İçeriğe geç

AH BE HOCAM+18

Bölüm 15 · 13 dk okuma

AH BE HOCAM+18

Bölüm 15

Bölüm 14

İyi okumalar

...

Kıraç hocama anlamaz bakışlarımı gönderdim. "Ada-" Fırat hocam konuşmaya başladığı anda Kıraç hocam sözünü kesmişti.

"Gidip üzerini giyinip eşyalarını topla ada. Seni eve oradan da dershaneye bırakacağım. Nasıl olsa aynı yere gidiyoruz." Fırat hocama gönderme yapması gözümden kaçmamıştı. O da beni bırakmak istemişti. İkide bir Kıraç hocam Fırat hocamın sözü kesiyordu.

"Ben bırakacağım adayı." Kıraç hocam yapmacık bir gülümseme gönderdi Fırat hocamın söylediği şeye.

"Zahmet olmasın be Fırat. Zaten yolumun üstü." Fırat hocam çenesini sıktı.

Ben hala bir şey anlamadım. Kıraç hocam damdan düşer gibi gelmiş şimdi de beni bırakmak istediğini söylüyordu. Bir yandan iyi olabilirdi fırat hocama yaptığım şey yüzünden utanç duymam hala geçmemişti. Ama bir yandan da sorgulamamış değildim. Hocam siz hayırdır diyen keko damarımı susturdum. Hayır böyle bir şey demeyecektim.

"Ben anlamadım şimdi kıraç hocam. Ben bir yerden başka bir yere taşınan bir eşya değilim. Kafam karışık. Tamam eywallah da gerek var mı?" İkisinin de bakışları bana dönmüştü. Ben sadece kıraç hocamın kahvelerine bakıyordum ve yukarı bakmaktan boynum ağrımıştı. Kendimi eşya gibi hissetmeye başlamıştım ki bence de haklıyım.

"Burada kimse senin bir eşya olduğunu düşünmüyor ada." Kıraç hocam ağzını açıp tekrar konuşacağı sırada onu böldüm.

"Hayatta en sevmediğim şey salak yerine koyulmak." Gözlerim dolmuştu. İkiside beni bırakma konusunda salakça bir tartışma yapıyorlardı. Kıraç hocam ona keza burada ne işi vardı.

Kıraç hocam yanıma gelip diz çöktü. Gözlerimi ondan bir saniye bile ayırlamamıştım. Kucağımda olan ellerimi avuçladı. Soğuk ellerim onun sıcak elleri ile buluştu. Bu sırada kıraç hocamın giydiği gömleğinden boynundaki morluk dikkatimi çekti. Çaktırmadan gözlerim saniyelik ona kaysa da hızla toparlayıp gözlerine baktım.

"Seni asla salak yerine koymam." Başını fırat hocaya çevirdi. Başlarını anlayamadığım bir şekilde ilk kıraç hoca sonra da Fırat hoca hafif kaldırdı ve indirdi. Sözsüz mü anlaşmışlardı.

"Tamam şöyle yapalım. seni evine oradan da dershaneye bırakmamı ister misin?" Kıraç hocamın sesi sanki daha da yumuşamıştı. Fırat hocama baktım.

"Ama fırat hocam ile geldim. Ayıp olur." Ah sesim niye böyle çıkmıştı şimdi. Hiç de sevmem tipitip kızları. Fırat hocam da bana kıraç hocamdan eksik kalmayacak bir şefkatle bakıyordu. Dudakları yukarı doğru kıvrıldı.

"Eğer sende istiyorsan bana ayıp olmaz." Ellerini hala ellerimden çekmemiş olan kıraç hocama baktım. Etrafın sıcak olmasına rağmen içimi bir titreme sardı. Kıraç hocam bana ben Fırat hocama bakıyordum. Aklıma yine yaptığım pis şeyler geldi. Gözlerimi kaçırdım.

Kıraç hocam gözlerime beklenti ile bakıyordu. Başımı salladım. Bir daha bu ikisi arasında kalmak istemiyorum. Mümkünse bir daha bir araya gelmesinler istemiyorum. İki ucu boklu değnek misali bir ona bir buna çok saçmaydı. Onlar benim hocalarımdı. Allah var ikisininde ilgisini buram buram hissediyordum.

