İçeriğe geç

AH BE HOCAM+18

Bölüm 38 · 15 dk okuma

AH BE HOCAM+18

Bölüm 38

Bölüm 36

Yavaş yavaş sindire sindire okuyun. Bir arkadaş tavsiyesi.

Birde dümenden bir yorum.

İyi okumalar

...

"Kıraç." Fısıldadım. Ağzımı açıp tekrar onunla ilgili sevdiğim şeyi söyleyecekken parmakları iç çamaşırımı yana kaydırıp iki parmağını kadınlığıma sürttü.

"Üzerindekini çıkarır mısın?" Bir rica değildi. Hem de rica olarak değerlendirecek durumda da değildim.

Ellerimi ıslak saçlarından çekip düğmeli geceliğimi açacağım sırada ellerim duraksadı. Bu duraksamamı gözleri ile takip etti. Yavaş ve isyankar bir bakışla gözlerime değince bunu yapmamaya karar verip onun boynuna doladım ellerimi.

Biraz kendime çekip dudaklarını dudaklarıma değdirdim. Ağzımı açtığım gibi dili, dişlerime, dilime ağzımın her tarafını talan etmek için girdi.

Her hücrem yanıyordu. Hızlı olmasını istiyorlardı. Kadınlığımdaki eli hala hareket etmemişti ve bu da kafayı sıyırmama neden olacaktı. Saat kaçtı 16 mı?

"Aç şu düğmelerini." Dudaklarımızı ayıran taraf oydu. Sözleri istediği şeyi vermediğim için suçlu durumuna düşeceğim kadar cezbediciydi.

Ensesindeki saçları çekiştirdim. İki eli de üzerimde olduğu için ve bir eli ile de destek aldığı için düğmeleri açacak üçüncü bir kolu da şu an olmadığı için tek çözümü bana kalıyordu.

Başımı iki yana sallayıp ona uzanacağım sırada tekrar konuştu. "Aç yoksa yırtarım."

Ne demişler bebek gibi seven düşmanı gibi siker.

"Seni seviyorum Kıraç." Amacım onu durdurmak değildi ama her zamanki gibi ona onu sevdiğimi söylediğimde üzerine düşen şok etkisi gözlerini gözlerimden ayırmamasını sağladı.

Aşıktım ulan. Ve onu çok seviyordum. Hayatımda kimseyi bu kadar sevmesem de onu seviyordum. Bunu iliklerime kadar da hissediyordum.

Ortama erotikliği sıfır kaçacak bir şey yapıp yanağına dudaklarımı değdirdim. Sakince öpücüğüm elmacık kemiğini neden daha önce öpmediğimi sorguladım. İçim pırpır oldu. Onu içime sokup sonsuza kadar sadece ben sevmek istedim. Kimse bu adamı görmesin sadece benim olsun istedim.

Minik masum öpücüğüme karşı hamle olarak parmaklarını kadınlığımdan çekip beni kendine çekti. Üzerimden kalkmadı kendini yanıma attı ve beni belimden tutup göğsüne çekti.

Kalbim az önce yaşananlardan hızlı atıyordu. Başımı göğsüne koydum. Kalp atışları hızlıydı. Benimki kadar hızlıydı.

"Bunu her söylediğinde sanki ortamdan soyutlanıyormuş gibi hissediyorum. Dalıyorum. Gözlerine ruhuna... Her şeyinle seni istediğimi fark ediyorum. Sende hissediyor musun?" Onun gibi olmasa da kendi açımdan çoğu şeyi hissediyordum.

"Beni istemek mi? her şey cinsellik değildir diyen bir hocam vardı. Çok severim kendisini. En azından ders anlatmadığı zamanlarda. Hissediyorum senin gibi olmasa da senin açından olmasa da küçük dünyama renk katıyorsun." Gülüşünü göğsünden hissettim ve bu beni de güldürdü. Ulan az önce sevişiyorduk. Hemde ıslak ıslak.

