İçeriğe geç

AHMAKISLATAN

Bölüm 30 · 13 dk okuma

AHMAKISLATAN

Bölüm 30

A-30

Ecem, Serhan'ın kafeye geçmek üzere yanından ayrılmasından hemen sonra ılık bir duş almış ve üstüne bol bir tişört ile kot şort geçirmişti. Islak saçlarının nemini havluyla almakla yetinip mutfağa ilerlerken acıktığını hissediyordu. Sabahın erken saatlerinden beri bahçede dedesinden kalma halıyla uğraştıklarından olsa gerek uykusu da gelmişti. Aslında bugün kendi kafesindekilerle vedalaşmaya gidecekti fakat o kadar yorgundu ki muhtemelen vedalaşmayı yarına bırakacaktı. Buzdolabından çıkarttığı tost ekmeği ve peyniri tezgaha koyup kendine hızlıca bir peynirli sandviç yaptıktan sonra sandviçiyle birlikte yeniden bahçeye çıkmıştı. Tek eliyle tuttuğu sandviçten büyük bir ısırık alırken bakışlarıyla telefonunu aradı. Bir süredir telefonuna bakmamıştı acaba Çiçek'in günü nasıl geçiyordu?

Masanın üzerinde duran telefonuna doğru ilerlerken yan evin bahçe kapısından çıkan gıcırtıyı duyup o tarafa baktı. Gördüğü görüntüyle olduğu yere çakıldığında baktığı kadının bakışları da kendisine değmiş fakat pek de üstünde durmamıştı. Ecem ağzındaki sandviçi indirirken şoka girmiş vaziyetteydi. Doğru görüyordu değil mi? Yoksa yalnızca benzetiyor muydu? Onu hiç canlı görmemiş olsa da tüm fotoğraflarını ezbere bildiğinden görür görmez tanımıştı genç kız. Yutkunurken şiddetle titremeye başlayan elleri arasındaki sandviçi düşürmekten korkup arkasında duran masaya bıraktı. Kadın ise çoktan evin ziline basmıştı. Ecem olan biteni şaşkınlık içerisinde seyrederken kapı açıldı ve Sinan Bey göründü. Yaşlı adam da en az kendisi kadar şaşkındı o an.

" Gamze? "

Gamze suratına yerleştirdiği kocaman gülümsemeyle konuştu.

" Sinan babacığım nasılsınız? "

Ecem, kadının Sinan Bey'e baba demesiyle dişlerini sıkıca kenetledi. Dolmaya yüz tutan gözlerini karşısındaki manzaradan ayırmak istese de yapamıyordu. Sinan Bey baştaki şaşkınlığından sıyrılır sıyrılmaz tebessüm etti.

" İyiyim iyiyim asıl sen nasılsın? Şaşırdım kusuruma bakma... Hangi rüzgar attı seni buralara? "

Gamze uzanıp adamın elini öperken Ecem yumruklarını sıkıyordu.

" Bizimkileri ziyarete gelmiştim size de uğramak istedim. Serhan yok mu? "

Genç kız artık tüm bunları seyretmeye tahammül edemeyerek telefonunu masanın üzerinden aldığı gibi eve yöneldi. Sevgilisinin eski nişanlısı onu ve babasını ziyarete gelmişti. Bunu sindirmeye çalıştı birkaç saniye. Fakat başaramadı. Sinirle mutfağa girdiğinde camı açtı ve hala orada mı diye dinlemeye koyuldu. Tam o esnada Sinan Bey'in kadını eve buyur ettiğini işitti. Ne yapması gerektiğini bilemeyerek pencerenin önünde dikilirken elinde tuttuğu telefon çalmaya başlamıştı. Bakışları ekrana düştüğünde gelen onlarca arama ve mesajı gördü. Mesajlar ve diğer aramalar Çiçek'ten gelen arama ise Serhan'dandı. Telefonu, sanki akıl sağlığı buna bağlıymış gibi hızla açtı.

" Ecem? " diye sıkıntılı bir ses işitti.

Cevap veremedi. Belli ki o da almıştı haberi.

" Güzelim orada mısın? "

Genç kız derin bir iç çekerken mutfağın içinde ilerledi.