"Tamam sen eşyalarını toparla ben kapıda bekleyeceğim." Başımı salladım. Ellerini ellerimden çekince ayağa kalktım. Kapıya doğru ilerleyip kapıyı açtım. Son kez arkaya baktığımda fırat ve kıraç hocam birbirlerine kötü sayılabilecek bakışlar atıyorlardı. Kıraç hocam yavaş yavaş çöktüğü-az önce oturduğum koltuğun önündeki-yerden kalkıyorken kapıyı kapattım.

Sakin ol ada sakin ol. "Az önce ben ne yaşadım." Sessizce mırıldanıp merdivenlere yönelmeye başladım. İnşallah bu merdivenlerden kayıp düşmezdim. Çünkü ben bu ikisini yan yana görünce sakarlığım tavan yapıyordu.

Canın hocaların

İkisinede bayıldığımı söylemiş miydim? Evet evet söylemiştim. Onu bunu bırak da Kıraç hocamın boynundaki morluk. Sevgilisi mi vardı da o yapmıştı? Isırık izine benziyordu. Hayırlısı bakalım. Yakında çıkar kokusu. Bizim dershane dedikodu ağı olduğundan mütevellit.

Merdivenlerden korkuluğa tutunarak sağ sağlim çıkınca şükür ettim. Fırat hocamın odasına yürüyüp kapıyı açtım.

İki koltuğun arasındaki masada olan kombin dikkatimi çekti. Belki bugün giymezdi ama okulda giyerse cidden çok güzel olurdu. Giyer miydi ki? O kadar giyer diye yaptım ama giymeme ihtimali de vardı. Fifty fifty.

Aynı zamanda masanın üstüne koyduğum telefonuma ilerledim. Açma zamanı gelmişti. Haziranı aramalıydım. Çantam ondaydı.

Telefonuma doğru ilerledim. Telefonu elime aldığım sırada koltuklardan birine tünedim. Telefonum zaten açıktı. İnternet kapalı olduğundan mesajlar gelmemiş aramalar çoğalmıştı.

+55 sevilimm

+34 Haziran 12/D

+10 melek 12/D

Harika. Annem aramadıysa sorun yoktur. Telefonumun şifresini girdim. İnterneti açtım. Hadi bismillah.

+238 mesaj. wow

+1 mesaj annemden AAA. İlk annemin mesajına baktım. 2 dakika önce atmıştı. Şükürler olsun.

Annem❤️: neredesin?

Ben: gelicem anne sevil ile markete çıkmıştık.

Annem❤️: hemen gel eşyalarını sonra alırsın. Dershanen başlayacak.

Ben: tamam.

Kadın yemin ediyorum takık. Oysa sevil ile markete gitmiştik ah be. En azından çakmamıştı bişeyleri. +1 şans. Umarım sınav sonuçlarımdan birini öğrenmemiştir de eve gidince beni haşat etmez. Fırat hoca sınavları okuduysa girerdi direkt.

Bu demek oluyor ki hızlıca eve gitmem lazım. Telefonumu şarjdan çıkardım ve şarjı aldığım çekmeceye geri koydum. Çıktığım yatağı düzenlememiştim. Hemen onu da şipşak hallettim. Üzerim böyle gitmeyecektim herhalde.

Eşyalarımın olduğu kitaplığın oradaki sandalyeye yürüdüm. Bunları çıkarıp buraya koyduğuma inanmıyorum. (Kesinlikle sen koymadın.) Üzerimdeki çizgili tişörtü çıkarıp ilk eteğimi sonra da deri bol ceketimi geçirdim. Çorabım yerindeydi. Akşam çıkarmamıştım onu demek ki.

Çıkardığım tişörtü nereye koysam ki. Odada gözümü gezdirdim. Bence direk kocaman gardrobun üzerinden sallandırmalıyım. Ne yapacağımı bilmeden sandalyenin üzerine katlayarak koydum. Görürdü herhalde.

Saçım başımı uyandığımda düzenlediğim için hala düzenli olduklarını varsayarak çantamı almaya yöneldim. Telefonumu diğer mesajlara bakmadan çantaya koydum haziranı sonra arayabilirdim. Vakit kaybetmeden Fırat hocamın okyanus kokulu parfümünün sardığı odayı derli toplu bırakıp çıktım.