Benimle birlikte suyun atladıktan sonra ona deli gibi tutunmama karşın dibe batmamıştım. İşin ilginç yanı ayaklarım havuzun zeminine değiyordu ve ben yine de kıraçı bırakmamıştım. Şimdi ise buradaydık.

Elini kaldırıp saçlarımı düzeltti. Parmakları yüzüme değdiği anda bir kaç dakikalık giden ateşim geri gelmişti. Başımı kaldırıp sağ bacağımı üzerine attım. "Durabilir-"

Tamamen üzerine çıkıp kadınlığımı özellikle şişkinliğinin üzerine konumlandırıp emin olmak için kalçamı hareket ettirdim. Boğazından bir hırıltı geldi. Sırıttım. İnilti de denebilirdi ama daha şok erkeklerin çıkardığı türdendi.

Ellerimi iki yanına koydum. Bende kontrolü kaybediyordum hem de hiç olmayacak bir şekilde ve buna hiç müdahale etmek istemiyordum. Biraz daha yerleşip sol dirseğime indim. Göğsüm göğsüne değiyordu. Gözleri birazdan tekrar kontrolü alacakmış gibi bir vahşilikte bakıyordu.

Gündüz olmasına rağmen şimdiden zevk almaya başlamıştım. "Durma Kıraç. Ben durmak istemiyorum." Dediğim gibi gözlerim dudaklarına kaydı. Dudaklarımı yaladım ve vakit kaybetmeden dudaklarına dudaklarımı bastırdım. Sağ elimle saçlarını çekiştirip yüzünden çekiyordum. Sanki üzerimdeki su bir anda buharlaşmıştı.

Bu kadar ateş fazla sana.

Elini saçlarıma attı. Diğer elini de kalçama koyup beni istediği şekilde biraz kaydırdı. Bunun zevki ile kalçamdaki eli altında kıvrıldım. Belim kavislendi. Dudaklarımız ayrıldığında gözlerimiz buluştu. "Sende az değilsin bakıyorum." Çok güzel bir cevap aklıma geldi ve burnuna burnumu sürttüm.

"Tapıyorum sana görmüyor musun?" Gözlerindeki bakış yoğunlaştı. Az önce de yoğundu ama şimdi hepten bir duygu barındırır olmuştu. Bana cidden aşık gibi bakıyordu. Hissettiğim kalbi hızlıydı. Onu hızlandırmış olmak beni istemsiz mutlu etmişti. Gülümsedim.

Gözleri gülüşüme takıldı. Dudaklarından bir gülümsemenin dumanı geçti. Gözleri çok şey anlatırken dudaklarına bakamamıştım. "Bana söylediğim lafları yedirecek bir gülümseme." Sonra gözlerimin derinine bakarak devam etti. "Seninle sevişmek için sana yalvarıyorum."

Bu sefer donan taraf bendim. Gülüşüm dondu. Siktir. Bu bende bu kadar etki yaratamazdı. Şimdi anlıyordum neden donup kaldığını. Ulan evren.

Bir cevap vermem için inatla gözlerime bakıyordu. Başımı salladım. Gündüz olması kimin umrunda. beklemediğim bir hareket yapıp ben üzerindeyken dikleşti ve oturur pozisyona geldi. Kaşlarımı çattım. Karın kasları bu kadar güçlü olamazdı değil mi?

Elini belime götürdü. Kalçamdaki eli sabit duruyordu. Dirseğime dayandığım elim omzuna tutundu. Bu adam beni siker. Bunun farkına varıp daha rahat kalkması için ayağa kalktım. Bunu yaparken bana engel olmamış büyük ihtimal yüzündeki küçük sırıtışla zaten ne düşündüğümü anlamıştı.

Ayağa kalktı ve bana baktı. "Hazır mısın?" Evet başlıyoruz. İçimde kıpraşan arzuyu hissettim. Onu kucaklamaya oldukça hazırdım.

"Bana bütün sevgini ver Kıraç." Beni bir çırpıda kucağına aldı ve cam duvardan salona girdik. Omzuna tutunup başımı boynuna yasladım. Kalp atışım heyecanımı ele verse de bu adamın karşısında utanacak değildim. Hemde yarı yaşımdan daha fazla aramızda yaş farkı varken.