" Serhan eski nişanlın burada. " dedi sonra tek solukta.

Kısa bir sessizlik oldu ikili arasında. Sonrasında ise Serhan aynı sıkıntılı ve telaşlı ses tonuyla konuştu.

" Güzelim ben de yeni aldım haberini dönüyorum hemen. "

" Dönme. Babanla size girdiler. Ne yapacaksın ki dönüp? " dedi Ecem birden kıskançlığına mani olamazken.

" Senin yanına geliyorum. " dedi Serhan bu kez.

Ecem gürültüyle soludu bunun üzerine.

" Sen nereden aldın haberi? Seni mi aradı? "

" Aramış ama görmemiştim. Biz halı yıkarken aramış. Sonra Ethem söyledi kafeye geldi diye. "

" Kafeye de mi gitmiş? Neden ki? Ne istiyor senden? "

" Hiç bilmiyorum. Bak yarım saat gösteriyor tamam mı? Geleceğim. Lütfen üzülme. "

" Üzülmüyorum. " dedi Ecem.

Fakat apaçık yalandı bu. İçi içini yiyordu resmen. Üstelik ayrılan da Gamze'ydi. Serhan'ın kafası karışır mıydı? Alt dudağını sertçe dişlediğinde Serhan'ın onu sevdiğini söylediğini işitti.

" Ben de seni seviyorum. " dedi kupkuru bir sesle.

Sonra telefonu kapattılar ve genç kız evin içinde volta atmaya başladı. Bir yandan da Çiçek'ten gelen mesajları okuyordu. Okudukça canı sıkılıyor ruhu daralıyordu sanki. En sonunda dayanamayıp onu da aradı. Telefon anında açıldı.

" Alo? Ecem aldın mı mesajlarımı kız oraya geliyor. "

" Geldi bile. " dedi Ecem sinirle.

" Serhan abi gördü mü? "

" Henüz değil. Yoldaymış geliyor. "

" Ethem'le söyledik sizin birlikte olduğunuzu. Umutlanmasın gitsin diye. Ama yine de görmek istedi. "

Ecem işittikleriyle kaşlarını derince çatarken artık ne hissedeceğini bilemez haldeydi. Öfkelenmişti. Kadın madem haberdardı Serhan'ın ilişkisinden ne diye ısrar ediyordu böyle?

" Ne demek görmek istedi? Ne amaçla? "

" Vallahi bilmiyorum ama bana niyeti iyi görünmedi Ecem. "

Genç kız derin bir nefesi ciğerlerine çekerken başını salladı.

" Tamam Çiçek sağ ol haber verdiğin için. "

" Ne yapacaksın? "

" Gideceğim yanlarına. " demesi Çiçek'i de şaşırtmıştı.

" T-tamam beni haberdar et. "

" Tamam. "

Telefonu kapatır kapatmaz önce mutfaktan hemen sonra da evden çıktı ve hızlı adımlarını yan eve yöneltti. Ne yapacağı hakkında kafasında bir şey olmasa da yan evdeki ziyaretten oldukça rahatsızdı. Ne konuştuklarını bilmek istiyordu. Ve belki de kendini göstermek. Evin kapısına vardığında üstünü başını düzeltti ve ardından gücünü toplayıp zile bastı. Kalbi gümbür gümbür atmaya başlamıştı. Saniyeler içerisinde Sinan Bey kapıyı açtığında gergince gülümsedi.

" Merhaba Sinan Amca nasılsınız? "

Sinan Bey de kendisini görmesiyle gergin bir şekilde tebessümüne karşılık verdi.

" Ecem kızım iyiyim sen nasılsın? "

" İyiyim ben de. Bir uğramak istedim müsait miydin? "

" Tabi. Tabi gel kızım. " derken adamın sesi titremişti resmen.

Zavallı adam ne yapacağını bilemeyerek Ecem'i içeriye alırken bir yandan da telefonunu cebinden çıkartıyordu.

" Ben bir sorayım Serhan neredeymiş? "

" Yolda. " dedi Ecem omuz silkerek.

" Öyle mi? İyi iyi. Gel çay koymuştum yeni. Aç mısın? "

" Değilim. " diyerek salona ilerledi genç kız.

