hazırlanmak için koşar adımlarla personel odasına ilerliyordu. Ecem biraz olsun ayılabilmek için tezgaha yöneldiğinde Serhan'ın tok sesi kulaklarına çarptı.
" Güzelim bana da yapar mısın zahmet olmazsa? "
Ecem başını salladı usulca ve kahve demlemeye koyuldu. Hocası ile öğleden sonra için sözleşmişlerdi ve o zamana kadar kafede kalıp buradakilere yardım edecekti. O kahvenin demlenmesini beklerken Çiçek çalışma arkadaşlarını selamlayarak dolabının kapağını açmıştı. Önlüğü eline aldı ve çantasını dolaba yerleştirdi. Önlüğü her zamanki gibi beline bağlarken Ethem kapıda belirdi. Genç kız gergin bir şekilde baktı adama.
" Günaydın nasılsın bugün? "
Yavaşça yutkunurken önlüğü bağlamayı bitirmiş ve saçlarını da askılardan kurtarıp özgür bırakmıştı.
" Günaydın, iyiyim teşekkürler. "
Ethem kızın omuz hizasında kestirdiği saçlara dikkatle bakarken ona doğru bir adım attı.
" Saçlarını mı kestirdin? "
Çiçek şaşkınca baktı adama. Fark edeceğine ihtimal vermezdi.
" Evet sıcaktan bunaldım. "
" Yakışmış. "
Genç kız teşekkür etti usulca. Sonra aralarında garip bir sessizlik oluştu ve Çiçek ağzının içinde geveledi.
" Ben işe geçeyim. "
" Dur. " dedi Ethem birden.
Çiçek şaşkınca baktı adama yeniden. Ethem elini cebine atıp minik bir paket çıkarttığında genç kız ne olduğunu anlamak ister gibi pakete bakıyordu. Adam usulca açtı hediye paketini ve içindeki broşu kızın yakasına tutturdu.
" Böyle daha güzel oldu. " dediğinde Çiçek yakasındaki çiçek desenli broşa bakıyordu.
" Bu nereden çıktı? " diye soludu merakla.
Omuz silkti Ethem.
" Görünce aklıma sen geldin, ben de yakışacağını düşündüm. "
Çiçek bakışlarını broştan ayırıp adamın kahvelerine dikerken yutkundu.
" Teşekkür ederim zahmet etmişsin. "
Bu bir özür müydü diye düşünmeden edemedi genç kız. Son günlerde fazlaca tartışmışlardı ve belki de pişman olmuştu adam. Gerçi tüm tartışmalarda haklı olanın o olduğu göz önüne alınırsa asıl hediye alan kendisi olmalıydı ya neyse... Mahcup bir tavırla başını eğdiğinde Ethem gülümsedi.
" Beğendin mi? "
Çiçek başını salladı hemen.
" Çok güzel. "
Ethem'in yüzündeki tebessüm büyüdü.
" Sevindim. "
" Ben o zaman işe döneyim. " dedi bir kez daha Çiçek ve adamın engel olmasına izin vermeden alelacele çıktı odadan.
Kolay kolay utanan bir kız değildi fakat aşırı utanmıştı. Alt dudağını dişlerken broşuna dokundu usulca. Bu hediye çok hoşuna gitmişti...
O gün kafe yine kalabalıktı. Ecem ve Çiçek diğer çalışanlarla müşterilere yetişmeye çalışırken Ethem ve Serhan ise hesap yapmakla meşguldü. Her şey son derece açıktı. Çalışan eksikleri vardı.
" Tamam. " dedi Serhan sesli bir iç çekerek " İlana başvuranlardan seçip çağıralım. "
Ethem bakışlarını ilerideki kızdan ayırmadan başını salladı.
" Ben aramaya başlarım. "
" Süper, senden bir şey isteyeceğim. "
Ethem bu kez bakışlarını Çiçek'ten ayırmış ve arkadaşına çevirmişti.
" Nedir? "
" Bir saate çıkmam gerek beni idare edebilir misin? İstersen yine Ferhat'ı çağırayım? "
Ethem sinirle solurken başını iki yana salladı.
" Bu sefer ne yıkayacaksınız kardeşim koltuk mu? "
" Bu seferki daha başka. Şu yavşak hocasıyla görüşeceğim. "
Ethem kaşlarını çattı hafifçe.
" Matematik hocası mı? "
" Evet. "
" Peki tamam. Git hallet gel biz idare ederiz. "
" Eyvallah. Sana borçlandım. "
Ethem bakışlarını yeniden Çiçek'e çevirirken karşılık verdi.
" Ödersin bir gün. "
***
Gülfem yerdeki saçları süpürmekle meşgulken kapının açıldığını işitmiş ve gülümseyerek arkasını dönmüştü. Fakat gördüğü kişiyle gülümsemesi yüzünde donakaldı. Sonra aniden ciddileşti ve belini doğrulttu.
