Öyle de
Öyle de buz mavisi ışıkta bağırırdın, kulaklarımı çınlatır ve
içimi hiç bitmez bir karanlıkla kaplardın
yaklaştıkça günler; ölüme, ölümüme
uzaklarda batan bir nar vardı, denizin ortasında
Ve senin benim yüzüme yeniden bağırman, hiç bilmediğim bir dilde
içimi acıtırdı, bir nar tadı veren düşlerimle birlikte seni hissetmem
içimi acıtırdı, böylece tersi devrilmiş ışıklar hızla yola koyulurdu
kaçamak sıhatlerinde, bir dağın tepesinde bankta otururken ve benim yine içimi acıtırdı
senin beni hatırlaman
Bir egemen uğruna, nar kokusu gelen sararmış iç çamaşırımdan bir menekşe çıkarman
ve bir rüya tadı vermek artık güçtü, ortak eşyalarımızı kaybedince
Bizden kalmış anıları gazete küpürleriyle donatılmış paltom
onun gibi katlayıp koydum çekmeceye
unutmanın elleriyle beslediği suları ruhumdan bir parça taşıyan sulara döktüm ki ellerim havadayken bağır, çıplak vücudum arınsın deriden
ve biraz daha boya üstümü şeffaf beyaza
Ağılın kokusunu bilmezdik biz, yine de o kalın dağlarda olan ağılın yanındaki narı yerdik
Ve bir narı yemişti vücudumuz, anlamsızlığın ortasında bu narı ne için yakılmıştı, kime?
Işıklara
ışıklara adanan bir nar; kırmızı, sulu ve çoktan herkesin ahını almış
Aynalar da bu ahların ardından belirmişti, vah olmadan önce
Bu aynalarla birlikte binlerce benin ortasında yüzün boyalı, parmaklarında siyah oje varken sen
Her halükarda benim nefsimi kabartmaya yetiyorken
bir daha bağır, eriyen derimden tamamen kurtulayım
İçimde olanları uyandırmak ve bir sebep aramak anlamsızken
Bağır ve böylece kendinden geçmiş pasif benliğim bir armağan olsun sana
Asla anlamanın mümkün olmadığı ve kendim için bile imkansız olduğu şan-ı mimber
sen, beni daha yeni uyuşturucu almış birine dönüştürüyorken
kendimi sevmek zor geliyor, bir egemenken bile
Yeniden yaşamak her günü, bağırmak
Bağırmak, bir önceki günden daha fazla bağırmak
Elime aldığımda bu narı soymak ve kendime o kabuklardan menekşeler yapmak isterdim
Ateşböceklerim çoktan gökyüzünden ölü dönmeseydi
Bu zamanda aşk demek, demek ki sen, anlaşılmazdı
kendini yeniden çizmek, ateşböceği olup güneşin altında kavrulmak bir kahve gibi
sanki imkansızdı makineleşen bedenimin
bir daha deri giymesi
