Instagram: @ ailkesandikli
Genç kız dehşete kapılmış vaziyette, karşısındaki adamın söylediklerini dinlerken zilin sesiyle ikisinin de dikkati aniden dağılmıştı. Serhan başını omzunun arkasından kapıya çevirirken kaşları derince çatıldı. Bu saatte birini mi bekliyordu genç kız? Ecem ise gelenin ya Hakan ya da Çiçek olduğunu düşünerek kapıya doğru ilk adımını atmıştı. Aslında ikisinin de olmamasını umuyordu içten içe. Çünkü Serhan'ın neden evinde oluşuna dair sonu gelmeyen bir sorguya çekilmek için hiç enerjisi yoktu. Serhan gözünü merceğe dayadığında Ecem, onun kendi evindeymiş gibi rahat davranışına karşılık sesli bir soluk bıraktı dudaklarından. Ardından adamı takmayıp kapı kolunu kavradı ve kapıyı araladı. Karşısında tanımadığı genç bir adam bulduğunda kaşları çatıldı hafifçe.
" Buyrun? " dedi çatallı çıkan sesiyle, gerçekten de ayakta durmaya dahi takati yoktu.
Adam hafifçe gülümsedi.
" Merhaba, Ecem değil mi? "
Serhan adamın sesini işitmesiyle kapının ardından çıkıp kızın arkasına dikilmişti. Kapıdaki yabancı, adamı gördüğünde kaşları hafifçe havalandı.
" Kimsiniz? " dedi Ecem.
Yabancının koyu mavi gözleri kendi gözleriyle kesişti.
" Barış. Barış Aksoy. "
Genç kız hiç duymak istemediği o ismi işitmesiyle tüylerinin şahlandığını hissetmiş ve sertçe yutkunmuştu. Tüm bedeni aniden kasılırken kaşları daha da çatıldı ve sesi nefretle doldu.
" Git buradan. "
Barış, kızın böyle bir tepki vereceğini bekliyor gibiydi. Fakat pes etmeye de niyeti yoktu. Ecem'in kapatmaya meylettiği kapıya avuç içiyle bastırarak engel oldu.
" Ecem, Deniz gelmiş bahsetmiş sana durumdan. "
Kız daha fazla dinlemek istemediğini açıkça ortaya koyuyordu fakat kuzeni olacak herifin çok da umurunda değildi bu durum.
" Satmıyorum evi. " dedi sıktığı dişlerinin arasından.
Serhan ne olup bittiğini anlamaya çalışırken Barış'ın yüzündeki tebessüm gitmiş yerini katı ve kararlı bir ifade alıvermişti.
" Seçeneğin yok Ecem. Yarın emlakçı getireceğim. Bunu haber vermeye geldim. "
Genç kız duyduğu şeyle afallarken Serhan daha fazla dayanamadı ve aralarına girdi. Bunu yaparken de Ecem'in sırtına elini koymuş ve ona biraz daha yaklaşmıştı. Genç kız biraz olsun kendinde olsa bu temastan huzursuz olurdu fakat o an hem çok hasta hem de çok çaresizdi.
" Ne evi ne emlakçısı kardeşim, sen kimsin? "
Barış kendisiyle konuşan adama baktı.
" Ecem'in kuzeniyim. Asıl siz kimsiniz? "
Serhan, karşısındaki yabancıya cevap vermek üzere ağzını açtığında Ecem izin vermedi.
" Serhan abi lütfen sen karışma. "
Adam işittiği abi kelimesiyle tüm sözcüklerini yutarken elini de kızın sırtından çekmişti. Ecem bu kez de Barış'a döndü ve öncekilerden çok daha katı şekilde dile getirdi kararını.
" Satmayacağım evi. Gidin açın davanızı. Kapıma da bir daha gelmeyin. "
Hemen ardından karşısındaki adama konuşma fırsatı vermeden kapıyı sertçe çarpmıştı. Arkasını döndüğünde Serhan ile burun buruna geleceğini hesaba katmadı, katsaydı eğer yapmazdı. Serhan kızın saçlarından gelen tatlı kokuyu aldığında derin bir nefes çekmişti ciğerlerine. Hemen sonra kuru bir öksürükle geriye doğru bir adım atıverdi. Ecem ise ağırca yutkundu. Gözlerine bakamıyordu karşısındaki adamın, bu gece yeterince utanacağı şeyler işitmişti. Tam onun da gitmesini istemek için dudaklarını araladığında konuştu adam.
" Bu evi mi satmak istiyorlar? " sesi gergin çıkıyordu.
Ecem başını salladı hafifçe. Serhan bir süre düşündü, bunu yaparken sol elini ensesine atmış saçlarını kaşımıştı. Hemen sonra saati aldırmaksızın elini cebindeki telefonuna götürüp ekranı açtı ve birkaç tuşa bastı. Ardından çalan telefonu kulağına dayamıştı. Bu esnada bal rengi gözleri karşısında dikilen genç kızdaydı. Ecem ise onun ne yaptığını anlamaya çalışırken sessizce bekliyordu. Fakat keşke otursaydı. Tüm kemikleri ağrıyordu ve muhtemelen ateşi yükselmişti. Telefonun açıldığını Serhan'ın sesini duymasıyla anladı genç kız.
" Selam Ergin. Kusura bakma rahatsız ediyorum bu saatte. Nasılsın, Eda nasıl? "
Genç kız sertçe yutkundu ve bakışlarını adama kaldırdı. Serhan ciddi bir iş yaparken takındığı tavrıyla gözlerini karşı duvara dikmiş ve kaşlarını hafif çatmıştı.
" İyiyiz Serhan sen nasılsın, uzun zaman oldu görüşemedik. "
" İyilik kardeşim sağ olasın. En kısa zamanda uğrayacağım inşallah. Benim sana bir şey danışmam gerek. Şimdi benim mahallede... " dedi ve duraksayıp kendisini seyreden genç kıza baktı.
Ecem onun ne diyeceğini merakla beklerken gözlerini onunkilerden ayırmamış ve tekte söyleyivermişti içindekileri.
" Sevdiğim kadın, dedesinden kalma evde yaşıyor. " demesiyle Ecem nefesinin kesildiğini sandı.
