Ben bir klimanın altındaki su sarkığıyken
düşmek isterdim yerlere kocaman beyaz bir peteğin üzerinde
patlamışken düştüğüm uzak kollar ve bir bilgisayar ile birlikte hatırladım ve
andım
yorgunluktan suyunu damlatan o klimayı
ve de ev gelmekte olan bir hatırayı zihnime kazımaktaysa
bir daha eve dönmemek için tutunurdum o dağlara
belki de partizanlığı bir kenara bırakmam gerekirdi eve geri dönmeyi öğrenmek için
uzun uzadıya konuşmayı bilmek gerekirdi
Öğrenmeyi hatırlamak için
Elimize alınan gece
ve de cebelleşmek Ostrogotları yenmiş eski ve kadim Bizans'ın tanrısı Belisarius gibi
kutsallığı atfederken tanrıya unutulan halkı
bir daha unutturamazdı hiçbir ege oğlu bana
Latin krallığını yok ederken bile titremeyen elleri hiçbir kılıç kesemezdi
Hayır ben izin vermezdim bu sabahta
ve gecenin ıssız olmayan sabaha aralanan perdesiyle birlikte
çığlıklarla süslediğim masama dahi gece çökmüşken
gece her şeyi susturuyordu
peki ya ben demek yasak mıydı egemen bir letiristi ellerken
belki de zeke beni kıskanıyordu ellerim inlerken
ve o zaman demişlerdi ki
Si rex bonus es tu ne dele reginam nostram
Böylece dik yollarda edilen kahpe davranışlara bir daha sarılmak nasip olmadı
ezan sesleri ne kadar yakın da olsa
sansasyonel haberlere iz bıraktırmadan oralara gitmek elleri boyamak şebrenglere
yazılar uzaktır artık bize
Üzülmek de gelmiyorken içimden yeni yollarıma ettiğim zoestik dua ile birlikte kyoyu karnımdan çıkartırken hamile kalışım
bir egemen gibi dokunulan vücudum kadar haz vermiyordu
beni ege kıyılarına çakan çekici de anmak, sessizliği bozarken bu geceden geçelim
ve haydi kalk senle düğüne gidelim
Memleket denen yardan gelen seslerle birlikte özlemimi dindirmek için
harpa gidiyorum
bir daha yüce Bizans için sefere çıkabilecekler için ben de harpa gidiyorum
kendimi bilemezken nuruma şadan ve de varlığıma hürf eylemek
vazgeçilemez bir teklifti
bu kırgın yorgunluk üzerine gidilmezken
planladığımız makinelere menekşe indirirken gökten
Güvercinlerim bir egemen uğruna zekeye ulaşabilecek miydi
sanmam
Bayraklarla bezenmiş masaları tatmak
bir daha ulaşamazdım mavi ışıklara
bir daha bulamazdım kendimi altınlarla kaplı meleklerde, bir daha duramazdım kelimeyi bitiremediğim yerde
artık dostluğumuzun ikinci yılına girmek de bizi teselli etmiyordu
ege denizine uzak bir egede yaşarken
belki de hiç var olmamış sıhatlerde kendimi tornalaştırmak teselli etmiyordu beni
farkında olmadan başlattığımız zoestik dünyada kendimize yer bulamıyorken
propaganda hakkında düşüncelerimi yermek
sanki kendimi tekrarlamaktı
ve de seni düşlemek uzun yıllardır kabuğunu örememiş bir yaraydı