Hareketleri ve merdiveni tırmanışı sakindi. Hatta çok yavaş ilerliyordu. Kontrollü adımlarına başka zaman olsa düşerdim ama şu anda bu yavaşlık bünyemi berbat etkiliyordu.

Sakalına götürdüm elimi. Öpüşürken batsa da artık alıştığım için koymuyordu. Baş parmağımı hareket ettirince bana saniyelik bir bakış attı. Hareketim şu ana çok hafif gelmişti. Çok cansız ama bir o kadar da hissedilebilir.

Merdivenlerden tamamen çıkınca başını çevirdi ve dudakları avucuma değince karnım kasıldı. Dudakları önce narince değdi sonra dilini avucuma değdirdi. Hislerimi kaybettim. Küçücük bir şeye mest olmuştum. Kelimeler boğazıma dizildi.

Küçük bir inilti boğazımdan yükselince başımı omzuna koydum. Bu iyi hissettirmişti. Ve verebileceğim en iyi cevaplar listesinden başı çekiyordu.

Sol elim üzerine giydiği düğmeli siyah renkli saten geceliği buldu. Düğmelerine tutundum. Bu gece bitmez. Dili elimden ayrılıncaya kadar sabit kaldığımızı anca farkettim.

Ani bir dürtü ile başımı omzundan kaldırdım ve elimi tekrar yanağına koyup başını kendime çevirdim. Uzun süredir saçına baktığımıda es geçmeyelim.

Dudaklarına uzandım. Sessiz kabulü ile benden önce dudaklarımızı o birleştirdi. Ellerimi boynuna dolarken bacaklarımı salladım. Anladı ve beni kalçamdan destekleyerek bacaklarımı beline dolamaya yardım etti.

Bir adım atınca sırtım duvara dayandı. Alt dudağını çekiştirirken beline bacaklarımı daha sıkı sardım. Onu hissetmek teninin tenime değmesi tarif edilemezdi.

Dudaklarımız sesle ayrıldığında "sıkı tutun." Dedi. Sesi çok boğulaşmıştı. Daha önce bu kadar testosteron barındıran sesini duymamıştım. Tırnaklarım boynunu sıyırdı.

Ellerini kalçamdan çekip belime doladı. Belimde de dursa elleri kalçamda da dursa kolay kolay düşeceğimi sanmıyordum. Elleri belimi sardı sarmaladı ve beni duvardan ayırdı.

Hareket edip bir odaya girecekken tekrar dudaklarına yaklaştım. "İki dakika rahat duramıyorsun değil mi?" Başımı cilveli bir şekilde iki yana salladım. Burnuna burnumu değdirdim.

"Konu sen olunca çok bile bekledim." Dedim. İçimdeki ona karşı sakladığım bütün duygular davranışlar bariyerini çoktan aşmıştım. Cilve mi dibine kadar. Erotik konuşmalar mi? Ondan daha da fenayım.

Bakışlarında sayamadığım duygular geçiyor beni ona bakmaya onları teker teker ayırmaya zorluyordu. Bir elimi boynundan çekip üzerindeki geceliğin düğmelerine attım. Tek elimle açamadığım düğme sinirimi bozunca başımı düğmelere indirdim ve diğer elimi de boynundan ayırıp açmaya koyuldum. Henüz iki tanesini açmıştım ki. Sırtım yumuşak bir yere değdi.

Onun düğmelerine ve göreceğim karın kaslarına o kadar odaklanmıştım ki. Beni yatırdığını ve ilerlediğimizi unutmuştum. Tek eli ile iki elimi de tuttu. "Sakin ol. Odaklanman gereken o düğmeler değil." Ve tek hamlede ellerimi ittirip düğmelerini açtı. Böyle bir şey yapabileceği aklıma bile gelmemişti.

