İçeriğe geç

Agunde

Bölüm 17 · 2 dk okuma

Agunde

Bölüm 17

Soyutlanmak ve Özümlenmek

Öyle de

Öyle de buz mavisi ışıkta bağırırdın, kulaklarımı çınlatır ve

içimi hiç bitmez bir karanlıkla kaplardın

yaklaştıkça günler; ölüme, ölümüme

uzaklarda batan bir nar vardı, denizin ortasında

Ve senin benim yüzüme yeniden bağırman, hiç bilmediğim bir dilde

içimi acıtırdı, bir nar tadı veren düşlerimle birlikte seni hissetmem

içimi acıtırdı, böylece tersi devrilmiş ışıklar hızla yola koyulurdu

kaçamak sıhatlerinde, bir dağın tepesinde bankta otururken ve benim yine içimi acıtırdı

senin beni hatırlaman

Bir egemen uğruna, nar kokusu gelen sararmış iç çamaşırımdan bir menekşe çıkarman

ve bir rüya tadı vermek artık güçtü, ortak eşyalarımızı kaybedince

Bizden kalmış anıları gazete küpürleriyle donatılmış paltom

onun gibi katlayıp koydum çekmeceye

unutmanın elleriyle beslediği suları ruhumdan bir parça taşıyan sulara döktüm ki ellerim havadayken bağır, çıplak vücudum arınsın deriden

ve biraz daha boya üstümü şeffaf beyaza

Ağılın kokusunu bilmezdik biz, yine de o kalın dağlarda olan ağılın yanındaki narı yerdik

Ve bir narı yemişti vücudumuz, anlamsızlığın ortasında bu narı ne için yakılmıştı, kime?

Işıklara

ışıklara adanan bir nar; kırmızı, sulu ve çoktan herkesin ahını almış

Aynalar da bu ahların ardından belirmişti, vah olmadan önce

Bu aynalarla birlikte binlerce benin ortasında yüzün boyalı, parmaklarında siyah oje varken sen

Her halükarda benim nefsimi kabartmaya yetiyorken

bir daha bağır, eriyen derimden tamamen kurtulayım

İçimde olanları uyandırmak ve bir sebep aramak anlamsızken

Bağır ve böylece kendinden geçmiş pasif benliğim bir armağan olsun sana

Asla anlamanın mümkün olmadığı ve kendim için bile imkansız olduğu şan-ı mimber

sen, beni daha yeni uyuşturucu almış birine dönüştürüyorken

kendimi sevmek zor geliyor, bir egemenken bile

Yeniden yaşamak her günü, bağırmak

Bağırmak, bir önceki günden daha fazla bağırmak

Elime aldığımda bu narı soymak ve kendime o kabuklardan menekşeler yapmak isterdim

Ateşböceklerim çoktan gökyüzünden ölü dönmeseydi

Bu zamanda aşk demek, demek ki sen, anlaşılmazdı

kendini yeniden çizmek, ateşböceği olup güneşin altında kavrulmak bir kahve gibi

sanki imkansızdı makineleşen bedenimin

bir daha deri giymesi

Bölüm sonu

1 yorum