Serhan gözlerini onun şaşkınlık ve utançtan kırmızıya dönen suratından ayırmazken anlatmaya devam etti.
" Evin yanılmıyorsam şu an iki mirasçısı var. " deyip kızdan teyit beklese de Ecem'in aklı uçup gitmişti bile.
Daha fazla ayakta duramayacağını anladığında eliyle arkasındaki duvara tutunarak salona doğru ilerledi. Serhan da onun peşine takıldığında kızın, söylediği şeyden rahatsız olduğunu fark etmişti. Fakat gerçek buydu, arkadaşlarından da bunu gizleyecek hali yoktu ya. Üstelik bunu gizlemek şöyle dursun bağıra bağıra ilan etmek istiyordu yüreği.
" Diğer mirasçı olan teyzesi evi satmak istiyor. Bunu yapabilir mi? "
Ecem, adamın söylediklerini işitmeye devam etse de dikkatini tam anlamıyla veremiyordu. Kendini güç bela kanepelerden birine attı ve dizlerini de karnına çekerek kıvrıldı. Serhan onun peşinden içeriye girdiğinde, kızın iyi durumda olmadığını görmüş ve endişelenmişti. Kaşları derince çatılırken avukat arkadaşı da karşı hatta kendisini bilgilendirmeye devam ediyordu. Dinledikleri de tadını kaçırırken yüzü daha da asıldı.
" İzaleyi şuyu davası açarlar abi. "
" İzale ney dedin? " diye sordu anlamayarak.
Arkadaşı onun daha rahat anlayabileceği şekilde söyledi bu kez.
" Ortaklığın giderilmesi diye bir dava çeşidi var. Böyle durumlarda mirasçılar eğer anlaşamazsa mahkeme kanalıyla evi satıp parasını bölüşüyorlar. "
Serhan derin bir iç çekti.
" Yani bizim evi satmaya rızamızın olmaması bir şey ifade etmiyor öyle mi? "
" Yok kardeşim maalesef. "
" Anladım. Sağ ol Ergin. "
" Ne demek. Aklına takılan bir şey olursa ya da dava falan durumu söz konusu olursa beni ara. "
" Tamamdır. Eda'ya selamlarımı ilet. "
" Aleykümselam sen de yengeye ilet. "
Serhan o an ne diyeceğini bilemedi ve duraksadı. Hemen sonra ise başını eğerek yanıtladı.
" İletirim. "
Telefonu kapattığında Ecem'e bir kez daha bakmış ve kızın bu halde oluşunun nedeninin kendisi mi yoksa kuzeni mi olduğunu anlayamamıştı. Belki de ikisi birdendi. Ecem, adamın konuşmalarından ev için yapabilecek bir şeyi olmadığını çoktan anlamıştı. Gözlerinin dolduğunu fark ettiğinde Serhan'ın görmemesi için sıkıca yumdu. Ancak çok geçti çünkü Serhan dakikalardır her hareketini izlediği gibi bu hareketini de fark etmişti. Kıza doğru iki uzun adım attı ve yanı başında diz çöktü. Kısa bir tereddüt etse de sağ elini kaldırıp işaret parmağını kızın yaşaran gözaltına bastırmış ve bu hareketi ikisinin de irkilmesine sebep olmuştu. Ecem aniden açılan gözlerini adamın bal rengi irislerine dikerken Serhan'ın yüzüne panik dolu bir ifade yayılıverdi. Kaşları bir kez daha derince çatıldığında uzanıp avcunu kızın alnına bastırdı.
" Ecem sen yanıyorsun. " dedi telaşla.
Genç kız zaten farkındaydı bunun bu yüzden yanıt vermedi. Fakat adamın temasından kurtulmak için koltuğun arkasına doğru kaykıldı. Serhan onun bu tavrını görmezden gelerek ayağa kalkmış ve salonun ortasına doğru ilerlemişti.
" Ateş düşürücü var mı evde? "
Genç kız cıkladı. İlaç kullanan tiplerden değildi pek. Bugüne kadar hep dedesinin kocakarı ilaçlarıyla iyileşmişti. O göçtükten sonra da bu alışkanlığını devam ettirmişti. Serhan aldığı yanıttan sonra adımlarını salonun çıkışına yöneltti. Ecem onun nereye gittiğini merak ederken Serhan çok geçmeden geri dönmüş ve elleri arasında tuttuğu ıslak bezi alnına yapıştırmıştı. Genç kız hissettiği serinlikle irkildiğinde konuştu adam.
" Şş, alışacaksın şimdi. "
Ecem gözlerini sıkıca yumarken kaşlarını da çattı fakat hiçbir şey demedi. Serhan'ın da dediği gibi bezin serinliğine çok hızlı alışmıştı hatta bez saniyeler içerisinde sıcacık olmuştu. Adam kuruyan bezi kızın alnından kaldırdı ve bir kez daha salondan çıktı. Bu defa elinde su dolu bir leğenle geri dönmüştü. Kızın ön tarafındaki minik boşluğa yarım şekilde oturdu ve kucağındaki leğene bastırdığı bezi sıkarak yeniden alnına koydu. Bu işlemi birkaç kez tekrarlamış ve nihayet kızın ateşini biraz düşürmeyi başarmıştı. Bu esnada Ecem ise cenin pozisyonunda uyuyakalmıştı. Serhan kızın alnına son bir kez daha bez koyduktan hemen sonra kendi evinden ilaç almak üzere kızın montunun cebindeki anahtarı alarak evden çıkmıştı. O ayrıldığında Ecem de sanki gittiğini anlamış gibi huzursuzca sayıklıyordu. Dakikalar sonra geri gelen adam kızın alnından düşen bezi yerden aldı ve leğenle birlikte onu da mutfağa götürdü. Bu esnada bir bardak da su doldurmuş ve salona geri dönmüştü. Kıza fısıltı denebilecek bir sesle seslendi. Ecem başta hiçbir tepki vermedi. Fakat ikincisinde kaşlarını çatmış, anlamsız mırıltılar bahşetmişti. Serhan bu defa sesini biraz daha yükseltti.
