Parmaklarımı şıklattım.
“Ne var, gayet nostaljik. Hem hareketli.”
“Evet, işte bu. 90’lar değil, 80’ler… ama 1980 değil, 1880.”
Babam ellerini birbirine vurdu.
“O kadar doğru ki!”
Kahkaha atmaya devam etti.
“Küstüm ben, gidiyorum.”
Ayağa kalkıp odama yürümeye çalıştım.
Dünyam döndü.
Bir anda tekrar koltuğun üstündeydim.
Babam beni çekmişti.
Koltuktaki yastığı alıp ona vurdum.
O da arkasına yaslandığı yastığı alıp bana vurdu.
Yastık masaya çarptı.
Bardak düştü.
Kırılmadı.
Boşluktan yararlanıp kafamı göğsüne vurdum.
“Ah, öküz!”
Göğsünü tutarken gözlerini kapattı.
Sonra dudaklarını ısırıp üzerime saldırdı.
Ellerini tutup ittirmeye kalktım.
Daha çok bastırınca elimi kaldırdım.
Beni kaldırmaya çalıştı.
Yapamadı.
Ayakta birbirimizle boğuşurken teyzem ellerini başına götürdü.
Koşarak odasına kaçtı.
Koltuğa oturtmak için var gücümle ittirdim.
Birden kendini serbest bıraktı.
İkimiz de koltuğa düştük.
Üzerindeydim.
Yavaşça yana kaydım.
Nefes nefeseydik.
Güm.
Güm.
Güm.
Kalbimin sesi çok netti.
Göz göze geldik.
Kıkırdadık.
Gözlerimi açık tutamıyordum.
Ayaklarımı babamın bacaklarının üstüne koydum.
Yerdeki yastığı başımın altına çektim.
Ve orada uyuya kaldım.