Evet evet. Biraz sağa, biraz sola ve biraz da yukarı. Ah hayır kendimi henüz göremiyorum!
"Babaaa! Aldığın kamera çalışmıyor" diye bağırdı pencereden bahçeye.
Babası o sırada bahçedeki lahanaları kesiyordu.
"Düğmesini açtın mı?"
Hemen yerine, yatağının önüne geçip oturdu. Yatağının üstüne konumlandırdığı kamerasının düğmesine bastı ve...
"Evet çalışıyor" diye bağırdı heyecanla. "Kendimi görüyorum. Ama neden yanaklarım bu kadar şey..."
"Tombul demek istedin sanırım" diye kapıda belirdi abisi.
Hızlıca arkasını dönüp abisine baktı. Gözlerini kararttı, terliği ile arasında gelip gitti bir müddet. Sonra hışımla terliği alıp fırlattı. Terliği, hedefi asla tutturamazdı yine öyle oldu. Üstü başıyla bir dilenciye benzeyen abisi, kahkaha atarak uzaklaştı.
Kamera kayıt etmeye çoktan başlamıştı. Üstünü başını düzelterek,
"Hoş, ben kendimden memnunsam sorun yok" dedi. "Evet bugün günlerden, ah evet hemen bakıyorum." Masasındaki takvime bakıp, "25 Ağustos" dedi. "Bugün çok heyecanlı bir gün. Girdiğim sınavın sonuçları elimde. Görende sınava çalıştığımı zannedecekler." Son cümlesini kısık sesle dile getirdi. "Sınavı kazanıp kazanmadığımı birlikte öğreneceğiz. Hazır mıyız!"
Zarfı açmak için çok hatta çok fazla uğraştı. "Böyle şeylerde oldukça başarısızımdır." Ve nihayet içindeki kağıdı açar açmak gözleri fal taşı gibi açıldı. Sonrasını hatırlamıyordu. Bayılmıştı.