Her adımda kalp ritmi daha da hızlanıyor gibiydi. Ve nihayet kapıdan içeriye girmesiyle gördü kadını. Pencere önündeki koltuğa oturmuştu. Aniden durdu Ecem ve sertçe yutkundu. Şimdi ne yapacaktı? Kendisine inceleyen gözlerle bakan kadının kim olduğunu anladığını fark etmesiyle duruşunu dikleştirdi. Gamze ise bakışlarını kısmış üzerindeki şortu ve çıplak bacaklarını süzüyordu. Ecem sıkıntıyla geçip oturdu yan koltuğa.

" Merhaba. "

Gamze kızın üzerinde dolaşan küçümseyici bakışlarını çekmezken başını salladı.

" Merhaba canım. Ecem miydi? "

Ecem kadının kendisine canım demesine ayar olurken başını salladı.

" Siz? "

" Gamze ben. Serhan'ın nişanlısıyım. "

Ecem alt dudağını dişlerken sinirle güldü.

" Eski. " diye ekleme yaptı kadına.

Gamze karşısındaki bu küçük kızın kendisine diklendiğini fark ettiğinde gülümsedi.

" Doğru. Sen de galiba yenisi olmak istiyorsun? "

Ecem aldığı soruyla neye uğradığını şaşırırken Sinan Bey salona girmişti.

" Tanıştınız mı? Ecem benim kızım gibidir Gamze. "

Gamze bakışlarını genç kızdan ayırıp adama dikti ve gülümsedi.

" Evet çok tatlı. "

" Öyledir. Gamze de Türkiye'ye gelmişken ziyaret etmek istemiş. " diye açıklama yaptı Ecem'e.

Ecem başını salladı belli belirsiz. Son derece rahatsızdı bu ortamda olmaktan fakat gelmişti bir kere.

" Çay koyacağım içersiniz değil mi? "

Gamze birden ayaklandı.

" Ben koyarım babacığım siz zahmet etmeyin. "

Sinan Bey mahcupça Ecem'e kaçamak bir bakış attı ve sonra Gamze'ye döndü yeniden.

" Yok yok kızım sen yoldan geldin otur. Ben koyar gelirim. O kadar yaşlanmadık ya. "

" Estağfurullah. "

Sinan Bey mutfağa doğru ilerlerken Gamze de koltuğa geri oturup bacak bacak üstüne atmıştı. Bakışları tekrardan yan tarafında oturan kızı bulduğunda gülümsedi.

" Ne diyorduk? Ha senden bahsediyorduk. Söylesene nasıl tavladın Serhan'ı... bu halinle? " derken eliyle kızın üstünü başını işaret etti.

Ecem üstündekilere utangaç bir bakış atmamak için kendini zorlarken çenesini dikleştirmişti.

" Ne demek istediğini anlamadım. Ayrıca tavlanan biri varsa o da benimdir. " demesiyle kollarını göğsünün altında kavuşturmuştu.

Gamze maşalı saçlarını omzunun üstünden arkaya atarken hiç istifini bozmadı.

" Bakıyorum da hem küçüksün hem pek güzel sayılmazsın. Bakımlı hiç değilsin. Basbayağı sıkıcısın. Sanırım Serhan'ın özgüvenini çok kırmışım. "

Genç kızın gözleri irileşirken Gamze konuşmaya devam ediyordu.

" Yani benim gibi birini kaybettikten sonra egosunu tamir etmek için senin gibi birine tutunmuş olması gayet anlaşılır. Yaşın kaç? Okuyor musun? Harçlık falan da veriyor mu sana? "

Ecem yanaklarının ısınmaya başladığını hissederken Gamze acımasızca konuşmasını sürdürdü.

" Ya kıyamam sana bozuldun mu? Gerçekten aşık falan sanıyordun değil mi? Yani gerçekten Serhan gibi bir adam seni beğenip hayatına alır sandın. Ah o yaşlarda her kız biraz hayalperest olur zaten. "

Ecem aniden oturduğu yerden kalktığında Sinan Bey elinde tepsiyle salona dönmüştü.

