İçeriğe geç

AĞAOĞLU

Bölüm 2 · 4 dk okuma

AĞAOĞLU

Bölüm 2

2.BÖLÜM

Ferzan ağanın hızlı adımlarına yetişmek için neredeyse koşar gibi yürüyordum. Çok gergin görünüyordu, hiçbir şey söylemeden onu takip ediyordum. Şimdi ne yapacaktık? Gece gece bu ıssız yerde kalakalmıştık!

İlerledikçe telefonundan sürekli arama yapmaya çalışıyordu ama maalesef şebeke çekmiyordu. Zaten burada telefonun çekmesi de mucize olurdu.

Uzunca bir süre hiç konuşmadan ilerledik. Her yer birbirinin aynısı gibiydi, sanki dönüp dolaşıp aynı yere geliyorduk. Gecenin karanlığında görünen tek şey sayısız ağaçtı. Ferzan ağa da en sonunda pes etmiş olsa gerek ki birine ulaşmaya çalışmayı bırakıp telefonunu cebine sıkıştırdı. Bu sırada birkaç küfür mırıldandığını duymuştum. Adımlarını hızlandırdı, ona yetişmeye çalışırken sık sık düşme tehlikesi atlatıyordum. Önümü göremiyordum ki, o nasıl yürüyordu?!

Yolumuzun sonunda küçük bir kulübenin önünde durduk. Ağaçların arasında kalmış oldukça ufak bir yerdi. Ferzan ağa kulübeye bakarak derin bir nefes aldı. Aldığı nefesi sesli bir şekilde dışarı bırakırken gidip kulübenin kapısını açtı. "Geç içeri,"deyip geri çekildi. Kararsız bir şekilde olduğum yerde durunca sert bakışlarını gözlerime dikti. Daha iyi bir seçeneğimin olmadığını düşünerek kulübeye adımımı attım. Benim ardımdan o da içeri girerek kapıyı kapattı. Karanlıkta seçebildiğim kadarıyla ilerleyip en köşeye gittim.

Ferzan ağa bir süre telefonunun fenerini açarak önümüzü görmemizi sağladı. Ardından duvarda duran gaz lambasını yaktı. Böylece küçük kulübe yeterince aydınlanmıştı. Feneri kapatarak kulübenin diğer köşesine gitti. Birbirimizden en uzak yerlere gitmiştik. Mecbur kalmadıkça gözleri beni bulmuyordu.

Ferzan ağa yeniden telefonundan arama yapmaya çalışırken bakışlarımı kulübenin içinde dolaştırdım. Gözüme ilk takılan duvardaki fotoğraflardı. İki kişiye ait olan fotoğraflar; Ferzan ağa ve Dicle. İkisinin aşkı dillere destan olmuştu. Bir sene önce Dicle'nin ölmesiyle bu aşk da tarihe gömülmüştü. Ferzan ağa onun yaşını hâlâ tutuyor ve kalbine de kimseyi almıyordu. Belki Dicle'nin bedeni mezara girmişti ama aynı gün Ferzan ağanın da ruhu gömülmüştü.

Fotoğraflardaki iki mutlu kişiden bakışlarımı çektim. Bu defa da iki kişilik küçük masa gözlerime takıldı. Belki de bu kulübeye daha önce birlikte geliyorlardı.

Ferzan ağanın sesli bir şekilde oflamasıyla etrafı incelemeyi bıraktım. Başını havaya kaldırıyor, elini gömleğinin yakasına götürüyordu. Sanki nefes alamıyor gibiydi. Gömleğinin üstten bir düğmesini açıp derin bir nefes aldı. "Telefon çekmiyor,"dedi bıkkın bir sesle. "Dışarısı tehlikeli, geceyi burada geçirmek zorundayız. Sabah olunca bir çaresine bakacağım."

Duyduğum sözler kafamın içinde tekrar ederken aceleyle itiraz ettim. "Ağam, benim eve gitmem lazım!"

Kaşları çatık bir şekilde baktı. "Mümkün olsaydı gidecektik zaten!"

Bu asla olmazdı! Ben bütün gece burada kalamazdım. Yaslandığım duvardan sırtımı çekip ona doğru birkaç adım attım. "Ağam,"diyerek mırıldandım yeniden. Çaresizliğim sesime yansımıştı. "Cihan ağanın beni kaçırdığı anlaşılmadan benim eve dönmem lazım!"