Çantam ve ben merdivenlerden inerken ufak bir düşme krizi atlatsak da sapasağlam bir şekilde aşağı ulaşmıştık.

Kıraç ve Fırat hocam ortalarda görünmüyordu. Elimdeki çantayı sıktım. Acaba yanlarına mı gitsem? Ya konuşmaları bitmediyse. Mazallah kulak misafiri olup kafaya takmak istemezdim. Kısa bir ölçüp tarttıktan sonra gitmeye kadar verip fırat hocamın odasına doğru ilerlemeye başladım.

Kapının önüne geldiğimde içerdeki konuşmalar dışarı taşmış durumdaydı. Bunlar niye birbirlerine karşı bu kadar zıtlar. Hep kavga ediyorlar atışıyorlar dershane koridorunda da böylelerdi. Kapının tam önünde dikildim kaldım. İçeri girmeye cesaretim el vermedi.

"Kıraç uzlaşmacı davranamaz mısın?"

"Ben ve o pislik adamlarla uzlaşmam." Cıkladı Kıraç hocam. "Ben sen değilim anekdot."

"O adamlarının başının kim olduğunu ve ne yaptıklarını bildiğini sanıyorum. Uzlaş gerekirse arabulucu tutarız." Dedi Fırat hocam. Bunlar ne konuşuyordu böyle. Wooww domates çorbası.

"Beni bu işe bulaştırıp yardım isteyen sensin. Adamların yakında ayaklarını öpeceksin."

"Boş yere geberip gitmek istemiyorum Kıraç hocacım. Daha yaşayacağım güzel günler var."

Konu ilgimi çektiğinden daha dikkatli dinlemeye başladım. Mafyaya falan mı bulaşmışlardı bunlar heyecan dopamin adrenalin.

"Güzel günler demek." Odada ayak sesleri duyuldu. "Kuyumculardan götü kurtardıktan sonra anekdot istediğin kadar eğlen. Sen sağ ben selamet."

"Hem senin baban bunların arkadaşı değil miydi?" Kıraç hocam konuşmaya devam ediyordu. Fırat hocamdan ses yoktu.

"Babam uzun zamandır onlarla kavgalı. Bu iş de üzerine gelince ondan yardım istesem, iki aile çatışmaya girer ve emin ol sonuç kan davasına döner. O adamlardan birini öldürsen senin 10 adamını mezara koyarlar." Fırat hocamın dedikleri ile tüylerim diken diken oldu. Şaka maka baya ciddi ciddi konuşuyorlardı.

"Babanı eledik o zaman-" Fırat hocam Kıraç hocamın sözünü kesti.

"Yeri gelince yardım alabilirim." Fırat hocamın babası kimdi ki?

"Mümkünse alma." Kıraç hocam. "En azından şimdilik."

Kısa bir sessizlikten sonra Fırat hocam konuştu. "Dershanene elçi göndereceklermiş."

Kıraç hocam burnundan güldü. "Sinirlerimi bozuyor bu durum. Hiç bişey de yapamadım. Siktiğimin sikikleri."

"Yapıcaz ama beklememiz lazım parabol. Açıklarını bulmak için babamın haberi olmadan bir kaç güvendiğim adamını görevlendirdim. Onlar arıyorlar."

"Bende tunaya söyledim o da diğerlerine haber verdi." Dedi Kıraç hocam. Tuna'yı bir daha görmemiştim. Yakışıklı bigboy Tuna.

Evli olan tuna

"Kuyumcunun gelmesine ne kadar var size?" Fırat hocam sinirle konuşmuştu.

"Perşembe günü işe başlıyor. Bugünü sayma. 4 günde ne yapmayı planlıyorsun." Bu sayede yeni gelen hocanın fizikçi olacağını varsayıyorum. Perşembe günü işe başlıyordu.

"Bunu yine konuşalım ama önce şu gezi izinlerini yazdım ve gönderdim yönetmeliğe ordan da bakanlığa gidecek."

"Geziyi de ne için istediklerini biliyorsun değil mi?"

"Elimden başka bir şey gelmiyor kıraç. Daha yaratıcı bir fikrin varsa duymak isterim."