Üzerinde sadece kolları ile ona tutunan gömleğe baktım. Siktir. Karın kaslarının bu kadar derin olması normal miydi yoksa genetik olarak mı ailesi master yapmıştı. Göğsü desen aman aman. Gözlerimin parladığına emindim. Elini çeneme koyup başımı kaldırdı.

Heyecan ile baktığım adam da bana aynı heyecan ve açlıkla bakıyordu. Onda kendi duygularımın yansımasını gördükçe içimdeki cesaret filizleniyordu.

"Kıraç-" dudaklarıma yapışması ile sözüm kesilirken tırnaklarımı göğüsüne bastırdım. Tırnaklarımı kaydırıp karın kaslarına geldim. Onlarda tırnaklarım tek tek dolanırken kıraç elini çenemden çekip göğsümü, düğmeli geceliğimin üzerinden bulmuştu. Ovucu ile kavradığı sol göğsümü hafifçe sıkınca tırnaklarımı karın kaslarına geçirdim.

Dudaklarımdan ayrıldığında tadını hala ağzımda hissediyordum. Saniyelik göz temasını bölüp boynuma başını koydu. Bacaklarımı kalçasına sarmaktan vazgeçip iki yana açtım. Daha iyi yerleşti. Şu an aldığım zevki tanımlayamazdım.

Boynumda dilini gezdirdi. İstemsiz inledim. Başı boynumdayken elleri durmadı ve kendi düğmelerini açtığı nezaketle benim düğmelerimi de açtı. Şimdi fark ettiğim ayrıntı ile etrafa baktım. Oda fazlasıyla genişti ve gün ışığını engelleyen perdeler etrafa gece vibe veriyordu.

Boynumdaki ince deriyi ısırmasıyla etrafı incelemekten kurtuldum. Kesin orası moraracaktı ama kimin umrunda. Acımıştı da havuzun oradayken de ısırmıştı. Elimi karnından saçlarına çıkardım. Bu sırada boynumdan ayrıldı ve burnunu boynumda sürterek südyenime kaydı. "Bilmek ister misin bilmiyorum ama-" dedi nefes nefese.

Gözümlerimde olan bakışları beni buldu. "Saçlarıma dokunulmasından nefret ederim. Sen dokununca ise-" sözünü kendi kesti ve kaşlarını çattı. Doğru sözcükleri arıyormuş gibiydi. Cevap vermesini beklemeden belimi kaldırıp önünü açtığı geceliğimi kollarımdan çıkardım. Kenara atarken kıraç hala ne diyeceğini düşünüyordu. Yüzünü avuçladım elime batan sakalını takmadım.

"Bunu bilmiyorum. Kendimi özel hissettim." Dudakları kıvrıldı.

"Seni daha da özel hissettirebilirim." Altında yatan imayı anlamamak için salak olmak gerekiyordu. Bende gülümsedim. Kıpırtılar alt tarafımı yaktı.

"Ve bunlar da benim." Az önce göğsülerime doğru konuşmuştu. Ellerim hala yanaklarındaydı. Tek eli ile südyenimin askılarını indirdi. Onun olduğunu idda ettiği göğüslerime bakarken utandım. İstedikleri kadar onun olabilirlerdi.

Max bir avuç kadarlar

Elini sırtıma tenime sürterek götürdü ve kopçamı açtı. Ona yardım ederek südyenim kollarını kollarımdan çıkardım. Açığa çıkan göğüslerimle birlikte eline aldığı südyenimi odanın bir ucuna fırlattı. Duvara çarpıp düşen 800 liralık südyenim canımı acıttı.

İki göğüsümü de ağırlığını üzerime vererek avuçlayınca inledim. "Sana daha güzellerini alırım. Dert etme." Sonrasında dili göğüsümün etrafında dolaştı. Kavruldum.

Güneşin altında saatlerce kalmış gibi yanıyordum. Bir göğsümü öpücükleri ile sarmalarken diğer göğsümü eli ile hiç de nazik olmayan hırçın bir şekilde sıkıyordu.

Saçlarını sertçe çekiştirdim. Ben çekiştirdikçe öpücükleri yerlerini ısırıklara bıraktı. Siktir iz kalacaktı. Hassas derimin her tarafı moraracaktı.