" İşte çaylar da geldi. "

Genç kız ağlamaktan korktuğu için bir şey diyemezken adamın yanından hızla geçti ve onları ardında bırakıp kapıya yöneldi. Hayır burada ağlamayacaktı. Buraya gelmesi bile büyük aptallıktı zaten. Neyine güvenmişti ki? Elini kapı koluna atıp kapıyı açarken Sinan Bey'in ardından seslendiğini işitti fakat dönüp de bakmadı. Bir an evvel bu evden uzaklaşmalıydı. Kapıdan bir hışımla çıkıp ardından çektikten sonra bahçeyi koşarak geçmiş ve sokağa fırlamıştı. Aynı saniyelerde Serhan'ın arabası da evin önüne varmıştı. Genç kız çatık kaşları ve ağlamaklı suratı ile ona kısa bir bakış attı önce fakat onunla da konuşmak istemiyordu o an. Arkasını dönüp kendi evinin bahçesine girerken Serhan onun halini görüp telaşla inmişti arabadan.

" Ecem! Ecem dur! "

Ecem onu dinlemeden bahçede ilerlerken Serhan da hızla takıldı peşine.

" Güzelim dursana! "

Genç kız cebinden çıkarttığı anahtarı kapıya takarken Serhan dibinde bitmişti. Elini kızın omzuna yerleştirmesiyle genç kız silkti omzunu.

" Bırak. "

Serhan'ın kaşları da onunkiler gibi hızla çatılırken kız kapıyı açtı. Fakat adam eve girmesine müsaade etmeden yakaladı kolunu.

" Bir şey olmuş. " dedi anlamaya çalışarak.

Ecem sinirle solurken yaşaran gözlerini dikmişti adamın yüzüne.

" Bırak kolumu. "

" Ecem ne oldu? Yarım saat önce telefonda konuştuk, bu halde değildin. Ne oldu? "

Ecem bir kez daha silkti kolunu.

" Serhan bırak. Konuşmak falan istemiyorum. "

Genç adam artık sinirlenmeye başladığını hissederken genç kız devam etti konuşmaya.

" Kafeye gideceğim vedalaşmaya. Vaktim yok. "

" Ben bırakırım. "

" Bırakma bir yere. Git evine, misafiriniz var. "

Adam gürültüyle iç çekerken bıraktı kızın kolunu.

" Ecem Allah aşkına beni delirtmeye mi çalışıyorsun? Daha demin telefonda konuştuk geliyorum dedim. Hemen geldim. Ne oldu da şimdi bu hale geldin? "

Genç kız ağır bir şekilde yutkunurken bakışlarını kaçırmıştı.

" Niye buradaymış? "

" Bilmiyorum güzelim. Bilmiyorum. "

" Güzelim deyip durma bana. " dedi kız birden.

Kadının dedikleri aklından çıkmıyordu bir türlü.

" Ecem ne oluyor? Beni mi suçluyorsun o geldiği için? " diye sordu Serhan, artık sabrı taşmıştı.

Ecem bir kez daha kaldırdı bakışlarını adamınkilere.

" Kimseyi suçlamıyorum. Git öğren niye geldiğini o zaman. Seni bekliyor. "

" Sen... bizden mi çıkıyordun az önce? "

Genç kız bu kez dürüst davrandı.

" Evet. "

Serhan derin bir nefesi içine çekerken başını göğe kaldırmıştı.

" Bir şey mi dedi? "

Ecem sessiz kaldı bu soruyla. Neler dememişti ki? İkisi de bir süre yalnızca bakıştılar ve ardından genç kız tekrarladı.

" Geç kaldım hazırlanıp çıkmam gerek. "

" Ben bırakırım. "

" Hayır. Git ve neden burada olduğunu öğren. "

Serhan bu kez pes etti.