" Ecem, "
Genç kız gözlerini güç bela araladığında, bir süre nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Serhan elindeki bardağı ona uzatmadan önce koltukta doğrulmasına yardım etmişti.
" Şunu iç hadi. "
Ecem adamın avcunda duran hapa bakarken kırçıllı çıkan sesiyle sordu.
" Bu ne? "
" Ağrı kesici ateş düşürücü. "
Genç kız başta reddetmek istedi fakat Serhan ısrar etti.
" Lütfen. Çok ateşin vardı. Düşürmeye çalıştım ama hala var. "
Ecem adamın söylediklerini bir sis bulutunun ardından işitir gibiydi sanki. Puslu, yabancı ve garip geliyordu sesi. Gözlerini kırpıştırdı ve hapı kavrayıp dudaklarının arasından ağzına attı. Hemen sonra uzatılan bardağı kavramış ve suyu tek dikişte bitirmişti. Bunu gören Serhan sordu.
" Bir bardak daha getirmemi ister misin? "
Ecem başını sallarken uzattı bardağı geri. İçi kavrulmuştu sanki. Adam, kızın uzattığı boş bardağı alıp mutfağa döndü. Kız için bir bardak su daha doldurup salona girdiğinde Ecem'in geri yatıp uyumaya başladığını görmüştü. Kısa bir an tereddüt etti fakat sonra suyu içmesinin daha iyi olacağını düşündü. Kıza yaklaşıp eğildi.
" Ecem, hadi güzelim bunu da iç öyle uyu. "
Genç kız itiraz mırıltıları çıkarttığında Serhan kolunu okşadı kızın.
" Ecem hadi kalk. "
Genç kız gözlerini aralarken adam kalkması için kolunu kavramıştı. Ecem adamın elleri arasında doğruldu ve dudaklarına yaslanan bardaktaki suyu zorla içti. Hemen sonra gözlerini kapatmış ve başını geri yatırmıştı. Serhan da bardağı ortadaki sehpaya bırakıp yere oturmuştu. Yarım saat boyunca kızın alnından ateşini kontrol etti ve nihayet düştüğünde rahat bir iç çekti. Fakat kızın bu kanepede iki büklüm yatmasına gönlü razı gelmemişti. Onun izni olmadan evinde dolaşıyor olmaktan memnun değildi fakat kızı yatağına götürüp üstünü örtmek istiyordu. Kısa bir kararsızlıktan sonra bunun en iyisi olduğuna karar verdi ve oturduğu yerden kalktı. Kızı uyandırmamaya gayret ederek kolları arasına aldığında Ecem başını direkt olarak göğsüne yatırmıştı. Bir an kalp ritminin arttığını hissetti ve kızın bunu işiteceğinden korktu. Fakat Ecem uyumaya devam etti. Bunun üzerine derin bir nefes alarak kızın odasına doğru ilerlemeye başladı. Odasını biliyordu. Çocukken az gelmemişti bu eve. Muhtemelen dedesinin vefatından sonra da odasını değiştirmemişti. Kapalı kapıyı yavaşça açarak karanlık odaya ilk adımını attığında bir süre durup gözlerinin karanlığa alışmasını bekledi. Ve zamanla içeriyi görebilir hale geldiğinde doğru odada olduğunu da anladı. Oda fazlasıyla dağınıktı. Yatağın üstünde top haline gelmiş bir yorgan, kırışık bir çarşaf ve yastık vardı. İlerideki gardırobun kapağında bornoz asılıydı. Yerlerde ise birkaç kıyafet ve kitap. Etrafı daha fazla incelemeden kızı yatağa sakince bıraktı. sonra uzanıp top haline gelmiş olan yorganı açtı ve kızın üzerini örttü. Ardından ateşine son kez baktı ve odadan çıktı. Kızın kapısını tam kapatmamış, hafif aralık bırakmıştı ki uyanırsa sesini duyabilsin. Sessiz adımlarını salona yöneltti ve biraz önce Ecem'in uzandığı kanepeye oturdu. Muhtemelen genç kız gece boyu uyanmayacaktı fakat yine de onu bırakıp evine gidememişti.
Sabaha kadar üç kez Ecem'in ateşini kontrol etmiş ve gün doğarken kanepede uyuyakalmıştı. Uyanmasına sebep olan şey ise çalan zil oldu. Serhan kızın uyanmasından korkarak hızla çıktı salondan ve mercekten kimin geldiğine baktı. Dünkü adamdı gelen. Yanında orta yaşlarda sıska bir başka adamla birlikte. Kaşları çatılırken kapı kolunu kavrayıp kapıyı yavaşça açtı. Barış karşısında bir kez daha Serhan'ı bulmasıyla dayanamayıp sordu.
" Sen Ecem'in sevgilisi falan mısın? "
Serhan ciddi tavrını bozmadan yanıtladı karşısındaki genç adamı.
" Falanım. Ve senin böyle istenmediğin halde sabah akşam kapısına dayanman ellerimi kaşındırmaya başladı. "
Barış da onun tavrına karşılık kaşlarını çatmıştı.
" Kuzeniyim diyorum ne hastalıklı herifsin. "
" Aynen, ben hasta bir herifim ama sandığın sebepten değil. Ha senin gibi kuzen de olmaz olsun ayrıca. Ne istiyorsun yine? "
Barış, Serhan'ın asabiyetine karşılık vermemiş ve konuyu kapatmıştı. Eliyle yanındaki adamı işaret ederken konuştu.
" İlan asacağız. "
Serhan emlakçı olduğunu anladığı adama ters bir bakış attı.
" Gerek yok. "
Barış bıkkın bir soluk çekti içine.
" Davayla falan uğraştırmayın işte satalım yarı yarıya paylaşacağız. "
" Gerek yok. " diye tekrarladı Serhan sıktığı dişlerinin arasından.
Sonra ekledi.
" Ben alacağım evi. "
Barış bir şey diyemeden evin içinden cılız ve şaşkın bir ses yükseldi.
" Ne? "
Serhan irkilerek hemen arkasındaki kıza döndüğünde emlakçı da Barış'a dönmüştü.
" Ben komisyonumu alırım. Anlaşma anlaşmadır. "
Adam kendisine doğru gelen kıza bakarken Ecem kaşlarını derince çatmıştı.