"İyi. Bugün dershanede olucam zaten izinleri bana gönder." Dedi kıraç hocam ve adım sesleri kapıya yaklaştı. "Ve izninle öğrencimi bırakmam lazım."

Parmak uçlarımda hızla çıkış kapısının oraya döndüm ve kalp atışlarımı normale döndürmek adına derin derin nefesler almaya başladım. Bunlar ne konuşmuştu. Sesler yüksekti ama kavgavari bir hava aldığım söylenemezdi. Gezi mi olacaktı evet bunun ile ilgili dershane koridorunda da konuşmuşlardı. İkisi de birbirini sevmemesine rağmen işbirliği yapıyorlardı. Ama ne için? Ne yapmış olabilirler ki bu iki zıtlık bir araya gelmiş olabilir. Kafamda deli sorular.

Ayak sesleri gittikçe yaklaşırken beklemeye başladım. Bunları Sevil ile konuşup kritik yapmalıydık. O severdi olay bilim kurgu vs.

Kıraç hocam yanıma doğru gelirken yüzüne baktım. Saçlarının önü yana atılmıştı. Yüzü beni görmeden önde ciddi bakarken bana baktığı anda yumuşamış üzerimi kontrol etmişti.

"Hazır mısın?" Başımı salladım. Arkadan gelen Fırat hocamın elleri ceplerindeydi.

Ayakkabılarımın Fırat hocamın büyük dolabında olduğunu varsayıp oraya yürüdüm. Bir sürü ayakkabı vardı. Kendi ayakkabımı bulmam zor olmadı. Topuklu deri ayakkabılarımı alıp hemen oradaki pufa oturdum.

Bu sırada kıraç hocamda ayakkabılarını giymiş üzerine kabanını geçiriyordu. Bir adamın giydiğine bak bir de benim bralet ve deri cekete. Birinin fena götü donacak.

Kıraç hocam kapıyı açıp dışarıdaki soğuğu içeri davet edince sessiz küfür savurdum. Ayağa kalkıp Fırat hocama döndüm "Görüşürüz hocam. Her şey için teşekkür ederim."

"Her zaman ada. Kendine iyi bak görüşürüz." Başımı sallayıp kıraç hocamın tuttuğu kapıdan dışarı çıktım. Hay anneni.

Soğuk yüzünden bedenimi saran titreme tekrar içer girmem için beni sınıyordu. Kıraç hoca Fırat hocaya bişey demeden kapıyı kapatıp arkamda bitti.

Ellerin kollarıma koyup beni az ilerdeki aramasına doğru yönlendirdi. "Çok ince giyinmişsin ada. Hasta olacaksın."

Ben burnumu çektim. Kesinlikle hasta olacaktım. Siyah marka arabasını anahtar ile açtı. Kendisi sürücü koltuğuna doğru giderken bende yolcu koltuğunun kapısını açıp yerleştim. İçerisi de dışarısı gibi soğuktu ama en azından rüzgar esintisi yoktu.

Kıraç hocam da arabaya binip kapıyı kapattı. Arabayı çalıştırıp ısıtıcıları açtığında az da olsa rahatladım.

Fırat hocamın evinden hızla uzaklaşırken kıraç hocama baktım. Fırat hocamla ikisinin konuşması beynimde dönüp duruyordu ama soramazdım da. Adama salak salak baktığımı fark edip önüme döndüm.

"Sor ne soracaksan ada." Hocam siz nerden-

"Fırat hocam ile nasıl tanıştınız?" Ne yani bişey sormam lazımdı. Meraklı bir insanımdır.

"Uzun hikaye ada. Belki bir gün anlatırım." Çok klişe bir laf söylemişti. Sanki devlet sırrı abicim. Okulda denk geldik dese bile inanırdım. Şimdi daha da meraklandırıyordu.

Bişey demeden camdan dışarı bakmaya başladım. Bu klişeden sonra ne denirdi ki.

"Fırat bana akşam eğlendiğini söyledi?" Bunu bir ima ile mi sormuştu bana mı öyle geliyordu. Hocam. Sesinde ufak sinir kırıntıları farkettim.

"Evet biraz dağıttım." Bacaklarımı birbirine bastırdım. Kıraç hocaya dair gram hatırladığım bir şey yoktu. Aklıma onun boynundaki morluk gelince bende ona sordum.