" Peki. Peki tamam öyle olsun. Ama umarım sakinleştiğinde beni kendinden uzaklaştırmayı bırakırsın. Çünkü gerçekten çileden çıkmak üzereyim ve bir kadına zarar vermek istemiyorum. "

Ecem sessiz kaldı yeniden. Onun hiçbir kadına herhangi bir şekilde zarar vermeyeceğine emindi. Hele ki eskiden nişanlı olduğu bir kadına. Her ne kadar gerçekten de sinirlenmiş görünse de... Yalnızca biraz kendi başına kalıp düşünmeye ihtiyacı vardı. Daha da doğrusu işittiklerini sindirmeye. Kadın öyle seçmişti ki kelimelerini hepsi tam on ikiden isabet etmiş gibiydi. Tek bir ıskası dahi yoktu. Başını hafifçe salladı ve eve girip kapıyı da kapattı.

Serhan ise bir süre kapanan kapıya bakmış ve bir umut yeniden açılır diye beklemişti. Ancak açılmayacağını anladığında omuzlarını önüne düşürüp çıktı bahçeden. Uzun adımlarını kendi evine atarken Gamze'yle ne konuşacağını düşünmeye başlamıştı. Nereden çıkmıştı ki şimdi böyle? Ayrılan, nişan atan, istemiyorum diyen o değil miydi? Çocuk oyuncağı mıydı böyle bir gidip bir gelmek? Cebindeki anahtarla evin kapısını açarken babasının sesini işitti.

" Serhan oğlum? "

" Geldim baba. "

İçeriye girip kapıyı kapatırken kaşları hala çatıktı. Salona doğru ilerlemeye başladığında babası koridora çıkmıştı.

" Oğlum, aradım ama ulaşamadım sana. "

Başını salladı yavaşça.

" Yoğundum. "

" Gamze burada. "

Serhan iç çekti bunun üzerine.

" Haberim var. İçeride mi? "

Adam başını salladı hafifçe. Serhan ise aralık kapıdan geçip girdi içeriye. Gamze ayağa kalkmış kendisine gülümseyerek bakarken Serhan da durdu önünde. Yavaşça yutkundu ve sordu.

" Evet? "

Gamze'nin kaşları havalandı bu karşılamayla.

" Bir hoş geldin yok mu? "

" Nasıl geldiğin sonra anlaşılacak. Ne için buradasın? "

" Serhan bu kabalığı hak etmiyorum. Hala senden ayrılmamın acısını mı çıkartmak istiyorsun? "

Adam yüzünü buruşturdu gayriihtiyari.

" Böyle bir acı yaşadığıma eminsin yani. "

Sinan Bey ortamdaki gerginliği yatıştırmak arzusuyla lafa girdi.

" Oğlum oturun da konuşun böyle ayakta... "

" Sen bizi biraz yalnız bırakabilir misin baba rica etsem? "

Adam bunun üzerine lafını yutmuş ve yanlarından ayrılmıştı.

" Bak ben... " diyerek derin bir iç çekti kadın.

" İkimiz için de zor bir dönemdi. Tamam senin için çok daha zordu ve bencillik ettim. Kabul ediyorum. Bunun için gerçekten pişmanım. "

Serhan başını sallarken kollarını göğsünde kavuşturdu.

" Sanırım buraya özür dilemeye geldin? "

Gamze bunun üzerine afalladı.

" Yani eğer bir özür duymak istiyorsan? "

Adam sesli bir iç çekti.

" Neden geldin Gamze? "

" Seni özledim. " dedi kadın bu kez.

Sesi fazlasıyla samimi çıkmıştı.

" Bizi özledim Serhan. Zor bir süreci idare edemedik ve ayrıldık. Ama şimdi belki tekrar... " derken adama doğru ilerlemişti.

Serhan geriye doğru bir adım atarken elini kaldırıp durdurdu kadını.

" Ne şimdisi ne belkisi ne de tekrarı var. Biz diye bir şey yok artık. Pişmanım diyorsun eyvallah inandım. Hakkım da varsa helal olsun. Sen de helal et. Ama bu kadar. Şu an hayatımda biri var ve ben çok mutluyum. Senin için de aynısını dilerim. "

Gamze işittikleriyle bozguna uğrarken tek kaşını kaldırdı ve alayla güldü.

" Ha şu küçük kız. Tanıştık demin. "

Serhan'ın kaşları derince çatılıverdi.

" Bir şey mi dedin ona? "

Omuz silkti Gamze.

