İçeriğe geç

Agunde

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Agunde

Bölüm 4

A s A

Sabahleyin soğuk hava ve camlar açık

çırılçıplak kalmışım

ve elimde günü geçmiş bir sigara

Yaktım ki o sigarayı kumsal halkının üzerinde söndürdüm

Ve onlar ceviz ağacına bile çıkamadı

Korkudan donarken ayakları

Yapabildikleri sadece konuşmaktı

Koştum o halka

Celladı mı olacaktım şimdi o halkın yoksa kahramanları mı

Ve sanırım tek che che-

Susturulmaktan kalan kız çocukları

ve onların namasum anaları

onlar benim susturulmuş ağzıma bir hediye

ağzımda onlarla geviş getiririm ve birden bir iki oluverir

yükselir insanlık

merkezlerden ayrıca

Bir küçük resme bakarım sabahları her kalktığımda ve içinde bir kyo belkide kyolaşmamış bir dul vardı içinde

sonra ben o dula menekşeler bahşettim

yalnızlık akarken yüz bin gözümden

sabahları sona ermesin

zekeyken ben

ben zekeyken

us

tam

Ustam bana söylemişti zaten böyle sonları

ustalarıma selam veremeden gidersem

kahrolur güz akşamları

ve ardından o dul kadın bana yaklaşır menekşeleri uzatır kollarımdan aşağısına

düşen menekşeler ise beni güvercinletir

ve böylece seks benim akranım oluyor

her saniyesinde yanında olduğum

o minik düşlerle bütünleşen minik hilaller ile birlikte gittiler mi güvenciler geri gelmez asla unutmalar

buram buram ter kokan artık nursuz sakallarımdan ise düşlerim akar düşer tulumuma

ve bir daha asla tutulamaz seks

yakalayamam o günleri

uzaklardayeken hala

yürürler üzerime

ve ardından

üremeler, zevkler bıçak ve seksten başka bir şey düşünemeyen mor menekşeler

sazım da öyle derdi her sabah kyoya

aynadan baktığım kumsala

ve ben KALKTIM zekeyken

bağırdım o halka

ey cahillikten menekşelerle doluşan sokakların sahipleri, siz ne anlarsınız A'nın yedisinden

bir bıçağınız dahi yokken

VE YENİDEN indim KYOYKEN

üç mil ne kadar ederdi acaba

gecenin menekşeme taptığı saattir artık yarın

ve bir düş

belki de gerçekten erkek olan bir erkeğindir bu döş

ve ışık yanıp söner

sonsuz sular içsen sen bu suları sonsuz defa koca bir yangınla içsen de asla içmezmişsin bu suları

Ve bir ağrıdır artık savaştan çıkma kurbağaların vıraklaması

ta ki yedilerin istilasından bin küsur göz doğana kadar

ardından gerçek bir kyo oluşumla övünerek çıktım kürsüye

ursuzum ve kürt bedenimde köylü yaşamına yakışmıyorum

sağım sağdır anlamsız sürlükle şuursuz işler namahrem ellerle mahkum birer küçük kız gibi

tecavüz ne meşrudur ellerimde

zalım kader derlerdi zekeyken ben toprak menekşeler doluydu o zaman

gelinler kol ederdi namert cenini

ve bir dinç ölüm kutlamaya çalışır kendisini huzur kayalıklarından sarkıtırken

ve kyo onları görür uzaktaki dağlardan

o dağlarda ise çiçekler açar

açar ki

o çiçekler hepimizin miydi bu külliyatsız tan akşamında

yoksa bizler menekşelerle boyanmış birer döl müydük

ve yeniden selam yollamaya mecalim kalmazken ustalarıma

semah ile başladığımız yolculuk mudur artık dünyevilik önemli miydi

Yoksa tanrı bizi çoktan unutmuş muydu

yedi yılı gecenin yedi saatine sığdırınca

maviyle sarı bütünleşince göklerde

ve işte o zaman zekelik meşru olacak

kyo ise masumiyetlikle namahrem yerlerime menekşe konduracak

teker teker ölmek derken isyanın bayrakları

canları kırık dünyada hüzünler yok

tanyeri yok

sadece zekeyim ben

güvercinlerimi bıraktım küçük kızların boynuna

Limanlar artık benim aşkımı kabartırken

kim ne yapsın jezabeli

ve zekelik

ve kyo

menekşelerimi güvercinlerime taşıtanlar

son zamanlar ağlarımı sanata

yok etmeye kalktığım sanata vuruyorum, ölsün diye

yollara düşmekten

sanattan

zekeyken ve kyo

ölümden

Bölüm sonu

1 yorum

  • Müsait olduğunda bu şiir hakındada birkaç soru sormak isterim 🖐🏻

    1Yanıt