"İz bırakma."

Başını isteksiz bir mırıltı ile kaldırdı. "O sadece bir kere olur." Onunla birlikte gittiğimiz ormandaki evde de yakınlaşmıştık. Ona ithafen demiştim ama yememişti. Oh ne güzel.

"Ama-"

İtiraz edip kendimi gülünç duruma düşürmek mi? Ah bebeğim kesinlikle evet.

Başını tekrar göğüslerime indirmeden konuştu. "Uzatma." Gözlerim yuvalarından çıkacaktı. Bu adam yatakta cidden de söylediği kadar otoritermiş. Ve baskın.

Göğüs ucumu ağzına aldı ve emmeye başladı. Ne bekliyordu bilmiyordum ama süt gelmeyeceği kesindi. Kesik kesik inlemelerim etrafa yayılırken diğer elimi sırtına koydum.

Aynı yaptıklarını sağ göğsümde de gerçekleştirdi. Biraz sert ısırdığı göğüs ucuma karşı sesim yükseldi. "Kıraç!" Çok acımıştı.

Başını göğsümden uzaklaştırdı ve eli ile göğüs ucumun yaşayıp yaşamadığını kontrol etti. Ulan Kıraç. Eline vurdum. "Bir de kontrol mü ediyorsun. Merak etme kopmadı." Bu dediklerime sadece nazikçe gülümsedi ve özür hediyesi olarak öpücüğünü bıraktı.

Dudakları karnıma kadar ilerledi. Ne yapacağını anladığımda elleri çoktan kısa şortumu bulmuştu. Elimi uzatıp elini tuttum. Şortun lastiğini esnetti. "Ada. Durmayacağım veya beklemeyeceğim." Elimin üzerini öpüp şortu bacaklarımdan sıyırdı. Sikerler şu anda utanamam hayır şu anda olmaz.

İç çamaşırımı da kaşla göz arasında indiren ve bacaklarımdan çıkaran hocama baktım. Şu an matematik umrumda bile değildi. Bacaklarımı kapatma dürtüm ile savaştım.

"Sakın." Bacaklarımı biraz daha ayırdı ve bir elini karnımdan yukarı çıkarıp sol göğüsümü avuçladı. Buraya gelemden önce jiletle aldığım bacaklarıma ve özel bölgeme teşekkür ederim.

"Çok güzelsin." Ve dudakları oraya değdi. Elimle çarşafı kavradım.

Kendimi geri çekmeye çalıştığımda izin vermedi. Sessiz emirini anlamıştım. Dudakları adeta benimle öpüşürkenki gibi hareket ederken kendimi tutamıyordum. Yer yer sakalı da iç bacağımı sıyırırken inlemelerim çığlıklara dönüştü.

"Kıraç."

Dilini içime ilerletti. Beni adeta yavaş yavaş emerken zevkin doruklarına çıkıyordum. Her dilinin darbesinde bir yüksek noktaya çıkıyordum. Eli ise göğüsümü yoğuruyordu.

Elimi saçlarına götürüp çekiştirdim. Artık bu tatlılıktan vahşiliğe doğru çıkıyordu. Koparacak kadar sert değildim.

"Devam et." Dedi saniyelik kadınlığımdan ayrıldığında. İlk defa yaşadığım bu durum kalp atışımı tekletti. Dili hızlandı ama sonra delirtici derecede yavaşladı ve dilini daha normal şekilde hareket ettirdi.

Bir dakika ne?

"Kıraç." Mırıldamaya benzer bir ses çıkardı. Şu an bunu yapıyor olamazdı değil mi? Bu kadar yükselmişler boşalmama çok az kalmışken beni bekletiyor olamazdı değil mi?

"Ne yapıyorsun?" Nefes nefese kaldığım için zor anlaşılıyordu sesim.

"Tadını çıkarıyordum."

Başımı hırsla yastığa bastırdım. Vay yastık varmış. Yalvarmamı bekliyorsa-eğer ki bunu bekliyor.