" Ecem, "
" Böyle bir şey yapmanı istemiyorum. " dedi genç kız kesin bir dille.
Fakat Serhan da en az onun kadar kararlıydı bunu yapmaya.
" Alacağım Ecem, bu evin senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Üstelik senin yanı başımdan taşınmanı da bu eve bir yabancının yerleşmesini de kabul etmiyorum. "
Genç kız adamın tam karşısında durduğunda bir an ne diyeceğini bilemedi. Bu çok kıymetli bir teklif de olsa kabul edemeyeceği bir şeydi.
" Olmaz. " dedi aniden.
" Olmaz bunun altından kalkamam ben. "
Serhan da kaşlarını çattı bu kez.
" Altından kalkacak bir şey yok. Yatırım yapıyorum. "
Ecem sesli bir soluk bıraktı dudaklarının arasından.
" Serhan Allah aşkına bu evden yatırım mı olur? "
Serhan, kızın sinirlendiği anlarda kendisine abi demeyi bırakmasından önleyemediği bir haz alırken minicik tebessüm etmişti. Ecem ise anın sıcaklığıyla bunu fark etmedi bile.
" Daha yeni kafe açmadın mı? Bu yaptığın paranı çarçur etmekten başka bir şey değil. Üstelik ben böyle bir borcun altına da giremem. "
Adam, kızın son söylediğiyle kaşlarını çatarken Barış ve emlakçı ikilinin tartışmasını seyrediyordu.
" Ne borcu? Evin yarısını sana satacağımı nereden çıkarttın? Benim kalacak. "
Ecem'in kaşları birden havalandı.
" Evin yarısı senin yarısı benim olacak yani öyle mi? "
Serhan başını salladı.
" Aynen öyle. "
Genç kız afallayarak sustu bir süre ve bakışlarını etrafta dolaştırdı. Sonra yeniden adamınkilere kaldırıp sordu.
" Nasıl olacak o? "
Serhan omuz silkti.
" Sen kalmaya devam edeceksin. "
Genç kız ağırca yutkundu.
" Sana kira mı vereceğim? "
" Hayır. Benim olan kısımla ne yapacağım bana kalmış bir şey. "
Ecem'in kafası daha da karışırken emlakçı dayanamayıp sordu.
" Abi evi alıyor musun almıyor musun şimdi? Diktin bizi kapıda. İşim gücüm var. "
Serhan, adamın kendisine seslenmesiyle gözlerini kızdan ayırmış ve kapıdakilere çevirmişti.
" Ibanını ver. "
Ecem olan biteni şaşkınlık içerisinde seyrederken emlakçı kartvizitini çıkartıp uzattı.
" Bu numaraya yaz ileteyim abi. "
Serhan kartviziti alıp başını salladı.
" Tamam evin ederini de yazarsınız. "
Emlakçı tam konuşacakken Serhan kesti.
" Yazarsın kardeşim hadi iyi günler. " diyerek kapıyı da üstlerine kapatıverdi.
Genç kız gözünün önünde olanlara ne tepki vereceğini bilemezken Serhan onu daha da şaşırtacak bir şey yapıp uzanmış ve avuç içini alnına bastırmıştı.
" İyi düşmüş. Nasıl hissediyorsun? "
Ecem tam da bu soruyla hatırladı gece olanları ve panikle bir adım geri gitti.
" Ben iyiyim... sen... burada mıydın tüm gece? "
Adam bu soruyla gözlerini kaçırmış ve elini ensesine atmıştı.
" Hastaydın bırakamazdım. " dedi güçsüz bir tınıyla.
Kızın bir de bu sebepten kendisine kızmasını istemiyordu. dünden beri onu sinirlendirecek şeyler yapıp duruyordu farkındaydı ve apaçık bir şekilde korkuyordu. Ona yaklaşmak istedikçe kendisinden daha da itmek fikri içini ürpertiyordu.
" Teşekkür ederim. " diye mırıldandı genç kız, kafası çok karışıktı.
Serhan onun tepkisine şaşırarak bakarken Ecem yavaşça yutkundu. Ne düşüneceğini de ne hissedeceğini de bilemez haldeydi. Yıllardır ilk kez hastalandığında birisi başında beklemişti ve bunun nasıl hissettirdiğini bile unutmuştu. Serhan bundan yüz bulmuş ve tereddüt ederek de olsa sormuştu.
" Çorba içmek ister misin iyi gelir? Limonlu bir tarhana mesela? "
Ecem, adamın yüzüne bakarken içinde bulundukları vaziyeti fazlasıyla yabancılamıştı.
" Evde tarhana yok. " diye yanıtladı onu.
Üstelik şu an konuşmaları gereken daha ciddi bir mesele vardı. Ev gibi.
" Tamam ben zaten pişirmeyi bilmiyorum. Çorbacıya gidelim mi? "
Genç kız başını iki yana sallarken konuyu değiştirdi.
" Serhan evi satın alamazsın. "
Serhan ise çoktan bu meseleyi kapattıklarına inanıyordu.
" Ecem alacağım. Serbest piyasa böyle bir şey. Arz talep. "
Hatta ona kalsa kızın payını da alır ve parasını ona öderdi fakat Ecem'in bunu asla kabul etmeyeceğine emin olduğundan teklif etmiyordu. Çünkü bu durumda en iyi ihtimalle kendisine kira ödemeye kalkacaktı. Bu da ne Serhan'ın kabul edeceği bir şeydi ne de Ecem'in altından kalkabileceği bir şey...
" Serhan lütfen. Aile işlerime bu kadar dahil olmanı istemiyorum. Sadece senin değil, kimsenin. " dedi genç kız bu kez doğrudan.
Serhan, kızın dilinin gerçekten de bazen çok sert olduğunu kabul etmeliydi artık. Bazen öyle dan diye konuşuyordu ki insanda ne heves ne keyif bırakıyordu. Yine de yılmayacaktı. Bu mesele ciddiydi.
" Olmaz Ecem. Buradan taşınamazsın. Üstelik kiralar olmuş ateş pahası. Hem çok istiyorsan ileride alırsın evin tamamını benden. "
Ecem tüm bunların zaten farkındaydı. Sıkıntıyla solurken bakışlarını adamın ısrarcı gözlerinden ayırdı.