Elleriyle sertçe yüzünü sıvazladı. "Sabah götüreceğim seni, şimdilik yapabileceğim başka bir şey yok."

Gözlerim sulanmaya başlarken içimdeki korku kocaman bir hâl almıştı. Sabaha kadar ya bu haber duyulursa? Ben o zaman ne yapardım? Şiddetle başımı iki yana sallayıp birkaç adım geri gittim. "Bekleyemem,"dedim düşüncelerimi söze dökerken. "Gitmem lazım benim."

Aniden aldığım kararla kulübenin kapısına doğru ilerlemeye başladım. Dışarıdaki tehlikeden çok bu toprakların kuralları beni korkutuyordu. Bu memleketin merhameti yoktu.

Kapıyı açmak için elimi uzattığımda Ferzan ağa bir elini sertçe kapıya yasladı. "Ne yaptığını sanıyorsun sen?" Arkamdan duyulan öfkeli sesiyle ona doğru döndüm. "Kendimi kurtarmaya çalışıyorum ağam! Çünkü bu gece olanlar öğrenilirse benim hayatımı yakacaklar! Olan Cihan ağaya değil bana olacak, bunu sen de çok iyi biliyorsun!"

Kara gözlerindeki öfke yavaş yavaş kaybolurken benim öfkem artıyordu. "Ben burada duramam, yalvarırım yardım et bana ya da bırak gideyim ağam."

Gözleri gözlerimde oyalanırken sanırım bir süre söylediklerimi düşündü ama bu çok kısa sürdü. "Olmaz dedim, bu saatte seni dışarıya bırakamam. Ayrıca yanında ben varım ve her şeye şahit oldum. Gereken açıklamayı ben herkese yaparım, korkma."

Söyledikleri benim duymak istediklerim değildi. Korku hâlâ bütün bedenim üstünde hüküm sürüyordu. Onun dediğini yapacağımı düşünerek "Geç otur şuraya,"dedi arka tarafta kalan köşeyi göstererek. Bunu yapmayacaktım, beni kimse kurtarmazdı. Benim kendimi kurtarmam gerekiyordu.

"Hayır,"deyip hızla yeniden kapıya döndüm. Elim kapı kuluna değdiği anda beni kolumdan tutarak kendine çevirdi. "Geç otur dedim Berçem!"diye öfkeyle bağırdığı. "Hiçbir yere gitmiyorsun."

Tutamadığım gözyaşım yanağımdan süzülürken sinirlerime hakim olamıyordum. Ne bana yardım edebiliyordu ne de gitmeme izin veriyordu.

Zihnimden geçen sözcükler dudaklarımın arasına hapsolurken gözlerim karardı. Dengemi sağlayamazken son hissettiğim belimi saran kollardı.

•••

Şakaklarımdaki keskin ağrıyla gözlerimi araladığımda güneş ışığı kulübenin küçük penceresinden içeriye sızıyordu. Hafızamı yokladığımda bütün yaşananlar bir bir gözümde canlandı. En son bayılmıştım ve şimdi sabah olmuştu. "Kahretsin!"

Hızla uzandığım yerden doğrulup ayağa kalktım. Ferzan ağa kulübede yoktu, beni bırakıp nereye gitmişti?!

"Offf! Ben şimdi ne yapacağım?" Küçük odada ileri geri stresle yürürken kulübenin kapısı gıcırdayarak açıldı. İçeriye giren beden Ferzan ağadan başkası değildi.

"Sabah olmuş!"diye yakınarak onun yanına adımladım. Suratındaki düz ifade sinirimi bozuyordu. "Bayıldığımda neden beni uyandırmaya çalışmadın? Belki de şimdiye kadar herkes öğrenmiştir. Gitmeliydim, gitmeliydim!"

Kulübenin ortasına doğru yürürken "İşte bu yüzden uyandırmadım,"dedi. "Baygınken bile gideceğim diye sayıklıyordun."

Öfkeden nefesim sıklaşırken birkaç adımda kendimi onun karşısında buldum. "Eğer beni bırakmadığın için geç kaldıysam ve bu haber duyulduysa, senin yüzünden beni yakarlarsa seni asla affetmem, Ağaoğlu!"

•••

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.