3 yıl öncesi mi?
"Bana programımı verir misin?"
"Gerçekten de o günküyle aynı."
"O zaman..."
"Şu an saat kaç?"
"Saat 08.30 efendim."
"Oh, henüz geç değil."
"Ne için efendim?"
"Önemli bir şey değil."
"Önemsiz şeyler için vakit harcamamamız gerektiğini söyleyen siz değil miydiniz, efendim?"
"Sen bana işimi mi öğretiyorsun?"
"Hayır, efendim, hayır."
"Şanslısın ki, iyi bir ruh halindeyim."
"Prenses geleceği için mi?"
"Şansını zorlama istersen." (?)
"Peki, efendim. Size yolu göstereyim."
***
Prenses için hazırlandıktan sonra, aşağı indi ve onu beklemeye başladı. Tam da düşündüğü vakitte kapı çaldı:
"Geldiler, efendim."
Selamlaştılar:
"Şöyle geçin, lütfen."
"İlk siz geçin."
"Hayır, siz. Misafirimsiniz."
"Siz nasıl isterseniz."
***
"Çok zayıfsınız, size iyi bakmıyorlar mı?"
Güldü. "Sarayda ne kadar iyi bakılabilirse."
"Ben ciddiyim, aşçınızı kovdurabilirim. İşini iyi yapmayan insanları kovmaktan hiç çekinmem."
"Hayır, hayır, öyle bir şey yapmayın lüften. Aşçımız gayet iyi biridir. Yemek yapmakta da iyidir."
Söyleyecek mi?
"Bilmediğiniz şeyler var, o yüzden karışmayın."
"Bu kadar mı?"
"Evet."
Onu sesli mi söyledim ben? Eliyle gözlerini kapattı.
"Peki, prenses hazretleri."
"Teşekkür ederim."
"Rica ederim, görevim." Gülümsedi.
"Peki ya neden geç kaldınız?"
"Tahmin edeyim, arabanız arızalandığı için."
"Nereden bildiniz?"
"6. Hissim iyidir."
"Üşümüş gibi duruyorsunuz, yanımdaki koltuğa geçmeye ne dersiniz?"
"Biz aynı seviyede değiliz."
"Sizin için bir istisnada bulunabilirim, ne de olsa müstakbel eşimsiniz."
