Bu güneşi söndüren günlerde
takıldığım varsayımlar beni bir it gibi ilerletse de
ahlakım koyvermiyordu bir bacıyı sokağın ortasında
karanlıpın ortasında yakamoz edilen bedenimle bakmak, ahlakı ağlatmak
ve kırılmış kılıçlarda bora bir yürek,
yürüyek
hep yek
Oyuncakmış olacağı dokunmadım asla
rahatlık ayrılmış
vücudum asla bir olamasa da kabri edilmemiş aşk
hürmüş el uzattığıma
gerek kalış mıydı acaba bir güvercin beyazı kahramanlara
ve yedi
yağmalanmış yüreklerde asla unutulmayacak şeyleri yedi
böylece ananı kaybettin dediğim çocuk bana asla anası olmadığını söylemişti
peki ya bu aynalardaki beden de neydi
nesiydi neyin
Ve yeniden yakamoz eylenince varsayımda bulunmak
hayır
ben hiç otağımı terk etmedim
geçtiğim mahallelerdeki kopukluk
kokuyor burnuma
üzüntülerden sabahlar
asla bırakma beni
terk edemem seni
sonsuza de özlenen baharlardaki gibi
terk etme seni
ölümü koklayan bir köpeği andır şimdi bağrışlarımda, bir daha bağıramam bunu sen bilirsin
kekelemeyecek
susamayacak
kendimi artık herkesten alıkoymam gerekirken ben herkesin içinde bir dans ederdim kimsesiz pavyonlarda
ve ağzıma dolanan kelimeleri hep yazıyorum bu tezgaha
ruhuma el uzatan ellere daha da karşıyken ben şu anda
elveda
bir daha yalnız kalmaya