İçeriğe geç

After 6 PM(Akşam Altıdan Sonra)

Bölüm 9 · 2 dk okuma

After 6 PM(Akşam Altıdan Sonra)

Bölüm 9

Bölüm 9 – Üç Uyarı Kuralı

Toplantının üzerinden iki gün geçmişti.

Şirkette herkes hâlâ Ha-rin'in sunumunu konuşuyordu.

"Projektör bozulunca hiç paniklemedi."

"Sayın Başkan bile etkilenmiş."

"Gerçekten başarılı."

Ha-rin masasındaki dosyalarla uğraşırken bir kutu çikolata bırakıldı.

Üzerinde küçük bir not vardı.

"Sunumun harikaydı. Seninle bir akşam yemeğine çıkmak isterim. – Finans Departmanı / Park Min-woo"

Ha-rin kutuya baktı.

Sonra sessizce kalkıp çikolatayı sahibine geri götürdü.

Finans departmanındaki genç adam şaşkınlıkla ayağa kalktı.

"Beğenmedin mi?"

Ha-rin nazikçe gülümsedi.

"Çikolata güzel görünüyor."

"O zaman?"

"Kalbim şu an kimseye açık değil."

"Bir kahve bile mi içmeyiz?"

Ha-rin yine aynı gülümsemeyle başını salladı.

"Hayır."

"Bir gün fikrini değiştirirsin."

"Sanmıyorum."

Bunu söylerken sesi sert değildi.

Ama o kadar netti ki Min-woo daha fazla ısrar etmedi.

Tam o sırada koridorun diğer ucundan Do-hyun geçti.

İkisini konuşurken gördü.

Bakışları bir anlığına Ha-rin'de kaldı.

Hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti.

Öğle arasında...

Şirket yemekhanesi her zamanki gibi kalabalıktı.

Ha-rin elinde tepsisiyle boş masa arıyordu.

Tam oturacakken biri karşısındaki sandalyeyi çekti.

Lee Hye-jin.

Şirketin pazarlama müdürü.

Her zamanki kusursuz gülümsemesi yüzündeydi.

"Yanına oturabilir miyim?"

"Tabii."

İlk birkaç dakika sessizce yemek yediler.

Sonra Hye-jin çatalını bıraktı.

"Dün CEO'yla yine uzun süre toplantıdaydınız."

"Evet. İş toplantısıydı."

"Şanslısın."

"Şans mı?"

"Sayın Başkan kimseye o kadar vakit ayırmaz."

Ha-rin omuz silkti.

"Ben işimi yapıyorum."

Hye-jin hafifçe gülümsedi.

"İnsanlar yanlış anlayabilir."

Ha-rin bu kez çatalını bıraktı.

"Neyi?"

"Aranızda bir şey olduğunu."

Ha-rin kahkaha attı.

"Sayın Başkan mı? Beni bir haftada en az on kere sinir etti."

"O zaman neden sana farklı davranıyor?"

Ha-rin cevap vermedi.

Çünkü bunu o da bilmiyordu.

Akşam...

Mesai bitmek üzereydi.

Çalışanlar yavaş yavaş çıkıyordu.

Ha-rin bilgisayarını kapatırken telefonu çaldı.

Arayan...

Kang Jae-min.

Telefonu birkaç saniye izledi.

Sonra reddetti.

Beş saniye sonra tekrar aradı.

Yine reddetti.

Üçüncü kez aradı.

Ha-rin derin bir nefes aldı.

Telefonu açtı.

"Ne istiyorsun?"

"Beş dakika konuşalım."

"Hayır."

"Ha-rin lütfen."

"Sana üç kez 'hayır' dedim."

Sessizlik.

"Bir daha arama."

Telefonu kapattı.

Tam arkasını dönecekti ki...

Do-hyun kapının önünde durmuştu.

Ne zamandır oradaydı, bilmiyordu.

"Her şey yolunda mı?"

Ha-rin gülümsemeye çalıştı.

"Tabii."

Do-hyun birkaç saniye ona baktı.

"Yalan söylüyorsunuz."

Ha-rin şaşırdı.

"Bu kadar belli mi?"

"Normalde gözleriniz güler."

"Şu an sadece dudaklarınız gülümsüyor."

Ha-rin ilk kez cevap veremedi.

Kimse bunu daha önce fark etmemişti.

Do-hyun masasına doğru yürüdü.

Sonra durdu.

"Bir kahve içer misiniz?"

Ha-rin gözlerini büyüttü.

"Mesai çıkışı mı?"

"Evet."

"Patronumla mı?"

"Eğer istemiyorsanız unutun."

Ha-rin birkaç saniye düşündü.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Aslında..."

Tam cevap vereceği sırada kapı sertçe açıldı.

İçeri öfkeli bir adam girdi.

Kang Jae-min...

Elinde büyük bir gül buketi vardı.

Ve yüksek sesle konuştu.

"Yoon Ha-rin! Seni almaya geldim."

Ofiste kalan herkes aynı anda başını kaldırdı.

Ha-rin gözlerini kapattı.

"Bugün gerçekten sabrım bitecek..."

Do-hyun ise sessizce bukete baktı.

Sonra Jae-min'e.

Ve ilk kez yüzündeki sakin ifade tamamen kayboldu.

Devam edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.