Daha da yavaşladı ve durdu. ŞU AN DURDU.

Kalçamı hareket ettirip kendimi geri çekmeme de izin vermiyordu. Öyle kaldık.

"Devam edeyim mi?" Ona baktım. Gözlerinden okunuyordu deli gibi devam etmek istediği ama onu engelleyen ona yalvarmamı istediği küçük bir pürüz vardı. O da bunu delicesine istiyordu.

Mutsuzca inledim. Ben bunu hiç hesaba katmamıştım. Nefesi kadınlığımı yalıyordu ve deliriyordum.

"KIRAÇ!"

"Söyle aşkım. Söyle güzelim." Devam etti. "Devam etmemi söyle." Titredim. Göğsümdeki elini kendine çekti ve bacaklarıma doladı damarlı ellerini.

"Söyle."

Sertçe sıktığım çarşaf kırış kırış olmuştu. Elini elimin üzerine koyup elimdeki çarşafı serbest bıraktı. Parmaklarıma parmaklarını geçirirken tavanı izliyordum. Alışkanlık işte insan vazgeçemiyor.

Ona istediğini vermek istiyordum ama ağzım açılmıyordu. Sakince saniyeler geçti. Dakikalar kovaladı onları. Kıraç benden bir cevap beklerken sakince nefesini üflüyordu.

Elimi elinden ayırmaya çalıştım. Bırakmadı. Başarısız olacağımı bildiğim halde ondan uzaklaşmaya çalıştım. "Kaçamazsın. Bir cevap bekliyorum ve istersem akşama kadar beklerim Ada." Şu öğretmen sesi.

"Devam et." Diyebildim en sonunda. Buraya kadardı.

"Lütfen de." Siktir.

"Lütfen devam-" elini sıktım. "Et." Dudakları konuştuğum anda kadınlığıma dayandı ve yarım bıraktığı işi devam ettirirken elini elimden bir saniye bile ayırmadı.

Kasıldım. Ardından sakinleştim. Sonra tekrar kasıldım. Belim kavislendi. Doruklarda geziyordum. Tek dil hareketi bile ağzına boşalmam için yeterliydi.

Son darbeyi hassas noktaları yalayarak noktaladı. Dayanamadım. Zaten odada tek benim inlemelerim ve ara ara kısık volümlü çığlıklarım duyuluyordu.

Doruğa ulaştım. Saçını çekiştirdim bıraktım ve bedenim titredi. Bacaklarım yorgunluk ile hakimiyete boyun eğdi.

"Kıraç." Sayısız kere adını söyledim. Hoşuna gidiyordu. Hemde fazlasıyla gidiyordu. Anlamamak mümkün değildi.

Kıraç Tamamiyle beni tatmin olmuş bir şekilde tatmaya devam ederken yorgunluk hissettim.

Beni temizleme işini layığı ile bitirince başını kaldırdı ve gözlerindeki parlama ile baktı bana.

Bakışlarından ayrıldım ve tavana baktım. Hızla üzerimde yükseldi ve tekrar yüzyüze geldik. "Çok güzeldi." Dudaklarıma değdi.

Sakince öptü. Yüzüme gelen saçlarımı geriye attı. Onun dudaklarında kendi tadımı aldım. Islaklığımız gitmişti bile. Sakince karşılık verdim. "Almam gerek bir şey var." Üzerimden kalktı.

Bir şey dediği şey kondom olmalıydı. Yanlışlıkla hamile kalmak istemezdim. Bir dakika sonra üzerime eğildi.

Elimi sakalına attım. Hala çıkmayan çıkamayan ama emareleri belli olan sakalına.

"Yapmak istediğim farklı bir şey vardı onunla." Elimi aramıza atıp aletine dokunacağım sırada elimi tutup başımın yanına koydu. "Bugün değil."

Dudaklarımı büzdüm. "Ama istiyorsun." Sonra trip atasım geldi. "Tabi diğerleri kadar iyi değilim." Kaşları çatıldı.

"Uzun zamandır kimse ile yatmadım." Demek ki bir aralar yatmıştı. Omuz silktim.