" Ne diyeceğim? Tanıştık sadece, zaten çok durmadı gitti. "

Adam duyduklarını anlamlandırmaya çabalarken kadın ona biraz daha yaklaşmıştı.

" Serhan, evet anladım. Yeni bir ilişkiye başlamışsın. Yani ama o kızla sizin ciddi bir ilişkiniz olmadığı çok açık. Tamam bak bu süreci atlatırken yanında olmuş evet. Ama artık ciddi şeyler mi konuşsak? " derken ellerini uzatıp adamın ellerini tutmaya çalıştı.

Fakat Serhan kadının ellerini geri ittirmişti.

" Sen neyden bahsediyorsun? " diye tısladı dişlerinin arasından.

" Sen hangi akla hizmet benim hislerimi bana anlatıyorsun ulan? "

Gamze belki de ilk kez hayal kırıklığını gizleyemedi.

" Serhan bu kadar kaba olmanı öfkene veriyorum. " dedi bastıra bastıra.

" Evet. İyi ediyorsun. Öfkeliyim. Hadsizliğin beni öfkelendirdi. Çık git evimden. " derken sol kolunu kaldırıp kapıyı işaret etmişti.

Gamze dişlerini sıkarken baktı adamın bal rengi gözlerine.

" Çok ayıp ediyorsun. "

" Gamze çık evimden. "

" Serhan üç günlük kız için beni evden mi kovuyorsun? O kadar mı değersizim gözünde? "

" Sen değersiz değilsin Gamze. Sen hadsizsin. Ve her bir kelimen beni daha da sinirlendiriyor. Seninle bu şekilde konuşmayı ben de istemezdim. Ama kimse, asla, hiçbir şekilde, bana Ecem hakkında ileri geri konuşamaz. Anladın mı? "

Kadın artık tüm kontrolünü kaybettiğini hissederken adeta haykırdı.

" Ne var o kızda bu kadar? "

" Her şey. Her şey onda. " diye yanıtladı Serhan kadını.

" Beni mutlu eden, var eden, ben eden her şey. Umarım sen de bulursun böyle hissettiren birini. "

O her ne kadar güzel dilekte bulunsa da Gamze onun kadar olgun karşılayamadı bu durumu. Küçük düşürülmüş hissediyordu. Üstelik yirmilerinin başındaki sıradan bir kız için.

" Çok pişman olacaksın Serhan. O kız daha çok küçük. Seni gerçekten benim gibi sevebileceğini mi sanıyorsun? Kullanıyor seni. Paranı, gücünü, konumunu. Başka biri çıksa onu kullanır. O yaşlardaki kızlar böyle yapar. Sonra sıkılır bırakır. "

Serhan gülümsedi bu sözler üzerine.

" Nasıl yanılıyorsun bir bilsen. O kız beni on yıl bekledi Gamze. On koca yıl. Hem de senin gibi hasetle de değil. O kız senden çok daha olgun. Çok daha güçlü. Ve sana yemin ederim o kızı kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapacağım. "

Kadın işittiklerinden asla haz etmezken alayla tısladı.

" Bak işte. Bana inat tutunmuşsun kızcağıza. Beni kaybettin ya... Sindirememişsin. Baktın senden hoşlanan, sana hayran minik bir kız var hemen atmışsın oltanı. Ona da yazık sana da. Nasıl tutacaksın elinde? Paranla gözünü boyayarak mı? Yoksa hayallerini süsleyerek mi? Senin için her biri çocuk oyuncağı öyle değil mi Serhan Köksalan? Manipüle ediyorsun kızı. Bırak. Senin derdin benimle. Bırak onu gitsin. "

Serhan sabır diler gibi soludu.

" Gamze. Kendini daha fazla küçültmeden git. Seni kırmak istemiyorum. "

" O mahalle kızıyla takılarak kendini alçaltan sensin. Dediğin gibi olsun. Ama izleyeceğim bakalım ne kadar sürecek inadın? "

Serhan elinden bir kaza çıkmasından korkarak kendini dizginlemeye çabalarken Gamze önünden geçip salondan çıkmıştı.

" Sinan baba ben gidiyorum sağ ol misafirperverliğin için! "

Bölüm sonu

2 yorum