Bilge, bana bu çiçeği açıklayabilir misin?
'Çiçeğin bu dünyanın literatüründeki ismi yaşamın gülü. Büyü gücü çok olan yerlerde yetişirler ve bulundukları yerdeki toprağın verimliliğini arttırırlar. Düzgün kullanıldığında ve ruhlar kraliçesi izin verdiğinde ölüyü bile diriltebilecekken düzgün kullanılmadığı takdirde en güçlü varlıkların bile ölümüne sebep olabilir.' Bu biraz aşırı tehlikeli bir bitki ama görüntüsü de çok hoş. Normal bir gülün kristalleşmiş haline benziyor da denebilir. İçi siyah olsa da dış yaprakları kan kırmızındaydı. Bilge, bu bitkinin düzgün kullanımı için yöntemleri biliyor muyuz?
'Kullanımının tam detayları için [Çürütme] özelliğinin kullanılması gerek.' [Çürütme] mi?
'[Çürütme] özelliği, kökler aracılığı ile nesnelerin parçalanmasını ve güvenli bir yerde tutulmasını sağlar. Bu özel bölgeye giren nesnelere direk erişimim olduğu için hiç kimseye zarar vermeden tüm bilgilerine ulaşabilirim.' Anlıyorum. O zaman onu köklerim ile almak için [Ormanın efendisi] özelliğini kullanmam mı gerekecek? Kendiliğinden toprağın altına gitmesini beklemek çok uzun sürerdi.
'Cevaplanıyor... Olumlu. Bu işlem otomatik bir şekilde yapılsın mı?' Hayır. Bu özelliği kendim deneyimlemek istiyorum. Hemen yakınımdaki bu gül ise çok iyi bir alıştırma olur.
5 dakikalık uğraşın sonucunda gram hareket edebilmiş değilim. Öncesinde bu işi bilgeye bıraktığım için bu özelliğin nasıl çalıştığı hakkında gram bilgim yok ve bunu bilgeye söylemeye utanıyorum.
'Aklından geçen tüm düşünceleri duyabiliyorum.' AMA BU ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNE KARŞI! Aaaaah. En başından beri biliyorsan neden bir şey söylemedin? Acı çekmem hoşuna gidiyor sanırım. Her neyse, bu özelliği nasıl kullanacağım?
'Bir insanın uzuvlarını kontrol etmesi gibi. Özelliğin düşüncelerine yanıt verecek. Zihnin alışma süreci için ilk başlarda daha fazla odak isteyebilir.' Anlıyorum. Tıpkı bir bebeğin yürümeye başlaması gibi. Köklerimden birine odaklandım ve daha sonra o gülü kavramayı hayal ettim. İşe yaramıyordu. Yoksa yarıyor muydu? Daha derinlerde başka bir kök hareket etmeye çalışıyordu. Yanlış köke odaklanmışım. Derinlerdeki kökü saldım ve tekrar odaklanmaya başladım. Bu sefer doğru kök hareket ediyordu ama istediğim yönde hareket etmiyordu. Kontrol etmesi zor. Bir süre uğraştan sonra anladım ki bazı durumlarda ters hareket ediyordu. Karşınızda ayna varken sağ elinizi oynattığında yansımanın sol elini oynatması gibi. Benim gördüğüm açının belli bir odak noktası yoktu ama ağaç bedenimin var. Bu yüzden odak kaynaklı sıkıntılar yaşıyorum. Ağaç bedenimin ana odak noktası neresi olabilir ki? Başka kökleri oynatmayı denedim. Hepsi aynı şekilde karşılık veriyordu. Bu yüzden ana odak noktasını bulduğumda hiçbir uzvum için odak noktası çekmemem lazım. Köklerin hareketinden yola çıkmayı denedim ama aşırı zor. 3 boyutlu bir şekilde düşünmem gerekiyor.
Odak noktamı yüzlerce defa değiştirdim. Bir ekseni tuttursam diğer bozuluyor veya çapraz hareket ediyordu ama sonunda bulabildim. Bulunduğum bedenin ağırlık merkezine çok yakın bir yerdeydi ama ağırlık merkezinde değildi. Bu yanlış anlaşılma yüzünden de önemli bir süre kaybı yaşadım. Bulunduğum bu nokta çok tuhaf hissettiriyor. Zihnim açılmış bir durumda ve daha iyi düşünebiliyormuşum gibi hissediyorum.
'Bu nokta büyü merkezi. İçinde çok az da olsa büyü enerjisi bulunduran tüm canlılarda bulunur ve buradan tüm vücuda yayılır. Büyü enerjisi barındıran canlıların tamamına yakını bu noktaya odaklanamaz. Zihinleri bu noktaya yakın olan canlılar, diğer canlılara kıyasla büyülerini daha verimli bir şekilde kullanabilmektedir.' Şaşırtıcı. O zaman benim olası bir durumda büyü gücümün tamamını israf olmadan kullanabilirim demek oluyor bu. Ama bu noktanın da bazı eksileri var. Ağaç bedenimin içinde olduğu için [Yoğunluk tespiti] özelliğimden ışık verilerini alamıyorum.