" Ev arkadaşı ilanlarına başvururum. " diye mırıldandı kendi kendine.
Fakat bu fikir Serhan'ı daha da kızdırdı.
" Aynen, deli mi manyak mı sapık mı bilmeden rastgele biriyle eve çıkarsın. Ben de ne izin verirdim ya buna! "
Ecem onun haklı olduğunu bilse de inatlaştı.
" Senden izin alan yok. " derken kollarını göğsünde kavuşturmuştu.
Serhan bu çıkışla sessizleştiğinde genç kız devam etti.
" Ayrıca insanlara benim hakkımda öyle şeyler deme. "
Adam tek kaşını kaldırdı.
" Nasıl şeyler? "
Ecem omuz silkerken gözlerini o hariç her yerde gezdirmişti.
" Dünkü gibi şeyler işte. "
" Sevdiğim kadın olduğunu mu söylemeyeyim? " demesiyle kahvelerini adamın öfkeyle parlayan gözlerine dikti.
Bir süre sessizce bakıştılar. Ardından genç kız sert bir soluk çekti içine.
" Beni sevdiğin falan yok senin ne kendini kandır ne de... " deyip birden cümlesini kesmişti.
" Bu değil mi tüm sorun? Sen de benden hoşlanıyorsun ama bana güvenmiyorsun. Korkuyorsun. O yüzden bana ve hislerime karşı bu kadar duyarsız, bu kadar acımasızsın. " derken sesi de bakışları kadar öfkeliydi.
Ecem ise dilinin ucunda dolaşan zehri akıtmaktan çekinmedi çünkü söyledikleri doğruydu. Ona güvenmiyor, kendisinde geri dönüşü mümkün olmayan hasarlar bırakmasından da deli gibi korkuyordu. Elbette yıllarca çocuk kalbiyle sevdiği adamın bir gün çıkıp da kendisinden hoşlandığını itiraf edişine kalbi erimişti. Kimin erimezdi ki? Bu hayatta en hayran olduğu erkekti o. Kalbini bu denli attırabilen tek erkek olmuştu. Fakat üstünden yıllar geçmiş, o yangın sönmüştü çoktan. Külleriyle uğraşmanın da bir manası yoktu. Çünkü küller bir kez daha yanarsa sönmek şöyle dursun her şeyiyle kendisini tutuşturacağından korkuyordu.
" Senden hoşlandığım falan yok benim. "
Serhan'ın kaşları daha derin çatıldı bu itirazla ve kıza doğru bir adım attı yavaşça. Ecem geriye kaçmak istese de kendisini tutmuştu.
" Hoşlanmıyorsun öyle mi Ecem? "
Genç kız başını salladı kararlılıkla.
" Yalan söylüyorsun. " dedi adam bu kez sert çıkan sesiyle.
Ecem irkildi bunun üzerine.
" Neden yalan söylüyorsun? Neden kaçıyorsun benden? " diye devam etti Serhan.
" Yalan falan söylemiyorum. Senden de kaçtığım yok. İstemiyorum seni etrafımda. " diye sıraladı genç kız kelimelerini.
Niyeti adamın canını yakmak değilse de yakmıştı. Bunu kısılan gözlerinden bile rahatlıkla görebiliyordu. Bu sebeple kaçırdı bakışlarını.
" Yalnız bırakır mısın beni artık? " dedi bu kez daha güçsüz çıkan sesiyle.
Serhan derin bir nefes çekti içine önce. Sonra ise gerçek bir merakla sordu.
" Bu kadar acımasız olmak zorunda mısın? "
Ecem de titrek bir nefes vermişti bu soruyla. Niyeti de arzusu da bu değildi halbuki. Sadece kendini korumak istiyordu. Serhan'dan kendisine yar olmayacağına o kadar emindi ki ihtimaliyle bile eli ayağı birbirine karışıyordu. Serhan kim, kendisi kimdi ayrıca? Olacak iş değildi. Geçici bir heves uğruna da başını yakamazdı. Okulunu bir an evvel bitirip meslek hayatına başlamak istiyordu. Böyle hayallere kapılırsa okulunu bitirememekten, kendi ayakları üstünde duramamaktan korkuyordu en çok. Adam, kızın sessiz kalışıyla sorusunu değiştirdi.
" Başkası mı var kalbinde? " bu soru dudaklarından öyle güç çıkmıştı ki.
Alabileceği en ufak olumlu yanıtla içinin kavrulacağını bile bile sordu yine de. Çünkü kızın ısrarla kendisinden kaçmasını anlamlandırmak istiyordu. Taş olsa çatlardı. Ecem bir kez daha karşısındaki adamın gözlerine baktı. Evet dese belki bırakırdı peşini fakat ona böyle bir yalan söylemek istemiyordu. Serhan'ın gözünde kendisinin yalnızca bir heves olduğuna inanıyordu ve rekabet ortamı yaratarak onu daha da kızıştırmak istemiyordu. Elde ettiği an vazgeçeceği kadını, başkasını sevdiğini düşünürse belki de erkeklik gururuna yediremeyip gözünde büyütecekti. Bunlara mahal vermek istemiyordu.
" Yok kimse. " dedi dürüstçe.
Doğruydu da. Serhan'dan çok etkileniyor, çok hoşlanıyordu fakat artık kalbinde değildi adam. Ara sıra uğrayıp ritmini değiştirmekten başka...
Serhan bu yanıta sevinse mi üzülse mi bilemedi. Sertçe yutkundu ve sorusunu değiştirdi.