Girişime dayandı. "Ben kimseyle yatmadım." Dedim. Biraz daha hareket ederken kalçası kıpırdadı.

"Biliyorum sadece benim olduklarını söylemiştim." Dedi göğüslerime bakarak. Sonra gözlerime baktı. "Bu sadece onlar için geçerli değil." Kontrolünü tamamen bırakmadığını görüyordum. O ince çizgiyi geçmiyordu.

Beklemediğim anda içimde ilerledi. Çığlığım boğazıma dizildi. Ağzım açıldı. Onu tamamen hissetmesem de kaygan yüzeyi uyum sağlıyordu. "Kıraç. Kıraç. Kıraç. Dur."

Saçlarını çekmek işe yaramıyordu. Sırtına tırnaklarımı batırdım. Ondan da bir hırıltı çıktı. Ama durmadı. Tamamen içimde onu hissettiğimde çığlığımı tutamadım. Bir an ev inledi sandım. Bu kondomun markasını öğrenmeliyim.

Hareket etmeye başlaması ile tekrar çığlık attım. insan alışmamı beklerdi.

"Kıraç." Durmadı. Geçen seferki gibi zorlayıcı değildi ama tamamen hissetmek çok gerçekçiydi.

Doldurulmak. Ve bunu tam hissedememek arasında gidip geliyordum ve bu adam beni gram duymuyordu. Hem kontrollü olup hem de nasıl beni duyamazsın be adam.

"DUR." Dedim. Sesim sandığımdan yüksek çıkmıştı. Gözlerinden bir şaşkınlık geçti ve bir an pişmanlık göremediğime şükrettim.

"Güzelim." Alnını alnıma dayadı. Gözlerim kapanınca tamamen durdu. Hareketleri tamamen durdu. Göğüslerimiz birbirine değiyor nefesimiz birbirine geçiyordu. Arada adamı frenlemek gerekiyordu.

Hareket etmesini istiyordum ama ondan daha fazla istediğim bir şey varsa o da onu hareketsiz bir şekilde hissetmekti. "Böyle iyi mi?" Hafif hareketler ile kalçasını oynattı.

Hafifçe mırıldandım. Biraz yükselip ellerimi derisine batırmaktan vazgeçtim. Boynuna doladım elimi.

"Seni-"

"Sus. Söyleme onu." Gülümsedim. Hareketleri ritmikleşince parmakları elimi yatağa bastırdı.

"Ne söylememi istersin." Yavaşladı ve sonra tekrar hızlandı. Her hareketi fazla kontrollüydü. İnlemekten boğazım yandı.

"Daha da hızlanmamı?" Biraz benden uzaklaştı ve bana alıcı göz ile baktı.

"Durmamanı söylediğimi hatırlıyorum." Dedim.

"Kendinle-" hızlanınca nefesim kesildi. "Çelişiyorsun." Onunda nefesi kesildi. Ne kadar da nefes kesiciydik.

Tekrar boşalmanın sınırlarında geçerken sırtını boydan boya çizdim. Çizik sesi kulaklarıma kadar geldi. Fena derecede iz kalacaktı.

"Beni seviyorsan katlanmalısın." İleri geri hareketi ile sırtını tekrar çizdim. Bu haz inanılmazdı. Ve buna bağımlı olabileceğim kadar da tehlikeli.

Kıvrıldım. Altında deliye döndüm. Her hareketi ya inlememle kesiliyordu ya da çığlığımla. Ben çığlık atıyordum ah siktir. Bunu bu kadar sık yapabileceğimi bilmiyordum bile.

"Seni seviyorum." Ellerim sırtında duraksadı. Ani itirafı ikimizin de boşalması ile birlikte gelmişti. Onun erkeksi inlemeleri bile az önceki dediklerinin uğultusunu bastıramadı.

Haz ile çığlık ve inleme döngüsü tekrarlandı.

"Bunu beklemiyordum." Sakinleşmemiştim.

