Kargaşayı sona Erdirmek İçin Çıkardığım Kargaşa
Kendi içine dönen dünyanın
Bir habersiz kalan yaverlerinden birisiyle denk gelmek
Bazen de denkliğe gelmek
Bilinmezlik
Akan bir derede yuvarlanan taşlar kadar kolay mıydı bilmiyorum fakat
ve de ben hangi tango çakması bir ayak hareketi görsem
o zaman hançerlerle örülü duvarlara tırmanmak
Ve yaverler beni bulmadan
Aşkın içine akmış bombaları bulmak isterdim
Zeke beni bulmadan
Şimdi ise ben İtalya'nın üstünde
Bir daha bulunamayacak bir rüyadayken
İnletilir beni ve ben inletilirim
Kahraman olmuşcasına
uçtuğum İtalya'nın üzerinden görünen Londra'da ise haller bambaşka
Ben asla Londra'da değildim
Görmeyi beklediğim hediyeleri
Kendim
Ben nedir bilmek gözler iken
Bilmek değildi gözlerimin olmamasını
Hangimiz boş bir rüyanın peşinden koşardı ki
Hangimizin hayalleri egemenlik uğruna kendi çıplak vücuduna dokunurdu
Belki de hissettiğim bu egemenlik macerasında
Bir daha ayakta kalmayacak olanlar için
Bir daha hafızamı kapattım
Kendini hazır hissetmeyen bir embryoya savas açmış zoestik devrime güvenen kendi kendine ilerleyen aynalarla birlikte zihnim artık durdurulamaz bir hal alıyordu
Gördüğüm bedenlerle kendimi tatmin etme huyum
Bir daha asla bitmeyecekti sanki
Ve de sen egemenlik uğruna hayatını veren
Dokun vücuduma
Soluk mavi ışıklarla inlettiğim taşra halkı için
Bir daha başlamayacak o ahırda
Narlar asla yere düşmesin
Belki ben yeniden İtalya üzerindeyken
Kendimi Venedik ile tatmin etmeye çalışmam
Bitmek bilmeyen bir oyuncak olacaktı sanki
Ve şimdi
ağladığım o binlerce yıla rağmen, kendim demekse hürlüğe hakaret ve de ben nur-i huma iken
bir daha sönmek isterdim, karanlık sokaklarda kaybolmak
o yokuşu bir daha çıkarken
ellerimin yeniden sana değmesini isterdim ben
saçlarına bağladğım hayallerim kayarken ellerime yeniden şebrenglere boyamak vücudumu
sanki inanmak misali
vücudu ellemek ve hissetmek uğruna egemen
ve canımı attığım nehirlere bir de bahşet önemi arz ve felaketi tan
rı
zası olmayan bir ev gibi
ve de dokun egemen
mavilikler ısıtırdı bizi, bilinmezliği karmaşa ve devleti hülya olurken bu topraklar
bir kaleyken evin dağlarla çevrili yolu
bayrak bekliyordu seni nereye çıkarsan çık
insanlar beklerdi ben
ayaklarımdan kendimi dilemek ve de soğuk bir okul kantinine gitmeyi inlemek
seni bezekar yapmazdı bir daha duymayacağın bir isim
ve beni de bir mücrim etmezdi bu uzaklardan gelen ismim