Bunca süredir etraftaki nesnelere alışkın olduğumdan yoğunluklarına göre bir çoğunun ne olduğu çıkarabilsem de ışıkla görmek kadar üst düzey değil. Başka bir eksiye gelecek olursak: eğer öncesinde yaptığım gibi belli bir açı ile etrafa odaklanırsam yön algım çabucak bozuluyor. Sürekli etrafımda dönmemek için buradayken 360 derecelik bir bakış açısı oluşturmak zorundayım.
Köklerimi kontrol ettim. Artık her birini tamamen istediğim gibi kontrol edebiliyorum. Yakındaki bir tanesiyle çiçeği almayı denedim. Hassas ölçü yapamasam da kabaca istediğim şeyleri gerçekleştirebiliyorum. Çiçeği gövdesinden tuttum ve toprağın altına çektim. Şimdi ne yapmam gerekiyor?
'Bir çok kökün, hedefin etrafını sarmasıyla [Çürütme] kullanılabilir. Bunun için köklerin ucundan salgılanacak özel sıvılar hedefi parçaladıktan ve kökler parçaları emdikten sonra özel sıvı kendini imha sürecine gidecek. Böylelikle zararlı madde kendi kendisini temizlemiş olacak.' Bu iyi bir şey. Her şeyi sindirerek yok eden bir sıvıyı doğaya direk salmak çok kötü olur. 7 tane kökü oraya yönlendirdim. Hepsini farklı konumlara yerleştirdikten sonra o sıvı kendiliğinden çıkmaya başladı. Hedefi zaten bildiğim için sıvı direk oraya yöneldi. Bu sıvı kesinlikle bir canlı gibi gözüküyor. Hedefe doğru bu kadar kesin bir şekilde gitmesi normal değil. Çiçek tamamen parçalandıktan sonra köklerim tarafından emildi. Daha sonra ise o sıvısı kendi yoğunluğunu kaybetmeye başladı. Toprağın altında olduğu için neler döndüğünü göremiyordum ama kısa bir süre sonra o sıvı sanki daha önce var olmamış gibi yok oldu.
'Elde edilen parçalan işlenmeye başlanıyor.' Böyle bir uyarı yaptığına göre bu işlem uzun sürecek gibi. Neyseki yetişmem gereken bir yer yok!
...
Lider masasının başında düşüncelere dalmıştı. Gönderdiği gözcünün dönmesini bekliyordu. Normalde bu kadar uzun sürmemeliydi. Her geçen saniye daha da fazla sinirlenmeye başlıyordu. Önceki raporlara tekrardan göz atmaya başladı. Utmaların tekrar harekete geçtiği söylentisi büyük bir söylentiydi ve riskli bir söylentiydi. Yüzyıllardır harekete geçmemiş canlılar neden şimdi harekete geçmişti? En büyük krallıkları bile dümdüz edebilecek bu yaratıklar neden bu köyü hedef almıştı? Bunların hepsi söylenti olsa da kaynağı güvenilirdi. Bu yüzden liderin başına büyük sorumluluklar düşüyordu. Sonunda gözcü geldi. Nefes nefeseydi. Lidere saygılarını sunduktan sonra öğrendiklerini iletti. Bu lideri sadece daha da kızgınlaştırmıştı çünkü söylentiler doğruydu. 300 kişiden oluşan utma ordusu buraya doğru hareket ediyordu. Utmaların hızı normal insanlardan kat ve kat hızlıdır. Normal şartlar altında gözcüden erken ulaşmaları imkansız ama yanında büyük silahlar da getiriyorlardı. Lider, siniriyle yumruğunu masaya vurdu ve gözcünün dışarı çıkmasını istedi. Düşünmesi lazımdı. En sonki sayımın üzerinden aylar geçmişti ama savaşacak gücün yaklaşık 400 kişiden oluştuğu söylenebilir. İlk başta sayı üstünlüğü kendi taraflarında gibi gözükse de 10 kraliyet savaşçısı 1 utmayı anca indirebiliyordu. Kendileri gibi ekipmanların aşırı güçsüz olduğu insanlarda ise bu oran daha da artıyor. Sadece saf savaşta bile ezici bir kayıp yaşamaları garantiyken yanlarında güçlü silahlar getirmeleri ayrı bir sıkıntı. Bunu düşünmekten liderin beyni kaynamak üzereydi ama başka bir seçeneği yoktu. Zaferleri garantiyken kendilerini bu denli yavaşlatacak güçlü silahlara neden ihtiyaç duyuyorlar? Bunca zamanlık sessizlikten sonra ilk hedefleri neden kendileri olmuştu? Utmalardan merhamet dilenmek tamamen bir aptallık olurdu çünkü tek anladıkları şey yok etmek. Hedefleri doğrultusunda hiçbir şey umursamadan ilerleyebilecek kararlılıkta birer yaratıklar. Her ne kadar yenilgileri kesin olsa da son nefeslerine kadar savaşmak dışında seçenekleri olmadığının farkındaydı lider. Komutanlarla görüşmek için çadırından hemen çıktı. Ne kadar erken önlem alabilirlerse o kadar iyi. Tüm bunlar yaşanırken Can bunlardan habersizdi. Şimdilik.