" Hayır olsun? "
Melih içeriye ilerlerken etrafa gelişigüzel bir bakış atmıştı, ikisinden başka kimse olmadığını fark ettiğinde ardını dönüp kapıyı kilitledi.
" Ne yaptığını sanıyorsun sen? " diye sordu bu kez Gülfem hiddetle.
" Gel konuşacağız. " dedi Melih de dümdüz sesiyle.
Gülfem sinirlenmek ve alttan almak arasında seçim yapmaya çalışırken onunla konuşmak istediğinde karar kıldı ve elindekileri duvara dayadı. Uzunca bir süredir Melih'i görmemişti ve açıkçası biraz özlemişti. Adam koltuklardan birine yerleşip eliyle yanındaki boş koltuğu işaret ettiğinde ikiletmeden oturdu kadın. Bacak bacak üstüne atıp sırtını arkaya yaslarken de sordu.
" Evet? "
" Bitirmişsiniz o herifle. "
Kadın inanamaz gibi güldü.
" Çiçek böyle her haltı yetiştiriyor mu sana? "
Melih kaşlarını çattı hafifçe.
" Doğru mu Gülfem? "
Gülfem de kaşlarını çattı bu defa.
" Doğruysa ne olmuş? "
Genç adam derin bir nefesle göğsünü şişirirken kadın onu inceliyordu usulca. Biraz serkeş görünmüştü gözüne. Sakalları uzamış, saçları dağınık...
" Evlen benimle. " dedi adam ansızın.
Kadın şoka girdi sanki. Gözleri kocaman açılırken dudakları aralanmış fakat nefes dışında bir şey çıkmamıştı. Melih kararlı bir ifadeyle baktı kadına.
" Seninle evlenmek istemeyen heriflerle vaktini harcama. Ben istiyorum. "
Gülfem duyduklarının gerçekliğini sorgularken bakışlarını kaçırdı adamdan.
" Ne istersen yaparım. " diye devam etti Melih sözlerine " Çıkmak mı istiyorsun bu mahalleden? Kabul çıkalım. Nereye istersen oraya. "
Gülfem daha fazla dayanamayıp ayağa kalkarak kesti adamın cümlelerini.
" Melih yeter. Sarhoş musun sen? "
Adam kadının karşısına dikilirken onun gibi çatmıştı kaşlarını yeniden.
" Aşığım. " dedi birden " Aşığım Gülfem. "
Genç kadın işittikleriyle ürperirken karşılık dahi verememişti.
" Yazık ediyorsun kendine görmüyor musun? Kim sevebilir ulan seni benim gibi? " diyerek sesini yükseltti adam bu kez.
Kadın tüm bedeni titrerken sertçe yutkundu.
" Melih lütfen... " dedi çaresizce.
Fakat Melih'in durmaya niyeti yoktu. Kadını kollarından kavrayarak yüzüne eğildi.
" Gülfem, gül yüzlüm, dayanamıyorum artık. Çabalamadım mı sanıyorsun sen? Unutmayı, başkasını sevmeyi denemedim mi? "
Kadın gözlerini yumdu bu kez.
" Gülfem onca herife izin verdin seni sevmesi için. Benim günahım ne ulan? Ben ne yaptım sana? "
Kadının gözleri aralandığında gördü Melih yaşlandıklarını.
" Olmaz Melih. " dedi kadın titrek bir sesle " Nasıl olsun?"
" İzin ver. Kendimi sevdireyim sana. " dedi adam bu kez.
Kadın bakışlarını kaçırdı istemsizce. Buna ihtiyacı yoktu. Sertçe yutkundu.
" Yapma. "
Adam çaresizce inlerken alnını yasladı kadının alnına.
" Gülfem... "
Kadın, adamın burnuna dolan kokusuyla nefessiz kaldığını sandı ve panikle ittirdi onu göğsünden.
" Hayır. Melih hayır. "
Melih geriye doğru sendelerken hüzünle baktı kadının yeşillerine.
" Neden? " diye sordu son kez.
Gülfem aldığı soruyla titreyen ellerini yumruk haline getirmişti.
" Çünkü aptal gibi aşık olurum sana ben. Bu mu duymak istediğin? Aptal gibi deli divane aşık olurum sana. Kendimi kaybederim. Bu da sonum olur Melih. "
Genç adam işittiklerinin şaşkınlığıyla kalakaldığında kadın arkasını dönmüş ve bir çırpıda yaşaran gözlerini silmişti.
" Git. " dedi tarzlı bir sesle.
Fakat Melih bir kez daha onu dinlemedi. Kadına doğru uzun bir adım atıp onu belinden sıkıca kavradığında kendisini mest eden kokusu da burnuna doluşmuştu. Yüzünü kadının siyah saçlarına gömerken gözlerini yumdu usulca.
" Artık ölsem de gitmem. "
Merhaba nasıldı bölüm?