"Siz de dağıtmışsınız hocam?" Hocama çevirdim bakışlarımı. Yüzünde bir gülümseme belirdi.

"Evet bende biraz dağıttım."

"Anlıyorum." Dedim. Sevgilisi olduğundan şüpheleniyorduk zaten şimdi kesin emin olmuştum. Sevgilisi vardı ve dün akşam fena halde onu morartmıştı. Adam kapatıcı sürse anca geçecek bir morlukla dersimize mi girecekti.

"Çok belli oluyor hocam." Bunu söylemem ne kadar doğruydu bilmiyorum ama nedensizce onu saklaması gerektiğini düşünüyordum.

"Farkındayım ama kimin umrunda." Hocama side eyes bakışlarımı attım. Bir şey sürmesi gerektiğini söylemeli miydim? Aman be onun sevgilisinin morarttığı boynunu ben mi canım fomdotenim ile kapatacaktım. Valla gezsin böyle.

Tek kelime etmeden yola bakmaya başladım. Kızlardan bir sürü mesaj vardı ama bakmamıştım hala. Of be ada of be kızım. Başımı duvarlara sürtesim vardı.

Hocamın başını çevirip bana baktığını gördüm. İnsanın iki gözü toplamda 178 derece yatayda görebiliyordu. Ben yola bakarken o da bana baktı. Sonra bakışları yola döndü ve bir şey demeden arabayı sürmeye devam etti.

Bir şey söylemek istiyor ama kendine engel oluyordu ve söylememe kararı aldığı için ikimiz de susmuştuk. Arabada müzik sesi bile yoktu. Gerildim.

Gözlerim direksiyondaki ellerine kaydı. Yüzük olan ellerinde bir tane bile yüzük yoktu. Bu garip sessizlik moralimi bozmuştu. Normalde konuşan adamdan ses çıkmıyordu. Bende hiçbir şey demedim.

Evimin oraya doğru yaklaşırken "hocam beklemenize gerek yok." Dedim.

"Bekleyeceğim ada."

"Gerek y-"

Araba evimin önünde duymamalıydı. Annem beni yerdi. "Ada." Sözümü kesen hocaya sinirle baktım.

"Hocam evin az uzağında durun annem bilmiyor." Başını salladı ve benim evimin yakınındaki diğer evin yanında durdu.

"Hadi al gel bekliyorum." Bişey demeden arabanın kapısını açtım. Bu kadar soğuk olmak zorunda mıydı hava. Kıraç hocayı demiyorum bile üzerinde bir haller var ama çözemedim. Bana trip falan da atacağı bir şey yapmadım.

Kendi kendine triplere girmiştir kesin. Buna eminim. Eve doğru yürürken küçük çantamı neden arabada bırakmadığımı sorguladım annem kesin dicekti ki 'bu ne?' hayırlısı.

Küçük çantamdan anahtarı çıkarıp evin dış kapısını açtım. Açtığım gibi evin sıcaklığı yüzüme vurdu.

"Hoşgeldin kızım." Annem oturduğu L koltukta geriye doğru dönüp bana baktı. Bunu sonunda geldin dermiş gibi söylemişti. Bende bu sırada hızlıca çantamı portmantoya fırlattım görmedi sorun yok.

"Hoşbuldum anne." Hızlıca ayakkabılarımı çıkarıp dolaba koydum. Üst kata çıkmak için içeri doğru yürüyüp merdivenlere ilerledim.

"Edebiyat notun girilmiş. Git gel dershanene akşam bir güzel konuşalım bebeğim seninle." Buram buram tehdit kokusu alıyorum. Anneme bakmadan yukarı çıkmaya başladım. Yaktın Fırat hocam beni yaktın. Kim bilir kaç aldım. Bilsem sınav kağıdıma bakmak isterdim.

Akşam beni mükemmel derecede iç açıcı bir konuşma bekliyor olacaktı. Babam da akşam geleceği için duble fuck bir konuşma. Sınavlardan düşük aldığımda annemler her zaman benimle konuşma yaparlardı. Tahmin edilebildiği üzere bir vurmadıkları kalıyordu. Üzüntü ile odamın kapısı açtım.