"Bu birdi." Sonra gözleri ile buluştum. Terlemiştim ve terimi emen tek şey çarşaftı o da şu anda pek iyi sayılmazdı.

"Ama-"

"Ben yaşlı bir adamım. Tabi ki zevklerim uzun sürer." Kaşlarımı kaldırdım. Hala içimden çıkmamıştı ve nabız gibi atan kadınlığımla onu sarmalıyordum. Dudakları oynadı ve beni esir almadan önce son sözlerini söyledi.

"Söz veriyorum. Yarın sana bebek gibi bakacağım." Onun benimle ilgilenmesi hoşuma gidiyordu. Konuyu başka yere çektim. Öpüşmemize ramak kalmıştı.

"Dilf diyorsun." Başını iki yana salladı. "Benim çocuğum yok." Bacaklarımı beline dolarken cilvemin geri geldiğini hissettim. Bu açı çok iyiydi.

"Yaşlısın." Kaşları eğlenen bir tonda kalktı. Belime elini koyup önce kendini bana bastırdı sonra beni ona bastırdı. Karnımın karnına değmesi göğüs uçlarımın dikleşmiş kısımlarınında aynı şeyi tekrarlaması dışında çok da bir şey yoktu. Ten çekimi bu olsa gerek. Tenim onun tenine uyum sağlıyordu.

Hadi canım

Ellerimi ensesinde gezdirdim. "Hatta yakında dede diyeceğim sana." Nerden geldiği belirsiz özgüven çıtalarını zorladı.

Kadınlığımdaki zonklama yerini yeni bir hevese bıraktı. "Avantajlı olduğunu mu sanıyorsun?" Soru gibi sormuştu ama cevabım belliydi. Hareket etti. Dudaklarımı birbirine bastırdım.

Kendini bana ittirdi ve bunu tekrarladı. Az önce bu kadar acı hissetmemiştim ama şu an gözlerimin dolduğuna emindim. Az önceki neydi o zaman?

Gözümden bir damla yaş süzüldü. Bunu yakalamaması için başımı yan tarafa çevirdim.

"Ada-"

"Devam et. Kendimi avantajlı sanıyorum." Dedim zor bela. Hareketleri durdu ve içimden çıkacağını anladığım zaman onu durdurdum.

"Hayır bunu yapmayacaksın."

"Canın yanıyor şu an kesmezsem-" başımı ona çevirdim. Göz yaşımın aktığı yanağıma baktı. "Ağlamana dayanamadığımı biliyorsun. Bunun nedeni olmak istemiyorum. Ne olursa olsun." Ciddi ses tonuna diyecek cevap bulamadım. Şu anda mı?

"Lütfen. Hem zaten yarın bebek gibi bakacağını söylemedin mi? Şimdi düşmanın gibi sikebilirsin." Fazla mi açık sözlüydüm. Kesinlikle evet.

Gözlerime kararsızlıkla baktı. Kelimelerime fazla takılmış gibi görünmüyordu. Kalçamı hareket ettirdim. Boynundan hafif bir kuvvet uygulayıp kendime yaklaştırdım dudaklarını.

"Hem formdan düşmüş görünüyorsun." Bu onu harekete geçirdi. Hızı ile başka pozisyon denememize gerek bile kalmadan ikinci kez boşaldık. Benim üç oldu ama duracak da değildik. İnsan olup da sekste sınır bilmeyenler derneğine hoşgeldiniz.

Sonra mı? Sonrasında neredeyse hiç konuşmadık. Fakat kayıtlara geçsin ki.

Bu adam yeterince formunda. Hatta tahminiminde ötesinde.

...

Rahatladık mı?

OHH.

Hayat nasıl gidiyor?

Çok içime sindi bölüm. Var ya tam olmasını istediğim gibi oldu. Ve 100k dan bu yana geliştiğimi hissediyorum. En azından bu bölümleri yazarken.

Yazdıktan sonra şunu farkettim. Keşke vazoyu kırsalardı. Neyse artık bir dahakine.

Seviyorum sizi.

Görüşürüz.

Bölüm sonu

1 yorum