" Neden istemiyorsun beni? "
Bu soru da ne saçma diye düşündü sorarken. Bugüne kadar da kimseye böyle bir şey demişliği yoktu zaten. İstenmediği yerlerde durmak gibi adetleri de yoktu işin aslı. Fakat Ecem'in kendisini istemediğine ikna olamıyordu bir türlü. Çünkü kızın kendisine bakarken gözlerindeki ışıltıyı görmüştü kaç kez. Yanlış mı anlamıştı yani hepsini? Şu an ne derse kabul edeceğim, dedi kendi kendine. Israr etmeyecek yolundan çekilecekti. Çünkü bu tavırları kızı rahatsız etmesi bir yana kendisini de küçük düşürüyordu. Bir başkası yapsa asla kabul etmeyeceği şeyleri kendisi yapıyor kızın dibinden ayrılmıyordu. Yakışmıyordu böyle şeyler ona. Taciz eder gibi... Ecem ise bu soruyla artık tekrar tekrar aynı şeyleri konuşmaya takatinin olmadığını anlamıştı. Dürüstçe aklından ve içinden geçen her şeyi söyleyip konuyu kapatmaya karar vermişti. Bu kovalamacanın devam etmesine iki tarafın da sabrı kalmamıştı artık. Anlamsızdı da üstelik. Bir yere varmayacaktı.
" Serhan, bak ben seni sevdim. Çok sevdim hem de. Sen inanmasan da çocukça bulsan da... " demesiyle adam gözlerini yumdu.
Pişmanlık tüm bedeninde kol gezerken kız bunu umursamamış devam etmişti konuşmaya.
" Ama sonra kabullendim. Haklıydın. Küçüktüm. Saçmaydı yaptığım. Zaten sonra sen nişanlandın. " demesiyle gözlerini açtı Serhan.
Konunun nereye gittiğini anlamamış fakat rahatsız olmuştu.
" Ben ise sözlendim. " dediğinde adam dişlerini sıktı.
" Benim sözlenmem seninki gibi olmadı tabi. Severek ya da isteyerek olmadı. " derken gözlerini kaçırdı genç kız.
Serhan ise daha fazla dayanamadı ve araya girdi.
" Ecem, "
Fakat genç kız müsaade etmedi devam etmesine. Söyleyeceklerini bitirecekti önce. Sonra varsa bir diyeceği derdi o da. Kahvelerini yeniden adamın bal rengi gözlerine kaldırdı ve yavaşça yutkundu.
" Üstelik nişanlını da gördüm. Çok güzel bir kadın. Benim aksime. " adamın yüz ifadesi aniden değişmiş, kaşları çatılırken dudakları itiraz etmek ister gibi büzüşmüştü.
Fakat Ecem bir kez daha fırsat vermedi adama.
" Yani senin hoşlanıp da sevebileceğin kadın Gamze gibileri. Ben ise sıradan genç bir kızım. Ne beğeneceğin, ne ilgini çekebilecek biriyim ben. Öğrenciyim bir kere hala. İş kadını değilim. Şu an bu hissettiğini söylediğin her şey... geçici. Muhtemelen gerçek bile değiller ama sen farkında değilsin. Gerçek gibi geliyor sana. "
Adam artık daha fazla dayanamadı ve kızla arasındaki bir adımlık mesafeyi de kapatarak sardı belini. Ecem tenine temas eden parmaklarla irkilirken ona engel olamamıştı.
" Ecem. " dedi adam yoğun bir tınıyla.
Genç kız, adamın sesi kadar yoğun olan bakışlarının altında kıvranan kalbini yatıştırmak istese de kendisine bu kadar yakınken elinden hiçbir şey gelmiyordu. Üstelik gözlerini dahi kaçıramıyordu. Çok, çok yakındı. Nefes alamıyordu.
" Bana bir kez daha hissettiklerimin gerçek olmadığını söylemeye cüret etme. " diye devam etti adam.
Hemen sonra alnını kızınkine dayadı.
" Yapma bunu. Ben yaptım. Sen yapma. "
Genç kız yüzüne çarpan nefesle gayriihtiyari yummuştu gözlerini.
" Aç gözlerini. " diye fısıldadı adam bu kez.
Bunun üzerine Ecem sertçe yutkunmuş ve utanarak açmıştı gözlerini. Bir süre binlerce anlam içerisinde sessizce bakıştılar. Hemen sonra adam fısıldadı.
" Çok güzelsin. Çok gerçeksin. "
Ne demek istediğini anlayamasa da içi titredi genç kızın. Oysa çok güzel olmadığını çok iyi biliyordu. Fakat adamın efsunlu sesinden duyunca inanası geliyordu.
" Gamze'ye aşık değildim. " diye devam etti Serhan.
Zaten aşka da inanmazdı. Ecem sessizce bekledi devamını.
" Sevmiştim onu yalan değil. Ama sana dün de söyledim. Ben... ben kıskanç bir adam değilim sanırdım kendimi. Gamze çok sosyal çok aktif bir kadındı. Bir sürü erkek arkadaşı vardı. Hatta yanılmıyorsam arkadaşım diye tanıttıklarından biri de eski sevgilisiydi. Yani bence öyleydi. " omuz silkti.
Ecem ise tüm bunları kaşları çatılarak dinlemeye devam etti. Adamın söylediği şeylere inanası gelmiyordu. İnsan nişanlısının eski sevgilisi ile arkadaş kalmasını nasıl kabul ederdi?
" Ama onu bile umursamadım anlıyor musun? Geçmiş gitmiş dedim. Sevse ayrılmazdı dedim. Önemsemedim. Ne kadar modern, çağdaş bir adamım değil mi? " diye alay etti kendisiyle.
Genç kız yakınlığın yarattığı huzursuzlukla kımıldandığında alınlarını ayırmıştı. Adam itiraz etmedi buna fakat ellerini de çekmedi belinden. Ecem ise onların varlığını çoktan unutmuş gibiydi. Tüm bedeni uyuşmuştu sanki.
" Ama sen... " dedi ve yutkundu adam.
" Senin eski sözlün, en yakın arkadaşın, hocan... " son kelimeyi sıktığı dişlerinin arasından telaffuz edişi kızın gözünden kaçmadı.
İç çekti Serhan.
" Dayanamıyorum Ecem. "
Genç kız bunun üzerine ilk kez araladı dudaklarını.
" Ego yapıyor olabilirsin. Sonuçta Gamze zaten popüler bir kadındı ve etrafında olan onlarca erkeğe rağmen seni seçti. Ben ise benim işte. " deyip omzu silkti " Benim etrafımda kim niye olsun? Birileri olacak gibi olunca da belki ego yapıyorsun. Belki seni seçmememi yediremiyorsun. "
Serhan gürültüyle solurken ellerini çekti kızın bedeninden.