İçerisi bıraktığım gibi duruyordu. Hızlıca okul çantamın içine bir kaç ders koydum. Fakat diğer derslerim haziranın arabasında kalmıştı. Bir günlük bir şey diyeceklerini sanmıyordum. Dershane çıkışı hallederdim. Umarım.

Bu soğukta donduğum için de kot ile siyah kazak geçirdim üzerime. Yüzüme de hemen lavaboya gidip nemlendirici sürüp çıktım. Zaten dün yeterince makyaj yapmıştım.

Merdivenlerden çantam ve ben inmeye başladık. "Sonra konuşacağız ada hanım. Derslerine iyi çalış sonra ağlama." Kesin düşük almıştım da böyle diyordu. Portmantoya fırlattığım küçük çantayı da okul çantasına tıktım. Telefonum onun içindeydi. Montlarımdan hangisi asık duruyorsa onu aldım ve evden hızlıca çıktım.

Kıraç hocamın arabasına doğru yürürken arkama baktım. Dolan gözlerime engel olamazken soğuk hava burnumun ucundaki kıkırdak dokuyu dondurmaya yemin etmiş gibi daha da soğumuştu.

Kıraç hocamın arabasının kapısını açtım ve bindim. İçerideki sıcak yüzümü yaladı. Bir sıcak bir soğuk, şifa bana çok yakın.

Kıraç hocaya baktım. O da bana bakıyordu. "Bişey mi oldu içerde?" Dedi. Elinde tuttuğu telefonu kapatıp el freninin önündeki yere koydu.

"Ben- yok yani bişey içerde olmadı hocam." Arabayı ilerletmek için hiç bir tenezzülde bulunmuyordu.

"Peki." Eller direksiyonu buldu ve gaza bastı. Bir anda geri gitmenin etkisiyle emniyet kemerini takmayı unuttuğum aklıma geldi. Çantamı ayaklarıma koyup emniyet kemerini taktım.

Hocamda cidden bir haller vardı. Ve bunun acısını inşallah benden çıkarma gibi bir niyeti yoktur. Hocama yandan bakış attım.

Araba gittikçe hızlanırken emniyet kemeri sıktım. Noluyoz. Bizim evin oralardan uzaklaşmıştık. Nereye gittiğini biliyordum. Değişik bir yoldan bizi dershaneye götürecek herhalde.

Araba biraz daha hızlandı. Tepkisiz kalamadım. "Hocam yavaşlar mısınız?" Kıraç hocama baktım ama o odaklanmış bir şekilde yola bakıyordu. Tekrar aynı şeyi söyledim. Yine cevap vermedi.

"HOCAM!" Daha yüksek bir sesle bağırınca araba azda olsa yavaşlamıştı.

"Ben kıskanç bir adamım ada ve ben bunu hiç bir zaman inkar etmedim." İyi de bundan banane hocam. Sanırım sevgilisine sinirlenmişti. Az önce iyiydik ya. Sizin duygu durum değişikliği beni de geçti.

"Tamam tamam hocam öylesiniz bir şey demedim." Hızlı hızlı konuşmuştum.

"Benim sevdiğim kadın, ben ona her şeyi verebilecekken neden onu seçer ki?" Dediklerinden bir zıkkım anlamıyordum. Bu hoca varken gidip başka birisini mi seçmişti. Şerefsiz sevgi bilmez kadın. Bak bende sinirlendim.

"Sizin gibi biri yerine başkasını seçen de hocam ne bileyim yani." Hocam bu söylediğimden sonra arabayı normal hıza getirmişti. Attı demek ki sinirini.

Hocam gülmeye başladı. "Evet ada bence de." Tekrar gülmeye başladı. Gülmesi küçük bir tebessüm haline dönüşüp dershaneye kadar yüzünden inmedi. Bense bir ona bir yola bakarken bu adam yerine başka birini seçen kadının neden böyle bir şey yaptığını sorguladım.

...

Nedense çok uzun bir bölüm yazmış gibi hissediyorum ama gelsen baksan 2400 kelime.

Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.

Bölümü birkaç kere okudum da. Fıratımda fıratım yaaa PUASHUZHAUA neyse

Görüşürüzz.

Bölüm sonu

11 yorum