" Of Ecem. " dedi içten bir bezmişlikle.
Başını yana çevirip tek eliyle saçlarını dağıtırken genç kız sertçe yutkundu. Galiba sonunda adamı bezdirmişti ve bu nedense birden paniğe kapılmasına sebep oldu. Ama zaten en başından beri istediği de bu değil miydi? Peşini bırakması? Şimdi neden bırakacak diye korkuyordu? Sessizce fakat içi içini yiyerek bekledi öylece. Serhan ise bir süre sonra başını yeniden kıza çevirmişti.
" Neden canavar gibi görüyorsun sen beni? Ben de en az senin kadar duyguları olan bir insanım."
Kız sessiz kaldı. Serhan devam etti.
" Ha bu arada. Ego yaptığım doğru. Tıpkı senin kendini Gamze ile kıyaslaman gibi ben de kıyaslıyorum kendimi. Hakan'la, Mert'le, Ulaş denen yavşakla. "
Ecem'in kaşları çatılmıştı ansızın.
" Hakan konusundan bıktım. Mert ile kardeş gibiyiz dedim sana ve hocamla ilgili düzgün konuş lütfen. "
" Bak işte. Sen böyle çıkışıyorsun ya bana. Benim daha da sövesim geliyor hepsine. " dedi adam bu kez hırsla.
Sonra kıza müsaade etmeden devam etti konuşmaya.
" Tek sebebi korkmam Ecem. Deli gibi korkmam. Beni seçmemeni yediremiyorum değil, beni seçmemen benim içimi yakıyor. Mert kardeşin eyvallah. Hakan'ı zaten hiç sevmedin. Ona da tamam. Hocan da yardımsever biri. Ne fark eder? Söyler misin ne fark eder? Sen hiç kıskandın mı birini? "
Genç kız kirpiklerini kırpıştırdı telaşla.
" Kıskanmamışsın ki Ecem. "
Ecem itiraz edecek oldu önce. Kıskanmıştı çünkü. Gamze'yi çok kıskanmıştı nişan fotoğraflarına bakarken. Hem güzeldi hem de Serhan'ın nişanlısıydı. Nasıl kıskanmazdı ki? Fakat bunu söylemedi ona.
" Sen hiç, durduk yere... sırf başka bir kadınla gülümseyerek konuştu diye bir adamı kıskandın mı Ecem? Hiç bu denli yedin mi kafayı sen? Ben yedim. Ben hocanla seni kafede gördüğümde yedim. Gülüşünden ilk kez nefret ettim ben. O adama sundun diye. O... " durup derin bir nefes aldı " Genç, yakışıklı, iyiliksever hocana sundun diye. Ego mu? Sikmişim egosunu. Ego mu sence bu? Ego yapsam adamın yakışıklı olduğunu kabul edip dile getirir miydim sence? Allah kahretsin ki o adam yakışıklı Ecem ve ben bundan da nefret ediyorum. Senin beğenebileceğin herkesten nefret ediyorum. İlk defa böyle kırılgan hissediyorum. İlk defa bu yönümle tanışıyorum ve ne yapacağımı bilmiyorum ben. Çocukken beğendiğin adamı artık beğenmiyor musun? Yaşlanmış mıyım? Çirkinleş miyim? "
Genç kız adamın sözleriyle içini derin bir hüznün kapladığını hissetmişti. Böyle hissetmesine sebep olduğu için kendine kızdı o an. Çünkü yetersiz hissetmenin ne kadar kötü olduğunu da çok iyi bilirdi.
" Hayır. " dedi başını iki yana sallarken " Hayır hala çok yakışıklısın. "
Adam yanıt almayı dahi beklemezken, aldığı yanıtla adeta şoka girmişti. Gözleri kocaman açılırken Ecem çoktan pişman olmuştu bile. Gözlerini kaçırdı ve alt dudağını ısırdı. Az önce Serhan'a çok yakışıklısın demişti değil mi? Gözlerini yumdu bir süreliğine. Serhan ise ilk şoku atlatmasıyla derince gülümsedi. Kızın kendisini hala beğeniyor olduğunu duymak öyle iyi gelmişti ki. Çünkü günlerdir içi içini yiyordu. Aynada kendine her zamankinden daha uzun bakıyor, gözlerinin yanında oluşan kırışıklıklara sövüyordu. Ecem'in kendisini artık beğenmediğine emin olacaktı neredeyse. Sonra genç kız gözlerini açtı ve boğazını temizledi.
" Ama ben seni çok yakışıklısın diye sevmemiştim ki. "
Serhan sessizce bekledi kızın konuşmasını. Ecem ise yeniden çevirdi gözlerini adamınkilere.
" Hayrandım ben sana. Merhametine, nezaketine, zekana... her şeyine işte. "
Adamın kaşları havalandı belli belirsiz.
" Artık... değil misin? " diye sordu çekinerek.
Bugün kalbine kast edecek cevapların eşiğinde volta atıyordu resmen. Omuz silkti Ecem.
" Tanımıyorum ki ben bu Serhan'ı. " deyiverdi.
Serhan bir süre sessizleşmiş sonra ise yanıtlamıştı genç kızı.
" Değişmedim ki ben. "
Ecem başını iki yana salladı hemen.
" Hepimiz değiştik. Büyüdük Serhan. Koskoca on sene. Hayal kırıklıkları, mutluluklar, hüzünler atlattık. " durdu ve soluklandı " Sen de beni tanımıyorsun. Tanımadığın birini sevdiğini söylüyorsun. " diye devam etti sözlerine.
Serhan ise buna katılmadı.
" Ben senin kalbinin en temiz, en saf halini biliyorum Ecem. Şimdi belki üstü is bağlamıştır. Bilemem. Ama içeride ne olduğunu biliyorum. Üstelik hayranlıksa, ben hayranım asıl sana. Duruşuna, aklına, sabrına, güzelliğine, gücüne... böyle bir kadını sevmemek zor asıl. Sen bunu görmüyorsun. Seni seviyor olmama şaşırıyorsun. Ne kadar sevilesi olduğunun farkında bile değilsin. "
Yavaşça yutkundu genç kız, yanaklarının ısındığını hissederken. Adamın her bir kelimesi ruhunu okşuyor, kalbini öpüyordu sanki. Fakat işte onlara kapılmaktan ölümüne korkuyordu. Kendisini teslim etmekten ödü kopuyordu. Derin bir iç çekti ciğerlerine. Bunun üstüne adam sordu sorusunu.
" Şimdi söyle. İçinde, kalbinin en temiz köşelerinde... hiç mi kalmadım ben? Yoksun dersen sözüm olsun çıkmam karşına. "
Ecem'in sessizliği adamın pamuk ipliğine bağlı umudunu bir o yana bir bu yana savururken genç kız onun her geçen saniye asılan suratına daha fazla kayıtsız kalamamıştı.
" Korkuyorum. " diye itiraf etti nihayet.
Serhan çatılan kaşlarıyla baktı kızın gözlerine.
" Neyden? "
Ecem sertçe yutkundu bunun üzerine.
" Sana tekrar kapılmaktan. "
Adam nihayet genç kızdan samimi bir yanıt alabilmiş olmasına sıkıca tutunarak yüzüne doğru hafifçe eğilmiş ve elleriyle de kollarını kavramıştı.
" Ecem izin ver yuva olsun şu kalbim sana. " dedi içten gelen yoğun bir tınıyla.
Ecem adamın parıldayan bal rengi irislerini hayranlıkla seyrederken alt dudağını sertçe yalamıştı. Bu hareketi her zaman olduğu gibi adamın dikkatini bir kez daha minik fakat dolgun dudaklarına indirdiğinde telaşla araladı dudaklarını. Serhan ise o an kızı ne kadar çok öpmek istediğinden başka bir şeyi düşünemiyordu. Hayranı olduğu bu genç kızın yumuşacık görünen ıslak dudaklarında soluklanmanın nasıl bir haz vereceğini düşündüğünde aklı gidiyordu. Ergen gibi bunu hayal etmekten alıkoyamıyordu kendisini. Biraz daha böyle dururlarsa kendisini tutamayıp öpeceğinden emindi. Neyse ki Ecem'in sesiyle kendisine geldi.
" Çok çok ağırdan alıp önce birbirimizi tanıyacağız. " dedi genç kız kararsız çıkan sesiyle koşul koyarken.
Serhan bu cümleyle kaşlarının saç diplerine kadar havalandığını hissetmiş ve dudağına kocaman bir gülümseme yayılmıştı.
" Tamam. " diye yanıtladı kızı heyecanla.
" Tamam ne dersen o. "
Ecem hata yapıp yapmadığına emin olamazken sıkıntıyla soludu.
" Ayrıca... bunu kimseye söylemek yok. Şu an için... "
Serhan bundan pek hoşlanmasa da başını salladı. Ecem koşullarına bir yenisini daha ekledi ardından.
" Ve bana karışmaya da kalkma. "
Adam, kızın bu cümleyle neyi kast ettiğini anlamayarak baktı yüzüne.
" Nasıl yani? "
" Kıskançlık yapmandan söz ediyorum. Bu sadece tanışma gibi bir şey olacak. Birbirimiz üzerinde herhangi bir söz hakkımız yok. "
Serhan sert bir soluk çekti bunun üzerine. Sonra başını yana çevirdi ve keyifsizce güldü.
" Anladım. Anladım Ecem. Olur yapmam kıskançlık. " derken sesi oldukça tavırlıydı.
Kız anlamıyordu ki kendisini. Sanki elindeydi onu kıskanıyor olmak. Ecem onu kızdırdığını anlasa da bir şey demedi. Herhangi bir ilişkiye başlamıyorlardı. Madem tanışmıyorlardı, birbirlerini yıllar sonra yeniden ve daha yakından tanımaya yönelik bir adımdı bu. Devamına sonra bakacaklardı.
" Tamam. " dedi Ecem de bunun üzerine.
Serhan yeniden dönüp baktı kıza. Kıskançlıklarını içine atardı atmasına, sonuçta kız nihayet kendisine bir şans tanımıştı. Fakat o herifin kendisini evine bırakmasını da istemiyordu. Flört eder gibi evine kadar bırakmak neyin nesiydi ya? Dişlerini sıkarken kızın kollarını bıraktı.
" Peki artık seni ben alıp bıraksam okula eve? Buna izin var mı? " diye sordu.
Kız anlamadı adamın niyetini.
" Mahalledekileri şüphelendirmeyecek şekilde olabilir. " dedi yalnızca.
Serhan sesli bir iç çekti. Sahiplenmek yasak, kıskanmak yasak, ilan etmek yasak... Kıza saygı duyacak ve hepsine katlanacaktı bu netti de... inşallah ters bir şey yapmazdı. Kendine pek güvenemiyordu açıkçası.
" Tamam güzelim. " dedi başını sallarken " Hallederiz onu. "
Ecem adamın kendisine güzelim demesine de laf edecek oldu önce fakat sonra tuttu kendini. Hem hoşuna gidiyordu hem de artık o kadarına da lüzum yoktu sonuçta tanışma sürecine de arkadaş olmaya girmiyorlardı. Başını salladı o da.
" Tamam. " diye mırıldandı.
Serhan bir süre ilgiyle inceledi kızın halsiz görünen yüzünü ve sonra yineledi sorusunu.
" Çorba içmeye gidelim mi? "
Ecem kısa bir duraksamadan sonra başını salladı.
" Olur. "
Serhan güldü bu kez.
" İlk date için şahane bir lokasyon sayılmaz affet. Ama telafi ederim. "
Ecem de bu cümlesiyle gülümsemişti derince.
" Senin de dediğin gibi çok güzel ve çok gerçek. " dedi samimiyetle.
Adamın ne demek istediğini o an anlamıştı. Aralarındaki bu şey de tıpkı Serhan'ın gözündeki Ecem gibi çok gerçek ve hayatın içindendi.
Merhaba nasılsınız?
Bölüm nasıldı? Bizimkiler daha sevgili olmadan eve girdiler ansndnfsjfnnf
Serhan nihayet muradına erdi gibi.
Sizce yürütebilecekler mi ve Serhan kıskanmama sözünü tutabilecek mi?
Beni takip eder misiniz? Instagram: @ailkesandikli
